Neden ABD Piyasaları İçin Pozitifim ?
Bora Özkent⎪ABD Borsası & Teknoloji Yatırımları · 2026-10-02
💡 Hızlı Bilgi
1. ABD Hisse Senetleri (S&P 500 & Nasdaq): Portföyde nakit oranı %2,5 seviyesine çekilmiş durumda; piyasa genelinde tam hisse pozisyonunu koru ve biriktir.
2. ABD 10 Yıllık Hazine Tahvilleri: Faiz artışlarında zirveye yaklaşıldığı ve getirilerin gerileyeceği beklentisiyle tahvil tarafında pozisyon al, biriktir.
3. Nike (NKE): Zirveden %75 düşüşe ve ucuz görünmesine rağmen ciro toparlanamadığı ve marka cazibesini yitirdiği için bu seviyeden alma, uzak dur.
4. Broadcom (AVGO): Anthropic taleplerini karşılamak için gereken 60 milyar dolarlık finansman belirsizliği hisseyi baskılıyor; finansman koşulları netleşene kadar alım için bekle, radarda tut.
5. Micron Technology (MU): Olağanüstü bilanço rakamları ve 2027 kapasitesinin %75'inin şimdiden rezerve edilmesi nedeniyle yapay zeka çip sektöründe alım yönlü pozisyonu koru.
6. Alphabet & Amazon: Yaklaşan Anthropic halka arzının bilançolara ciddi kâr yazma potansiyeli bulunuyor; iki hisseyi de portföyde tut ve biriktir.
7. ABD Bankacılık ve Döngüsel Tüketim Sektörleri: Son bir aydır teknoloji dışındaki bu sektörler aşırı satış yedi; düşük çarpanlar nedeniyle seçici hisselerde kademeli biriktir.
8. Makro İstihdam Beklentisi: İstihdam verisindeki olası mevsimsel sapmalar piyasayı ilk anda sarsa bile ardından faiz baskısının kalkacağı teziyle panik satışından kaçın, hissede kal.
📊 Detaylı Açıklama
Piyasaların endeks bazında yerinde saydığı ancak arka planda ciddi sektör rotasyonlarının yaşandığı bu dönemde konuşmacı, nakit oranını %2,5 seviyesine kadar düşürerek neredeyse tamamen hisse senetleri ve bir miktar ABD hazine tahvillerinde pozisyon aldığını belirtmektedir. Son bir aydır yükselişin yalnızca teknoloji hisselerine dayandığı, piyasa katılımının zayıf kaldığı ve bankacılık başta olmak üzere diğer sektörlerin geri çekildiği bir ortamda, faiz zirvesinin görüldüğü teziyle hisse ağırlıklı kalma stratejisi savunulmaktadır.
ABD 10 yıllık hazine tahvil getirileri gün içinde %5,34 seviyelerinden %5,24'e doğru gevşeyerek uzun bir aradan sonra tahvillere alıcı çekmiştir. Tahvil faizlerindeki rekor yükselişlerin enflasyon korkusundan ziyade ABD'nin %6,3'lük nominal büyümesi ve Japonya'daki faiz artışlarıyla birlikte carry trade pozisyonlarının çözülmesinden kaynaklandığı vurgulanmaktadır. 10 yıllık ve 5 yıllık break-even enflasyon beklentilerinin %2,36 seviyesinde sabit kalması, tahvil piyasasında kalıcı bir enflasyon paniği olmadığını göstermektedir; bu nedenle tahvil faizlerindeki geri çekilmenin borsayı destekleyeceği öngörülmektedir.
Makroekonomik büyüme tarafında ABD ekonomisinin resesyondan uzak, kuvvetli bir genişleme sürecinde olduğu verilerle desteklenmektedir. ISM imalat endeksinin 54,5'e, istihdam bileşeninin 52,7'ye yükselmesi ve haftalık işsizlik maaşı başvurularının 197 bine gerileyerek 200 bin ortalamasının altında kalması güçlü duruşa işaret etmektedir. İkinci çeyrekteki %2,2 reel büyümenin ardından üçüncü çeyrek model tahminlerinin %3,7 civarında seyretmesi, şirket kârlarının arkasında sağlam bir talep desteği bulunduğunu kanıtlamaktadır.
Gelecek olan tarım dışı istihdam verisinin piyasa üzerindeki baskıyı hafifletmesi beklenmektedir. Geçtiğimiz ağustos ayı istihdam verisinin 4 hafta yerine takvim etkisiyle 5 hafta üzerinden hesaplanması ve turizm ile okula dönüş gibi mevsimsel faktörlerin veriyi yapay olarak şişirdiği ifade edilmektedir. Eylül ayında 90 bin civarı bir istihdam gelmesi ve ağustos verisinde aşağı yönlü bir revizyon yapılması durumunda faiz korkularının yatışacağı ve piyasanın rahatlayacağı hesaplanmaktadır.
Yapay zeka ve yarı iletken sektöründe Micron'un açıkladığı bilanço öne çıkarılmaktadır. Şirketin yıllık bazda %379,1 ciro büyümesi ve %87 brüt kâr marjı yakalaması, ayrıca 2027 yılı üretim kapasitesinin %75'ini uzun vadeli sözleşmelerle şimdiden bağlamış olması, yapay zeka altyapı talebinin hız kesmeden sürdüğünü göstermektedir. Bu tablo, çip ve bellek üreticileri tarafında büyümenin sağlam olduğunu ve sektör hisselerinin tutulması gerektiğini teyit etmektedir.
