Mahfi Eğilmez: Herkesin 40 Verdiği Yerde Birisi 140 Veriyorsa Bunda Bir İş Vardır Yani!
CNBC-e · 2026-10-14
💡 Hızlı Bilgi
1. Piyasa ortalamasının çok üzerinde getiri vadeden fonlara/yapılara kesinlikle girme; herkesin %40 verdiği yerde %140 veren tuzaktır (ALMA).
2. TL mevduat ve regüle banka para piyasası fonlarında pozisyonu koru; döviz bazında %12-13 civarı net getiri sunduğu için güvenli liman olarak değerlendir (BİRİKTİR / TUT).
3. Dolar/TL kurunda 65-70 aralığı adil değer olarak hesaplansa da kur baskılanıyor; zemberek boşalana kadar kontrollü seyir süreceğinden ani döviz rallisi bekleme (BEKLE).
4. TCMB politika faizinde %37'den %36'ya 1 puanlık indirim alanı var; ancak sıcak para çıkışından çekiniliyorsa pas geçilmeli, sert indirimlere girişilmemeli (BEKLE).
5. Altında eski jeopolitik sıçramaları bekleme; küresel yüksek faiz ortamında tahvile yönelim nedeniyle altında agresif yükseliş potansiyeli sınırlı (BEKLE).
📊 Detaylı Açıklama
Piyasalarda patlak veren fon krizi, denetim eksikliklerinin ve yüksek enflasyon ortamında ezilmek istemeyen tasarruf sahiplerinin suiistimal edilmesinin acı bir sonucudur. Mahfi Eğilmez, piyasada mevduat ve meşru getiri oranları %38-40 bandındayken %140 getiri vadeden yapılara şüpheyle yaklaşılması gerektiğini vurgulayarak "beleş peynir sadece fare kapanında bulunur" uyarısını yineliyor. Bu tarz olağandışı vaatlerde bulunan fonlardan kesinlikle uzak durulması (ALMA) gerektiğini, hem SPK hem de bağımsız denetçilerin bu süreci zamanında denetlemesi gerektiğini belirtiyor.
Krizin ardından fon piyasasından kaçan sermaye için en rasyonel adres olarak TL mevduat ve kurumsal banka para piyasası fonları öne çıkıyor. Yıllık faizlerin %35-38 bandında seyrettiği ve net faizin %32 seviyesinde gerçekleştiği tabloda, kur artışının enflasyonun gerisinde kalması sayesinde TL varlıklar yıllık bazda döviz cinsinden %12-13 gibi yüksek bir reel kazanç sunuyor. Yatırımcının riskli maceralara atılmak yerine sağlam banka para piyasası fonlarında ve mevduatta kalması (BİRİKTİR / TUT) öneriliyor.
Döviz kuru tarafında ise ciddi bir makro dengesizlik söz konusu. Mahfi Eğilmez'in hesaplamalarına göre Dolar/TL kurunun enflasyon-maliyet dengesi gözetildiğinde 65-70 TL bandında olması gerekiyor. Ancak kurun mevcut 49-50 bandında sıkıştırılması ihracatçıyı zorluyor. Bu baskının sonsuza kadar sürdürülemeyeceğini, yayın sıkıldıkça zembereğin bir noktada boşanma riski taşıdığını belirten Eğilmez, seçim öncesi dönemde sert bir devalüasyona izin verilmesini beklemediğini aktarıyor.
Merkez Bankası'nın faiz politikasına dair değerlendirmede, ölçülen resmi enflasyonun %29,73, politika faizinin ise %37 olduğu hatırlatılıyor. Aradaki yaklaşık 7,5 puanlık marjın Merkez Bankası'na 1 puanlık teknik bir indirim alanı tanıdığı ifade ediliyor. Ancak mevcut fon türbülansı ve carry trade girişlerinin yavaşlaması nedeniyle faizin %37 seviyesinde sabit tutulmasının da (BEKLE) son derece makul bir tercih olacağı, faizi aniden %32 gibi seviyelere çekmenin ise büyük risk barındıracağı vurgulanıyor.
Altın ve yastık altı tasarruf dinamikleri incelendiğinde, geçmişteki kriz modellerinden farklı bir tablo ortaya çıkıyor. Önceden Trump veya jeopolitik kriz kaynaklı her açıklamada altın fiyatları hızla tırmanırken, günümüzde yatırımcıların altını satıp yüksek faiz veren tahvillere geçtiği gözleniyor. TL mevduat getirisinin yüksekliği nedeniyle yastık altı altına kitlesel bir kaçış beklenmiyor ve altın için agresif pozisyon almak yerine temkinli kalınması (BEKLE) gerektiği işaret ediliyor.
