BORSA YANGIN YERİ! | Mert Yılmaz Yorumluyor | İnfo Yatırım
İnfo Yatırım · 2026-09-16
💡 Hızlı Bilgi
1. Borsa İstanbul'da mevcut seviyelerden agresif alım yapma, acele etme; panik ve satış dalgasının durulmasını bekle.
2. BIST 100 için 12.966 ve 12.450 seviyelerine gelinirse nakdin yalnızca küçük bir kısmıyla kademeli alım dene.
3. BIST 100'de 12.450 desteği tutunamazsa 11.500 seviyesine kadar düşüş riski var; yedek akçe tut, asla tam pozisyon alma.
4. Mevcut piyasa koşullarında kesinlikle kredili işlem açma ve gün içi (çıtır) al-sat denemelerinden uzak dur.
5. Para piyasası fonlarındaki temerrüt ve likidite krizi çözülmeden, fon paniği dinmeden hisse tarafında dönüş bekleme.
6. Yarın sabah marjin call (teminat tamamlama çağrısı) kaynaklı re'sen satış baskısı gelebilir; ilk tepki yükselişinde tuzağa düşme, bekle.
7. Fed'in 25 baz puanlık faiz artışı piyasa beklentisi dahilinde kaldığı için küresel fiyatlamalar üzerinde majör bir bozulma yaratmaz.
8. Japonya Merkez Bankası'nın (BoJ) faizi %1'den %1,25'e çıkarma beklentisi küresel likiditeyi daraltabilir; gelişen piyasa risklerini izle.
9. Yaşanan kriz ortamına rağmen varlıkların büyük kısmını TL enstrümanlarda tutmaya devam et; panikle altına veya dövize hücum etme.
📊 Detaylı Açıklama
Borsa İstanbul tarafında tarihi bir düşüş günü yaşandığını belirten Mert Yılmaz, endeksin %5,5'in üzerinde değer kaybederek 13.120 seviyelerine gerilediğini ve seans içinde en düşük 12.817 seviyesinin görüldüğünü vurguluyor. 13.900 desteğinin kırılmasının ardından gelen bu sert geri çekilmede, gün içinde dipten gelen tepkinin kısmen olumlu olduğunu ancak piyasanın yön bulabilmesi için öncelikle 13.300 seviyesinin üzerine yeniden yerleşilmesi gerektiğini ifade ediyor. Kaçan bir fırsat olmadığını ve kesinlikle acele edilmemesi gerektiğini savunuyor.
Piyasadaki sert yangının asıl kaynağının para piyasası fonlarında ve hisse senedi fonlarında patlak veren temerrüt ve likidite krizi olduğuna dikkat çekiliyor. Özellikle bazı portföy yönetim şirketlerinin fonlarında hisse repoları ve teminat gösterilen hisselerin taban olması sebebiyle yatırımcıların katılma payı iadelerinin ödenemediği aktarılıyor. Risksiz getiri olarak görülen para piyasası fonlarında paranın çekilememesinin çek, kredi kartı ve okul taksitleri gibi reel ticari hayatı doğrudan kilitlediği ve derin bir güven krizine yol açtığı belirtiliyor.
Fon tarafında yaşanan bu nakit sıkışıklığının BIST 30 hisselerine sıçrama mekanizması detaylandırılıyor. Taban olan ve satılamayan teminat hisseleri nedeniyle portföy yönetim şirketlerinin likidite yaratabilmek için İş Bankası, Türk Hava Yolları, Türk Telekom, Arçelik ve Turkcell gibi en likit BIST 30 hisselerinde kontrolsüz satışa geçtiği belirtiliyor. Bu durumun endeks kağıtlarında taban kilitlenmelerine yol açtığı ve sağlam şirket hisselerinin bile haksız yere cezalandırıldığı bir ortam oluşturduğu ifade ediliyor.
Yatırımcılar için olası alım seviyelerini ve risk limitlerini paylaşan konuşmacı, 12.966 ve 12.450 seviyelerinin kritik teknik eşikler olduğunu söylüyor. Kendi stratejisi olarak bu seviyelere inilmesi durumunda kenarda bekleyen nakit paranın sadece çok küçük bir kısmıyla alım denenebileceğini açıklıyor. Ancak 12.450 desteğinin aşağı kırılması halinde teknik olarak 11.500 seviyesine kadar 1000 puanlık ek bir kayma riski bulunduğu uyarısında bulunuyor ve yatırımcıların bu ihtimale karşı mutlaka yedek akçe bulundurması gerektiğini vurguluyor.
Kredili pozisyon taşıyan yatırımcılar ve aracı kurumlar açısından yarın sabahın oldukça riskli olacağı belirtiliyor. Yaşanan sert düşüşlerin vadeli işlemler tarafında ve kredili hesaplarda ciddi marjin call (teminat tamamlama çağrısı) yükümlülükleri doğurduğu, bu çağrıların karşılanamaması halinde sabah açılışında re'sen (kurum tarafından zorunlu) satışların devreye girebileceği ifade ediliyor. Bu sebeple açılışta gelebilecek sahte tepki alımlarına aldanılmaması, gün içi çıtır al-sat işlemlerinden ve kredili pozisyonlardan kesinlikle uzak durulması gerektiği tembihleniyor.
