Küresel Piyasalar - "Faiz İndirimi Döngüsünden Bahsetmek Çok Doğru Değil" | 13 Ekim 2026
BloombergHT · 2026-10-14
💡 Hızlı Bilgi
1. Borsa İstanbul (BIST 30 / Bankacılık & Holding): AL / BİRİKTİR — Fon tasfiyeleri ve MSCI riskinin savuşturulmasıyla en kötü geride kaldı; yabancı girişine paralel büyük hisselerde pozisyon artırımı rasyoneldir.
2. Dolar/TL (51–52 Yıl Sonu Bandı): BU SEVİYEDEN DÖVİZ ALMA / TL'DE KAL — Merkez Bankası'nın 45 milyar dolarlık swap hariç net rezerv gücü kur şoklarını soğuruyor; sert bir devalüasyon riski öngörülmüyor.
3. TCMB Faiz İndirimi Beklentisi: SÜREKLİ BİR DÖNGÜ BEKLEME / TEMKİNLİ OL — Ekim ve Aralık aylarında sınırlı indirim alanı bulunsa da yılbaşındaki ücret artışları nedeniyle kesintisiz bir indirim döngüsü beklenmemeli.
4. Türk Tahvilleri ve Carry Trade: BEKLE / ACELE ETME — Yabancı yatırımcının son iki haftada tahvilden 1 milyar dolar çekmesi ve vadelerin 1-3 aya sıkışması sebebiyle kâr marjı daralıyor; temkinli kalınmalı.
5. Euro/Dolar Paritesi (1,12 Seviyesi): EURO ALMA / DOLARDA KAL — Fransa kaynaklı bütçe krizi ve ECB'nin elinin zayıflaması nedeniyle 1,18 hedefi geçerliliğini yitirdi; paritede Dolar baskısı devam edecek.
📊 Detaylı Açıklama
Yatırım fonları piyasasında yaşanan çalkantının ardından Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'nın 3 portföy şirketine ait 66 fonun tasfiyesinin tamamlanacağını duyurması ve 6,4 milyar TL'lik ödemenin yapılması, piyasadaki panik havasını dağıtmış durumdadır. Mete Yüksel, Borsa İstanbul için en büyük kâbus senaryosu olan "MSCI endeksinden çıkarılma" riskinin atlatıldığını ve BIST 100, BIST 50 ile BIST 30 endekslerinin spekülatif hisselerden arındırılarak steril hale geldiğini belirtmektedir. Tasfiye edilen fonlardan çıkacak likiditenin bir kısmının yeniden borsaya döneceği, kurumsal yabancıların Kasım ayından itibaren dönüş yapacağı ve bu alımların bankacılık ile büyük holding hisselerine yöneleceği öngörülmektedir. Dolayısıyla BIST tarafında "en kötünün geride kaldığı" ve önden yüklemeli banka biriktirmenin mantıklı olduğu vurgulanmaktadır.
Dolar/TL tarafında gün içindeki hareketlilikler dikkat çekse de Özlem Bayraktar Gökşen, Merkez Bankası'nın uzun süredir sürdürdüğü proaktif rezerv yönetimi sayesinde döviz şoklarının başarıyla emildiğini ifade etmektedir. Tüm swaplar hariç net uluslararası rezervlerin 45 milyar dolar seviyesinde bulunması, olası yabancı çıkışlarını ve döviz talebini karşılayabilecek bir güvenlik tamponu sunmaktadır. Fon krizi sırasında yerleşik hanehalkının kayda değer bir döviz talebi üretmemesi ve altın talebinin durulması TL'nin gücünü korumaktadır. Kurumların ve piyasa yapıcıların yıl sonu Dolar/TL tahminlerini 51–52 bandında koruduğu, TL'de reel bir değer kaybı ya da beklenmedik bir kur atağı beklenmediği aktarılmaktadır.
Programın ana tezi olan faiz dinamiklerinde Özlem Bayraktar Gökşen, piyasada oluşabilecek "kesintisiz faiz indirimi döngüsü" beklentisine net bir şerh koymaktadır. Enflasyonun yüzde 30 seviyesinin altına inmesi ve rezervlerin güçlenmesi Ekim ayı için TCMB'ye taktiksel bir faiz indirimi alanı açmış olsa da, bunu sürekli bir indirim serisi olarak adlandırmak yanıltıcıdır. Orta Vadeli Program'daki yüzde 21 enflasyon projeksiyonunun üzerinde yapılması muhtemel olan asgari ücret ve genel maaş ayarlamaları, 2027 yılının ilk çeyreğinde enflasyonist geçişkenliği artıracaktır. Bu nedenle TCMB'nin Ekim veya Aralık aylarında sınırlı bir faiz indirimi yapsa dahi ilk çeyrekte durmak zorunda kalabileceği, bu durumun bir "döngü" değil, "noktasal bir ayarlama" olduğu belirtilmektedir.
