Yatırım Bülteni - "Bu Yılki Son Gelişmeler İle Birlikte İki Faiz İndirimi Bekliyorum" | 5 Ekim 2026
BloombergHT · 2026-10-05
💡 Hızlı Bilgi
1. TCMB politika faizinde Ekim ve Aralık aylarında 100'er baz puandan toplam 200 baz puan indirim bekle.
2. BIST 100 endeksinde 12.000 puan kritik destek seviyesini takip et; 12.500 - 12.600 direnç bandına doğru toparlanmayı bekle.
3. Borsa İstanbul'da taban serisi yapan spekülatif hisseleri alma; endeksten çıkarılan zayıf paylardan uzak dur.
4. BIST tarafında bankacılık ile Tüpraş, Astor ve Aselsan gibi ana sanayi hisselerindeki toparlanma hareketini izle.
5. Euro/Dolar paritesinde Euro alma; Fransa kaynaklı siyasi ve mali riskler ile büyüme farkı Euro'yu 17 ayın en düşük seviyelerinde baskılıyor.
📊 Detaylı Açıklama
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın faiz politikasına dair beklentilerde belirgin bir revizyona gidilmiş durumda. Daha önce yılın geri kalanında yalnızca tek bir faiz indirimi öngörülürken, Eylül ortasında patlak veren yerel fon krizinin yarattığı likidite ve güven şoku süreci hızlandırdı. İç talepte hedeflenenden daha sert bir soğuma emarelerinin belirmesi, Merkez Bankası'nın elini parasal gevşeme yönünde rahatlatıyor. Bu çerçevede piyasa fiyatlamaları ve makro dinamikler, Ekim ve Aralık aylarındaki Para Politikası Kurulu toplantılarında 100'er baz puanlık iki ayrı adımla toplam 200 baz puanlık faiz indirimine işaret ediyor. Politika faizinde yapılacak bu 200 baz puanlık gevşemenin, yüksek seyreden enflasyona rağmen reel faizi pozitif bölgede tutmaya yeteceği ve yabancı yatırımcının carry trade iştahını bozmayacağı öngörülüyor.
Eylül ayı enflasyon verisinde piyasanın aylık %2,20 ve yıllık %30,20 civarındaki beklentisinin çok üzerine çıkılmadığı müddetçe, baz etkisiyle birlikte dezenflasyon eğiliminin sürmesi bekleniyor. Ancak 2026 yıl sonu enflasyon beklentisinin %29,7 ve 2027 projeksiyonunun %24 seviyesine yükselmesi, orta vadeli katılık riskini gündemde tutuyor. Merkez Bankası'nın Ağustos ayında fonlamayı %40'tan %37'ye çekmesi gevşeme isteğini daha önce göstermişti. Önümüzdeki süreçte baz etkisinin zayıflayacağı Kasım-Aralık aylarında dahi fon krizinin yarattığı harcama erteleme eğiliminin fiyatlama davranışları üzerinde aşağı yönlü baskı kurması bekleniyor.
Yurt içi piyasalarda yaşanan fon krizinin sistemik bir finansal istikrar tehdidi oluşturmadığı belirtiliyor. Riskli serbest hisse senedi fonlarının karantinaya alınması, endişe yaratan para piyasası fonunun kontrol altına sokulması ve Evim şirketlerinin Emlak Bankası bünyesine devredilmesi bulaşıcılık riskini sınırlandırdı. Ancak bu krizin hanehalkı ve yatırımcı güveninde derin bir yara açtığı, bireylerin zorunlu olmayan harcamaları öteleyerek nakitte kalma eğilimini artırdığı görülüyor. Tüketim eğilimindeki bu ani yavaşlama, finansal sistemde doğrudan bir çöküş yaratmasa da reel sektörde belirgin bir talep daralması üretiyor.
Borsa İstanbul tarafında 3 haftadır süren satış baskısı sonrasında BIST 100 endeksi 2022'den bu yana devam eden uzun vadeli yükseliş trend desteğine kadar geriledi. Endekste yapılan radikal revizyonla taban serileri yakalayan 27 hissenin endeks dışına çıkarılması, ana göstergeler üzerindeki suni baskıyı hafifletti. Dolar bazında 250 dolar seviyesinin altına inilirken, TL bazında 12.000 puan psikolojik ve teknik destek bölgesi olarak kritik önemini koruyor. Bankacılık endeksi öncülüğünde ve Tüpraş, Astor, Aselsan gibi lokomotif sanayi şirketlerinde toparlanma görülmesi durumunda 12.500 - 12.600 puan seviyeleri ilk güçlü direnç bölgesi olarak hedeflenebilir.
Küresel piyasalarda ABD tarım dışı istihdam verisinin beklentilerin belirgin şekilde altında kalması, ilk etapta piyasalar için olumlu algılanarak faiz artış beklentilerini Ekim ayı için %25'in altına düşürdü. Ancak verinin alt detayları istihdam piyasasında derin bir çöküşe değil, resmi tatiller öncesi mevsimsel yavaşlamaya işaret ediyor. Bu durum ABD'de yaklaşan Senato seçimleri öncesinde Fed'in kenarda kalması ve başkanlık yarışı öncesi Trump ile bir faiz gerilimi yaşamaması için ideal bir zemin sundu. Buna karşın ABD seçimleri geride kaldıktan sonra Aralık ayında Fed'in sıkılaşma adımlarına geri dönmesi muhtemel görünüyor.
