Mehmet Gerz: Türkiye Hisseleri Kelepir Denilen Fiyatlarda İşlem Görüyor!
CNBC-e · 2026-10-02
💡 Hızlı Bilgi
1. Fiktif getiri vadeden manipülatif ve Ponzi benzeri fonlardan kesinlikle uzak durun; bu yapılara asla para yatırmayın.
2. BIST hisselerinde kelepir fiyatlamalar var; panikle satmak yerine seçici davranarak sabırla biriktirin.
3. Portföyün %50'sini faiz ve kurallara uyan güvenilir para piyasası fonlarında değerlendirin.
4. Varlık dağılımında %25 payı hisse senedi tarafına ayırarak orta-uzun vadeli toparlanmayı bekleyin.
5. Portföy dengesini sağlamak adına %25 dövizli varlık tutun; bu kısmın %10-15'lik bölümünü altın olarak biriktirin.
6. Altını salt yükseliş beklentisiyle değil, dalgalanmalara karşı portföy riskini dengelemek amacıyla tutun.
7. Dolar bazında dipte olan BIST için Kasım ve Aralık aylarında toparlanma, asıl rahatlama için 2027'yi bekleyin.
8. TCMB'nin 22 Ekim toplantısında piyasanın beklediği 100 baz puan yerine 200 baz puanlık sürpriz bir faiz indirimi gelebilir.
📊 Detaylı Açıklama
Sermaye piyasalarında yaklaşık 455 bin yatırımcıyı doğrudan etkileyen ve fon ekosisteminde yaklaşık 20 milyar dolarlık şişkin bir varlık havuzunu tıkayan kriz, uzun süredir göz göre göre gelen manipülatif bir sürecin patlamasıdır. Bazı portföy yönetim şirketleri haftalarca fiktif getiriler üreterek içlerindeki sığ ve likit olmayan menkul kıymetlerin fiyatlarını manipüle etmiştir. Bu fonlardan erken çıkanlar fahiş karlar elde ederken, sistemin mantığı gereği sona kalan yatırımcılar %95 ila %99'lara varan devasa zararlarla karşı karşıya kalmıştır. Tasfiye süreçlerinde devreye alınan 1 milyon TL'lik ara ödeme formülü küçük yatırımcıyı rahatlatma çabası olsa da kamu kaynaklarının adeta kumar oynayan kişilerin zararını karşılamak için kullanılmaması gerektiği vurgulanmaktadır.
Para piyasası fonları tarafında da benzer bir anomalinin yaşandığına dikkat çekilmektedir. Normal şartlarda ayda %3 getiri sağlayan fonların yanında bazı kurumların %3,6 gibi anormal getiriler sunmasının arkasında ciddi kural ihlalleri yer almaktadır. Bu kurumlar, güvenceli mevduat mantığıyla yatırılan paraları kendi serbest fonlarındaki hisse manipülasyonlarını fonlamak için borç vermiş ve karşılığında batık, teminat değeri taşımayan payları repo yapmıştır. Bu durum nedeniyle para piyasası fonlarında bile %25 veya üzerinde kayıpların gün yüzüne çıkması muhtemeldir. Yatırımcıların sektörün tamamını suçlamaması gerektiği, ekosistemin %90'ının kural ve limitlere harfiyen uyduğu ifade edilmektedir.
Borsa İstanbul'daki genel resme bakıldığında Türk hisse senetlerinin dolar bazında yıllardır süregelen baskı ve Eylül ayındaki sert düşüşle birlikte tam anlamıyla kelepir seviyelere gerilediği belirtilmektedir. Kurumsal yönetişim riskleri barındırsa da aşırı ucuzlayan şirketlerin taban seviyelerden alıcı bularak hızla tavana gidebildiği piyasada görülmektedir. Ancak borsaya küsen yerli ve yabancı nitelikli yatırımcının geri dönmesi yalnızca fiyatların ucuzluğuna değil; manipülatörlerin sistem dışına itilmesine, lisans iptallerine ve yatırımcı hakkını gasp edenlere anında ve caydırıcı cezalar verilmesine bağlıdır.
Mevcut ortamda dengeli ve rasyonel bir varlık dağılımı için %50 faiz ve likit varlıklar, %25 hisse senedi ve %25 dövizli varlıklar formülü önerilmektedir. Faiz tarafında her ay banka şubelerinde mevduat bağlamak yerine, günlük getirisi işleyen ve likidite avantajı sağlayan kurumsal para piyasası fonları tavsiye edilmektedir. Tek bir kurumun riskine maruz kalmamak adına, farklı portföy yönetim şirketlerinin fonlarını bir arada barındıran fon sepeti fonları aracılığıyla riskin dağıtılması gerektiği vurgulanmaktadır.
Dövizli varlıklar için ayrılan %25'lik sepetin %10 ila %15'lik bölümünün fiziki veya fon bazında altın olarak biriktirilmesi tavsiye edilmektedir. Buradaki strateji altının kısa vadede agresif bir yükseliş yapacağı beklentisi değil; hisse senedi ve döviz piyasalarındaki beklenmedik dalgalanmalara karşı portföyün genel riskini aşağı çeken güçlü bir dengeleyici enstrüman olmasıdır.
