Kapanışa Doğru - Küresel Piyasalarda Gündem Jeopolitik Riskler | 12 Ekim 2026
BloombergHT · 2026-10-13
💡 Hızlı Bilgi
1. Küresel hisse senetlerinde temkinli ol ve bekle; S&P 500 zirvelerde kalsa da yukarı yönlü ivme zorlanıyor.
2. BIST 12.150 bandında zayıf seyrediyor; fon krizinin yabancı güvenine etkisi nedeniyle agresif alım yapma, bekle.
3. Brent petrol 107 dolar sınırında güçleniyor; enerji maliyetleri üzerindeki jeopolitik riskleri yakından takip et.
4. ABD tahvil piyasasında kalıcı düşüş bekleme; faizler yüksek seyrini koruyor ve bütçe baskısı sürüyor.
5. TCMB'den en fazla 100 baz puanlık sınırlı indirim bekle; sonrasında bekle-gör moduna geçilmesi öngörülüyor.
📊 Detaylı Açıklama
Piyasalarda haftanın ilk işlem gününde jeopolitik tansiyon ve enerji fiyatlarındaki sıçrama öne çıkıyor. Borsa İstanbul tarafında BIST 100 endeksi 12.150 - 12.174 puan seviyelerinde işlem görürken, yaklaşık yüzde 0,75'lik bir geri çekilme yaşanıyor. Döviz tarafında dolar/TL 49 bandında, euro/TL ise 55 seviyesinde yatay bir grafik sergiliyor. Küresel tarafta ise dolar endeksinin 102 seviyesine tutunmasıyla güçlenen dolar algısı, euro/dolar paritesini 1,1176 seviyelerine kadar çekmiş durumda.
Emtia ve kripto piyasalarında jeopolitik gelişmelerin faturası farklı hissediliyor. Rusya-Ukrayna hattındaki gelişmeler ve Hürmüz Boğazı riskleri ile birlikte Brent petrol 107 dolar sınırına kadar yükselmiş durumda; WTI tipi ham petrol ise 93 dolardan işlem görüyor. Güçlü dolar ve yükselen tahvil faizlerinin baskısıyla ons altın 4.200 doların altına sarkarken, ons gümüş 60 dolar seviyesinde bulunuyor. Bitcoin tarafında ise petrol ve faiz baskısıyla geri çekilme yaşanarak 82.000 dolar seviyesine inildiği görülüyor; uzmanlar bu varlıklarda düşüş baskısı sürerken hemen agresif alım yapmaktan kaçınılmasını işaret ediyor.
ABD borsaları üçüncü çeyrek bilanço sezonuna odaklanmış durumda. S&P 500 endeksi 7.800 üzerinde kalarak tarihi rekor seviyelere yakın seyrederken, analistlerin hisse başı kâr beklentilerini yukarı çekmesine rağmen piyasanın yukarı yönlü gitmekte zorlandığı vurgulanıyor. Özellikle teknoloji hisselerinde ve yapay zeka odaklı şirketlerde yüzde 60 ila 69 arasında kâr büyümesi beklentisi korunuyor. Ancak yüksek petrol fiyatları sebebiyle tüketici güveninin zedelendiği perakende sektöründe aşağı yönlü sürprizler gelebileceği belirtiliyor; bu durum genel hisse piyasasında kâr realizasyonu riskini masada tutuyor.
ABD bankacılık sektöründe kâr dinamikleri normalleşme sinyali veriyor. JP Morgan ve Goldman Sachs gibi büyük kurumların sonuçları beklenirken, trading gelirlerinin ve halka arz işlem hacimlerinin ikinci çeyrekteki yüksek seviyelerden bir miktar gerilemesi öngörülüyor. Tahvil portföylerindeki zararların sürmesine rağmen faiz marjlarının bunu kısmen telafi ettiği, ancak net kâr büyümelerinin tek hanelere (yüzde 5-6 civarı) inebileceği kaydediliyor. Bu nedenle bankacılık hisselerinde seçici olunması tavsiye ediliyor.
Makroekonomik cephede ABD enflasyon verileri ve Fed'in faiz patikası kritik bir dönemece işaret ediyor. Bloomberg anketlerine göre yıllık manşet enflasyonun yüzde 3,7 seviyesine gelmesi beklenirken, petrol kaynaklı baskının genele yayılması halinde Fed'in sadece para politikası adımlarıyla bu sorunu çözemeyeceği belirtiliyor. Vadeli piyasalarda Fed'in Ekim toplantısında faiz artırma ihtimali yüzde 19'a inerken, Aralık ayı için bu beklenti yüzde 85-87 bandına yükselmiş durumda. Ancak Prof. Dr. Ata Özkaya, hanehalkı enflasyon beklentilerinin rasyonellikten uzaklaşabileceğini ve Fed'in standart bir artış sürecini sürdürmesinin zor olduğunu vurguluyor.
