Türk Ordusu Yemen'e Birlik Gönderecek Mi? | A Haber
A Haber · 2026-10-25
💡 Hızlı Bilgi
1. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki 16 maddelik Mekke Ortak Savunma Anlaşması TBMM onayına sunuldu.
2. Anlaşmadaki karşılıklı savunma maddesi gereği Türk askerinin Suudi Arabistan'a konuşlanması için meclisten tezkere çıkması gerekiyor.
3. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Suudi Arabistan'a doğrudan kara askeri sokmak yerine Koral, Hisar ve Siper gibi hava savunma ve elektronik harp desteği vereceği açıklandı.
4. Husilerin Suudi Arabistan petrol tesislerine ve havalimanlarına saldırıları ile Netanyahu'nun Riyad'a normalleşme çağrıları, yeni ittifakı bozma hamlesi olarak yorumlandı.
5. Türk Silahlı Kuvvetleri, Doğu Akdeniz'deki deniz gerilimine karşı Antalya'da Milli İnsansız Deniz Sistemleri Tatbikatı 2026'yı 18 gemi ve 1300 personelle icra etti.
📊 Detaylı Açıklama
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında ağustos ayında imzalanan 16 maddelik Mekke Ortak Savunma Anlaşması kanun teklifi olarak TBMM'ye geldi. Anlaşmanın en kritik şartı, taraflardan birine yapılacak saldırının diğer iki ülkeye de yapılmış sayılacak olması. Metne göre taraflar ilk 10 yıl boyunca anlaşmadan çekilemiyor. Uzmanlar bu paktın bölgede ABD ve İsrail eksenli kurulmak istenen düzene karşı güçlü bir denge unsuru olduğunu söylüyor.
Doktor Gökhan Nederi, kamuoyundaki "Mehmetçik Yemen'e mi gidiyor?" tartışmalarına açıklık getiriyor. Dışarıya asker göndermek için Cumhurbaşkanlığı tezkeresi gerektiğini hatırlatan Nederi, doğrudan Yemen dağlarına piyade sürme zorunluluğu olmadığını söylüyor. Metin, saldırıya uğrayan müttefike kendi sınırlarını koruması ve caydırıcılığını artırması için askeri destek sağlamayı öngörüyor. Türk askeri halihazırda danışmanlık ve eğitim gibi çeşitli görevlerle Suudi Arabistan topraklarında bulunuyor.
Gazeteci Ercan Gürses, TBMM'den çıkacak bir tezkere ile Mehmetçik'in Suudi Arabistan'da konuşlanmasında hiçbir sakınca görmüyor. Türkiye'nin daha önce Somali, Libya, Katar, Suriye ve Irak'ta askeri varlık gösterdiğini hatırlatan Gürses, bu hamlelerin Akdeniz ve Ortadoğu'da Türkiye'nin elini nasıl güçlendirdiğini vurguluyor. Gürses'e göre Yemen'de zaten Suudi askeri bile bulunmuyor; dolayısıyla Türkiye'nin önceliği Yemen dağlarına girmek değil, Mekke, Medine ve Hicaz bölgesinin güvenliğini teminat altına almak.
Uluslararası ilişkiler uzmanı Doktor Necmettin Mutlu, Suudi Arabistan'ın geniş çöl coğrafyası nedeniyle ciddi hava savunma açıkları yaşadığına dikkat çekiyor. Husiler asimetrik harp taktikleriyle havalimanlarını ve petrol tesislerini hedef alıyor. Suudilerin elindeki Amerikan Patriot sistemleri ise teknik kısıtlar ve mühimmat baskısı yüzünden bu saldırıları tek başına durduramıyor. Türkiye'nin burada Koral, Hisar ve Siper gibi yerli elektronik harp ve hava savunma sistemleriyle devreye girmesi bekleniyor.
Doktor Mutlu, Türkiye'nin Kızıldeniz tecrübesinin 2011 Mogadişu ziyaretiyle başladığını ve Mogadişu'daki Türksom askeri üssüyle kurumsallaştığını anlatıyor. Sevakin Adası projeleri ve Katar'daki üs ile bölgeyi iyi tanıyan Türk devlet aklı, plansız bir maceraya atılmıyor. Dünyanın en büyük petrol ihracatçısı ve en büyük savunma tüketicilerinden biri olan Suudi Arabistan'ın Türk savunma sanayii ürünlerini sahada kullanması, Türkiye'ye çok ciddi stratejik ve ticari üstünlük getirecek.
