Sabah Raporu - "Fon Tasfiye Sürecinde Piyasada Volatilite Olacak" | 18 Eylül 2026
BloombergHT · 2026-09-18
💡 Hızlı Bilgi
1. Tasfiye sürecindeki fonlarda ve manipülatif hisselerde işlem yapma; tasfiyeler süresince piyasada volatilite yüksek kalacak.
2. Borsa İstanbul'da BIST 30 harici suni fiyatlanan hisselerden uzak dur; kamunun desteklediği sağlıklı şirketlerde kal.
3. Tasfiye kapsamındaki 131 fonun portföyündeki şişirilmiş varlıklar için aşırı iyimser olma; değerlerin sıfıra kadar inme riski var.
4. Normal para piyasası fonları ve sağlam portföylerde paniğe kapılma; Merkez Bankası likiditeyi açtığı için sistemik risk dağıldı, bekle.
5. Piyasa ortalamasının çok üzerinde anormal getiri vadeden hiçbir serbest fonu alma; risk/getiri dengesini mutlaka sorgula.
6. Japon Yeni'nde kısa vadeli değer kaybı ve faiz direnci nedeniyle temkinli kal; BoJ faiz artırımı güvercin algılandığı için acele pozisyon alma.
7. Nikkei ve Japon ihracatçı hisselerindeki yükselişe rağmen banka ve sigorta hisselerinde düşüşe karşı beklemede kal.
8. Çin-ABD ticaret geriliminin 24 Eylül zirvesi öncesi durulması ve robotik tedarik zincirindeki hareketlilik küresel risk iştahı için izlemede kal sinyali veriyor.
📊 Detaylı Açıklama
Türkiye sermaye piyasalarında son dönemin en sarsıcı tasfiye operasyonu başlatıldı. SPK ve Finansal İstikrar Kurulu kararlarıyla 7 portföy yönetim şirketine ait toplam 131 fonun tasfiyesine karar verildi. Bu süreç, yaklaşık 500 bin yatırımcıyı ve toplam büyüklüğü 8,9 trilyon TL'yi (piyasanın yaklaşık %7-8'i) bulan bir büyüklüğü doğrudan etkiliyor. Ponzi mantığıyla çalışan, suni fiyat oluşumlarıyla hisselerin şişirildiği ve ardından nakde dönülemeyip temerrüde düşüldüğü bu yapıların temizlenmesi için kamu ve düzenleyici kurumlar acil ve sert bir neşter vurdu.
Merkez Bankası, fonlardaki temerrüt ve satış dalgasının piyasa geneline sirayet etmesini engellemek için likidite musluklarını sonuna kadar açtı. Bankalara sağlanan günlük likidite limiti 51,5 milyar liradan 510 milyar liraya çıkarılarak 10 kat artırıldı. Ayrıca normalde 100 milyar lira civarında beklenen repo ihalesi 300 milyar lira olarak açılarak piyasaya ihtiyaç duyduğu tüm kaynak sunuldu. Bu hamle sayesinde temerrüde düşen fonlar haricindeki genel fon piyasasından panikle çıkışların önüne geçildi ve sistemik bir kriz engellendi.
Tasfiye sürecinin operasyonel takvimi ve riskleri yatırımcılar için büyük belirsizlikler barındırıyor. Ziraat Portföy ve İş Portföy saklayıcı kurumlar olarak atanırken, MKK ile 2 iş günü içinde mutabakat, 10 iş günü içinde ise borç-alacak mutabakatı yapılacak. Süreç için 3 aylık bir yasal çerçeve belirlendi. Ancak 17 Eylül saat 13.30 öncesinde satış talimatı verenler ile elinde tutmaya devam edenler arasındaki nakit paylaşımı, fonların içindeki nakit varlığın yetersizliği durumunda ciddi hukuki ve teknik tartışmalar doğuracak.
Tasfiyeye konu hisse senetlerinde ciddi bir likidite tuzağı bulunuyor. Fatih Keresteci'nin factoring şirketi örneğinde belirttiği gibi, gerçek adil değeri birkaç yüz milyon dolar olan ancak piyasada suni olarak 17-18 milyar dolar piyasa değerine ulaştırılan şirketlerin hisseleri fondan satılmak istendiğinde karşı tarafta alıcı bulunamayacak. Taban serileri ve %10 marj sınırlamaları nedeniyle bu hisselerin gerçek değerine inmesi ya da sıfırlanması söz konusu olabilir. Bu nedenle fon katılımcılarının ellerine geçecek nihai nakit konusunda aşırı iyimser olmaması gerektiği vurgulanıyor.
Sermaye piyasasında faaliyet gösteren fonlar arasında çok net bir ayrım yapılması gerekiyor. Sağlıklı işleyen, portföyünde Hazine bonosu, ters repo ve likit varlıklar barındıran standart para piyasası fonları ile portföyünde suni fiyatlanmış hisseler ve bunların repo teminatları bulunan serbest fonlar bir tutulmamalıdır. Sağlıklı kurumların fonları için herhangi bir ödeme ya da likidite riski bulunmuyor; yatırımcıların sadece piyasa faizinin üzerinde (%40 yerine %45 gibi) getiri sunan yapılardaki hırs tuzağına düşmemeleri gerekiyor.