Para politikası cephesinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın 22 Ekim tarihindeki Para Politikası Kurulu toplantısında sürpriz adımlar görülebilir. Piyasa genelinin 100 baz puanlık bir indirim beklediği ortamda, fon kriziyle birlikte piyasada bir miktar paranın kilitli kalması ve oluşan likidite endişelerini hafifletmek amacıyla 200 baz puanlık daha agresif bir faiz indirimi masaya gelebilir. Bu tür bir hamle, borsa tarafında güven adımlarıyla birleştiğinde Kasım ve Aralık aylarında toparlanmayı tetikleyebilir.
Borsa yatırımcısının son iki yıldır enflasyonun oldukça gerisinde kalarak büyük bir yıpranma yaşadığı hatırlatılmaktadır. %30 civarındaki yıllık enflasyon ortamında hisse riski alan bir yatırımcının en az %45-60 bandında getiri elde etmesi gerektiği belirtilmektedir. Kısa vadede yıl sonuna doğru bir nefes alma rallisi yaşansa bile, asıl rahatlamanın sıkı para politikasının gevşetileceği ve seçim öncesi ekonomik dinamiklerin değişeceği 2027 yılında gerçekleşeceği öngörülmektedir.
Küresel piyasalardan ve dış jeopolitik gelişmelerden Türkiye'nin bir miktar ayrıştığı tespit edilmektedir. Gelişmiş ülkelerde uzun vadeli tahvil faizlerinin yukarı tırmanmasına rağmen bütçe ve cari açık tarafında makro dengelerin iyi yönetildiği belirtilmektedir. Sürdürülen kontrollü döviz kuru politikasının enflasyonla mücadele nedeniyle bir süre daha kur çıpası olarak kalacağı, ancak orta-uzun vadede bu politikadan çıkılmasının kaçınılmaz olduğu kaydedilmektedir. Petrol fiyatlarını baskılayan savaş ortamının sona ermesi halinde ise küresel piyasalardan gelebilecek pozitif bir rüzgarın Türkiye'nin dezenflasyon sürecini destekleyebileceği ifade edilmektedir.
🎯 Finans Uzmanı Yorumu
Mehmet Gerz'in sermaye piyasalarında yaşanan çalkantıya dair teşhisi son derece gerçekçi ve cesurdur. Fon ekosistemindeki fiktif değerlemelerin ve örtülü işlemlerin ulaştığı boyut, regülasyonların geriden geldiği bir ortamda yatırımcı rasyonalitesinin nasıl çöktüğünü net bir şekilde özetlemektedir. Gerz'in ana tezi; piyasadaki manipülatif tortuların temizlenmesi, caydırıcı adımların tavizsiz uygulanması ve yatırımcının gerçek anlamda korunması halinde Türk hisselerinin sahip olduğu derin iskonto potansiyelinin açığa çıkacağı yönündedir.
Konuşmacının benimsediği piyasa pozisyonu, temkinli bir dengelenme ve hisse tarafında seçici bir biriktirme stratejisidir. Piyasanın tamamına yayılan kontrolsüz bir coşku yerine; %50 faiz/para piyasası fonu, %25 hisse senedi ve %10-15'i altın olmak üzere %25 dövizli varlık dağılımı tavsiye edilmektedir. Gerz, doğrudan agresif bir hisse alımı önermemekte, hisse tarafında sabırlı olunması gerektiğini ve asıl getirinin yapısal rahatlamanın beklendiği 2027 yılına yayılabileceğini vurgulamaktadır.
Bu yaklaşımın temel riski, sermaye piyasalarına olan güven erozyonunun tahmin edilenden daha uzun sürmesi ve yerli yatırımcının küskünlüğünün likiditeyi kurutmasıdır. BIST hisselerinin çarpan bazında kelepir olması tek başına yükseliş garantisi sunmamaktadır; kur çıpasına dayalı mevcut ekonomi modeli ve şirket karlarını baskılayan yüksek faiz ortamı hisse getirilerini bir süre daha sınırlayabilir. Bu strateji kısa vadeli getiri kovalayan ya da kaldıraç kullanan bireysel aktörler için uygun olmayıp, yalnızca portföy sepeti kurabilen ve en az bir-iki yıllık vadeye tahammülü olan nitelikli yatırımcılar için uygulanabilirdir.
Genel pozisyon özeti olarak; yüksek getirili şüpheli fonlardan ve manipülatif hisselerden kesinlikle uzak durulmalı, mevcut piyasa koşullarında yüksek faizden faydalanmak adına güvenilir para piyasası fonlarında kalınmalıdır. Dip seviyelerdeki BIST hisselerinde ise panik satışı yapmaktan kaçınılmalı, dengeli portföy kuralları çerçevesinde seçici ve kademeli biriktirme pozisyonu korunmalıdır.
⚠️ Bu içerik yatırım tavsiyesi değildir.
Kanal: CNBC-e