Avrupa cephesinde ise tablo zayıflamaya devam ediyor. Fransa'nın artan kamu borçluluğu ve süregelen siyasi belirsizlikleri tahvil faizlerini yukarı iterken, Euro Bölgesi büyüme verilerinin ABD'nin gerisinde kalması Euro/Dolar paritesini 17 ayın en düşük seviyelerine çekti. Avrupa Merkez Bankası'nın faiz artırımları pariteye destek sağlamaktan uzak kalıyor; sermaye tahvil satışları kanalıyla Euro varlıklarından çıkıyor. Dolar endeksinin (DXY) 102,30 seviyelerine tırmanışı, küresel sermayeyi dolarda tutarken İran savaşı ve jeopolitik riskler netleşmeden Euro lehine kalıcı bir dönüş beklenmiyor.
Emtia piyasasında Brent petrolün varil başına 100 doların üzerinde tutunması, rafinaj dizel marjlarının rekor seviyelerde seyretmesi ve taşımacılık maliyetlerindeki sıçrama küresel üretici fiyatları (ÜFE) üzerinde ciddi maliyet baskısı yaratıyor. OPEC+ grubunun Kasım üretim kotalarını sabit tutma kararı arz tarafını sıkı tutarken, Suudi Arabistan ve BAE'nin Asya'ya acil rezerv desteği vermesi ve G7 ülkelerinin acil ham petrol ve dizel rezervlerini piyasaya sürme hazırlığı arz şokunu hafifletmeye çalışıyor. Yüksek enerji fiyatları, küresel uzun vadeli tahvil faizlerinin yüksek kalmasına ve merkez bankalarının enflasyon mücadelesinde temkinli kalmasına yol açıyor.
Reel sektör cephesinde KOBİ kredilerindeki aylık büyüme sınırının %4,5'ten %5'e yükseltilmesi, seçici bir gevşeme adımı olarak öne çıkıyor. Kredi maliyetleri yüksek tutulurken miktarsal kısıtların esnetilmesi, fon krizinin ardından nakit akışı sıkışan sanayici ve KOBİ'lerin finansmana erişimini desteklemeyi amaçlıyor. İhracat tarafında ise Eylül ayında %15,4 artışla 26 milyar dolara ulaşılması ve son 12 aylık ihracatın 283,7 milyar dolarla yıl sonu hedefini erkenden aşması makro dengelenmeye pozitif katkı veriyor. İhracatçıya sağlanan döviz dönüşüm prim desteğinin %2'den %3'e çıkarılması ve süresinin Ocak 2027'ye uzatılması da dış ticaret kanalındaki ivmeyi koruma amacı taşıyor.
🎯 Finans Uzmanı Yorumu
Merkez Bankası'nın faiz indirim döngüsünü fon krizinin yarattığı hasar üzerinden öne çekme senaryosu oldukça rasyonel bir temele dayanıyor. Reel piyasalarda fon krizinin tetiklediği nakit kilitlenmesi ve güven kaybı, geleneksel para politikası araçlarının öngördüğünden çok daha hızlı bir talep daralması yaratmış durumda. Bu bağlamda Ekim ve Aralık aylarında 100'er baz puanlık iki faiz indirimi beklentisi, ekonomiyi resesyonist bir sarmaldan korumak adına makul bir adım olarak değerlendirilebilir. Politika faizinde yapılacak bu ölçülü indirim, mevcut enflasyon patikasında reel faizin pozitif kalmasını engellemeyecektir.
Ancak bu gevşeme patikasının önündeki en büyük tehdit dışsal maliyet baskılarıdır. Brent petrolün 100 dolar üzerinde kalıcılık sağlaması, dizel marjlarındaki tarihi yüksek seviyeler ve küresel navlun maliyetlerindeki artış, içeride kur geçişkenliği olmasa dahi ithal maliyet enflasyonunu körükleyecektir. Dolayısıyla Merkez Bankası'nın faiz indirimi konusunda elinin tamamen serbest olduğunu düşünmek aşırı iyimserlik olur. Yapılacak indirimlerin 2026 yılı için 200 baz puanla sınırlı kalması, 2027 yılına yönelik gevşeme beklentilerinin ise küresel faiz ve enerji görünümü nedeniyle daha temkinli bir çerçevede tutulması gerekmektedir.
Sermaye piyasaları açısından BIST 100 endeksindeki 12.000 seviyesi hayati bir eşiktir. Endeksten likiditesi sığ ve taban serisi yapan 27 hissenin çıkarılması kurumsal yönetim ve teknik sağlık açısından son derece olumlu bir operasyondur. Yatırımcıların bu süreçte genele yayılan bir ralli beklentisine girmeden, nakit akışı güçlü, döviz dönüşüm desteğinden faydalanan ihracatçı sanayi devleri ile faiz indirim döngüsünden marj genişlemesi sağlayacak bankacılık hisselerine odaklanması gerekir. 12.000 seviyesinin altındaki kalıcı kapanışlar riskleri derinleştireceğinden, 12.500 direnci aşılana kadar kaldıraçlı işlemlerden kesinlikle kaçınılmalıdır.
Küresel varlık dağılımında ise Euro tarafındaki zayıflık ve tahvil faizlerindeki yukarı yönlü baskı net bir bekle-gör duruşunu zorunlu kılıyor. ABD istihdam verisinin sağladığı rahatlama geçicidir ve Fed'in seçim sonrası Aralık toplantısında yeniden şahinleşme potansiyeli yüksektir. Avrupa'nın mali kırılganlıkları ve Fransa riski sürdükçe Euro/Dolar paritesinde dip arayışı devam edecektir. Bu konjonktürde portföylerde dolar likiditesini korumak, küresel tahvillerde uzun vadeli alım için acele etmemek ve BIST tarafında sadece 12.000 desteği üzerinde tutunma teyit edildikçe kademeli pozisyon almak en dengeli yaklaşım olacaktır.
⚠️ Bu içerik yatırım tavsiyesi değildir.
Kanal: BloombergHT