Veciz AI — YouTube videolarının yapay zekâ özetleri

PARA NEREYE GİDİYOR? - 23.10.2026 - DAĞLAR ÖZKAN

İş Yatırım · 2026-10-23

▶ Videoyu YouTube'da izle

💡 Hızlı Bilgi

1. TL Vadeli Mevduat: Güçlü biriktir; yerleşikler hızla TL'ye dönüyor, mevduatta TL payı yüzde 61,9'a yükseldi.

2. Devlet Tahvili (DİBS): Biriktir; hanehalkı öncülüğünde yerleşikler sadece bir haftada 40 milyar liralık tahvil aldı.

3. Döviz (DTH): Alma; yerleşiklerin döviz mevduatı 5 hafta sonra ilk kez 800 milyon dolar geriledi.

4. Altın: Bu seviyelerden alma / bekle; yerli yatırımcılar son haftada 400 milyon dolarlık altın satışı yaptı.

5. Borsa İstanbul: Bekle, acele alım yapma; yabancılar son üç haftadır üst üste satıyor, bu hafta 90 milyon dolar çıktı.


📊 Detaylı Açıklama

Dağlar Özkan, Merkez Bankası'nın swap hariç (para takası hariç tutulmuş) net rezervinin 31 milyar dolar olduğunu belirtiyor. Son günlerde altın fiyatlarındaki geri çekilme nedeniyle rezervde ufak bir düşüş yaşanıyor. Kış aylarında artan doğalgaz ve petrol maliyetleriyle bu rakam 20 milyar dolara kadar gerileyebilir. Ancak Özkan, bu seviyenin bir kur krizini tetiklemeyeceğini açıkça vurguluyor. Para politikasının yeterince sıkı olması sayesinde rezerv erimesi kontrol edilebilir sınırda kalıyor.

Yabancı yatırımcılar 12-16 Ekim haftasında Türk varlıklarından nette yarım milyar dolar çıkardı. Bu çıkışın 400 milyon dolardan fazlası doğrudan Eurobond (yabancı para cinsi kamu borçlanma kağıdı) satışlarından kaynaklandı. Eurobond dışındaki hareketler oldukça sınırlı kaldı. Yılbaşından bu yana yabancı girişi 17 milyar doları bulsa da, son haftalarda dışarıya doğru istikrarlı ama zayıf bir sermaye akışı dikkat çekiyor.

Hisse senedi piyasasında yabancı ilgisi oldukça sönük kalmaya devam ediyor. Yabancılar son haftada Borsa İstanbul'dan 90 milyon dolarlık net satış yaptı. Böylece yabancı çıkışı üst üste üçüncü haftaya taşındı. Yılın başından bu yana hisse senedine giren yabancı sermaye sadece 1,4 milyar dolarda kaldı. Özkan, yabancı cephesinde borsaya yönelik güçlü bir iştah olmadığını, piyasanın temkinli bir bekleyiş içinde kaldığını gösteriyor.

Tahvil cephesinde ise yerli yatırımcı rüzgarı esiyor. Çekirdek yerleşik gruplar tek bir haftada 40 milyar liralık devlet tahvili satın aldı. Bir önceki haftaki alım ise 100 milyar liraya yaklaşmıştı. Bu alımlarda başrolü doğrudan hanehalkı ve bireysel tasarruf sahipleri oynuyor. Özkan, bireysel yatırımcının tahvile koşmasını Türk lirasına duyulan güvenin ve yüksek faizin en somut kanıtı olarak görüyor.

TL vadeli mevduat hesapları tarihi bir sıçrama yaşadı. Son haftada yerleşiklerin TL mevduatı 267 milyar lira arttı. Son dört haftalık toplam artış ise 421 milyar liraya ulaştı. Bankacılık sistemindeki TL mevduat oranı yüzde 61,9 seviyesine fırlarken, yabancı para mevduatın payı yüzde 38,1'e indi. Özkan, hem şirketlerin hem vatandaşların dövizi bırakıp yüksek TL faizine yöneldiğini, liralaşma eğiliminin gücünü koruduğunu anlatıyor.

Döviz tevdiat hesapları tam 5 haftalık aranın ardından ilk kez küçüldü. Parite ve altın fiyat etkisinden arındırılmış net veri, yerleşiklerin dövizden 800 milyon dolar çektiğini gösteriyor. Hanehalkı tarafındaki 300 milyon dolarlık gerilemenin tamamı altın satışından kaynaklandı; vatandaş 400 milyon dolarlık altın sattı. Korkulan dolarizasyon dalgası gerçekleşmedi, aksine dövize yönelim tersine dönmeye başladı.