Broadcom hissesindeki geri çekilmenin ve baskılanmanın temel nedeni olarak şirketin Anthropic taleplerini finanse etmek amacıyla 60 milyar dolarlık borçlanma arayışına girmesi gösterilmektedir. Kredi piyasalarındaki faiz artışlarının getirdiği borçlanma maliyeti hisseyi baskılasa da, bu finansman çözüldüğünde Broadcom'un yeniden güçlü bir alım fırsatına dönüşeceği ve şirketin yakından izlendiği belirtilmektedir. Anthropic'in seçim sonrasında planlanan olası 2 trilyon dolarlık halka arzının ise şirketin erken dönem yatırımcıları olan Amazon ve Alphabet (Google) bilançolarına devasa kârlar yazdıracağı öngörülmektedir.
Nike bilançosu ise tüketim tarafındaki zayıflığın somut örneği olarak değerlendirilmektedir. Hissenin bilanço sonrası %8,5 gerilediği, zirvesinden bu yana %75, yılbaşından beri ise %45 değer kaybettiği vurgulanmaktadır. Şirketin hisse başı kâr rakamlarını tutturmasına rağmen cirosunu artıramaması ve tüketici nezdindeki cazibesini yitirmesi sebebiyle düşüş eğiliminin sürebileceği, bu aşamada hisseye alıcı gözüyle yaklaşılmaması gerektiği ifade edilmektedir.
S&P 500 endeksinin değerlemesi PEG (Fiyat/Kazanç/Büyüme) rasyosu bazında incelendiğinde endeksin tarihi düşük seviyelerde olduğu ve pahalı olmadığı savunulmaktadır. Teknoloji hisselerinin çarpanları yüksek kalsa da son bir ayda ciddi satış yiyen bankacılık ve zorunlu olmayan tüketici harcamaları sektörlerinin oldukça cazip fiyat seviyelerine gerilediği belirtilmektedir. Kısa vadeli seçim dalgalanmalarına rağmen genel trendin yukarı yönlü olduğu ve hisse ağırlıklı pozisyonların korunması gerektiği tezi özetlenmektedir.
🎯 Finans Uzmanı Yorumu
Konuşmacının piyasa analizi, mevcut makroekonomik verileri büyüme eksenli okuyan oldukça agresif ve iyimser (ultra-bullish) bir çerçeveye dayanmaktadır. Portföyde yalnızca %2,5 nakit bırakıp neredeyse tüm varlığı hisse senetlerine ve tahvillere tahsis etmek, faiz artış döngüsünün kesin olarak bittiği ve yumuşak inişin (soft landing) başarıldığı varsayımına dayanır. Bu yaklaşım, güçlü büyüme ortamında yüksek getiri potansiyeli sunsa da olası bir negatif makro şok karşısında portföyü tamamen korumasız bırakma riski taşımaktadır.
Tahvil faizlerindeki yükselişin enflasyondan değil yalnızca nominal büyüme ve Japonya carry trade çözülmesinden kaynaklandığı tezi teknik olarak tutarlı yanlar barındırsa da enerji maliyetlerindeki yapısal riskleri hafife almaktadır. Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimler, Rus rafinerilerine yönelik saldırılar ve ABD ile Çin'in dizel ihracatını kısıtlaması rafineri marjlarını ve ürün fiyatlarını yukarı itmektedir. Rafine ürünlerdeki bu maliyet baskısı çekirdek enflasyona yansıdığı takdirde, tahvil faizlerinin zirve yaptığı beklentisi boşa çıkabilir ve Fed'in gevşeme takvimi ötelenebilir.
Şirketler düzeyindeki ayrışma teşhisi oldukça yerindedir. Micron örneğinde görüldüğü üzere yapay zekanın fiziksel altyapısını oluşturan donanım üreticileri somut nakit akışı ve rezerve kapasite ile desteklenirken, Broadcom'un 60 milyar dolarlık finansman ihtiyacı yapay zeka harcamalarının borçlanma maliyeti riskini gözler önüne sermektedir. Nike üzerinden yapılan tespit ise son derece haklıdır; tüketici talebinin zayıfladığı ve fiyatlama gücünü yitiren markaların çarpan daralması yaşamaya devam edeceği gerçeği göz ardı edilmemelidir.
Sonuç olarak konuşmacının "tam hisse pozisyonunda kal, tahvilde zirveye oynayarak alım yap, Nike'tan uzak dur ve teknoloji dışı ucuzlayan sektörleri topla" stratejisi yüksek risk toleransına sahip yatırımcılar için uygundur. Ancak ABD seçimleri öncesindeki volatilite, jeopolitik dizel krizi ve kredi piyasalarındaki spread artışları göz önüne alındığında, %2,5 seviyesindeki bir nakit oranı kurumsal risk yönetimi açısından aşırı cüretkârdır. Dengeli bir portföyde en azından %10-15 likit tampon bulundurarak büyüme hisselerinde kademeli biriktirme yapmak çok daha rasyonel bir koruma sağlayacaktır.
⚠️ Bu içerik yatırım tavsiyesi değildir.