Sabah Raporu - "Sermaye Piyasalarını Kalıcı Olarak Daha Güvenli Hale Getirebiliriz" | 26 Ekim 2026
BloombergHT · 2026-10-26
💡 Hızlı Bilgi
1. Borsa İstanbul'da fiyatlar ucuz olsa da nakit sıkışıklığı bitene kadar acele etme, kenarda bekle.
2. Hisse senedinde tavan serisi kovalama dönemini bırak, makul getiriye razı olarak uzun vadeli biriktir.
3. Para piyasası fonlarında getiri marjı zayıfladığı ve çıkış sürdüğü için temkinli kal.
4. Özel sektör tahvillerinde (ÖST) temerrüt dalgası durulmadan ve devlet güvencesi netleşmeden yeni pozisyon alma.
5. Serbest fonlarda 31 Ekim hisse azaltım takvimi piyasaya satış getirebileceğinden kısa vadeli alımları ertele.
📊 Detaylı Açıklama
Açıl Sezen ve Murat Salar, Türk sermaye piyasalarında yaşanan fon krizinin ve regülasyon baskısının etkilerini masaya yatırıyor. Murat Salar, fonlardaki çözülmenin ve güvensizliğin son bir buçuk aydır gündemi rehin aldığını belirtiyor. Piyasayı rahatlatmak adına özellikle 1 milyon liraya kadar olan küçük tasarruf sahiplerine gönüllü geri ödemelerin yapıldığını aktarıyor. Bu adım kalabalığı azaltsa da piyasadaki temel tıkanıklığı hemen çözmüyor; kalıcı rahatlama için karar alıcıların piyasa gerçeklerine uygun adımlar atması gerekiyor.
Para piyasası fonlarında yatırımcı algısının bozulduğunu vurgulayan Salar, yatırımcıların tüm fonları aynı kefeye koyarak çıkış yaptığını anlatıyor. Yüzde 36 civarındaki getiri ve yüzde 17,5 stopaj kesintisi sonrası net kazancın mevduat karşısında cazibesini yitirdiğini söylüyor. Fonlardan para çıkışı yaşandıkça portföy yöneticileri nakit yaratmak zorunda kalıyor. Bu durum yaklaşık 1 trilyon liralık büyüklüğe sahip özel sektör tahvili (ÖST) piyasasını doğrudan vuruyor ve şirketlerin borç çevrimini tıkıyor.
Tahvil piyasasındaki temerrüt riskine karşı somut bir çözüm önerisi getiren Murat Salar, kamu ve özel sektör iş birliğiyle bir Kredi Garanti Fonu (KGF) mekanizması kurulması gerektiğini savunuyor. Portföy yönetim şirketlerinin yönettikleri büyüklük oranında bu fona kaynak aktarmasını, kamunun da eşdeğer katkı sunmasını öneriyor. Buradaki amaç batık şirketleri kurtarmak değil, nakit ihtiyacı yüzünden elindeki sağlam kıymetleri satmak zorunda kalan fonlara likidite güvencesi sağlamak.
Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) 28 Ağustos tarihli rehberine değinen uzmanlar, serbest fonlardaki hisse senedi yoğunlaşmasını üçte bir oranında azaltma kuralının ilk uygulama tarihi olan 31 Ekim'in ertelenmesi gerektiğini belirtiyor. Murat Salar, mevcut sığ işlem hacmiyle fonların bu hisseleri satmaya kalkması halinde borsada ciddi çöküş yaşanacağını aktarıyor. Cuma günü sadece 50 milyon dolarlık bir işlemle endeksin yüzde eksi dörtten yüzde eksi bire toparlanabilmesi, piyasadaki derinlik kaybını ve likidite açığını açıkça kanıtlıyor.
Aracı kurumların sermaye yeterliliği baskısı sebebiyle kredili pozisyonları zorla kapattırdığına dikkat çekiliyor. Açıl Sezen, kredili işlemlerin tasfiyesi sırasında Ereğli gibi dev hisselerin bile taban seviyeleri gördüğünü hatırlatıyor. BIST Tüm piyasa değerinin 21,3 trilyon liradan 14,1 trilyon liraya gerilediğini gösteren Salar, şirketlerin yarısından fazlasının defter değerinin altında işlem görmesine rağmen likidite yokluğu yüzünden kimsenin alım yapamadığını vurguluyor.
