Borsada 40-50 Günlük Kritik Dönem: Fonlar, SPK ve Küresel Riskler Ne Getirecek? | Tonguç Erbaş
Nasıl Bir Ekonomi TV · 2026-09-11
💡 Hızlı Bilgi
1. Önümüzdeki 40-50 günlük kritik süreçte agresif risk alma; portföyde daha korumacı pozisyona geçerek sabit getirili varlıklara ve değerli metallere ağırlık ver.
2. Borsa İstanbul genel endeksinde yeni bir yükseliş rallisi bekleme; endeksin 13.850 – 14.850 puan aralığındaki yatay bantta sıkışmasını bekle.
3. BIST 100 tarafında 15.500 puan direnci yukarı yönlü kırılmadıkça 17.000 – 18.000 hedefli büyük yükseliş pozisyonu açma.
4. Brent petrolün 105 – 108 dolar bandında yüksek seyrettiği ve küresel borç maliyetlerinin arttığı bu dönemde hisse piyasalarında genele yayılan kalıcı yükseliş bekleme.
5. Küresel tahvil faizlerindeki yükseliş ve likidite sıkışıklığı nedeniyle ABD seçimlerine (Kasım ayına) kadar geçen 50-60 günlük sürede dış piyasalarda temkinli kal.
6. Yabancının haftalık 647,6 milyon dolarlık hisse satışına bakarak panik satışı yapma; piyasanın yönünü haftalık yabancı hareketinden ziyade 330 milyar TL'ye ulaşan yerli işlem hacmi belirliyor.
7. Borlease Otomotiv (BORLS) hissesinde dip seviyelere yakın olunsa da acele alım yapma; şirketin temel sorunları çözülmeden ve teknik olarak 3,60 – 4,00 seviyeleri aşılmadan bekle.
8. Fonlardaki kaldıraçlı işlemlerden ve spekülatif serbest fonlardan uzak dur; SPK'nın repo ve teminat düzenlemeleri nedeniyle fon tasfiyeleri ve konsolidasyon riskine karşı hazırlıklı ol.
📊 Detaylı Açıklama
Küresel piyasalarda tahvil faizlerinin tırmanması, petrol fiyatlarının 105 – 108 dolar gibi kritik eşiklerde seyretmesi ve tarım emtialarındaki artış, dünya çapında stagflasyonist bir baskı yaratıyor. Dünyadaki borçluluk oranının reel mal ve hizmet üretiminin üç katına ulaştığını belirten Tonguç Erbaş, sermayenin çok üzerinde risk alındığı bir konjonktürden geçildiğini vurguluyor. ABD 10 yıllıklarının yüzde 5 sınırında, 30 yıllıklarının ise yüzde 5,30 – 5,40 bandında seyretmesi, sistemin uzun süre bu faiz yükünü taşıyamayacağını gösteriyor. ABD Hazine yetkililerinin "tahviller iyi durumda" söylemlerini Titanic batarken müzik çalmaya devam eden orkestraya benzeten Erbaş, önümüzdeki 1 – 1,5 yıllık vadede 2008 krizine veya pandemi dönemine benzer küresel bir finansal türbülansın gündeme gelebileceği konusunda uyarıda bulunuyor.
ABD başkanlık seçimlerine kadar olan yaklaşık 50 – 60 günlük periyotta yatırımcıların kesinlikle tutucu ve korumacı bir strateji izlemesi gerekiyor. Trump'ın seçim vaatleri ve söylemleri piyasalarda geçici bir iyimserlik yaratsa da yüksek faiz ve pahalı enerji dinamikleri kırılmadığı sürece riskli varlıklardaki kaldıraçlı işlemler büyük tehlike barındırıyor. Erbaş, bu süreçte dünya piyasalarının sert bir düzeltmeyle temizlenebileceği veya şirketlerin tekelleşerek ayakta kalacağı bir geçiş evresine girildiğini ifade ediyor. Bu nedenle Kasım ayına kadar bekleme ve defansif pozisyonda kalma stratejisi öne çıkıyor.
