TCMB Faizi İndirecek mi? Burcu Ünüvar: “İndirim İçin Alan Var Ama Sınırlı
Nasıl Bir Ekonomi TV · 2026-10-22
💡 Hızlı Bilgi
1. TCMB faiz indiriminde aceleci olma; indirim alanı var ama oldukça sınırlı.
2. Peş peşe seri faiz indirimi bekleme; Merkez Bankası Ekim ayında indirirse Aralık ayını pas geçmeli.
3. Piyasanın erken faiz indirimi havasına kapılma; enflasyon düşmeden gelen indirim talebi ciddi risk taşıyor.
4. Döviz ve rezerv tarafında gevşemeyi bekleme; Merkez Bankası eskisinden daha çok rezerve ihtiyaç duyuyor.
5. Emtia ve gıdada yukarı yönlü risklere karşı tetikte kal; süper El Nino ve enerji maliyetleri kapıda.
📊 Detaylı Açıklama
Burcu Ünüvar, Merkez Bankası’nın olası faiz indiriminin piyasada artık kendi kendini gerçekleştiren bir kehanete dönüştüğünü söylüyor. Kurum olarak son çeyrekte zaten tek bir faiz indirimi bekliyorlardı. Ünüvar’a göre adımın Ekim ya da Aralık ayında gelmesi tek başına belirleyici değil. Asıl kritik nokta, ilk indirimden sonra bankanın karar metninde yeni bir indirim sinyali verip vermeyeceğidir. Eğer banka Ekim ayında sembolik bir adım atarsa, kredibilitesini korumak için Aralık toplantısını mutlaka pas geçmelidir.
Konuşmacı, 2021 yılındaki kontrolsüz faiz indirimlerinin yarattığı kur şokunun tekrarlanma riskine dikkat çekiyor. Bangkok’taki toplantılarda Merkez Bankası Başkanı’nı dinleyen Ünüvar, yönetimin "eskisinden çok daha fazla rezerve ihtiyacımız var" mesajını çok değerli buluyor. Bu temkinli yaklaşım, kuru zıplatacak kontrolsüz bir faiz indiriminin masada olmadığını gösteriyor. Sıkı para politikası ile rezerv birikimi doğrudan birbirine bağlı çalışıyor ve Merkez Bankası bu dengeyi bozmak istemiyor.
Piyasadaki genel faiz indirimi sabırsızlığı Ünüvar’ı ciddi şekilde rahatsız ediyor. İdeal şartlarda faiz, enflasyon düştüğü ya da hedefe yaklaşıldığı için indirilir. Oysa Türkiye’de piyasa aktörleri enflasyonun hızla ineceğine inanmadığı halde faiz indirimi talep ediyor. Finansal koşullar ve faizler yüksek seyrediyor ama enflasyon da aynı şekilde çok yüksek kalmaya devam ediyor. Üstelik süper El Nino etkisiyle gıda fiyatlarında beklenen artış ve küresel emtia baskısı faiz indirim alanını iyice daraltıyor.
Ekonomist, enflasyonla mücadelede maliye politikasının ve bütçe dengesinin sürekli göz ardı edildiğini vurguluyor. Dünyada artan borç yükü Amerikan on yıllık tahvil faizlerini yukarı çekiyor ama küresel zirvelerde maliyeciler yerine sadece merkez bankacıları konuşuluyor. Türkiye’de ise sadece bütçe açığının milli gelire oranına bakarak durumu okumaya çalışmak eski bir ezberden ibaret kalıyor. Asıl odaklanılması gereken konu, toplanan vergilerin nereye ve nasıl harcandığı yani bütçenin kalitesidir.
Ünüvar, devletin yaptığı her harcamanın enflasyon yaratacağı tezine kesin bir dille karşı çıkıyor. Türkiye’deki enflasyon sadece talep fazlasından değil, sanayideki arz darboğazlarından da besleniyor. Devlet okullarına ve kamu hastanelerine bütçeden pay aktarmak hayat pahalılığını artırmaz; tam tersine özel okul ve sağlık faturalarını düşürerek enflasyonu aşağı çeker. Ne var ki mevcut bütçe anlayışı bu tür köklü ve kalite odaklı bir değişime henüz hazır görünmüyor.
🎯 Finans Uzmanı Yorumu
Burcu Ünüvar'ın faiz konusundaki duruşu piyasanın genel gevşeme hevesine karşı net bir uyarı niteliği taşıyor. Merkez Bankası'nın sınırlı bir faiz indirimi yapma alanı bulunuyor ancak bunu bir faiz indirim döngüsüne çevirmek çok büyük bir hata olur. Piyasadaki aktörler şirket bilançolarını rahatlatmak amacıyla faiz indirimi istiyor; fakat enflasyonun ana eğilimi henüz buna izin vermiyor. Reel sektörün borçlanma maliyeti yüksek olsa da, erken atılacak kontrolsüz bir adım kuru ve enflasyonu yeniden patlatma riski barındırıyor.
Konuşmacının pozisyonu açıkça "bekle ve temkinli kal" çizgisinde duruyor. Rezervlerin kalitesi ve miktarı hala kırılgan bir zeminde ilerlerken, 2021 benzeri bir politika hatasının maliyeti çok ağır olur. Ünüvar, gıda ve enerji tarafındaki maliyet artışlarını hatırlatarak küresel risklerin bitmediğini çok doğru şekilde ortaya koyuyor. Bu nedenle para politikasında agresif bir gevşeme senaryosunu fiyatlamak ya da buna güvenerek borçlanmak yatırımcı ve işletmeler için ciddi bir tuzaktır.
Maliye politikası konusundaki tespitler ise ezber bozan bir gerçeği işaret ediyor. Her bütçe harcaması enflasyon üretmez; eğitim ve sağlık gibi temel hizmetlerin kamusal niteliği zayıfladıkça vatandaş özel sektöre mahkum oluyor ve hizmet enflasyonu katılaşıyor. Devlet arz açıklarını kapatacak üretken alanlara yatırım yapmadığı sürece, faizi tek başına yüksek tutarak enflasyonu kalıcı biçimde düşüremeyiz. Özetle; piyasa aktörleri aceleci faiz indirimi beklentilerini törpülemeli, nakit akışını sıkı tutmalı ve bütçede mucizevi bir yapısal dönüşüm beklememelidir.
⚠️ Bu içerik yatırım tavsiyesi değildir.
Kanal: Nasıl Bir Ekonomi TV