Türk tahvilleri ve carry trade dinamiklerinde yabancı yatırımcının temkinli tavrı ön plana çıkmaktadır. Mete Yüksel, yabancıların son iki haftada tahvil piyasasından 1 milyar dolarlık net satış gerçekleştirdiğini hatırlatarak, TCMB'nin erken veya agresif faiz indirimine gitmesi durumunda TL'nin carry trade cazibesini yitirebileceği uyarısında bulunmaktadır. Eylül ayı boyunca 6 milyar dolarlık para piyasası fonu çıkışı yaşandığı ve sıcak paranın 1 ila 3 aylık çok kısa vadelere sıkıştığı görülmektedir. Kur tarafındaki istikrar şu an için Türkiye'yi diğer gelişmekte olan ülkeler karşısında avantajlı kılsa da, dövizdeki yukarı yönlü hareketin sertleşmesi tahvil piyasasındaki yabancı kaçışını hızlandırabilir.
Türkiye'nin büyüme görünümüne ilişkin IMF verilerini değerlendiren uzmanlar, 2026 yılı büyümesinin yüzde 3'ün altına sarkacağını teyit etmektedir. İç talepteki belirgin yavaşlama, reel sektörün finansmana erişimindeki zorluklar ve yüksek faiz oranları üretim tarafını baskılamaktadır; ekonomi uzun süre sonra negatif çıktı açığı vermektedir. Ancak 2026'daki bu düşük baz etkisi ve makro ihtiyati tedbirlerin spesifik alanlarda gevşetilmesi ihtimaliyle 2027 büyümesinin yüzde 3,5–4,0 aralığına yükselebileceği öngörülmektedir. Seçim takvimine yaklaşılsa bile geçmişteki gibi kontrolsüz bir parasal ve mali genişleme beklenmemektedir.
Küresel piyasalarda Fed'in adımları ve tahvil faizleri piyasalar üzerinde ana belirleyici olmaya devam etmektedir. New York Fed Başkanı John Williams ve Guvernör Jefferson'ın açıklamaları, Ekim toplantısında faiz artışına gidilmeyeceğine ancak Aralık ayında 25 baz puanlık bir artış kapısının açık bırakıldığına işaret etmektedir. Mete Yüksel Fed'in bu yıl bir, gelecek yıl en az bir veya iki artış daha yapabileceğini öngörürken; Özlem Bayraktar Gökşen, tahvil faizlerinin zaten gerekli sıkılaştırmayı yaptığını, 2027'de yeni bir faiz artışı beklemediğini dile getirmektedir. ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin yüzde 5,21 seviyesinde olduğu bir konjonktürde, faizlerin yüzde 6'ya çıkmasının hisse senetlerinde yüzde 20'yi aşan bir yıkıma yol açacağı ancak yüksek getirilerin tahvile talep çekerek faizleri frenleyeceği belirtilmektedir.
ABD'de başlayan 3. çeyrek bilanço sezonunda bankaların finansal sonuçları yakından izlenmektedir. Citigroup, JP Morgan ve Wells Fargo'nun beklentilere tamamen paralel sonuçlar açıklayarak hisse piyasasında bir heyecan yaratamadığı, mali tabloların sıkıcı karşılandığı görülmektedir. Buna karşın Goldman Sachs, hisse senedi alım-satım kârları ve rakiplerinin aksine yüzde 20'nin üzerinde artan yatırım bankacılığı gelirleriyle yüzde 30'u aşan gelir artışı yakalayarak pozitif ayrışmıştır. Türk bankalarının aksine ABD bankalarının yüksek faiz ortamında net faiz marjlarını genişletebildiği, bu nedenle hisse piyasalarının faiz baskısına karşı görece dirençli kaldığı ifade edilmektedir.
Euro/Dolar paritesinde güç dengesi dolar lehine kaymaya devam etmektedir. Mete Yüksel, paritenin 1,13 seviyelerinden yukarı sekmesini beklerken 1,12'nin altını test etmesinin şaşırtıcı olduğunu ve Avrupa ekonomisindeki derinleşen sorunları yansıttığını belirtmektedir. Özlem Bayraktar Gökşen ise daha önce savunduğu 1,18 hedefinin artık geçerli olmadığını vurgulamaktadır. Fransa kaynaklı bütçe açıkları ve borç krizinin çevre ülkelere sıçraması, Avrupa tahvil faizlerini yukarı iterken ECB'nin manevra alanını daraltmaktadır. Yapay zeka ve enerji dönüşümünde ABD'nin gerisinde kalan, aynı zamanda savunma harcamalarını artırmak zorunda kalan Avrupa'nın yapısal zayıflıkları nedeniyle paritede zayıf seyrin korunması beklenmektedir.
