PARA NEREYE GİDİYOR? - 16.10.2026 - DAĞLAR ÖZKAN
İş Yatırım · 2026-10-16
💡 Hızlı Bilgi
1. BIST hisse senetlerinde acele etme, alım için bekle; yabancı çıkışı sürüyor ve risk iştahı zayıf.
2. Devlet tahvilinde pozisyon al ve biriktir; düşen enflasyon ve beklenen faiz indirimleri uzun vadede fırsat sunuyor.
3. Özel sektör tahvilinden (ÖST) çık veya temkinli kal; fon temerrütleri sonrası para devlet tahviline kayıyor.
4. Eurobond tarafında temkinli kal ve bekle; yabancı yatırımcı hazine kağıtlarından çıkış yapmaya devam ediyor.
5. TL vadeli mevduatta kalmaya devam et; yerleşik yatırımcının güçlü ilgisi sürüyor ve getiri cazibesini koruyor.
📊 Detaylı Açıklama
Merkez Bankası rezervleri son günlerde yatay ve dalgalı bir bantta ilerliyor. Swap hariç net döviz pozisyonu 34 milyar dolar düzeyinde bulunuyor. Dağlar Özkan, son bir buçuk aydaki rezerv kaybının temelinde altın fiyatlarındaki düşüşün yattığını belirtiyor. Brüt rezervler ise 172 milyar dolar seviyesinde seyrediyor. Konuşmacıya göre petrol fiyatlarının yüksekliği ve yabancı çıkışları rezerv birikimini kısa vadede zorlasa da mevcut durum endişe verici bir kriz seviyesine işaret etmiyor.
Yabancı yatırımcı tarafında 5-9 Ekim haftasında toplam 0,8 milyar dolarlık portföy çıkışı kaydedildi. Hisse senedi piyasasından bu dönemde 248 milyon dolar net sermaye çıktı. Özkan, MSCI kararı ve şirket temerrüt endişeleri nedeniyle borsada yabancı ilgisinin zayıf kalacağını öngörüyor. Yılın geri kalanında hisse senedi piyasası için temkinli kalınması gerektiğini, faiz indirimleri ve kalıcı dezenflasyon süreciyle birlikte borsanın ancak 2027 yılında güçlü bir cazibe kazanacağını vurguluyor.
Devlet tahvili piyasası ise yabancı yatırımcının geri döndüğü ana mecra olarak ayrışıyor. Hafta boyunca devlet iç borçlanma senetlerine 451 milyon dolarlık yabancı girişi gerçekleşti. Buna karşılık riskli görülen özel sektör tahvillerinden 480 milyon dolar, Eurobond tarafından ise yaklaşık 600 milyon dolar çıktı. Konuşmacı, ekonomideki yavaşlama ve faiz indirimi beklentileri nedeniyle yüksek getiri sunan devlet tahvillerinin önemli bir alım fırsatı yarattığını ifade ediyor.
Yerleşiklerin davranışlarında ise belirgin bir normalleşme ve Türk lirasına dönüş hakim. Döviz mevduatları haftalık bazda sadece 0,3 milyar dolar artarken, gerçek kişilerin alımı 0,1 milyar dolar gibi oldukça ufak bir düzeyde kaldı. Buna karşın TL vadeli mevduat hesapları haftalık 116 milyar lira, son dört haftada ise toplam 485 milyar lira büyüdü. Yerli tasarruf sahipleri ayrıca 97 milyar liralık devlet tahvili alarak güvenli liman tercihini doğrudan TL varlıklardan yana kullandı.
Menkul kıymet yatırım fonlarında yaşanan temerrüt kaynaklı panik satışları ivme kaybetti. Para piyasası fonlarından haftalık çıkış 33 milyar liraya gerileyerek son dönemin en düşük seviyesine indi. Döviz fonlarından 27 milyar lira çıkarken, hisse ve diğer fonlara 40 milyar liralık taze para girdi. Özkan, portföy tercihlerindeki tahrip edici dönemin geride kaldığını ve yatırım fonları ekosisteminin yeniden dengeye oturduğunu dile getiriyor.
Kartlı harcama verileri reel ekonomideki ve iç talepteki sert soğumayı net biçimde teyit ediyor. Yıllık harcama tutarı büyümesi yüzde 38 seviyesinde yatay kalırken, lokanta harcamaları yüzde 40'ın, otelcilik ise yüzde 30'un altına geriledi. Özellikle hava yolu harcamalarında büyümenin neredeyse sıfıra inmesi tüketim iştahındaki zayıflığı gösteriyor. İşlem başına harcama artışının yüzde 23'e inmesi, uygulanan sıkı para politikasının enflasyonu aşağı çekme hedefine doğrudan hizmet ettiğini kanıtlıyor.
🎯 Finans Uzmanı Yorumu
Dağlar Özkan'ın çizdiği tablo, finansal piyasaların bir krizden ziyade kontrollü bir yavaşlama ve yeniden dengelenme sürecinden geçtiğini net biçimde ortaya koyuyor. Fon piyasasındaki temerrüt endişelerinin yarattığı sarsıntı büyük ölçüde atlatılmış görünüyor. Yerleşiklerin dövize kaçmak yerine yüksek faiz ortamında TL mevduat ve devlet tahviline sığınması, para otoritesinin kur üzerindeki kontrolünü koruduğunu somut bir veri olarak doğruluyor.
Konuşmacının hisse senetlerine yönelik temkinli ve beklemeyi öneren duruşu mevcut makroekonomik gerçeklerle son derece uyumlu. Kartlı harcama verilerinin gösterdiği belirgin talep daralması, şirket bilançolarında kar marjlarının baskılanacağına işaret ediyor. Bu zayıflık ortamında hisse senetlerinde agresif alım yapmak yerine, getirisi kesinleşmiş sabit getirili menkul kıymetleri tercih etmek çok daha rasyonel bir risk yönetimi yaklaşımı sunuyor.
Portföy stratejisi açısından bu dönem, riskli varlıklardan ziyade devlet iç borçlanma senetleri ve TL vadeli mevduatta pozisyon koruma dönemidir. Yabancı yatırımcının Eurobond ve özel sektör tahvillerinden çıkarak doğrudan Hazine tahviline yönelmesi de bu stratejiyi destekliyor. Özetle; hisse senedinde acele etmeyip sabırla beklemek, özel sektör tahvillerine temkinli yaklaşmak ve düşen enflasyon patikasına paralel olarak devlet tahvili ile TL mevduatta birikim yapmak en dengeli duruş olacaktır.
⚠️ Bu içerik yatırım tavsiyesi değildir.
Kanal: İş Yatırım