Türkiye'nin dibinde İsrail ve Yunanistan nasıl bir sistem kuruyor?
GZT · 2026-09-21
💡 Hızlı Bilgi
1. İsrail ve Yunanistan, Türkiye'yi hedef alan "Aşil Kalkanı" adı verilen büyük bir hava savunma anlaşmasını 31 Ağustos'ta Tel Aviv'de imzaladı.
2. Anlaşma kapsamında Yunanistan, savunma mimarisinin hava savunma ve istihbarat sistemlerini İsrail'e ihale ederken, 28 milyar dolarlık genel bütçenin ilk aşamada 3 milyar euroluk kısmı konuşuluyor.
3. Yunanistan medyasında ve kamuoyunda, İsrail'in kaynak kodlarını ve kritik dataları paylaşmayacağı ya da bu bilgileri siyasi şantaj ile ekstra yedekleme için kullanacağı yönünde ciddi egemenlik tartışmaları yaşanıyor.
4. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'ın oluşturduğu Mekke İttifakı bloğuna karşı, İsrail ve Yunanistan öncülüğünde Güney Kıbrıs Rum Kesimi ve Hindistan gibi unsurların da dahil olduğu dörtlü ve altılı yeni bölgesel hatlar ve paktlar şekilleniyor.
5. Uzmanlar, Yunan toplumunun elitlerin aksine güçlü bir İsrail karşıtlığına sahip olduğunu, adaların yabancı ülkelere üs olarak verilmesinin ve savunmanın dışına çıkılmasının Yunan egemenliğini zedelediğini belirtiyor.
📊 Detaylı Açıklama
İsrail ile Yunanistan arasında imzalanan "Aşil Kalkanı" projesi, üç yıldır sürdürülen görüşmelerin ardından 31 Ağustos'ta Tel Aviv'de resmiyet kazandı. Her ne kadar zamanlaması İstanbul'daki Mekke Savunma Anlaşması sekretaryası toplantısının hemen öncesine denk getirilerek bölgesel bir hamle olarak okunsa da, projenin temelleri çok daha öncesine dayanıyor. Ancak bu denk geliş, iki ülkenin Türkiye'yi hava savunma sistemleri üzerinden çevreleme stratejisinin somut bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Projenin ismi olan Aşil, Yunan mitolojisinde savaşçı kimliğini ve Anadolu'ya ilk ayak basan figürü temsil ediyor. Bu tercih, anlaşmanın yalnızca teknik bir silah alışverişi olmadığını, aynı zamanda entelektüel ve mitolojik bir Türkiye karşıtlığı üzerine bina edildiğini gösteriyor. İsrail'in yıllık 19 milyar dolarlık silah ihracatının yüzde 30'una denk gelen bu süreç, Yunanistan'ın 28 milyar dolarlık devasa savunma bütçesinin başlangıç adımını oluşturuyor.
Yunanistan, son yıllarda ekonomik darboğazlar ve ödeme aksaklıkları nedeniyle Amerikan ve Fransız sistemlerinden cayarak hava savunma ve istihbarat ağını büyük ölçüde İsrail'e devretmiş durumda. Anlaşma çerçevesinde 18-19 Yunan şirketinin teknoloji transferi için İsrail ile anlaşması yerli üretim söylemi üretse de, pratikte Yunanistan'ın hava egemenliğinin İsrail'e transfer edilmesi anlamına geliyor.
Anlaşmadaki en büyük kriz noktalarından biri kaynak kodları ve veri güvenliği meselesidir. İsrail'in geçmişte Pegasus gibi skandallarla dünya genelinde devletlerin iç işlerine müdahale ettiği ve bilgileri şantaj aracı olarak kullandığı biliniyor. Yunan kamuoyunda ve medyasında, kriz anlarında İsrail'in bu yazılımları Yunanistan aleyhine kullanıp kullanmayacağı ya da verileri kendi ülkesine yedekleyip yedeklemeyeceği ciddi bir egemenlik sorunu olarak tartışılıyor.
Bölgesel denklemde ise İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi 2025 yılında 2.500 kişilik ortak bir askerî güç paktı oluşturma iradesi ortaya koydu. Bu hat, Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan bloklaşması karşısında konumlanırken; Mısır ve Azerbaycan gibi pivot ülkeler dengeleyici aktörler olarak öne çıkıyor. Özellikle Levant bölgesindeki Lübnan, Suriye ve Ürdün gibi ülkeler, bu genişleyen eksenin Akdeniz'deki baskısından ciddi endişe duyuyor.
Yunanistan iç siyasetinde de durum tek sesli değil. Toplumun geniş kesimleri ve sol muhalefet, tarihsel travmalar ve İsrail karşıtlığı nedeniyle bu derin askerî angajmana tepki gösteriyor. Başbakan Miçotakis'in erken seçim planları ve artan hayat pahalılığı ortamında 28 milyar euroluk savunma bütçesine kaynak aktarılması, ülkede ekonomik ve siyasi huzursuzlukları tırmandıran temel faktörler arasında yer alıyor.
Türkiye ise bu kuşatma girişimine karşı sadece askerî tedbirler almakla kalmamalı; aynı zamanda sivil toplum ve propaganda kanallarını etkin kullanarak Yunan kamuoyuna bu ittifakın ülkenin egemenliğini nasıl sarstığını anlatmalıdır. Tarihsel örneklerde olduğu gibi, sivil ve toplumsal muhalefet dinamiklerinin doğru işletilmesi, komşu ülkedeki yanlış politikaların sorgulanmasında kritik bir rol oynayabilir.
🎯 Haber Analisti Yorumu
İsrail ve Yunanistan arasında hayata geçirilen Aşil Kalkanı projesi, iki ülkenin taktiksel bir silah ticaretinden öte, Doğu Akdeniz'de Türkiye'yi çevrelemeyi amaçlayan kalıcı ve stratejik bir eksen inşa etme çabasıdır. Bu pakt, bölgedeki mevcut güç dengelerini zorlarken, taraflar arasındaki jeopolitik rekabetin teknoloji ve istihbarat alanına tamamen evrildiğini net bir şekilde göstermektedir.
Anlaşmanın en zayıf halkasını, Yunanistan'ın millî egemenliğini ve veri güvenliğini doğrudan İsrail'e teslim etme riski oluşturur. Kaynak kodlarının kontrolünün yabancı bir istihbarata verilmesi, kriz ve savaş senaryolarında Yunanistan'ı kendi topraklarında stratejik bir bağımlılık ve olası bir şantaj sarmalına sokabilir; bu durum uzun vadede Atina için sürdürülebilir değildir.
Bölgesel aktörler açısından bu hamle, Ortadoğu ve Kuzey Afrika hattında yeni ve kırılgan bloklaşmaları tetiklemektedir. Mekke İttifakı gibi karşı blokların güç kazanması, İsrail-Yunanistan ikilisinin Doğu Akdeniz'deki yalnızlaşma korkusunu artırırken, Mısır ve Azerbaycan gibi dengeleyici ülkelerin tutumunu kritik bir eşiğe taşımaktadır.
Türkiye, bu kuşatma stratejisine karşı askerî kapasitesini artırmanın yanı sıra, Yunan kamuoyundaki rahatsızlıkları ve sivil toplum dinamiklerini hedefleyen akılcı bir stratejik iletişim dili izlemelidir. Karar alıcılar ve güvenlik bürokrasisi, bu ittifakların yarattığı riskleri yakından izleyerek çok boyutlu bir caydırıcılık politikasını kararlılıkla uygulamalıdır.
Kanal: GZT