Yurt içi piyasalarda 4 Eylül haftasında kaydedilen 647,6 milyon dolarlık yabancı hisse çıkışı piyasada tedirginlik yaratsa da Erbaş bu hareketin abartılmaması gerektiğini savunuyor. Mevcut borsa yapısında yabancı payının ve etkisinin oldukça düşük olduğunu, Borsa İstanbul'un 328 – 330 milyar TL seviyesinde tarihi hacim rekorları kırdığını vurguluyor. Bu ölçekteki rekor hacimlerin döndüğü bir piyasada birkaç yüz milyon dolarlık yabancı giriş-çıkışlarının ana trendi belirlemede yetersiz kaldığını, dolayısıyla bu satış verisi üzerinden panik yapılmaması gerektiğini söylüyor.
Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) attığı adımlar ve Adalet Bakanlığı'nın manipülasyonla mücadele açıklamaları, sermaye piyasalarında yeni bir dönemin başladığına işaret ediyor. Fon piyasasında sermaye yapısı güçlü, personeli yetkin ve riski tek bir hissede yoğunlaştırmayan kurumsal bir yapı inşa ediliyor. Özellikle serbest fonlar ve hisse yoğun fonlar üzerinde denetimlerin artırılmasıyla birlikte, yıl sonuna kadar portföy yönetim şirketlerinde birleşmelerin, tasfiyelerin ve yeni fon ihraçlarında azalmanın görüleceği bir konsolidasyon dönemi bekleniyor. Yüzde 3'ü aşan pay bildirim zorunlulukları ve portföy dağılım şeffaflığı ile yapay fiyatlamaların önüne geçilmesi hedefleniyor.
Repo ve ters repo işlemlerine getirilen yeni düzenlemeler, fonlar üzerinden piyasada yaratılan suni likiditeyi ve kontrolsüz kaldıracı doğrudan kısıtlıyor. Erbaş, geçmişte para piyasası fonlarındaki kaynakların teminatsız veya esnek marjlarla 1'e 3, 1'e 5 gibi yüksek kaldıraçlı hisse işlemlerinde kullanılabildiğini, yeni düzenlemeyle artık fiziki teminat yatırılmadan yapılan işlemlerin tamamen iptal edileceğini açıklıyor. Teminat marjlarının daraltılması, spekülatif işlemlerin kredi musluğunun kısılması anlamına geliyor ve bu durum piyasada kısa vadede likidite daralması yaratsa da orta vadede daha sağlıklı bir fiyat oluşumunu destekliyor.
Borsa İstanbul teknik grafiğini değerlendiren Erbaş, endeksin belirgin bir yöne kırılım yapmasını beklemediğini ve yatay bant hareketinin süreceğini ifade ediyor. Grafikte 200 günlük ve 50 günlük hareketli ortalamaların belirlediği 13.850 ile 14.850 puan aralığının kritik bir denge bölgesi olduğunu, 50 günlük ortalamanın 14.171 seviyesinde bulunduğunu gösteriyor. Endeksin yukarı yönlü gerçek bir trend başlatabilmesi için 15.500 puan direncinin hacimli aşılması şart; bu seviye geçilmeden daha önce hedeflenen 17.000 – 18.000 aralığının masaya gelmeyeceğini net bir şekilde vurguluyor.
Hisse bazlı değerlendirmede Borlease Otomotiv (BORLS) grafiğini inceleyen Erbaş, hissenin halka arz sonrası zirvelerinden sert gerileyerek 2,69 – 2,80 TL seviyelerindeki tarihi dip bölgelerine çok yaklaştığını belirtiyor. Şirkete dair çözülmesi gereken temel ve operasyonel sıkıntılar bulunması nedeniyle yalnızca grafik üzerinden alım yapmanın riskli olduğunu ifade ediyor. Teknik bir toparlanmadan bahsedebilmek ve alım yönünde heyecanlanmak için hissenin en azından 3,60 direncini ve ardından 4,00 seviyesini yukarı yönlü kırmasının beklenmesi gerektiğini dile getiriyor.