Küresel emtia ve enerji piyasalarında 100 dolar üzerine çıkan petrol fiyatı, Türkiye ekonomisinin en kırılgan noktasını oluşturuyor. Petrol ithalatçısı bir ülke olarak her 10 dolarlık artışın enflasyonu 1,2 - 1,5 puan yukarı taşıdığı ve cari açığı büyüttüğü ortamda, bölgedeki jeopolitik gerilimlerin yatışması ve petrolün 70-75 dolar ortalamalarına dönmesi gerektiği, aksi halde dış dengenin daha da bozulacağı belirtiliyor.
Döviz kurları ve dış ticaret dengesinde Dolar Endeksi'nin (DXY) 102,5 seviyesine çıkması ve Euro/Dolar paritesinin 1,12'nin altına sarkması Türkiye aleyhine bir tablo çiziyor. Girdilerini dolarla ithal edip çıktılarını euro ile Avrupa'ya ihraç eden sanayici için bu parite baskı yaratsa da, ABD'nin de bu aşırı değerli dolardan rahatsız olduğu ve endeksin orta vadede 99-100 seviyelerine gerileyeceği tahmin ediliyor.
Gelecek döneme ilişkin bütçe ve seçim harcamaları perspektifinde ise 2027 sonu ya da 2028 başı öngörülen genel seçimler öncesinde seçim ekonomisinin devreye girmesi kaçınılmaz görülüyor. 2027'nin ilk ya da ikinci çeyreğinden itibaren maaş zamları, emekli ödemeleri ve kamu harcamalarının artırılacağı, bunun da yeni bir enflasyon dalgası tetikleyeceği ifade edilerek dezenflasyonun tek başına faizle değil, acilen hukukun üstünlüğü ve yapısal reformlarla çözülmesi gerektiği aktarılıyor.
🎯 Finans Uzmanı Yorumu
Mahfi Eğilmez'in piyasa okuması, para politikasının sınırlarına ve yapısal sorunların piyasa mekanizması üzerindeki baskısına net bir ayna tutuyor. Konuşmacının en temel tezi; enflasyonla mücadelenin yalnızca Merkez Bankası faiz artışlarına ihale edilemeyeceği, hukukun üstünlüğü ve kurumsal öngörülebilirlik sağlanmadıkça faiz silahının etkinliğini yitireceğidir. Türkiye'nin faizi yükselterek enflasyonu düşürmeye çalıştığı mevcut program, 1,5 yıl yerine 3-4 yıla yayıldığı için ekonomi üzerinde gereksiz bir aşınma ve durgunluk riski üretmektedir.
Piyasa pozisyonu açısından konuşmacının yaklaşımı tamamen savunmacı ve temkinlidir; kesinlikle genel bir "al" ya da agresif büyüme iştahı içermemektedir. Özellikle yüksek getiri vaadiyle ortaya çıkan regülasyon dışı fonlara karşı takınılan tavır net bir "ALMA" uyarısıdır. Yatırımcı için geçerli olan rasyonel strateji, sistemik güvencesi bulunan TL mevduat ve kurumsal para piyasası fonlarında faiz avantajını kullanarak portföyü enflasyona karşı korumaktır (BİRİKTİR / TUT).
Dolar/TL tarafındaki 65-70 aralığı tespiti ile fiili kur arasındaki makas, ihracatçının rekabet gücünü eritirken aynı zamanda ithalatı cazip kılmaktadır. Bu durum her ne kadar kısa vadede manşet enflasyonu baskılamak için kullanılsa da, serbest piyasa dengesinden uzaklaşılması zembereğin sert boşalma riskini diri tutmaktadır. Buna paralel olarak küresel faizlerin yüksek seyrettiği bir ortamda altının getiri potansiyelinin sınırlı kalması, yatırımcıların emtia tarafında da aşırı iyimser olmaması gerektiğini göstermektedir.
Sonuç olarak, 2027 yaklaşırken devreye girmesi beklenen seçim ekonomisi harcamaları öncesinde, dezenflasyon sürecinin kalıcı hale gelememesi en büyük kırılganlıktır. Mevcut konjonktürde yatırımcı için en doğru pozisyon; spekülatif enstrümanlardan ve fahiş kâr vadeden yapılardan uzak durmak, yüksek TL faiz imkanını regüle kanallarda değerlendirmek ve portföyde döviz-enflasyon dengesini gözeterek temkinli bekleyişi (BEKLE) sürdürmektir.
⚠️ Bu içerik yatırım tavsiyesi değildir.
Kanal: CNBC-e