Yatırım fonlarında ise güven bunalımının izleri devam ediyor. Para piyasası fonlarından haftalık 38 milyar lira, döviz fonlarından ise 25 milyar lira çıkış yaşandı. Özkan, hem TL hem döviz fonlarından aynı anda para çıkmasının bir para tercihi değil, sisteme duyulan temkinli yaklaşımdan doğduğunu söylüyor. Yine de panik satışlarının en sert evresi geride kaldı; fon piyasası yavaş ama kararlı bir şekilde normalleşiyor.

Kartlı harcama verileri iç talepteki belirgin freni gözler önüne seriyor. Yıllık harcama büyümesi yüzde 39'dan yüzde 35,5'e geriledi. Lokanta, otel, mobilya ve havayolu gibi zorunlu olmayan kalemlerde harcamalar adeta bıçak gibi kesildi. Havayollarında kartlı harcama büyümesi yüzde sıfır oldu. Mobilya harcamalarındaki yıllık artış ise yüzde 14'e kadar indi. Sıkı para politikası tüketim talebini hızla soğutuyor.

Kartlı harcamalarda işlem başına ortalama tutar büyümesi yüzde 22 seviyesine indi. Bu gösterge doğrudan çekirdek enflasyon eğilimini yansıtıyor. Özkan, iç talepteki bu zayıflamanın enflasyonu düşüş patikasında tuttuğunu belirtiyor. Küresel petrol fiyatları dezenflasyon sürecini biraz geciktirse bile, talep baskılanmaya devam ettikçe Merkez Bankası'nın faiz indirim rotasında kalacağını öngörüyor.


🎯 Finans Uzmanı Yorumu

Merkez Bankası'nın uyguladığı sıkı para politikası reel ekonomi üzerinde hedeflenen soğumayı net biçimde başardı. Kartlı harcamalardaki işlem büyümesinin yüzde 22'ye gerilemesi, tüketim çılgınlığının bittiğini ve dezenflasyonun tabana yayıldığını gösteriyor. Özellikle mobilya, konaklama ve havayolu gibi keyfi harcama kalemlerindeki sert duruş, parasal aktarım mekanizmasının kusursuz çalıştığını kanıtlıyor. Bu tablo, dışsal petrol şokları hafiflediğinde faiz indirim kapısının sonuna kadar aralanacağını teyit ediyor.

Yatırımcı davranışında TL cinsi sabit getirili araçlar tartışmasız liderliğini koruyor. TL vadeli mevduatın toplam içindeki payının yüzde 62 sınırına dayanması ve bireysel yatırımcının tahvile 40 milyar lira akıtması bunu gösteriyor. Yatırımcı, dövizde kalmanın getirdiği reel kayıp riskini gördü ve yüksek TL getirisini kitleler halinde satın almaya başladı. 5 haftadır süren döviz biriktirme eğiliminin aniden tersine dönmesi, kur tarafında kısa vadeli bir spekülatif atak ihtimalini neredeyse sıfırlıyor.

Piyasadaki en kırılgan halka yabancı portföy çıkışları ve yatırım fonları tarafında düğümleniyor. Yabancının Borsa İstanbul'da üç haftadır satış tarafında kalması ve Eurobond satarak risk azaltması, yerel hisse senetlerinde yukarı yönlü ralliyi geciktiriyor. Aynı zamanda fon piyasasında yaşanan güven sarsıntısı henüz tamamen aşılmadı; tasarrufçu fon yerine doğrudan mevduat ve tahvili tercih ediyor. Dolayısıyla hisse senedi ve fon yatırımcısının bir süre daha dalgalı ve sabır gerektiren bir döneme hazırlıklı olması şart.

Portföy yönetimi açısından pozisyon stratejisi son derece berrak bir çizgide duruyor. Bu dönemde TL mevduat ve devlet iç borçlanma senetlerinde ağırlık artırmak en rasyonel tercih olarak öne çıkıyor. Borsa İstanbul ve altın tarafında ise yeni maliyetlenmeler için acele etmemek, mevcut pozisyonları koruyarak beklemede kalmak gerekiyor. Döviz hesapları cazibesini tamamen yitirdiği için döviz alımından kesinlikle uzak durulmalı, TL'nin reel getiri avantajı sonuna kadar değerlendirilmelidir.


⚠️ Bu içerik yatırım tavsiyesi değildir.

Kanal: İş Yatırım