Piyasaların Gözü TCMB'de: Faiz ve Enflasyonda Son Beklentiler | Makro Ekonomi
EKOTÜRK TV · 2026-10-20
💡 Hızlı Bilgi
1. BIST geneli için acele etme ve bekle; fon tasfiyeleri piyasa üstünde sert baskı yaratıyor.
2. Köklü sanayi ve holding hisselerinde düşüşleri fırsat bilip kademeli biriktir.
3. Döviz kurlarını bu seviyelerden agresif şekilde alma; aylık sınırlı kur artışı sürecek.
4. TCMB'den beklenen 100 baz puanlık faiz indirimini nötr karşıla; piyasaya can suyu olmayacak.
5. Düşük halka açıklığa sahip spekülatif hisseleri portföyüne kesinlikle alma.
📊 Detaylı Açıklama
Merkez Bankası'nın beklenen 100 baz puanlık faiz indirimi piyasalarda zaten bütünüyle fiyatlandı. Konuşmacı Serdar Pazı'ya göre bu adım tek başına şirketlerin ya da piyasanın finansman derdine derman olamaz. Sıkı para politikasının yanındaki makro ihtiyati tedbirlerin (zorunlu karşılıklar ve sermaye yeterliliği gibi ek kısıtlamalar) piyasayı asıl kitleyen unsur olduğunu belirtiyor. Bu kısıtlamalarda genel bir gevşeme adımı gelmesini beklemiyor.
Özel sektör tahvili (ÖST) piyasasında yaklaşık 1 trilyon liralık devasa bir hacim var. Yatırım fonlarının elinde ise 350 milyar liraya yakın tahvil bulunuyor. Tera tarafındaki 5 milyar liralık aksayan itfa ve Haziran ayına kadar uzanan toplam 35 milyar liralık geri ödeme takvimi ciddi bir tıkanıklığa işaret ediyor. Serdar Pazı, genel bir likidite musluğu açılmasını beklemiyor; çünkü sisteme bol para verilirse bu para enflasyona ve dövize kaçar. Bunun yerine kamu destekli takas tahvilleri veya hedefli mikro çözümler bekliyor.
Şirketlerin toplam döviz kredileri 200 milyar dolara dayanmış durumda. Konuşmacı, Merkez Bankası ve ekonomi yönetiminin döviz cinsi borçlanmayı daha fazla büyütmek istemediğini söylüyor. Zorunlu karşılık cezaları veya ihracat şartına bağlı kredi sınırlamaları masada duruyor. Şirketler TL kredi çekip dövize yönelmesin diye denetimlerin daha da sıkılaşacağı bir döneme giriyoruz.
Döviz kuru tarafında sert bir devalüasyon veya serbest bırakma kesinlikle beklenmiyor. Rezervler kuru kontrol altında tutmak için kullanılıyor. Yıllık enflasyon yüzde 30 bandında kaldığı sürece, kurdaki aylık artışın yüzde 1,5 seviyesinden yüzde 2 civarına esnemesi doğal karşılanmalı. Yani kurun 49,5 seviyesinden bir ayda aniden fırlaması değil, 50,3 gibi kademeli ve sınırlı yükselmesi hedefleniyor.
Fon piyasasında yaşanan tasfiye krizinin faturasının bütçeden karşılanması fikrine Serdar Pazı temkinli yaklaşıyor. Bütçenin faiz ve personel giderleri altında zaten ezildiğini, krizin maliyetini topluma yüklemenin çok zor olduğunu hatırlatıyor. Para piyasası fonlarındaki anapara güveninin korunması gerektiğini savunsa da riskli fonlardaki zararın kamu eliyle ödenmesini gerçekçi bulmuyor.
Borsa İstanbul 11.400 seviyelerinde fon satışları yüzünden her gün hırpalanıyor. Ancak Goldman Sachs'ın Sabancı Holding ve Kardemir tarafında pay artırması, yabancı sermayenin kaliteli şirketleri radarında tuttuğunu gösteriyor. Şirket yöneticilerinin ve patronların bizzat hisse geri alımı yapması, fiyat ile şirket değeri arasındaki uçurumu kapatacak en büyük güven sinyali olarak öne çıkıyor.
Konuşmacı, dolaşımdaki hisse oranı binde bir veya iki olan spekülatif şirketlerin gerçek dışı piyasa değerlerine ulaşmasını büyük bir tehlike olarak görüyor. Yatırımcıların bu tip sığ tahtalardan uzak durması gerektiğini, uzun vadede yalnızca kurumsal yabancının ve patronun arkasında durduğu derin tahtaların ayakta kalacağını vurguluyor.
Yabancı yatırımcının Türk piyasalarına güven duyması için MSCI tarafının tanıdığı sürenin çok iyi kullanılması gerekiyor. Gelecek senenin Haziran ayına kadar kazanılan bu zaman diliminde kurallar doğru işletilirse yabancı girişi yeniden hızlanabilir. Pazı, mevcut dönemi 'gecenin en karanlık anı' olarak tanımlıyor ve sabırlı olanlar için toparlanmanın geleceğini savunuyor.
🎯 Finans Uzmanı Yorumu
Piyasadaki genel hava, 100 baz puanlık bir faiz indiriminin dertlere deva olacağı yönünde yanlış bir algı üretiyor. Oysa konuşmacının da açıkça ortaya koyduğu üzere, bankaların kredi verme iştahı ve makro kısıtlar gevşetilmedikçe faiz indiriminin reel sektöre bir faydası dokunmaz. Ekonomi yönetimi enflasyonu hortlatmamak için likiditeyi bilinçli olarak kısıyor; bu da piyasada nakit darlığının bir süre daha can yakacağını gösteriyor.
Konuşmacının duruşu borsa ve borçlanma araçları genelinde temkinli bir 'bekle' pozisyonunu yansıtıyor. Ancak bu kötümserlik bütün piyasayı çöpe atmak anlamına gelmiyor. Patronu hissesine sahip çıkan, borçluluğu düşük ve küresel yabancı kurumların radarına giren köklü sanayi şirketlerinde düşüşleri alım yönlü değerlendirip 'biriktir' stratejisi izlemek en rasyonel yaklaşım.
Özel sektör tahvilleri ve sığ borsa şirketleri şu an piyasanın en zayıf karnını oluşturuyor. Haziran ayına kadar vadesi gelecek milyarlarca liralık şirket borçları rol edilemezse (yenilenemezse) iflas zincirleri görebiliriz. Bu nedenle yüksek faiz vadediyor diye içeriği belirsiz borçlanma araçlarına ve halka açıklığı aşırı düşük spekülatif hisselere kesinlikle 'alma' uyarısı yapılması gerekiyor.
Özetle mevcut konjonktür, genel borsa endeksinde ve kur tarafında agresif alımlar için uygun bir zemin sunmuyor. Nakitte olan yatırımcının para piyasası fonlarındaki durumu izleyerek beklemesi, hisse tarafında ise sadece dökülen kaliteli holding ve ihracatçı şirketlerde kademeli pozisyon toplaması gerekir. Panikle hareket etmek yerine sistemdeki taşların yerine oturmasını beklemek sermayeyi korumanın tek yolu.
⚠️ Bu içerik yatırım tavsiyesi değildir.
Kanal: EKOTÜRK TV