PARA NEREYE GİDİYOR? - 11.09.2026 - DAĞLAR ÖZKAN
İş Yatırım · 2026-09-11
💡 Hızlı Bilgi
1. Hisse senedinde son üç haftanın yabancı girişi 650 milyon dolarlık çıkışla tamamen silindi; borsada aceleci olma, bekle.
2. Devlet tahvili tarafında mevcut yüksek getiriler önemli bir fırsat sunuyor; DİBS pozisyonlarını kademeli biriktir.
3. Para piyasası fonları aylık net %0,66 reel getiri sağlamaya devam ediyor; likit TL enstrümanlarda kal ve pozisyonunu koru.
4. TL vadeli mevduattaki haftalık 146 milyar TL'lik çözülme mevsimsel nakit ihtiyacından kaynaklanıyor; panik yapma, TL faizinde kal.
5. DTH hesaplarında çözülme sürüyor ve dolarizasyon baskısı bulunmuyor; dövize yönelmek için bir gerekçe yok, alma.
6. Eurobond tarafında yabancı hareketi zayıf kalırken Hazine kağıtlarından banka ihraçlarına sınırlı geçiş var; Eurobond'da beklemede kal.
7. Kart harcamalarında büyümesi sert yavaşlayan havayolları ve giyim sektörlerinde temkinli ol; tüketim odaklı hisselere dikkat et.
📊 Detaylı Açıklama
TCMB rezervleri tarafında 9 Eylül analitik bilanço verilerine göre swap hariç net döviz pozisyonu 49 milyar dolar, brüt rezervler ise 185 milyar dolar seviyesinde yatay bir bantta seyrediyor. Konuşmacı, rezervlerin savaş öncesi zirvelere kıyasla daha geride olsa da mevcut düzeyin dış finansman ve ödemeler dengesi açısından sürdürülebilir bir patikada kaldığını, bu cephede makro istikrarı tehdit eden olağanüstü bir baskı görülmediğini ifade ediyor.
Yabancı portföy hareketlerinde 31 Ağustos - 4 Eylül haftasında Türkiye menkul kıymetlerinden yaklaşık yarım milyar dolarlık net sermaye çıkışı kaydedildi. Çıkışın ana sorumlusu 650 milyon dolarlık net satışla hisse senedi piyasası oldu ve bu hareketle önceki üç haftada borsaya giren tüm yabancı kaynak silinmiş oldu. Son iki aydır yabancı ilgisinin zayıf seyrettiğini belirten konuşmacı, sert bir sermaye kaçışı olmasa da Türkiye piyasalarını yukarı taşıyacak kuvvetli bir yabancı akımının bulunmadığını ve hisse senedinde bekleme eğiliminin ağır bastığını vurguluyor.
Borçlanma araçları cephesinde yabancı yatırımcılar belirgin bir aksiyon almadı. Devlet tahvillerinde kayda değer bir hareket olmazken özel sektör tahvillerinde 24 milyon dolarlık, Eurobond tarafında ise sadece 4 milyon dolarlık cılız bir net giriş gerçekleşti. Eurobond detayında Hazine kıymetlerinden sınırlı çıkış olurken banka ihraçlarına giriş gözlendi. Yerli kurumsal tarafta DİBS alımları haftalık bazda eksiye dönse de hanehalkının tahvil ilgisinin devam ettiğine dikkat çekiliyor. Konuşmacı, Türkiye'nin sunduğu yüksek tahvil faizlerinin yerli yatırımcı açısından getiri kilitlemek adına önemli bir fırsat barındırdığı görüşünü savunuyor.
Yerleşiklerin döviz mevduatı (DTH) haftalık 300 milyon dolar azalarak dövize yönelim olmadığını teyit etti; çözülmenin 200 milyon doları gerçek kişilerin döviz ve altın satışlarından kaynaklandı. Buna karşılık yerleşiklerin TL vadeli mevduat hesaplarında 146 milyar liralık sert bir düşüş yaşandı ve dört haftalık hareketli ortalamada TL'ye yönelim eğilimi zayıfladı. Ancak bu gerilemenin yapısal bir TL'den kaçış değil, okula dönüş dönemi harcamalarından doğan nakit ihtiyacı ile önceki iki aydaki aşırı yüksek bazın normalleşmesi olduğu belirtiliyor. Bankacılık sistemindeki TL mevduat payının %61,1 seviyesinde dengelendiği ve TL'nin halen tatminkar bir reel getiri vadettiği ifade ediliyor.