Avrupa borsalarında teknoloji ve yarı iletken hisselerinde başlayan satış dalgası küresel teknoloji iştahını frenlemektedir. Ceren Dilekçi Kösoğlu'nun Londra'dan aktardığı bilgilere göre, yapay zeka yatırımlarının geri dönüşü ve şirketlerin kârlılık sürdürülebilirliğine ilişkin soru işaretleri, yarı iletken şirketlerine yönelik sert kâr satışlarını tetiklemiştir. Piyasanın gözü, sipariş adetlerini açıklamayı bırakan ve kapasite projeksiyonları kritik hale gelen çip ekipmanı üreticisi ASML bilançosuna çevrilmiştir. Yüksek faizler ve dev teknoloji şirketlerine yönelik siber güvenlik tehditlerinin yarattığı jeopolitik riskler, teknoloji sektöründe temkinli olmayı gerektirmektedir.
🎯 Finans Uzmanı Yorumu
Yayın boyunca ortaya konan makro çerçeve, piyasaların yanıltıcı bir gevşeme sarhoşluğuna kapılmaması gerektiğini net bir şekilde gösteriyor. "Faiz indirimi döngüsü" kavramının masadan kaldırılması son derece isabetli bir tespittir. Gerek küresel tarafta Fed'in yüksek faiz patikasını koruma kararlılığı gerekse yurt içinde asgari ücret ayarlamalarının getireceği maliyet şoku, merkez bankalarının elini kolunu bağlamaktadır. Yatırımcıların Ekim veya Aralık aylarında gelebilecek sembolik bir faiz indirimini büyük bir parasal gevşeme rallisi olarak yorumlaması ciddi bir portföy hatası yaratacaktır.
Borsa İstanbul özelinde konuşmacıların takındığı "seçici iyimserlik" pozisyonu piyasa gerçekleriyle tam olarak örtüşmektedir. Fon krizinin yarattığı likidite tıkanıklığının aşılması ve MSCI dışı kalma riskinin bertaraf edilmesi endeksin taban arayışını tamamladığını gösteriyor. Ancak buradaki strateji körü körüne tüm hisselere hücum etmek değil, BIST 30 çatısı altındaki kurumsal, araştırma kapsamı geniş ve yabancı girişine doğrudan hitap eden bankacılık ve ana holding hisselerinde kademeli biriktirme yapmaktır. Yan tahtalardaki taban serilerinin endeks üzerindeki yükü kalkmış olsa da spekülatif varlıklardan uzak durulmalıdır.
Döviz cephesinde Dolar/TL'nin 51–52 seviyelerinde tutunacağı ve Merkez Bankası'nın 45 milyar dolarlık net rezervle piyasayı sterilize ettiği tezi, yerli yatırımcı için döviz pozisyonu artırmanın getiri sağlamayacağını kanıtlamaktadır. TL mevduat ve para piyasası fonları reel getiri sunmaya devam ederken, kur atağı beklentisiyle dövize hücum etmek rasyonel değildir. Ancak yabancı yatırımcının tahvil cephesinden son iki haftada 1 milyar dolar çekilmiş olması, carry trade mekanizmasının bıçak sırtında olduğunu hatırlatıyor; kurun yukarı yönlü ivmelenmesine izin verilmesi bu sermayeyi tamamen kaçırabilir.
Küresel varlık dağılımında ise Euro ve Avrupa varlıklarından uzak durularak Dolar cinsi enstrümanlara ve ABD tahvillerine ağırlık verilmesi gereken bir dönemeçteyiz. Avrupa'nın Fransa merkezli borçlanma krizi ve yapısal rekabet kaybı Euro/Dolar'da 1,18 hayallerini söndürmüştür; 1,12 seviyeleri dahi aşağı yönlü kırılma riski taşımaktadır. ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin yüzde 5,20 üzerinde seyretmesi, getiri avındaki kurumsal yatırımcı için hisse senetlerinden daha cazip bir sığınak sunmaktadır. Özetle; BIST büyük hisselerinde ve ABD tahvillerinde pozisyonlar kademeli olarak "biriktir" modunda tutulmalı, Dolar/TL'de agresif alımdan kaçınılmalı ve Avrupa çip/teknoloji hisselerinde kârlılık şüpheleri dağılana kadar "bekle" stratejisi uygulanmalıdır.
⚠️ Bu içerik yatırım tavsiyesi değildir.
Kanal: BloombergHT