Ercan Gürses, ittifakın sacayaklarını çok net özetliyor: Suudi Arabistan büyük bir finansal güç, Pakistan nükleer bir güç, Türkiye ise sahada ordusuyla rüştünü ispatlamış gerçek bir kurucu devlet. Gürses'e göre Batılı ülkelerden alınan trilyonlarca dolarlık silahlar kriz anlarında çalışmıyor ya da kısıtlamalara takılıyor. Türkiye'nin sağlayacağı gerçek savunma şemsiyesi, bölgedeki dış müdahalelere ve İsrail ile Yunanistan ekseninin baskılarına set çekecek nitelikte.
Programda Husilerin eşzamanlı saldırıları da masaya yatırılıyor. Normalde İsrail'e karşı savaştığını söyleyen Husilerin tam da Mekke Paktı meclise gelirken Suudi petrol şirketi Aramco tesislerine ve havalimanlarına saldırması tesadüf görülmüyor. Aynı anda Netanyahu'nun Riyad'a İbrahim Anlaşmaları üzerinden normalleşme ve güvenlik desteği teklif etmesi, Mekke İttifakı'nı daha doğarken baltalama planı olarak yorumlanıyor. Necmettin Mutlu, Türkiye'nin bu 36 aylık stratejik hazırlıkla İsrail'in planlarını şimdiden bozduğunu ifade ediyor.
Yayın boyunca Doğu Akdeniz'deki son gelişmeler de aktarılıyor. TSK, Antalya açıklarında Milli İnsansız Deniz Sistemleri Tatbikatı 2026'yı icra etti. 18 gemi, 11 hava aracı, 41 savunma-taarruz sistemi ve 1300 personelin katıldığı tatbikatta otonom kara aracı Barkan ve amfibi komandolar meskun mahal görevlerini başarıyla tamamladı. Konuklar, İsrail düşünce kuruluşlarının dahi Doğu Akdeniz'de Türk Deniz Kuvvetleri'ne karşı üstünlük kurulamayacağını kabul ettiğini ve Akdeniz'deki oyunun Türkiye lehine döndüğünü söylüyor.
🎯 Haber Analisti Yorumu
Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Türkiye'nin Ortadoğu ve Körfez jeopolitiğinde sadece arabulucu değil, doğrudan askeri güvenlik mimarı olduğunu gösteren en somut adımdır. Pakistan'ın nükleer caydırıcılığı, Suudi Arabistan'ın finansmanı ve Türkiye'nin operasyonel ordu gücü birleştiğinde, Batı merkezli geleneksel güvenlik şemsiyelerine ilk kez gerçekçi bir alternatif çıkıyor. TBMM'ye gelen teklif, Ankara'nın Körfez'deki varlığını sembolik bir iş birliğinden çıkarıp bağlayıcı bir savunma paktına dönüştürüyor.
Sahadaki askeri gerçeklik, kamuoyundaki "Mehmetçik Yemen çöllerinde savaşacak" kaygılarının temelsiz olduğunu gösteriyor. Yemen'deki vekil çatışmasına doğrudan bir kara tugayı sürmek Türk askeri doktrinine uymaz. Beklenen hamle; Somali ve Katar örneklerinde olduğu gibi, Suudi kritik altyapılarını koruyacak radar, Siper ve Hisar bataryaları ile Koral elektronik harp sistemlerinden oluşan bir teknolojik üs modelidir. Bu hamle Husilerin asimetrik İHA ve füze tehditlerini kırarken, Türk savunma sanayiinin Körfez pazarındaki yerini perçinleyecektir.
Bu ittifakın önündeki en büyük risk, İran ve İsrail gibi iki zıt kutbun aynı anda bu paktan rahatsızlık duymasıdır. Tahran destekli Husilerin Suudi petrol tesislerini hedef alması ile Netanyahu'nun Riyad'a "güvenlik için İbrahim Anlaşması'na gelin" çağrısı yapması, yeni paktı sabote etme planının iki yüzüdür. Riyad yönetimi eğer Washington ve Tel Aviv'in güvenlik şantajlarına boyun eğerse ittifak kâğıt üzerinde kalabilir; ancak Türkiye'nin sahada somut koruma sağlaması bu tuzağı boşa çıkaracaktır.
Bundan sonraki süreçte izlenecek tek kritik gelişme, TBMM'den onay çıktıktan sonra Riyad yönetimiyle imzalanacak olan uygulama protokollerinin kapsamı ve Suudi topraklarına konuşlandırılacak ilk Türk hava savunma bataryalarının resmi sevkiyat takvimidir.
Kanal: A Haber