Para Nereden Kazanılır? & Halka Arzlar Borsayı Bitiriyor! | Atilla Yeşilada
Mesele Ekonomi · 2026-08-07
💡 Hızlı Bilgi
1. Borsa İstanbul (BIST): Hürmüz Boğazı krizi çözülene kadar yukarı hareket imkansız; hisse senetlerinde yeni alım için bekle, acele etme.
2. Halka Arzlar: Borçlu ve zayıf şirketler likiditeyi çekip piyasayı bozuyor; halka arz hisselerini bu dönemde alma.
3. Para Piyasası Fonları: Risk-getiri dengesinde en cazip varlık; nakitte kalıp para piyasası fonlarında biriktir.
4. Petrol: ABD-İran anlaşması zor; petrolün 100 dolara çıkma riski yüksek, küresel piyasalar için negatif sinyal.
5. Altın ve Gümüş: Yüksek faiz nedeniyle bekleme maliyeti çok fazla; yeni hikaye olmadıkça altın ve gümüşü bu seviyeden alma.
6. Endeks Alt Hedefi: Jeopolitik risklerin derinleştiği kötü senaryoda BIST 12.000 puan seviyesine kadar gerileyebilir.
7. Dolar/TL: TCMB aylık devalüasyon hızını %1.7'ye çıkardı; kur kriz riski taşımıyor ancak dövize yatırım cazip değil, bekle.
8. Reel Varlıklar (Konut/Otomotiv): Yüksek küresel ve yerel faizler nedeniyle krediyle alınan reel varlıklarda fiyat düşüşü sürecek; alma.
9. EUR/USD Paritesi: Fed'in faiz artırma baskısıyla karşılaşması durumunda Euro'da 1.10 seviyesine gerileme riski var; bekle.
📊 Detaylı Açıklama
Halka arzlar, ikincil piyasadaki likiditeyi emerek Borsa İstanbul'daki beklenen ralliyi engelliyor. Sene başından bu yana halka arzlar vasıtasıyla piyasadan yaklaşık 67 milyar TL çekildi ve yabancı girişinin olmadığı bir ortamda bu durum hisse fiyatlarını aşağı bastırıyor. Şirketlerin geleceğini ucuza satması bir yana, asıl tehlike işletme sermayesi biten ve kredilerini ödeyemeyen zayıf şirketlerin halka açılmasıdır. SPK'nın denetim eksiklikleri nedeniyle talep toplama aşamasında konkordato ilan eden şirketler türemiştir. Çin örneğinde olduğu gibi, borsa toparlanana kadar halka arzların durdurulması veya sıkı kural ve ayrı pazarlara tabi tutulması gerekmektedir.
Borsa İstanbul üzerindeki baskı sadece iç dinamiklerden değil, jeopolitik krizlerden de kaynaklanıyor. Hürmüz Boğazı, Bab-ül Mendeb ve Süveyş Kanalı'ndaki tıkanıklıklar nedeniyle enerji ve nakliye maliyetleri hesaplanamaz hale gelmiştir. Kurumsal yabancı yatırımcı, enerji ithalatçısı olan ve maliyetlerini öngöremeyen Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalara para aktarmaz. Hürmüz krizinde net bir çözüm görülmeden BIST'te kalıcı bir yukarı hareket beklenmemelidir. Mevcut şartlarda endeksin tutunması başarı olsa da olumsuz senaryonun gerçekleşmesi halinde endeksin 12.000 puan seviyelerine kadar çekilme riski bulunmaktadır.
Petrol piyasasında ABD ile İran arasında bir anlaşma sağlanması oldukça zor görünmektedir. ABD tarafı geçişlerin ücretsiz olacağını iddia ederken, İranUmman ile anlaştığını ve ABD ile İsrail gemilerine geçiş izni vermeyeceğini belirtmektedir. Anlaşma umutlarının boşa çıkmasıyla birlikte petrol fiyatlarının 80 dolardan 100 dolara yükselmesi kaçınılmazdır. Petrolün 100 dolara tırmanması; küresel ölçekte stagflasyon, Fed'in yeniden faiz artırmaya zorlanması ve TCMB'nin faiz indirimlerini tamamen rafa kaldırması anlamına gelmektedir.
Altın ve gümüş piyasasında yatırımcıların gördüğü rekor haberleri yanıltıcı bir dar bant hareketinden ibarettir. Altın 5.600 dolarlardan 4.000-4.300 dolar bandına çekilmiş durumdadır. Yüksek küresel faiz ortamında (ABD 30 yıllık tahvil faizinin %5.15 ve para piyasası faizlerinin %4 olduğu koşullarda) altında beklemenin fırsat maliyeti çok yüksektir. Faizlerin düşmediği ya da altına dair yepyeni bir jeopolitik/ekonomik hikayenin yazılmadığı bir senaryoda altının yukarı yönlü güçlü bir prim yapması beklenmemelidir.
