Yüz Gerdirme İşlemi Ne Zaman Yapılmalı? Oytun Erbaş Kritik Yaşı Açıklayarak Uyardı - TGRT Haber
TGRT Haber TV · 2026-10-10
💡 Hızlı Bilgi
1. İzmir'de 23 yaşındaki Hatice Öncü'nün burun estetiği ameliyatı sonrası hayatını kaybetmesi üzerine soruşturma başlatıldı; ilgili özel hastanenin epikriz raporunu ve ameliyat notlarını aylarca Adli Tıp Kurumu'na iletmediği ortaya çıktı.
2. Doç. Dr. Oytun Erbaş, yüz gerdirme ameliyatı için ideal dönemin 60-65 yaş aralığı olduğunu, 70 yaş sonrasında kardiyak ve anestezi risklerinin belirgin şekilde arttığını açıkladı.
3. Yüz ve çene bölgesine yoğun dolgu yaptırmanın cerrahi yüz germe operasyonlarında doku yapışıklığına yol açarak operasyon başarısını zorlaştırdığı belirtildi.
4. Tıbbi müdahalelerde epikriz raporlarının eksiksiz tutulması, damar yolu uygulamalarında anaflaksi riski ve diş hekimliği dahil tüm klinik girişimlerde hasta monitorizasyonunun hayati önemi vurgulandı.
📊 Detaylı Açıklama
Programın ana gündem maddelerinden birini İzmir'de yaşanan ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran trajik bir tıbbi vaka oluşturdu. 23 yaşındaki Hatice Öncü, özel bir hastanede geçirdiği burun estetiği operasyonu sonrasında fenalaşarak İzmir Şehir Hastanesi'ne sevk edildi ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından başlatılan adli soruşturmada, ameliyatın yapıldığı özel sağlık kuruluşunun ameliyat notları ve epikriz raporunu aylarca resmi makamlara teslim etmediği ortaya çıktı. Ailenin ve avukatlarının adli tıp sürecinin kasıtlı olarak geciktirildiği yönündeki iddiaları üzerine dosya, ihmal ve tıbbi kusur tespitinin yapılması amacıyla İstanbul Adli Tıp Kurumu'na gönderildi.
Doç. Dr. Oytun Erbaş, yaşanan bu trajedi üzerinden tıbbi dokümantasyonun ve epikriz raporunun hayati önemine dikkat çekti. Epikrizin yalnızca bir evrak değil, hastaya uygulanan anestezi türünden verilen sedasyonun miligramına, ameliyat süresinden nabız, tansiyon, oksijen satürasyonu ve EKG ritimlerine kadar her anı kaydeden bir kılavuz olduğunu belirtti. Türkiye'deki sağlık kuruluşlarında sıklıkla matbu ve ölçüm yapılmadan doldurulan raporlara rastlandığına değinen Erbaş, ayrıntılı zaman çizelgesi içermeyen tıbbi kayıtların olası komplikasyonlarda ya da malpraktis davalarında hekim hatasını veya sürecin seyrini tespit etmeyi imkansız hale getirdiğini ifade etti.
Burun estetiği gibi rutin görülen ameliyatların dahi ciddi riskler barındırdığını vurgulayan Erbaş, operasyon sonrası fenalaşmaların ardında anesteziye bağlı ritim bozuklukları, malign hipertermi, kanama veya anaflaktik şok gibi faktörlerin yatabileceğini aktardı. Ameliyat sonrasında tampon nedeniyle dışarı akamayan kanın ve sekresyonların öksürük refleksinin kaybolmasıyla akciğere kaçarak aspirasyona ve solunum yetmezliğine yol açabileceği belirtildi. Erbaş, hastanın fenalaşması durumunda acil müdahale donanımı, entübasyon cihazı pili ve yoğun bakım altyapısı bulunmayan ve ameliyathane kiralama usulüyle çalışan merkezlerin hayati tehlike oluşturduğunun altını çizdi.
İnvaziv ve yarı invaziv tüm medikal işlemlerde monitorizasyonun ihmal edilmemesi gerektiği hatırlatıldı. Damar yolu açılmasının vücuda doğrudan yabancı madde girişi anlamına geldiğini ve uygulanan basit bir ağrı kesici, antibiyotik ya da vitamin takviyesinin dahi fatal anaflaksiye yol açabileceğini belirten Erbaş; lokal anestezilerin dahi kana karışarak ritim bozukluğu ve epilepsiyi tetikleyebileceğini söyledi. Bu risklerin diş hekimliği kliniklerinde, ozon tedavisi, glutatyon veya damardan serum takviyesi uygulayan özel muayenehanelerde de geçerli olduğunu belirterek, her klinikte temel yaşam desteği ekipmanlarının, adrenalin ve kortizonun hazır bulunması gerektiğini savundu.
Estetik cerrahi ve yaşlanma karşıtı uygulamalar bağlamında yüz gerdirme ameliyatlarının zamanlaması tartışıldı. Erbaş, yüz gerdirme operasyonunun insan hayatında tercihen bir defa ve doğru yaşta yapılması gerektiğini belirterek en ideal dönemin 60-65 yaş arası olduğunu ifade etti. 70'li yaşlardan itibaren genel kardiyovasküler problemler ve anestezi komplikasyonu risklerinin dramatik biçimde yükseldiğini kaydeden uzman, bu yaş grubunda yapılacak yüz ve göz kapağı toparlama operasyonlarının çok daha dikkatli planlanması gerektiğini aktardı.