Krizin çözümü için kamunun devreye girmesinin kaçınılmaz olduğu ve Finansal İstikrar Komitesi'nin sabah toplantısının kritik öneme sahip olduğu aktarılıyor. Yaşanan regülasyon ve gözetim eksikliklerinin bedelini sınırlı bir kesimin yarattığı riske karşılık geniş halk kitlelerinin ve borsa yatırımcısının ödediği söyleniyor. Kamunun sabah seans açılmadan önce piyasayı rahatlatacak, likiditeye ve ödemelere dair net ve somut bir eylem planı açıklaması gerektiği, aksi takdirde tansiyonun düşmeyeceği belirtiliyor.
Yurt dışı tarafta ise Fed'in 25 baz puanlık faiz artışı kararı değerlendiriliyor. Kararın piyasa beklentileriyle tam uyumlu olduğu, Jerome Powell'ın kurumun bağımsızlığını siyasi baskılara feda etmediği ifade ediliyor. Metinde yer alan enflasyonun %2 hedefine döneceğine dair mesajların aşırı şahin bir tondan uzak durulduğunu gösterdiği ve küresel varlıklar üzerinde majör bir yıkım yaratmayacağı aktarılıyor. Diğer yandan cuma günü Japonya Merkez Bankası'nın (BoJ) faizi %1'den %1,25'e çıkarma ihtimalinin küresel likidite akışlarını ve gelişmekte olan ülkelerin dış borçlanma maliyetlerini olumsuz etkileyebileceği not ediliyor.
Fon piyasasında parasını alamayan veya zarara uğrayan yatırımcıların altın ve döviz tarafına hücum etme riski değerlendiriliyor. Konuşmacı, bu yönelimin psikolojik olarak anlaşılabileceğini ancak döviz kuru üzerinde büyük bir baskı kuracak kitlesel bir harekete evrilmesini beklemediğini söylüyor. Yaşanan tüm çalkantılara rağmen portföylerin büyük kısmının TL varlıklarda tutulması gerektiği savunulurken, yatırımcılara panikle zararına satış yapmama ve sakin kalma çağrısı yapılıyor.
🎯 Finans Uzmanı Yorumu
Mert Yılmaz'ın piyasaya ilişkin teşhisi son derece yerinde ve gerçekçidir. Borsa İstanbul'daki sert satış dalgasının makroekonomik dinamiklerden ziyade, fon piyasası ve sermaye piyasası araçlarındaki yapısal/operasyonel tıkanıklıktan kaynaklandığı analizi doğrudur. Para piyasası fonlarında likidite ve temerrüt sorununun patlak vermesi, bireysel yatırımcının sisteme olan güvenini temelden sarsmıştır. Risksiz getiri arayışıyla park edilen paranın çekilememesi, domino etkisi yaratarak kurumsal portföylerin en sağlam BIST 30 hisselerini harcamasına yol açmıştır.
Konuşmacının pozisyonu açık bir şekilde "bekle ve izle" eksenindedir; kesinlikle genel bir "al" tavsiyesi vermemekte, tam aksine aceleci davranılmaması konusunda defalarca uyarmaktadır. Hisse fiyatlarının düşmüş olmasının tek başına bir alım gerekçesi oluşturmadığını, düşen bıçağın tutulmaması gerektiğini net bir dille ifade etmektedir. Alım için belirlenen 12.966 ve 12.450 seviyeleri ise yalnızca portföyün ufak bir dilimiyle kademeli denemeler için önerilmiş, ana sermayenin korunması ve yedek akçenin tutulması şart koşulmuştur.
Özellikle marjin call ve kredili pozisyon tasfiyeleri konusundaki risk vurgusu hayati önem taşımaktadır. Kaldıraçlı ve kredili işlemlerin sistemde yarattığı re'sen satış baskısı tükenmeden borsada kalıcı bir dip oluşumu beklenemez. Bu tür piyasa türbülanslarında en büyük hata, "çok ucuzladı" algısıyla kaldıraç kullanarak ya da tüm likiditeyi tek kademede tüketerek pozisyona girmektir. 12.450 desteğinin kırılması senaryosunda 11.500 seviyesine işaret edilmesi, aşağı yönlü marjın henüz tamamen kapanmadığını göstermektedir.
Sonuç olarak yatırımcılar açısından en rasyonel strateji, fon piyasasındaki ödeme krizinin kamu müdahalesiyle tamamen çözüldüğünü ve teminat tamamlama kaynaklı zorunlu satışların bittiğini görene kadar nakitte kalarak beklemektir. Piyasa 13.300 seviyesinin üzerine yerleşmeden veya aşağıda 12.450-12.966 bandında konsolidasyon sağlamadan agresif pozisyon açılmamalıdır. Portföy yönetiminde kredili işlemler tamamen sıfırlanmalı, sadece uzun vadeli taşınabilecek kaliteli şirketlerde nakit bazlı ve sınırlı kademeli alım haricinde piyasaya müdahil olunmamalıdır.
⚠️ Bu içerik yatırım tavsiyesi değildir.
Kanal: İnfo Yatırım