Tarım Analiz - "Fındıkta Destekleme Modelini Bölgesel Bazda Yeniden Düzenlemeliyiz" | 21 Ekim 2026
BloombergHT · 2026-10-21
💡 Hızlı Bilgi
1. Fındık üreticisi için serbest piyasa fiyatlarını bu seviyeden alma; fiyatlar şu an kaliteye göre 180 ila 200 lira bandında seyrediyor.
2. TMO alım fiyatı Giresun kalite için 255 lira, Levant kalite için 250 lira seviyesinde açıklansa da serbest piyasa bu seviyelerin altında kalıyor.
3. Geçen sezondaki rekolte düşüklüğü ve tarihi yüksek fiyatlar ihracatı miktar bazında 197 bin tona düşürdü, bu yüzden aşırı fiyat dalgalanmalarına karşı temkinli bekle.
4. Düz ovalarda maliyet düşük, eğimli arazide ise maliyet yüksek; bu yüzden üretici bazında farklılaşan arz fazlası riskine dikkat et.
5. Doğu Karadeniz'deki eğimli arazilerde fındıktan başka alternatif yok, bu bölge için özel destek modeli gelene kadar acele etme.
📊 Detaylı Açıklama
Programda Ulusal Fındık Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Cem Şencak, hasat sezonu bittikten sonra fındık piyasasının güncel fotoğrafını çekiyor. Geçen yıl don olayları ve aşırı kuraklık nedeniyle arz talep dengesi bozulmuş, fiyatlar aşırı yükselmiş ve ihracat 197 bin ton gibi tarihi bir düşük seviyeye gerilemişti. Bu sezon ise arz fazlası ve hava şartlarının etkisiyle fiyatlar baskılanmış durumda.
Serbest piyasada fındık fiyatları kalitesine göre 180 ila 200 lira arasında işlem görüyor. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) ise Giresun kalite için 255 lira, Levant kalite için 250 lira alım fiyatı açıkladı. Fiyatlar arasındaki makasın açılması, piyasadaki arz fazlasından kaynaklanıyor ve serbest piyasa tamamen alıcının belirlediği koşullara göre hareket ediyor.
Üretim maliyetleri coğrafi konuma göre ciddi farklar gösteriyor. Düz ovalarda üretim maliyeti 2 doların altındayken, Doğu Karadeniz'in eğimli arazilerinde maliyet 4 doların üzerine çıkıyor. Düz ovalarda fındık ekimi serbestçe artmaya devam ederken, dağlık ve eğimli arazilerde başka bir ürün alternatifi bulunmuyor.
Eğimli arazilerdeki üreticinin ortalama verimi dekar başına 100 kilogramın altında kalıyor ve miras yoluyla bahçeler küçülüyor. Konuk, 2009 yılında uygulanan dönüm başına 100 dolarlık desteğin zamanla eridiğini ve günümüzde çok düşük seviyelere gerilediğini vurguluyor. Doğu Karadeniz'in eğimli arazilerindeki üreticiyi korumak için bu destek modelinin yeniden revize edilmesi gerektiği savunuluyor.
Kahverengi kokarca zararlısı Gürcistan üzerinden Türkiye'ye girdi ve 2023 yılından beri fındık kalitesini ve rekolteyi ciddi şekilde tehdit ediyor. Bunun yanı sıra aşırı yağışlar hem toplama sezonunu geciktirdi hem de ürünün kurutulma sürecine zarar vererek kalite kayıplarına yol açtı.
Türkiye dünya fındık üretiminin yüzde 65 ila 70'ini gerçekleştirse de verimlilik konusunda Şili, Azerbaycan ve Gürcistan gibi ülkelerin gerisinde kalabiliyor. Eğimli arazilerdeki yaşlı köklerin yenilenmesi ve iyi tarım uygulamalarının yaygınlaşması, hektar başına düşen verimi artırmak için en temel çözüm olarak gösteriliyor.
Fındık işleme sanayinde Türkiye'nin son derece modern tesislere sahip olduğu belirtilse de, asıl eksiklik kabuklu veya kavrulmuş ihracatın ötesine geçip global ölçekte rekabetçi çikolata ve kremalı ürün markaları yaratmakta yaşanıyor. Yerli sanayicinin katma değerli ürün ve reklam bütçeleriyle desteklenmesi, 2.5 milyar dolarlık ihracat gelirini artırmanın anahtarı olarak sunuluyor.
🎯 Finans Uzmanı Yorumu
Tarım ve emtia piyasalarında arz ve talep dengesizliğinin fiyatlar üzerinde ne kadar yıkıcı olabileceği fındık sektörü üzerinden net bir şekilde görülüyor. Geçen sezonki arz kıtlığının yarattığı spekülatif fiyat balonu, bu sezon yerini arz fazlası ve düşük serbest piyasa fiyatlarına bırakmış durumda; bu da yatırımcı ve üretici için öngörülebilirliği ortadan kaldırıyor.
Konuşmacının dile getirdiği bölgesel maliyet uçurumu, tarım politikalarının coğrafi gerçeklere göre esnetilmesi gerektiğini açıkça ortaya koyuyor. Düz ovada düşük maliyetle yüksek kâr elde eden üretici ile eğimli arazide yüksek maliyetle hayatta kalmaya çalışan üretici aynı kefeye konulduğu sürece sosyal göç ve üretimden kopuş kaçınılmaz bir risk olmaya devam edecektir.
Fındıkta sürdürülebilirliğin anahtarı ucuz maliyetli üretim değil, dekar başına verimliliği artırmak ve kahverengi kokarca gibi tarımsal zararlılarla etkin mücadele etmektir. Verimlilik artırılmadan sadece destekleme fiyatlarıyla piyasayı domine etmeye çalışmak uzun vadede küresel rakiplerin önünü açmaktadır.
Ham fındık ihracatından katma değerli niş ürünlere ve küresel markalara geçiş yapılmadığı sürece Türkiye'nin dünya pazarındaki ezici üstünlüğü ekonomik avantaja tam olarak dönüşemeyecektir. Yatırımcılar ve sektör paydaşları için mevcut piyasa koşullarında aceleci alım veya satım hamleleri yerine, bölgesel desteklerin ve iklim risklerinin seyrini beklemek en rasyonel stratejidir.
⚠️ Bu içerik yatırım tavsiyesi değildir.
Kanal: BloombergHT