Son dönemde yüz ve çene hattına uygulanan aşırı dolguların cerrahi müdahaleleri doğrudan baltaladığı açıklandı. Yüz germe operasyonunun temel mantığının cilt ve kas dokularının serbestleştirilip gerilmesine dayandığını belirten Erbaş, doku aralarına ve fasyalara yayılan dolgu maddelerinin yapışıklık ve kapsüllenme yaratarak cerrahın serbestleştirme alanını yok ettiğini söyledi. Bu durumun hem yüz germe başarısını düşürdüğü hem de hyaluronidaz gibi enzimlerle dolgu eritme süreçlerinde alerjik reaksiyon ve doku deformasyonu riskleri doğurduğu vurgulandı.
Cilt yaşlanmasını önleme iddialarıyla pazarlanan mezoterapi ve takviye ürünlerinin sınırlarına da değinildi. Ağızdan yüksek dozda alınan C vitamininin 500 mg üzerindeki kısmının emilmeden atıldığını ve damardan verilen formların da depolanmadığını hatırlatan Erbaş, mezoterapinin tek başına gençlik sağlayamayacağını belirtti. Cildin kolajen üretimini tetiklemek için kontrollü mikro hasar yaratan dermaroller, kuru iğneleme ve hafif peeling gibi uygulamaların daha rasyonel olduğunu; buna karşın cildi sürekli suyla temas ettirerek hidrate tutmanın ve gün boyu biriken ağır metalleri temizlemenin en ucuz ve etkili koruyucu yöntem olduğunu dile getirdi.
Popüler kültürün dayattığı estetik standartları geçmiş ve günümüzün Hollywood ünlüleri kıyaslanarak eleştirildi. Aşırı çene ucu (jawline) ve yanak dolguları sonucu ortaya çıkan yapay görüntüyü "testere sendromu" olarak nitelendiren Erbaş, kadınlarda ve erkeklerde doğal kemik yapısını bozan aşırı hacimlendirmelerin kimlik kaybına yol açtığını ifade etti. Geçmişte olgunluğun bir statü ve güven sembolü olduğunu, günümüzde ise yaşlanma korkusuyla tek tipleşen ve işlevsellikten uzaklaşan bir estetik algısının topluma dayatıldığını ekledi.
🎯 Haber Analisti Yorumu
Bu yayında sunulan tablo, estetik müdahalelerin ve klinik uygulamaların Türkiye'de bir sağlık disiplininden ziyade hızlı tüketim odaklı bir pazar haline geldiğini çarpıcı bir biçimde ortaya koymaktadır. Özellikle İzmir'de yaşanan genç hastanın ölümü ve hastanenin epikriz raporunu gizlemesi, özel sağlık sektöründeki denetim zafiyetlerinin yalnızca hukuki bir ihtilaf değil, doğrudan yaşam hakkı ihlali boyutuna ulaştığını kanıtlamaktadır. "Basit ve risksiz işlem" algısıyla pazarlanan burun estetiği, diş implantı veya damardan vitamin takviyelerinin dahi monitorizasyon eksikliği durumunda ölümcül birer tuzağa dönüşebileceği gerçeği göz ardı edilmemelidir.
Oytun Erbaş'ın yüz gerdirme ameliyatı için 60-65 yaş sınırını çizmesi, estetik cerrahiye dair gerçekçi ve tıp etiğine uygun bir yaklaşımı temsil etmektedir. Günümüzde 20'li ve 30'lu yaşlarda gereksiz yere başlatılan yoğun dolgu, botoks ve mezoterapi uygulamaları, cildin doğal anatomisini bozmanın ötesinde, ilerleyen yaşlarda yapılacak olası cerrahi girişimlerin zeminini yok etmektedir. Dolguların doku fasyalarında oluşturduğu fibrozis ve yapışıklıklar, orta yaş sonrasında ihtiyaç duyulabilecek gerçek rekonstrüktif operasyonları imkansız kılmakta ya da komplikasyon riskini katlamaktadır.
Toplumsal açıdan analiz edildiğinde, bireylerin yaşlanma sürecini doğal bir biyolojik gerçeklik olarak kabul etmek yerine sürekli yapay hacimlerle bastırmaya çalışması, sektör tarafından kışkırtılan sistematik bir güvensizlik politikasıdır. "Testere sendromu" olarak adlandırılan aşırı dolgulu, birbirinin kopyası yüzler; estetik cerrahinin onarıcı misyonundan uzaklaşıp grotesk bir tüketim standardına dönüştüğünün en somut göstergesidir. Bireylerin erken yaşta mucizevi sonuç vaat eden ticari mezoterapi veya ağır dolgu protokolleri yerine; cilt temizliği, hidrasyon ve fiziksel aktivite gibi biyolojik temelli alışkanlıklara yönelmesi gerekmektedir.
Kullanıcılar ve sağlık tüketicileri açısından bu tablodan çıkarılması gereken net aksiyon; estetik ve klinik işlemlerde "bekle ve sorgula" tavrının benimsenmesidir. Tıbbi geçmişi ve komplikasyon yönetimi altyapısı (yoğun bakım, resüsitasyon ekipmanı, entübasyon hazırbulunuşluğu) şüpheli olan ticari kliniklerden uzak durulmalı, ameliyathane kiralama modeliyle çalışan hekimlerin operasyon koşulları mutlaka sorgulanmalıdır. Henüz anatomik deformasyon gelişmemiş erken yaşlarda kalıcı doku hasarı riski taşıyan invaziv işlemlerden kaçınılmalı, cerrahi yüz gençleştirme planları için ise biyolojik ve anestezi risklerinin dengede olduğu 60'lı yaşlar beklenmelidir.
Kanal: TGRT Haber TV