Kur Patlamıyor Diye Faiz İndirilmez! | TSKB Başekonomisti Burcu Ünüvar
Nasıl Bir Ekonomi TV · 2026-11-06
💡 Hızlı Bilgi
1. Faiz politikasında kesintisiz bir indirim patikasına girilmesini bekleme, piyasadaki erken indirim coşkusundan uzak dur.
2. Kur patlamıyor ve döviz sakin duruyor diye Merkez Bankası'nın kontrolsüz faiz indirmesini bekleme.
3. Merkez Bankası'ndan Aralık ayında bir indirim gelse bile Ocak toplantısında pas geçilmesini bekle.
4. Petrol fiyatlarındaki düşüş eğilimini yakından izle; dezenflasyona asıl desteği burası verebilir.
5. Enflasyon ara hedefleri tutmadan yapılan faiz indirimlerine temkinli yaklaş, bu adımları kalıcı bir gevşeme sayma.
📊 Detaylı Açıklama
TSKB Başekonomisti Burcu Ünüvar, Türkiye'deki faiz tartışmalarında en büyük yanılgının döviz kuru üzerinden kurulduğunu söylüyor. Piyasada genel hava, döviz kuru yukarı fırlamadığı müddetçe Merkez Bankası'nın rahatça faiz indirebileceği yönünde işliyor. Ünüvar bu bakışa kesin bir dille karşı çıkıyor. Faiz politikasının kuru sabit tutmak için değil, belirlenen enflasyon ara hedefine ulaşmak için kullanılması gerektiğini hatırlatıyor. Kuru kontrol altında tutmak tek başına faiz indirmek için yeterli bir mazeret sunmuyor.
Ünüvar, Merkez Bankası'nın faiz patikasında kesintisiz bir indirim sürecini ne bekliyor ne de öneriyor. Piyasaların her toplantıda otomatik faiz indirimi beklentisine girmesini yanlış buluyor. Bu süreci eski model arabalardaki debriyaj ve gaz dengesine benzetiyor. Şartlar elverirse Aralık ayında tek bir faiz indirimi adımı gelebilir. Ancak bu adımın hemen ardından Ocak ayında faizlerin sabit tutulması, yani pas geçilmesi gerektiğini savunuyor. Para politikasında esnek ve duruma göre vites değiştiren bir duruş şart görünüyor.
Küresel piyasalarda petrol fiyatlarının gerilemesi, Türkiye ekonomisi için en kritik nefes alma alanını yaratıyor. Ünüvar, petrol düşmeye devam ederse piyasanın bu gelişmeyi göğsünde yumuşatıp hemen faiz indirimine odaklanacağını belirtiyor. Düşen enerji maliyetleri yıllık enflasyon üzerindeki arz baskısını ciddi ölçüde hafifletiyor. Bu durum Merkez Bankası'na manevra alanı açsa bile talep kaynaklı enflasyon baskıları tamamen bitmiş değil.
Türkiye'nin asıl meselesinin sadece faiz olmadığını belirten ekonomist, verimlilik krizine dikkat çekiyor. Türkiye'nin uzun vadeli potansiyel büyümesi yüzde 5,5 seviyelerinden yüzde 4 bandına geriledi. Bir saatlik çalışma karşılığında üretilen katma değer Amerika'da 40 dolar, Avrupa'da 29 dolarken Türkiye'de sadece 5,5 dolarda kalıyor. Ünüvar, insanı ezerek üç vardiya çalıştırmanın verimlilik olmadığını, asıl çözümün nitelikli üretim ve sanayi politikasından geçtiğini vurguluyor.
İklim krizi ve COP zirveleri konusundaki samimiyetsizliklere de değinen Ünüvar, meselenin sadece tişört giymek veya bez çanta satmaktan ibaret olmadığını aktarıyor. İklim krizinin en çok dar gelirlileri vuran devasa bir ekonomik arz şoku yarattığını hatırlatıyor. Bireylere diş fırçalarken suyu kapatın çağrısı yapılırken, asıl tüketimi dev tarım ve sanayi şirketleri yapıyor. Göstermelik fotoğraflar yerine üretim modellerinin baştan aşağı temiz ve sorumlu yatırımlara dönüştürülmesi gerekiyor.