Menkul kıymet yatırım fonları kapsamında para piyasası fonlarından haftalık bazda 33 milyar liralık nominal çıkış görülmesine rağmen, veriler döngüsellikten arındırıldığında TL yatırımlarına ilginin korunduğu aktarılıyor. Hem stopaj hem de aylık enflasyon düşüldükten sonra dahi para piyasası fonlarının aylık %0,66 net reel getiri ürettiğinin altı çiziliyor. Bu pozitif reel faizin yatırımcılar için güvenli bir sığınak sağlamaya devam ettiği ve bu varlık sınıfında konumlanmanın halen makul olduğu belirtiliyor.
Tüketim eğilimlerini yansıtan kartlı harcama verilerinde yıllık toplam tutar büyümesi %42'ye, işlem başına tutar büyümesi ise %23'e gerileyerek iç talepteki yavaşlamayı gözler önüne seriyor. Sektörel ayrışmada sigortacılık harcamaları fiyat artışları ve kart kullanımının yaygınlaşmasıyla %100 seviyesine yaklaşırken, market ve gıda harcamalarında dönemsel bir frenleme izleniyor. Harcama ivmesinde en sert darbe alan alanlar ise büyümesi %30'un altına gerileyen giyim-aksesuar ile %10'un altına inen havayolları sektörü oldu; bu alanların iç talepteki soğumadan doğrudan negatif etkilendiği aktarılıyor.
🎯 Finans Uzmanı Yorumu
Dağlar Özkan'ın paylaştığı veriler, Türkiye piyasalarının yabancı sermaye girişlerinin tıkandığı ve iç talebin hissedilir derecede soğumaya başladığı kritik bir denge aşamasında olduğunu gösteriyor. Yabancı yatırımcının hisse senedi piyasasından son haftada 650 milyon dolar çıkarak önceki üç haftalık alımını tamamen sıfırlaması, BIST üzerinde kurumsal baskının arttığını net biçimde kanıtlıyor. Bu tablo karşısında konuşmacının hisse tarafında aceleci bir alım tavsiye etmemesi ve yabancı girişi yeniden güçlenene kadar temkinli kalınması gerektiği tespiti oldukça rasyonel bir piyasa okumasıdır.
TL mevduat ve para piyasası fonlarındaki haftalık düşüşlerin dövize kaçıştan ziyade mevsimsel harcamalardan (okula dönüş, nakit ihtiyacı) kaynaklanması, makro istikrar çıpasının şimdilik korunduğuna işaret ediyor. Para piyasası fonlarının stopaj ve enflasyon arındırılmış net %0,66 aylık reel getirisi, sermayesini enflasyona karşı korumak isteyen muhafazakar yatırımcılar için halen en cazip alternatif konumundadır. Ayrıca konuşmacının DİBS tarafındaki yüksek getirileri bir "fırsat" olarak nitelendirmesi, olası faiz indirim döngüsü öncesinde tahvil getirisi kilitlemek isteyen orta-uzun vadeli portföyler için önemli bir biriktirme stratejisini desteklemektedir.
Sektörel kart harcamalarındaki veriler ise hisse seçimi yapacak yatırımcılar için kritik bir uyarı niteliğinde. Havayolları büyümesinin %10'un, giyim sektörünün %30'un altına sarkması, iç talep daralmasının şirket ciroları ve kâr marjları üzerindeki baskısının başladığını tescilliyor. Genel portföy mimarisi açısından bakıldığında; dövizde yeni alım yapmanın anlamsız olduğu, hisse senedinde yabancı takası toparlanana kadar agresif alımlardan kaçınılması, ana gövdenin ise reel getiri sunan DİBS ve para piyasası fonlarında korunup biriktirilmesi gereken dengeli bir strateji öne çıkmaktadır.
⚠️ Bu içerik yatırım tavsiyesi değildir.
Kanal: İş Yatırım