Netanyahu’nun Kopyası mı, Soykırım Politikalarının Devamı mı? İsrail’de Sandıktan Ne Çıktı?
A Haber · 2026-10-29
💡 Hızlı Bilgi
1. İsrail seçimlerinde Netanyahu’nun partisi Likud 26 vekille birinci oldu; sağ blok 53, muhalefet ise 48 sandalyede kaldı.
2. Filistin kökenli vatandaşların kurduğu Arap partileri meclise 19 milletvekili sokarak hükümet kurma dengesini kilitledi.
3. Netanyahu kanadı Arap partilerini seçimde hile yapmakla suçladı; polis iddialara dair somut delil bulunmadığını duyurdu.
4. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump ile telefonda görüşerek Mekke Savunma İttifakı üzerinden Hürmüz ve Yemen krizini konuştu.
5. Dış basına göre ABD ile İran arasındaki nükleer ve abluka görüşmelerinin 4 Kasım öncesinde Türkiye’de yapılması planlanıyor.
📊 Detaylı Açıklama
İsrail’de 7,3 milyon kayıtlı seçmenin 5,6 milyonu sandık başına gitti. Katılım oranı yüzde 78 ile tarihi zirvelerden birine ulaştı. Sayımlarda ordu mensupları, diplomatlar, polisler ve mahkumların kullandığı çift zarflı oylar sona kaldı. Yaklaşık 600 bin kişilik bu oy grubu meclis aritmetiğini kökten değiştirmeye yetmiyor.
Netanyahu’nun lideri olduğu Likud Partisi 26 sandalye alarak yarışı önde bitirdi. Netanyahu’nun başını çektiği iktidar bloğu toplam 53 sandalyeye ulaştı. Muhalefetin adayı Eisenkot liderliğindeki blok ise 48 sandalyede kaldı. 120 sandalyeli mecliste hükümet kurmak için en az 61 vekil gerekiyor. Bu sonuçla iki blok da tek başına iktidar olamıyor.
Seçimin kaderini Arap partileri belirledi. Ortak Liste 12, Ra'am Partisi ise 7 milletvekili çıkardı. Mansur Abbas liderliğindeki Ra'am, güvenlik bürokrasisine mesaj vermek için listesine eski bir emniyet müdürünü bile aldı. Toplam 19 vekile ulaşan Arap partileri, aşırı sağcıları yönetimden uzaklaştırmak istediklerini açıkça ilan etti.
Likud Partisi seçim gecesi Arap partilerinin hile yaptığını iddia etti. Sahte kimlikle oy kullanıldığı öne sürülerek komisyona başvuruldu. Ancak İsrail polisi yaptığı incelemede usulsüzlüğe dair hiçbir kanıt bulamadı.
Hükümet kurma takvimi İsrail’i uzun bir belirsizliğe soktu. Cumhurbaşkanı görevi önce Netanyahu’ya verecek; onun 6 haftası var. Kuramazsa sıra Eisenkot’a geçecek ve 4 hafta tanınacak. Son aşamada meclise 3 hafta süre verilecek. Toplam 13 haftalık süreç tıkanırsa Netanyahu en az 6 ay daha geçici başbakan olarak koltuğunu koruyacak.
Stüdyodaki yorumcular muhalefet lideri Eisenkot’un da barış yanlısı olmadığını vurguladı. Eisenkot, sivil altyapıların orantısız güçle yerle bir edilmesini savunan Dahiye doktrininin mucidi olarak biliniyor. Meclisteki 120 sandalyenin 101’i Gazze ve Lübnan’a yönelik askeri operasyonları savunan isimlerden oluşuyor. Konuşmacılara göre sandıktan çıkan sonuç fiilen savaş politikalarına onay verdi.
Program sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump arasında bir telefon görüşmesi gerçekleşti. Erdoğan görüşmede Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın içinde yer aldığı Mekke Savunma İttifakı'nı öne çıkardı. Hürmüz Boğazı ve Babülmendep hattındaki gerilimlerin diplomasiyle çözülmesi gerektiği vurgulandı.
Arap basınına yansıyan haberlere göre ABD ve İran heyetleri 4 Kasım öncesinde Türkiye’de masaya oturacak. Teklif taslağında Hürmüz Boğazı'nın açılması, deniz ablukasının kalkması ve İran’ın nükleer tesislerine uluslararası denetçilerin dönmesi yer alıyor. Bunun karşılığında İran’ın bloke edilen paralarının serbest kalması ve Tahran’ın Husilere desteğini kesmesi hedefleniyor.
Konuşmacılar Babülmendep ve Hürmüz’deki krizlerin petrol fiyatlarını fırlattığını belirtti. Yükselen petrol fiyatları Türkiye’deki enflasyonu doğrudan besliyor. Programda Türkiye’nin bölgesel arabuluculuk hamlelerine içerideki muhalefetin yeterince destek vermediği iddia edildi.
🎯 Haber Analisti Yorumu
Sandıktan çıkan tablo, İsrail toplumundaki güvenlik takıntısının ve sağ politikaların gücünü açıkça ortaya koyuyor. Muhalefetin başındaki Eisenkot’un Dahiye doktrini geçmişi, Netanyahu gitse bile Gazze ve bölgeye yönelik askeri politikalarda köklü bir yumuşama olmayacağını gösteriyor. Meclis aritmetiğinin 101 vekille savaşı destekleyen bir yapıda birleşmesi, İsrail merkez siyasetinin barış zemininden ne denli uzaklaştığının en somut kanıtı.
Arap partilerinin kazandığı 19 sandalye tarihi bir başarı olsa da onları ciddi bir açmaza sürüklüyor. Hem Netanyahu hem de Eisenkot cephesi, kendi milliyetçi tabanlarından çekindikleri için Arap vekillerle açık bir koalisyon kurmaktan kaçınıyor. Bu kilitlenme, İsrail’i aylarca sürecek yeni bir hükümet krizine ve ardından kaçınılmaz bir erken seçime doğru itebilir.
Hükümet kurma sürecinde geçici başbakanlık koltuğunda oturacak olan Netanyahu için bu kaos ortamı büyük bir manevra alanı yaratıyor. Netanyahu, içerideki yargı ve siyaset baskısını kırmak adına Lübnan ve İran hattındaki gerilimi daha da tırmandırma riskine sahip. "Güvenlik tehlikede" kartını masaya sürerek Eisenkot’u zoraki bir ulusal birlik hükümetine mecbur bırakmayı deneyebilir.
Bölgesel denklemde Türkiye’nin Mekke İttifakı çatısı altında devreye girmesi kritik bir jeopolitik fırsat barındırıyor. Hürmüz ve Babülmendep boğazlarının kilitlenmesi doğrudan enerji maliyetlerini artırıyor ve küresel ticareti vuruyor. Ankara’nın ABD-İran müzakerelerinde ev sahibi rolü üstlenmesi, Türkiye’yi masada vazgeçilmez bir istikrar aktörü haline getirebilir.
Önümüzdeki günlerde dikkatle izlenecek ana gelişme, Cumhurbaşkanı Herzog’un hükümet kurma görevini ilk olarak kime vereceği ve 4 Kasım ABD seçimleri öncesi Tahran-Washington hattındaki temasların Türkiye’de somut bir zirveye dönüşüp dönüşmeyeceğidir.
Kanal: A Haber