ABD seçimleri ve Trump sonrası döneme bakan Ünüvar, iç siyasette seçmeni konsolide etmek için benzin fiyatlarının aşağıda tutulmak isteneceğini söylüyor. Trump'ın agresif dış politika eğilimlerinin petrol ve küresel risk iştahı üzerinde baskı kurabileceği görülüyor. Türkiye'nin ise küresel aktörlerle durumsal ve kişisel bağlar yerine daha kurumsal ve kalıcı diplomatik ilişkiler inşa etmesi gerektiği öne çıkıyor.
Son olarak yapay zeka furyasına değinen Ünüvar, bu araçların kendi kendine yemek pişiren düdüklü tencere olmadığını söylüyor. Yapay zekayı yönetecek ve denetleyecek olan yine nitelikli insandır. Yapay zekanın ürettiği yanlış bilgileri yakalamak için çalışanların teknolojiden birkaç adım önde bilgi sahibi olması gerekiyor. Hatta küresel toplantılarda yapay zekanın büyümeyi artırırken emeğin milli gelirden aldığı payı 15 puan düşüreceği tartışılıyor. Bu yüzden teknolojiye akıl ve vicdan eşlik etmek zorunda.
🎯 Finans Uzmanı Yorumu
Burcu Ünüvar'ın faiz indirimi konusundaki tespiti piyasanın en kör noktasını hedef alıyor. Finansal çevrelerde oluşan "kur fırlamıyorsa faizi hemen indirelim" mantığı, geçmişteki politika hatalarının temelini oluşturuyordu. Kurun yapay ya da dönemsel olarak sakin kalması, dezenflasyon sürecinin başarıya ulaştığı anlamına gelmez. Ünüvar'ın faiz adımlarını dövize değil doğrudan ara enflasyon hedefine bağlaması son derece yerinde ve rasyonel bir yaklaşımdır.
Konuşmacının pozisyonu açık bir şekilde "bekle, gör ve temkini elden bırakma" tarafındadır. Piyasada oluşabilecek erken gevşeme havasına ve hızlı bir faiz indirim rallisine kesinlikle prim vermiyor. Aralık ayı için şartlı bir indirim ihtimali tanısa bile Ocak ayında pas geçilmesini savunması, gevşemenin kesintisiz olmayacağını gösteriyor. Bu durum, faiz indirimi beklentisiyle aşırı risk alan yatırımcılar için açık bir fren uyarısı taşır.
Piyasadaki en büyük risk faktörü, dezenflasyonun kalıcı reformlar yerine yalnızca petrol fiyatlarındaki düşüşe ihale edilmesidir. Enerji fiyatları jeopolitik bir şokla yön değiştirdiği anda ara hedefler sapabilir. Ayrıca Türkiye'nin saatlik 5,5 dolarlık üretim katma değeriyle yüksek faiz ortamından büyüme yaratarak çıkması çok zordur. Verimlilik artışı ve sanayi dönüşümü sağlanmadan yapılacak faiz indirimleri, enflasyonu yeniden hortlatma riski taşır.
Mevcut tabloda yatırımcılar için verilecek en net sinyal temkinli kalmaktır. Tahvil veya hisse senedi piyasalarında "agresif faiz indirimi başladı" varsayımıyla tek yönlü coşkuya kapılmak risklidir. Merkez Bankası'nın frene basarak, ara toplantılarda duraksayarak ilerleyeceği dalgalı bir gevşeme süreci masadadır. Bu nedenle portföylerde aceleci alımlardan kaçınmak ve Merkez Bankası'nın ara hedeflerine sadakatini izleyerek bekleme pozisyonunu korumak gerekir.
⚠️ Bu içerik yatırım tavsiyesi değildir.
Kanal: Nasıl Bir Ekonomi TV