Borsa İstanbul genelinde kamunun BIST 30 hisselerine sağladığı destekle panik havası dağıtılmış olsa da tasfiyeler süresince endekste ve özellikle yan tahtalarda sert dalgalanmalar sürecek. Manipülatif yapının kırılması uzun vadede piyasanın rekabet gücünü artıracak, yabancı yatırımcının güvenini tazeleyecek ve Türkiye'nin uluslararası ceza alma riskini ortadan kaldıracaktır. 2001 bankacılık krizinden sonra kurulan denetim mimarisi gibi, bu tasfiye süreci de sermaye piyasalarında yeni ve sağlıklı bir dönemin miladı olabilir.
Küresel tarafta Japonya Merkez Bankası (BoJ) beklentiler doğrultusunda 25 baz puanlık faiz artırımına gitti; ancak karar kurul içindeki iki muhalif üye nedeniyle piyasa tarafından güvercin algılandı. Muhalif üyelerin şerh koyması ve görev süreleri dolacak şahin üyelerin yerine güvercin isimlerin atanabileceği beklentisi, Japon Yeni'nin dolara karşı %1'e yakın değer kaybetmesine yol açtı. Nikkei endeksi kararın ardından %1,8 yükselirken, ihracatçı şirketler değer kazandı ancak faiz marjından nemalanması beklenen bankacılık ve sigortacılık hisseleri geriledi.
ABD ve Çin hattında ise 24 Eylül'de gerçekleşecek Xi Jinping - Donald Trump görüşmesi öncesinde tansiyonun geçici olarak düşürüldüğü görülüyor. ABD tarafının Çin'in atıl kapasitesine yönelik planlanan %20'lik tarifeleri görüşme öncesinde yürürlüğe koymayacağı ve bazı enerji/tarım kalemlerinde indirimlerin masada olduğu belirtiliyor. Bu ılımlı hava ve Elon Musk'ın Tesla Optimus robotlarının seri üretimi için Çinli tedarikçilerle temas kurması, Asya teknoloji ve robotik tedarik zinciri hisselerini yukarı taşıdı.
🎯 Finans Uzmanı Yorumu
Finansal piyasalarda uzun süredir açık bir sır olan serbest fonlardaki suni fiyatlama mekanizmasının nihayet regülatörler tarafından tasfiye masasına yatırılması son derece gecikmiş ancak kaçınılmaz bir operasyondur. Finansal İstikrar Kurulu ve SPK'nın 131 fonu kapsayan bu kararı, piyasa disiplini ve kamu vicdanı açısından zorunluydu. Açıkça bir saadet zinciri dinamiği üreten bu mekanizmanın çökmesi, kısa vadede piyasada kaçınılmaz bir likidasyon sancısı yaratsa da orta-uzun vadede Borsa İstanbul'un kural bazlı bir piyasa haline gelmesi adına olumlu bir temizliktir.
Konuşmacının duruşu, fon tasfiyeleri ve manipülatif hisseler konusunda son derece net bir "kesinlikle alma ve uzak dur" tavrını yansıtmaktadır. Karşı tarafta alıcının olmadığı, defter değerinin yüzlerce katına çıkarılmış varlıklarda yaşanacak taban serileri, bu fonların birim pay değerlerini dramatik şekilde eritecektir. Dolayısıyla tasfiye kapsamındaki fonlardan veya bu fonların ana taşıyıcısı olduğu yan tahta hisselerinden mucizevi bir nakit dönüşü beklemek rasyonel değildir; bu hisselerdeki pozisyonlar için konuşmacı sıfırlanma riskine dahi işaret etmektedir.
Sistemik risk açısından bakıldığında, Merkez Bankası'nın piyasaya sunduğu 510 milyar TL'lik olağanüstü likidite kanalı ve kamu alımları doğru bir kriz yönetimi adımıdır. Ancak bu durum, sistemdeki tüm aktörlerin kurtarılacağı anlamına gelmemelidir. Uluslararası literatürde de belirtildiği gibi, "bırakın batsınlar" ilkesi ahlaki çöküntüyü (moral hazard) önlemek için şarttır. Standart mevduat veya para piyasası faizinin 5-10 puan üzerinde risksiz getiri arayan perakende yatırımcının maliyetinin vergi mükelleflerine veya kamu bankalarına yüklenmesi ciddi bir adaletsizlik yaratır.
Kapanış itibarıyla piyasa stratejisi: Manipülatif yan tahtalardan ve şüpheli serbest fonlardan tamamen uzak durulmalı, panikle kurumsal ve sağlam para piyasası fonlarından çıkış yapılmamalıdır. Tasfiye edilen hisselerin satış baskısı Borsa İstanbul'da 3 aylık süreçte volatilite yaratmaya devam edeceğinden, hisse tarafında sadece derinliği olan, kurumsal yabancı ilgisi görebilecek ve kamunun da desteklediği BIST 30 şirketlerinde seçici kalınmalıdır. Küresel tarafta ise BoJ'un güvercin faiz artışı ve Çin-ABD arasındaki geçici ateşkes, Asya kaynaklı bir küresel risk dalgasını şimdilik ötelemektedir.
⚠️ Bu içerik yatırım tavsiyesi değildir.
Kanal: BloombergHT