Genel portföy dağılımı açısından Erbaş, yatırımcılara önümüzdeki 40 – 50 günlük takvimde risk iştahını frenlemelerini öneriyor. Küresel petrol fiyatları geri çekilmedikçe ve BIST'teki fon konsolidasyonları tamamlanmadıkça endeks bazlı büyük yükselişlerin zor olduğunu yineliyor. Bu süreçte sabit getirili enstrümanlar ile altın ve gümüş gibi değerli metallerin portföyü koruma adına ön planda tutulması gerektiğini, hisse senedi piyasasında işlem yapılacaksa da genele oynamak yerine endeksten bağımsız kendi hikayesi olan hisselere odaklanılmasını tavsiye ediyor.
🎯 Finans Uzmanı Yorumu
Tonguç Erbaş'ın ortaya koyduğu makroekonomik projeksiyon, piyasanın aşırı iyimser kanadına karşı son derece rasyonel, dengeli ve gerçekçi bir uyarı niteliği taşıyor. Özellikle küresel tahvil faizlerinin zirve bölgelerinde kalıcılaşması ve Brent petrolün yüksek seyrinin yarattığı stagflasyon riski, finansal piyasalardaki kaldıraçlı pozisyonları her an kırılabilecek ince bir buz tabakası üzerinde tutuyor. Erbaş'ın küresel borç yükü ile reel üretim arasındaki üç katlık uyumsuzluğa dikkat çekerek 2008 krizine atıfta bulunması, küresel bir likidite şokunun göz ardı edilmemesi gerektiğini net bir şekilde ortaya koyuyor.
Konuşmacının Borsa İstanbul ve riskli varlıklara yönelik duruşu kesinlikle "al" veya "ralliye katıl" yönünde değildir. Aksine, Erbaş net bir şekilde "bekle ve defansta kal" pozisyonunu savunuyor. Endeksin 13.850 – 14.850 bandına sıkıştığını ve yukarıda 15.500 direnci aşılmadan yeni bir ralli hayali kurulmaması gerektiğini belirterek, yatırımcıları gereksiz risk almaktan menediyor. Yayın boyunca çizdiği temkinli çerçeve, piyasada yön arayışının bir süre daha yatay ve yıpratıcı geçeceğinin somut bir göstergesidir.
SPK'nın fonlar ve repo/ters repo mekanizmalarına getirdiği yeni düzenlemeler ise piyasa dinamikleri açısından kritik bir virajdır. Yıllardır piyasa yapıcıları ve spekülatif odakların fon kaynaklarını teminatsız kaldıraç olarak kullanma alışkanlığı, getirilen fiziki teminat zorunluluğu ile bıçak gibi kesilmektedir. Bu adım uzun vadede piyasa şeffaflığı ve yatırımcı güvenliği için devrim niteliğinde olsa da, kısa vadede fon tasfiyeleri ve pozisyon kapatmaları nedeniyle borsa üzerinde likidite baskısı yaratacaktır. Bu durum, Erbaş'ın neden 40 – 50 günlük bir bekleme sürecine işaret ettiğini de gayet net açıklamaktadır.
Bu strateji; günlük al-sat yapan, yüksek kaldıraç kullanan veya genel endeks hisselerinde hızlı getiri kovalayan yatırımcı profili için uygun değildir; zira mevcut bant hareketi bu yatırımcıları testere piyasasında eritebilir. Buna karşın, sermayesini korumayı hedefleyen, sabit getirili araçları (mevduat, para piyasası fonları) değerlendiren ve portföyüne altın/gümüş ekleyen muhafazakar ve orta vadeli yatırımcılar için en doğru stratejik dönemdir.
Özetle mevcut piyasa konjonktüründe net pozisyon: "Agresif hisse alımı yapma, endekste 15.500 seviyesi yukarı kırılana kadar ralli bekleme, küresel riskler ve fon düzenlemeleri netleşene kadar 40-50 gün boyunca beklemede kalarak korumacı varlıklarda biriktir." Şirket bazlı derinliği ve hikayesi olmayan hisselerden kesinlikle uzak durulmalı, nakit gücü korunarak Kasım sonrasındaki olası türbülans veya netleşme anı beklenmelidir.
⚠️ Bu içerik yatırım tavsiyesi değildir.
Kanal: Nasıl Bir Ekonomi TV