Küresel ekonomide en büyük tehdit patlayan kamu borçlarıdır. ABD kamu borcunun 40 trilyon dolara ulaşması ve dünya borç ortalamasının milli gelire oranla %107'ye çıkması, tahvil arzını patlatarak faizleri yukarı zorlamaktadır. Yüksek tahvil faizleri; konut, otomotiv ve beyaz eşya gibi krediyle satın alınan tüm reel varlıkların fiyatlarında ve satış cirolarında düşüş yaratmaktadır. Şirketler ya fiyattan ya da satış hacminden feragat etmek zorunda kalacaktır.
Döviz cephesinde Türkiye'de bir kur şoku ya da kriz beklenmemektedir. Merkez Bankası kimseye hissettirmeden aylık dolar/TL devalüasyon oranını %1.2 seviyesinden %1.7 seviyesine çıkarmıştır. Önümüzdeki dönemde bu kontrollü artış sürdürülerek kur seçimlere kadar 51-52 TL bandına kademeli olarak ulaştırılacaktır. TCMB'nin güçlü rezerv birikimi sayesinde dövizde ani bir sıçrama yaşanması ihtimal dışıdır; ancak enflasyon karşısında dövize yatırım yapmak bir getiri sağlamayacaktır.
Küresel döviz piyasalarında Amerikan Doları'nın kaderini ABD ara seçimleri belirleyecektir. Trump'ın Kongre'deki gücünü kaybetmesi durumunda yarattığı belirsizlik ortamı sona erecektir. Belirsizliğin kalkması ve ABD'deki yapay zeka odaklı yüksek büyüme potansiyeli, küresel sermayeyi yeniden ABD Doları'na yönlendirecektir. Avrupa Bölgesi'nde ise zayıf iç talep ve düşük faiz beklentisi nedeniyle Euro/Dolar paritesinin 1.10 seviyelerine doğru gerilemesi muhtemeldir.
Mevcut piyasa koşullarında 100.000 TL gibi bir birikim için en rasyonel ve kazançlı varlık grubu Türk Lirası Para Piyasası Fonlarıdır. Yıllık %40 ile %50 arasında neredeyse sıfır riskle getiri sunan bu fonlar karşısında, borsa veya emtia piyasalarına girmek gereksiz risk almaktır. Borsa İstanbul'un yatırım yapılabilir hale gelmesi için önümüzdeki 12 ayda en az %60-%65 prim potansiyeli sunması gerekir ki mevcut makro görünümde böyle bir tablo bulunmamaktadır.
🎯 Finans Uzmanı Yorumu
Atilla Yeşilada'nın piyasa okuması son derece gerçekçi, savunmacı ve risk odaklı bir perspektife dayanmaktadır. Piyasada estirilen sahte pembe tablonun aksine; tıkalı halka arz mekanizması, Hürmüz Boğazı'ndaki jeopolitik kilitlenmeler ve küresel faizlerin yüksek kalma zorunluluğu nedeniyle hisse senetleri ve reel varlıklar üzerinde ciddi bir baskı bulunmaktadır. Yatırımcıların hülyalı yükseliş beklentilerini bir kenara bırakıp sermayeyi korumaya odaklanması gereken bir dönemden geçiyoruz.
Konuşmacının pozisyonlanması incelendiğinde; Borsa İstanbul için "bekle / acele etme", halka arz hisseleri için "alma / uzak dur", altın ve gümüş için "bu seviyeden alma / fırsat maliyeti yüksek", reel varlıklar için ise "alma / fiyatlar düşecek" mesajı net şekilde öne çıkmaktadır. Önerilen tek pozitif ve aktif pozisyon, yüksek reel/nominal getiri sunan ve riski sıfıra yakın olan Türk Lirası Para Piyasası Fonlarında biriktirmektir. Piyasada ayı eğilimi (bearish) ve temkin hakimken zorlama alım tavsiyeleri vermek yatırımcıyı yıkıma götürür.
Sistemik risklerin başında petrolde 100 dolar senaryosu gelmektedir. Petrolün 100 dolara ulaşması durumunda küresel merkez bankalarının faiz indirmek bir yana yeniden faiz artırmak zorunda kalacak olması, borsalardan gayrimenkule kadar tüm varlık balonlarını patlatabilir. Ayrıca ABD'deki 40 trilyon dolarlık devasa kamu borcunun tahvil faizlerini sürekli yukarı itmesi, gelişmekte olan ülkelerin dış finansman bulmasını imkansızlaştırarak peş peşe temerrüt krizlerini (bulaşma etkisini) tetikleyebilir.
Özetle; risk iştahının küresel çapta baskılandığı ve belirsizliklerin tavan yaptığı bu konjonktürde en iyi yatırım stratejisi likit kalmaktır. Yatırımcılar macera aramak yerine, jeopolitik krizler berraklaşana ve Merkez Bankalarının faiz patikaları netleşene kadar Türk Lirası para piyasası fonlarında kalarak yüksek faiz getirisini garantilemeli; borsa ve emtiadaki olası sert geri çekilmeleri nakitte bekleyerek bir fırsat olarak izlemelidir.
⚠️ Bu içerik yatırım tavsiyesi değildir.
Kanal: Mesele Ekonomi