Yerli yatırımcı tarafında sermaye kaybının ve moral bozukluğunun derin olduğunu belirten Murat Salar, bireysel yatırımcılara kritik uyarılarda bulunuyor. Halka arz tavan serileriyle yüzde onun altındaki kârları beğenmeme devrinin kapandığını, artık temel analiz odaklı ve uzun vadeli biriktirme stratejisine dönülmesi gerektiğini söylüyor. Hanehalkı anketlerinde hisse senedi tercihinin yüzde bir seviyelerine düşmesi, piyasayı yukarı taşıyacak gücün yalnızca yabancı sermaye girişi olabileceğini gösteriyor.
Küresel piyasalarda ise jeopolitik riskler ve emtia rallisi öne çıkıyor. Brent petrolün mart ayındaki 60 dolar bandından 114 dolara fırlaması küresel enflasyon kaygılarını körüklüyor. Fransa ve İtalya'daki bütçe gerilimleri, Brezilya seçimlerinde Lula'nın zaferi sonrası piyasa tedirginliği ve Sırbistan'daki sokak hareketleri küresel ölçekte risk iştahını baskılıyor.
Programın Asya piyasaları bölümünde Sadi Kaymaz, Güney Kore ve Çin gelişmelerini aktarıyor. Goldman Sachs'ın Kospi endeksi için hedefini 12 binden 9 bine çekerek yüzde 25 aşağı yönlü revize ettiğini belirtiyor. Çin tarafında ise Merkez Komitesi'nin 5. Plenum toplantısından doğrudan büyük bir parasal teşvik çıkmasının beklenmediğini, büyüme ve tüketime dair verilecek mesajların izlenmesi gerektiğini aktarıyor.
🎯 Finans Uzmanı Yorumu
Borsa İstanbul'da fiyat çarpanları ve şirket değerlemeleri tarihsel iskonto seviyelerinde bulunsa da salt ucuzluk üzerinden hisse almak şu aşamada ciddi bir tuzak barındırıyor. Murat Salar'ın ısrarla altını çizdiği likidite krizi çözülmeden, teknik ya da temel gerekçelerle yükseliş trendi beklemek gerçekçi değil. Piyasada alıcı çekingen kalırken aracı kurumların kredi tasfiyeleri ve fonların zorunlu satışları tahtalara kontrolsüz şekilde geliyor. Likiditenin ilk öncelik olduğu bu evrede yeni pozisyon açmak yerine kenarda nakitte kalarak beklemek en rasyonel yaklaşımdır.
Para piyasası fonları ve özel sektör tahvillerinde yaşanan tıkanma, sermaye piyasalarının geneline yayılma potansiyeli taşıyan bir güven sorununa işaret ediyor. Banka dışı finans kurumlarının tahvil ihraç edememesi ve banka kredi limitlerine takılması reel sektör finansmanını kilitliyor. Portföy yönetim sektörü ile kamunun ortak bir teminat havuzu oluşturması önerisi yerinde bir teşhis; ancak bu sistem devreye girene kadar ÖST tarafındaki temerrüt haberleri para piyasası fonlarındaki çıkışları beslemeyi sürdürecektir.
Düzenleyici otoritelerin zamanlama yönetimi piyasa sağlığı açısından hayati bir viraja girdi. Serbest fonların hisse pozisyonlarını azaltması için öngörülen 31 Ekim tarihinin ötelenmemesi, derinliğini yitirmiş piyasaya yeni bir satış dalgası getirebilir. Bireysel yatırımcının halka arz furyasındaki hızlı kazanç alışkanlığını bırakıp orta ve uzun vadeli biriktirme zihniyetine geçmesi gerektiği tespiti çok doğru; fakat yatırımcının sermayesi eridiği için piyasanın toparlanması doğrudan yabancı girişine ve kurumsal regülasyonların netleşmesine bağımlı kalıyor.
Küresel tarafta Brent petrolün 114 dolara tırmanması, içeride dezenflasyon sürecini ve Merkez Bankası'nın faiz indirim alanını doğrudan tehdit eden bir risk faktörü. Asya piyasalarındaki büyüme endişeleri ve Çin'den güçlü bir teşvik gelmeme ihtimali de dış talep kanalını zayıflatıyor. Özetle hem içerideki fon ve kredi baskısı hem dışarıdaki emtia kaynaklı maliyet baskısı sürerken hisse tarafında agresif alımdan kaçınılmalı; portföylerde nakit ağırlığı korunarak regülasyon takviminin netleşmesi beklenmelidir.
⚠️ Bu içerik yatırım tavsiyesi değildir.
Kanal: BloombergHT