Made in EU Olmazsa Türkiye'nin Planı Ne? OSD Başkanı Anlattı!
CNBC-e · 2026-10-19
💡 Hızlı Bilgi
1. Otomotiv sektörü için Avrupa Birliği'nin getirdiği Made in Europe (Avrupa'da üretim) kuralı bu seviyeden alma riski taşıyor; henüz kanunlaşmadı, sene sonu parlamento taslağını bekle.
2. Şarj edilebilir hibrit ve tam elektrikli araçları kapsayan bu düzenlemede içten yanmalı (benzinli/dizel) ve hafif hibrit araçlar bu aşamada kapsam dışı, bekle.
3. Fransa ve Almanya'nın sunduğu son taslak belgede Türkiye Avrupa Birliği tanımının dışında tutuluyor, bu yüzden bu seviyeden acele satma veya pozisyonu kapatma.
4. Batarya hariç maliyetin yüzde yetmişinin Avrupa Birliği sınırları içinden alınması şartı Türk tedarik sanayi için doğrudan risk oluşturuyor, bu hisseleri veya sektörü bu seviyeden alma.
5. Üreticilere tanınan yüzde seksen'e yüzde yirmi esneklik kuralı sayesinde Avrupalı markalar dışarıda üretilen araçların yüzde yirmisini içeri alabilecek, bu oranı bekle.
📊 Detaylı Açıklama
Otomotiv Sanayi Derneği Başkanı Cengiz Eroğlu'na göre Avrupa Birliği'nin hazırladığı Made in Europe kuralları sadece otomotiv sektörünü değil, ilerleyen dönemde savunma, makine ve enerji sanayini de etkileyecek öncü bir yasa tasarısı niteliğinde. Konuşmacı, bu tasarının tüm otomotiv sektörünü kapsamadığını, öncelikli olarak şarj edilebilir hibrit ve tam elektrikli araçları hedeflediğini vurguluyor. Ayrıca bu kuralın devreye girmesinin en erken 2028 yılı olacağını, dolayısıyla içten yanmalı ve hafif hibrit araç satışlarının kısa vadede bu düzenlemeden etkilenmediğini belirtiyor.
Cuma günü basına sızan Fransa ve Almanya ortak pozisyon belgesine göre, Avrupa'da satılacak elektrikli ve şarj edilebilir hibrit araçların birlik sınırları içinde üretilmesi ve batarya dışındaki maliyet kalemlerinin yüzde yetmişinin Avrupa'dan temin edilmesi şartı getiriliyor. Konuşmacı, bu durumun Türkiye'deki ana sanayiyi doğrudan etkileyeceğini, çünkü Türkiye'nin 1 milyonun üzerindeki ihracatının yaklaşık 800 bin adetinin Avrupa'ya gittiğini ifade ediyor.
Taslakta yer alan yüzde seksen'e yüzde yirmi esneklik kuralına göre, Avrupalı bir üretici 100 birim araç satıyorsa, bunun 80 bin birimini Avrupa'da üretmek zorunda kalırken, 20 bin birimini dış ülkelerden ithal etme hakkına sahip oluyor. Konuşmacı, Türkiye'de üretim yapan Toyota ve Hyundai gibi markaların bu yüzde yirmi'lik kota üzerinden Avrupa'ya araç göndermeye devam edebileceğini, ancak ihracatta bir darbe yaşanmasının kaçınılmaz olduğunu söylüyor.
Tedarik sanayi cephesinde işler ana sanayiye göre daha zor görünüyor. İlk dokuz aylık verilere göre Türkiye'nin 31 milyar dolarlık otomotiv ihracatının 12 milyar doları yan sanayi tarafından yapılıyor ve bu kısmın yüzde altmış beşi Avrupa'ya gidiyor. Konuşmacı, ana sanayideki yüzde yirmi esnekliğin tedarik sanayinde bulunmadığını, bu nedenle Türk yan sanayicilerinin Çin, Hindistan, Fas ve Mısırlı rakiplerle sert bir rekabete gireceğini belirtiyor.
Türkiye'nin B planı olarak iç pazarı güçlendirme stratejisi öne çıkıyor. Konuşmacı, 2,5 milyonluk üretim kapasitesinin halihazırda yüzde altmış kapasiteyle çalıştığını, yeni yatırımların devreye girmesiyle bu oranının yüzde seksenlere çıkacağını ifade ediyor. İhracat yollarının daralması ihtimaline karşı, iç pazarda yerli satışların desteklenmesi ve ÖTV gibi vergi alanlarında yeni mekanizmaların devreye sokulması gerektiğini vurguluyor.
Elektrikli araç dönüşümü konusunda Türkiye'deki tüketicilerin önyargılarını kırdığını ve özellikle Anadolu şehirlerinde elektrikli penetrasyonunun hızlandığını belirten konuşmacı, Türk otomotiv sanayiinin her türlü enerji kombinasyonuna uyum sağlayabilecek altyapıya sahip olduğunu söylüyor. Ayrıca Afrika ve Ortadoğu gibi alternatif pazarların payının zamanla yüzde yirmi ila otuz seviyelerine taşınabileceğini ekliyor.
Süreç henüz kesinleşmiş değil; konuşmacı taslağın sene sonunda Avrupa Parlamentosu'nda görüşüleceğini ve yasalaşana kadar her şeyin bir taslak olduğunu hatırlatıyor. Türkiye'nin Avrupa ile entegre yapısını korumak için diplomatik ve ekonomik temasların sürdüğünü, yanlış hesabın döneceğini umduklarını belirtiyor.
🎯 Finans Uzmanı Yorumu
Otomotiv sektörünün en büyük pazarı olan Avrupa Birliği ile entegrasyonunda yaşanan bu yapısal kırılma, Türk sanayiciler için orta vadede ciddi bir kapasite riskini beraberinde getiriyor. Konuşmacının iyimser tonuna rağmen, tedarik sanayinin esneklik payından mahrum kalması ve Çinli üreticilerin maliyet baskısı, şirket marjları üzerinde baskı yaratmaya aday görünüyor.
Piyasa sinyali olarak mevcut seviyelerden ana sanayi ve özellikle yan sanayi hisselerinde agresif alım yapmak yerine temkinli bekleme stratejisi izlenmeli; yasama sürecinin son hali ve Avrupa Parlamentosu'nun nihai kararı mutlaka görülmelidir. Bu aşamada aceleci bir "al" veya "biriktir" tavsiyesi yerine risk yönetimi ön planda tutulmalıdır.
İç pazarı büyüterek ihracat kaybını ikame etme planı kağıt üzerinde mantıklı dursa da, yüksek enflasyon ve alım gücü baskısı altındaki Türkiye iç pazarının bu devasa kapasiteyi tek başına taşıması kısa vadede gerçekçi görünmüyor. ÖTV ve vergi teşviki gibi devlet destekleri gelmedikçe iç talep tek başına kurtarıcı olamaz.
Sonuç olarak, Türk otomotiv sektörü esnek üretim kabiliyeti ve yüksek teknoloji altyapısı sayesinde dönüşüm gücüne sahip olsa da, Avrupa dışı pazarlara açılma süreci tamamlanana kadar yatırımcıların bu sektörde seçici ve sabırlı olması, acele alım yapmaktan kaçınması en akılcı yaklaşım olacaktır.
⚠️ Bu içerik yatırım tavsiyesi değildir.
Kanal: CNBC-e