Özel Milletin Sesi A Haber'i Tehdit Etti! Özel Sokak Çağrılarıyla Ne Amaçlıyor? | A Haber
A Haber · 2026-10-21
💡 Hızlı Bilgi
1. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 14 ildeki basın eylemlerine destek vereceklerini belirterek A Haber kanalını ve muhabirlerini sert sözlerle hedef aldı.
2. Özel, şiddet ve kargaşa amacı gütmediklerini savunup A Haber'in yaptığı yayınlarla gerilemeyeceklerini ve meydanlarda direneceklerini söyledi.
3. A Haber yorumcuları, Özel'in basın özgürlüğünü savunurken sahada görev yapan muhabirleri tehdit etmesini büyük bir çelişki olarak niteledi.
4. Panelistler, muhalefetin sokak çağrılarının arkasında İBB soruşturmaları, kurultay tartışmaları ve belediyelerdeki usulsüzlük iddialarını gizleme çabası olduğunu ileri sürdü.
5. Programda Avrupa genelindeki gösterilere atıf yapılarak, benzer bir sokak hareketliliğinin Türkiye'ye taşınmak istendiği savunuldu.
📊 Detaylı Açıklama
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, basın meslek örgütlerinin 14 ilde düzenleyeceği eylemlere ve Halk TV çevresindeki gelişmelere destek vereceklerini açıkladı. Yaptığı konuşmada A Haber'i iktidarın yayın organı olmakla suçlayan Özel, kanalı hedef alarak "Biz sokağa çağrı yaparsak sen öyle orada o yalan haberlerine devam edemezsin" ifadelerini kullandı. Bu açıklama stüdyodaki gazeteciler ve hukukçular tarafından açık bir tehdit olarak değerlendirildi.
Özel, konuşmasının devamında kimseyi kargaşaya veya şiddete çağırmadığını, amacının direnmek, mücadele etmek ve meydanlara inmek olduğunu savundu. Muhalefetin sesini kısmaya çalışan yayınlara pabuç bırakmayacaklarını belirten Özel, gazetecilere destek vermek için cumartesi günü sahada olacaklarını ve mesleğini icra eden herkesin orada bulunması gerektiğini söyledi.
A Haber stüdyosunda yayına katılan gazeteci Ercan Gürses, Özel'in tavrını büyük bir paradoks olarak değerlendirdi. Bir yandan basın haklarından söz edilirken diğer yandan mecliste ve sahada çalışan A Haber muhabirlerinin hedef gösterilmesini eleştiren Gürses, tutuklanan ya da soruşturulan medya mensuplarının gazetecilik faaliyetinden değil, kara para aklama, rüşvet ve halkı kin ile düşmanlığa tahrik gibi yüz kızartıcı suçlamalardan dolayı yargılandığını vurguladı.
Özel Haberler Şefi Mehmet Karataş, muhalefet liderinin tehditlerine pabuç bırakmayacaklarını ve görevlerini her koşulda sürdüreceklerini belirtti. Karataş, Özel'in şiddet çağrısı yapmadığı iddiasını reddederek Saraçhane eylemlerinde polise taş, asit ve sopalarla saldırıldığını, benzer sahnelerin CHP Genel Merkezi önündeki olaylarda da yaşandığını hatırlattı. Yayınlanan haberlerin tümünün resmi evrak ve dosyalara dayandığını söyledi.
Avukat Hadi Dündar, toplantı ve gösteri yürüyüşünün anayasal bir hak olduğunu ancak yüzleri kapatarak polise mukavemet göstermenin bu kapsama girmediğini aktardı. Dündar, Özel'in önünde konuştuğu kanalın sahibinin yurt dışında firari olduğunu ve hakkında suç gelirlerinin aklanması suçlaması bulunduğunu hatırlattı. Dündar'a göre A Haber'e yönelik saldırının asıl amacı, savunulan medya patronunun hukuki durumunun ve İBB dosyasındaki ilişkilerinin kamuoyunda sorgulanmasını engellemektir.
Stüdyodaki gazeteciler, muhalefetin sandıkta elde edemediği başarıyı sokak hareketliliği yoluyla yakalamaya çalıştığını ileri sürdü. Geçmişteki Gezi Parkı eylemleri, 17-25 Aralık süreci ve 15 Temmuz darbe girişimi dönemindeki tutumlar hatırlatılarak, köşeye sıkışan siyasetçilerin daima sokak kozuna başvurduğu ifade edildi.
Mehmet Karataş, Özel'in milletvekillerine yönelik "Elinize gelen belgeyi doğru mu yanlış mı bakmadan ortaya koyun" şeklindeki sözlerini de sert şekilde eleştirdi. Bu yaklaşımın siyasi bir sorumsuzluk olduğunu belirten Karataş, teyitsiz bilgilerin yayılmasının ülkedeki kutuplaşmayı ve manipülasyonu körüklediğini söyledi.
Programda ayrıca Fransa, Belçika, İtalya ve Yunanistan gibi ülkelerdeki sokak hareketlerine değinildi. Avrupa'daki bu gerginliğin organize bir şekilde geliştiğini savunan konuşmacılar, muhalefetin benzer bir kaosu Türkiye sokaklarına taşımak için basın özgürlüğü söylemini araçsallaştırdığını öne sürdü.
🎯 Haber Analisti Yorumu
Siyasi liderlerin kitleleri sokağa davet ederken benimsediği üslup, hem toplumsal barış hem de sahada görev yapan basın emekçilerinin güvenliği açısından kritik bir sorumluluk gerektirir. Bir siyasetçinin basın özgürlüğünü savunurken sahada görev yapan muhabirleri ve belirli yayın organlarını doğrudan hedef tahtasına oturtması, savunduğu demokratik ilkelerle açıkça çelişir. Bu durum, meşru bir hak arayışını gölgeleyerek kutuplaşmayı daha da besleyen bir söylem tuzağına dönüştürür.
Sokak eylemleri ile siyasi söylem arasındaki bağ giderek daha kırılgan hale geliyor. Protesto anayasal bir zemin olsa da kitlesel çağrıların marjinal gruplar tarafından suiistimal edilme riski her zaman çok yüksektir. Şiddet içermeyen bir direniş vadedilse dahi, sahada polisle karşı karşıya gelinen gergin anların yönetilmesi oldukça güçtür. Dolayısıyla muhalefet bu çağrıları yaparken kamu düzenini tehdit eden kontrolsüz bir dalganın siyasi faturasını da hesaba katmalıdır.
Medya ve yargı süreçlerinin iç içe geçtiği mevcut tabloda, tarafların belgeler üzerinden konuşmak yerine karşılıklı suçlamalara sığınması kamuoyunun haber alma hakkını zedeliyor. Muhalefet, hakkındaki yolsuzluk ve şaibe iddialarını yalnızca iktidar baskısı argümanıyla savuşturamaz; iddialara somut verilerle yanıt vermek zorundadır. İktidara yakın medyanın da haber dilini tarafsızlık sınırları içerisinde tutması, hedef gösterme kısır döngüsünü kırmak için şarttır.
Bundan sonraki süreçte takip edilecek temel gelişme, hafta sonu 14 ilde düzenlenecek basın eylemlerinin güvenlik güçleriyle gerginliğe yol açıp açmayacağı ve Özel'in sertleşen muhalefet çizgisinin parti tabanında nasıl bir karşılık bulacağıdır.
Kanal: A Haber