Özel, Avrupa'daki Kaosu Türkiye'ye Mi Taşımak İstiyor? | A Haber
A Haber · 2026-10-20
💡 Hızlı Bilgi
1. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Halk TV'ye destek amacıyla yarın saat 19.00'da kanal binası önünde toplanma ve hafta sonu 14 ilde eş zamanlı yürüyüş çağrısı yaptı.
2. Yusuf Alabarda, Halk TV'nin sahibi Cafer Mahiroğlu'nun şirketlerine MASAK raporları, 14,6 milyon liralık rüşvet iddiası ve 30 milyar liralık şüpheli işlem hacmi nedeniyle TMSF kayyumu atandığını açıkladı.
3. Libya Parlamentosu Türkiye ile yapılan deniz yetki alanları mutabakatını resmen onayladı; AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen karara tepki göstererek Yunanistan ve Kıbrıs'ın yanında olduklarını bildirdi.
4. Plan ve Bütçe Komisyonu'nda CHP milletvekillerinin yüzlerini siyah bantla kapatarak yaptığı protesto stüdyo konukları tarafından ciddiyetsiz ve etkisiz bulundu.
📊 Detaylı Açıklama
Özgür Özel partisinin grup toplantısında net bir sokak çağrısı yaptı. Özel, yarın akşam saat 19.00'da tüm izleyicileri Halk TV binası önüne çağırdı. Basın meslek örgütlerinin de cumartesi günü saat 14.00'te 14 ilde sansüre karşı yürüyüş düzenleyeceğini duyurdu. Bu hamle stüdyoda Avrupa'daki son sokak hareketleriyle kıyaslandı.
Yusuf Alabarda meselenin doğrudan basın özgürlüğü olmadığını savundu. Alabarda'ya göre tedbir kararı doğrudan kanala değil, patron Cafer Mahiroğlu'nun şirketlerine yönelik alındı. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporlarında 14 milyon 600 bin liralık rüşvet ödemesi ile 30 milyar liralık şüpheli para trafiği yer alıyor. Mahiroğlu'nun beyan ettiği resmi gelir ile hesap hareketleri arasında dev bir uçurum bulunduğu için TMSF devreye girdi.
Alabarda muhalefetin sokak çağrısını samimi bulmadığını söyledi. Siyasilerin kendi çocuklarının Londra'da ya da Hırvatistan'daki lüks teknelerde yaşadığını iddia etti. Dar gelirli ailelerin çocuklarının ise sokakta polisle karşı karşıya getirildiğini savundu. Geçmişteki Saraçhane eylemlerini hatırlatarak tabanın bu çağrılara artık prim vermeyeceğini öne sürdü.
Programda CHP'li yerel yöneticiler hakkındaki adli süreçlere de değinildi. Bolu, Antalya ve Uşak belediyeleri üzerinden yürüyen soruşturmalar masaya yatırıldı. Alabarda, ortada savcılığın hazırladığı 4 bin sayfalık iddianameler ve 10 bin sayfalık delil klasörleri olduğunu belirtti. Bu dosyaların üstünün sokak eylemleriyle örtülemeyeceğini dile getirdi.
Hukukçu konuk Levent Ersin Orallı suç gelirlerinin aklanması suçuna dikkat çekti. Orallı'ya göre yurt dışından gelen kaynağı belirsiz paraların kanal giderlerine veya maaşlara aktarılması kanunen müsadere (suçla bağlantılı mala el koyma) sebebi sayılıyor. Orallı, Özgür Özel'in Fransa'daki sokak hareketlerini örnek almasının kamu düzenini ve esnafı riske atacağını vurguladı.
Zafer Şahin eylemlerin yöntemi üzerine sert eleştiriler getirdi. Milletvekillerinin gençleri öne sürmek yerine bizzat kendi gövdeleriyle siyaset yapması gerektiğini söyledi. Saraçhane sürecinde gözaltına alınan gençleri hatırlatan Şahin, siyasilerin o dönem belediye binasında oturup davaları dahi takip etmediğini ileri sürdü. Kayyum atamasının ilk günü kanal önünde sadece 63 kişinin toplandığını da sözlerine ekledi.
Programın dış politika gündeminde Libya tezkeresi vardı. Libya Parlamentosu, Türkiye ile imzalanan deniz yetki alanları mutabakatını resmen onayladı. Zafer Şahin bu gelişmeyi Türkiye adına tarihi bir diplomatik kazanım olarak niteledi. Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in bu karara çok sert tepki gösterdiğini ve Yunanistan ile Güney Kıbrıs'a destek açıkladığını hatırlattı.
Son bölümde Plan ve Bütçe Komisyonu'ndaki protestolar eleştirildi. CHP milletvekillerinin ağızlarını ve yüzlerini siyah koli bandıyla kapatması tiye alındı. Konuklar bu eylemi Maskeli Beşler filmine benzetti. Daha önceki kırmızı kart ve ışık kapatma protestoları gibi bu hareketin de bir "sosyal medya danışmanı hatası" olduğu ve milletvekili ciddiyetiyle bağdaşmadığı ifade edildi.
🎯 Haber Analisti Yorumu
Muhalefet partisinin adli ve mali soruşturmaları doğrudan basın özgürlüğü parantezine alması siyaseten riskli bir zemine oturuyor. Eğer ortada MASAK raporları ve resmi banka kayıtları varsa, sokak refleksleri bu hukuki tabloyu değiştirmeye yetmez. Aksine mali suç iddialarını sloganlarla savunmak, kamuoyu nezdinde inandırıcılık kaybı yaratır.
Sokağa çıkma ve boykot çağrılarının halkta karşılık bulmadığı önceki örneklerde açıkça görüldü. Türkiye seçmeni ekonomik kriz veya adalet arayışında bile kontrolsüz sokak hareketlerine mesafeli duruyor. Gençlerin ve öğrencilerin güvenlik güçleriyle karşı karşıya gelme ihtimali, kararsız seçmeni muhalefetten uzaklaştırıp güvenlikçi politikalara yaklaştırır.
Meclis komisyonlarında yapılan bantlı ya da kartlı protestolar dijital çağın etkileşim tuzaklarına işaret ediyor. Yasama organı üyelerinin etkili, hukuki ve sert bir manifesto metni okumak yerine bu tip görsel şovlara yönelmesi muhalefetin entelektüel ağırlığını zedeliyor. Siyaset ciddiyetini kaybedip mizah malzemesine dönüştüğünde iktidarın dili karşısında zayıf düşer.
Önümüzdeki süreçte takip edilecek asıl gelişme, Cafer Mahiroğlu soruşturmasının mahkeme aşamasındaki delil durumudur. Mahkemenin açıklayacağı resmi mali tablolar, muhalefetin başlattığı dayanışma eylemlerinin haklı bir basın mücadelesi mi yoksa şaibeli bir para trafiğini örtme çabası mı olduğunu kesin olarak gösterecektir.
Kanal: A Haber