Küresel tahvil piyasalarındaki yüksek faizler kamu borcu krizini tetiklemekten ziyade bütçe nakit akışları üzerinde ciddi bir tehdit oluşturuyor. ABD'nin faiz ödemelerinin 1,5 ila 2 trilyon dolar bandına çıkmasının ekonomiyi aşırı zorlayacağı ifade ediliyor. Hazine'nin tahvil geri alım programlarının piyasayı tatmin etmekte yetersiz kaldığı, Kasım seçimleri ve jeopolitik belirsizlikler netleşene kadar küresel borçlanma maliyetlerinde kalıcı bir rahatlama görülmesinin zor olduğu aktarılıyor.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) 22 Ekim ve yıl sonu kararları için piyasa beklentileri törpülenmiş durumda. Resmi enflasyonun ana eğiliminin yüzde 23'e doğru gerilediği söylemi 100 baz puanlık sembolik bir indirim alanı açsa da, Türkiye'deki enflasyonun yüzde 80-85'inin maliyet kaynaklı olması nedeniyle daha agresif indirimlerin enflasyon beklentilerini bozabileceği belirtiliyor. Bu gerekçeyle TCMB'nin en fazla 100 baz puan indirim yapıp ardından küresel petrol ve tahvil dinamiklerini izlemek üzere bekleme sürecine geçmesi gerektiği ifade ediliyor.
Yurt içi piyasalarda yaşanan son fon krizi ve tasfiye süreçleri yabancı yatırımcının carry trade iştahını zedeliyor. BBVA'nın TL carry trade cazibesinin süreceğine yönelik raporuna temkinli yaklaşan Prof. Dr. Ata Özkaya, Ağustos'tan bu yana yabancı fonların getiri hesaplarının bozulduğunu ve sistemik risk algısının yabancı güvenini zedelediğini belirtiyor. Yabancı güveninin yeniden inşasının zaman alacağı, dolayısıyla yerel varlıklara girişlerin bir süre yavaşlayabileceği değerlendiriliyor.
Hafta sonu S&P tarafından açıklanması beklenen Türkiye kredi notu değerlendirmesinde ise not artışı beklenmiyor. Kredi derecelendirme kuruluşlarının yalnızca rezerv artışına odaklanmadığı, kamu maliyesi ve faiz dışı fazla görünümünün şu aşamada zayıf bir izlenim verdiği kaydediliyor. Bu çerçevede S&P'nin notu değiştirmeyip uzun bir süre daha beklemede kalacağı ve değerlendirme metninde bütçe disiplinine dair uyarılara yer verebileceği vurgulanıyor.
🎯 Finans Uzmanı Yorumu
Piyasadaki mevcut fiyatlamalar, jeopolitik gerilimlerin enerji fiyatlarına yansımasıyla küresel çapta bir stagflasyonist baskı riskini yeniden gündeme taşıyor. Brent petrolün 107 dolara dayanması, merkez bankalarının para politikası araçlarıyla kontrol altına alamayacağı bir maliyet şokuna işaret ediyor. Yayındaki uzman görüşlerine paralel olarak, yüksek hisse değerlemelerinin bu tür enerji ve faiz şoklarını uzun süre taşıyamayacağı kanaatindeyim; dolayısıyla hisse senedi endekslerinde yeni alımlar için acele edilmemelidir.
Yurt içi piyasalar açısından durum küresele kıyasla daha kırılgan bir zemine oturuyor. TCMB'nin faiz indirimi için masada yer arayışı anlaşılabilir olsa da, enflasyonun yüzde 80'inden fazlasını maliyet dinamiklerinin oluşturduğu bir ortamda atılacak her erken adım döviz talebini ve enflasyonist beklentileri canlandırabilir. Yayında vurgulanan "en fazla 100 baz puan ve ardından bekleme" senaryosu, mevcut rezerv dengesini ve finansal istikrarı korumak adına atılabilecek en rasyonel sınır olarak kabul edilmelidir.
Yerel piyasayı sarsan fon krizi ve yabancı yatırımcının sistemik güven kaybı, BIST 100 üzerindeki baskıyı artırmaktadır. S&P'den bir kredi notu artışı gelmeyeceği beklentisi ve bütçe dengesindeki bozulmalar, yabancı sermaye girişlerinin eskisi kadar agresif olmayacağını göstermektedir. Bu ortam, özellikle carry trade odaklı sıcak para akışının ivme kaybetmesine yol açabileceğinden, yüksek beta grubundaki hisse senetleri veya TL cinsi riskli varlıklarda temkinli bir duruş gerektirmektedir.
Sonuç olarak hem küresel hem de yerel varlıklarda "bekle ve gör" stratejisinin en sağlıklı yaklaşım olduğu görülmektedir. ABD endekslerinde kâr realizasyonu riskleri sürerken, BIST 100 tarafında fon çalkantılarının yarattığı tortu temizlenmeden yeni pozisyon açılmamalıdır. Altın ve Bitcoin'deki çekilmelerin hemen bir alım fırsatı olarak yorumlanmaması, küresel tahvil faizlerindeki katılık ve petrol fiyatlarının yarattığı enflasyonist riskler dağılana kadar savunmacı portföy yapısının korunması elzemdir.
⚠️ Bu içerik yatırım tavsiyesi değildir.
Kanal: BloombergHT