Kağıthane'de Sağanak Nedeniyle Mahsur Kalan Vatandaşlar Kurtarıldı | A Haber
A Haber · 2026-10-14
💡 Hızlı Bilgi
1. İstanbul Kağıthane ve Ayazağa Cendere Yolu hattında şiddetli sağanak nedeniyle Kağıthane Deresi taşma noktasına geldi ve su seviyesi yer yer 4 metreye ulaştı.
2. AFAD, UMKE, İtfaiye, Sahil Güvenlik, İSKİ ve Karayolları ekipleri bölgede iş makineleri ve dozerlerle geniş çaplı tahliye operasyonu başlattı.
3. Kuvvetli akıntı ve başıboş sürüklenen araçların oluşturduğu kaza riski sebebiyle arama-kurtarma botları kullanılamadı; tahliyeler kepçeler vasıtasıyla sağlandı.
4. Panel duvarların bariyer oluşturarak yolu su kanalına çevirmesi üzerine ekipler duvarları yıkarak derenin tahliye debisini rahatlattı.
5. Fabrikalar ve lojistik merkezlerinde mahsur kalan aralarında 16 ve 20 kişilik grupların da yer aldığı yüzlerce çalışan iş makineleriyle güvenli noktalara taşındı.
📊 Detaylı Açıklama
İstanbul'da etkili olan yoğun yağışın ardından Kağıthane Deresi ve çevresinde kritik bir sel felaketi yaşandı. Ayazağa ile Kemerburgaz arasındaki Cendere Yolu hattında derenin kabarmasıyla karayolu adeta bir su kanalına dönüştü. Olay yerindeki muhabir, suyun akış gücünün ve debisinin yürümeyi dahi imkansız hale getirdiğini aktarırken, yol üzerindeki su yüksekliğinin sığ kesimlerde 50-60 santimetreden başlayarak fabrikalar ve lojistik tesislerin olduğu çukur noktalarda 3 ila 4 metreye kadar yükseldiğini bildirdi.
Bölgede AFAD, UMKE, İstanbul İtfaiyesi, Sahil Güvenlik ile Karayolları Genel Müdürlüğü ve İSKİ koordinasyonunda yoğun bir acil durum mesaisi yürütüldü. Çalışmalar sırasında akıntının aşırı şiddetli olması ve su üstünde başıboş sürüklenen araçların hayati risk barındırması nedeniyle arama-kurtarma botları operasyonel olarak devreye sokulamadı. AFAD yetkilileri, riskli akıntı bölgelerinde yalnızca büyük tonajlı iş makineleri ve kepçeler marifetiyle ilerleme kararı aldı.
Tahliye operasyonunun yürütüldüğü sırada sahada görev yapan kepçe ve dozerler aşırı zorlu hava ve su koşullarıyla mücadele etti. Muhabirin bindiği dozer motorunun hararet yapması sebebiyle arızalanarak geri çekilmek zorunda kalırken, iş makinesi operatörü sabah saatlerinden itibaren tek bir makineyle yaklaşık 200 kişiyi kurtardıklarını belirtti. Arızalanan ve yakıt ikmali bekleyen iş makinelerinin yerine alternatif kamu araçları hatta Karayolları Genel Müdürlüğü'ne ait diğer kepçeler sahaya yönlendirildi.
Afetin boyutunu artıran en kritik yapısal etkenlerden biri ise Cendere Yolu kenarında yer alan panel duvarların birikinti bariyeri vazifesi görmesi oldu. Biriken suların tahliyesini sağlamak ve suyun dere yatağına akışını rahatlatmak amacıyla yetkililer iş makineleriyle bu panel duvarları yıktırdı. Bu müdahaleyle yol üzerindeki debi bir nebze kontrol altına alınırken, ekipler sabaha kadar sürecek tahliye güzergahlarını açmayı başardı.
Kurtarma çalışmalarında fabrikaların yoğunlaştığı Ayazağa Cendere Yolu üzerindeki tesisler öncelikli hedef oldu. Yurtiçi Kargo lojistik merkezi, Boğaziçi Beton, Kahve Dünyası tesisleri ve su fabrikalarının yer aldığı alanda mahsur kalan işçiler iş makinelerinin kepçelerine alınarak tahliye edildi. Canlı yayın sırasında 16 ve 20 kişilik personel grupları güvenli sığ bölgelere taşınarak UMKE personeline teslim edildi ve ilk tıbbi kontrolleri yapıldı.
Kepçelerle tahliye edilen fabrika personeli, iş yerlerinde suyun birdenbire 1 metreye kadar yükseldiğini ve yaklaşık 3-4 saat boyunca mahsur kaldıklarını belirtti. Dere seviyesinin perde duvar hizasına dayandığını aktaran çalışanlar, yağışın sürmesi halinde duvarın yıkılması durumunda tüm tesislerin sel sularına kapılacağı ciddi bir yıkım riskinin bulunduğuna dikkat çekti. Hatta kurtarma ekipleri bazı binalarda yükselen sular sebebiyle insanları çatı katlarından tahliye etmek durumunda kaldı.
Yayın boyunca altyapı eksiklikleri ve uyarı mekanizmaları da ele alındı; meteorolojinin önceden yaptığı ikazlara rağmen sonbahar yapraklarının ve kaldırılan semt pazarlarından arta kalan atıkların ızgaraları tıkadığı ifade edildi. Ayrıca bölgede kontrolsüz sürüklenen devasa kütüklerin oluşturduğu tehlike, geçmişte Bozkurt'ta yaşanan felaket tablolarını hatırlatırken, yetkililer motosiklet ve şahsi binek araçlarla trafiğe çıkılmaması, su baskını riski olan çukur caddelerden uzak durulması gerektiğini yineledi.
🎯 Haber Analisti Yorumu
Kağıthane Cendere Vadisi'nde yaşanan bu son tablo, İstanbul gibi mega kentlerde altyapı yönetiminin ve dere ıslah projelerinin iklim krizinin getirdiği ani aşırı yağışlara karşı ne denli kırılgan olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Dere yataklarının hemen paralelinde yoğun lojistik üsleri ve fabrika yerleşimlerinin bulunması, havzanın doğal su boşaltma kapasitesini kısıtlıyor. Cendere hattındaki panel duvarların suyu hapsederek karayolunu devasa bir kanala çevirmesi, kentsel mühendislik planlamasında sel risk faktörünün göz ardı edildiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır.
Arama-kurtarma aşamasında kamu kurumlarının (AFAD, UMKE, İBB, İSKİ, Karayolları) koordinasyon refleksi takdir edilse de, botların kullanılamayıp iş makinelerine bağımlı kalınması operasyonel bir açığa işaret ediyor. Yüzen araçların ve molozların oluşturduğu enkaz alanı, klasik su üstü kurtarma botlarını işlevsiz kılmış; sivil iş makineleri hayati bir rol üstlenmiştir. Ancak çalışan makinelerin hararet yapması veya yakıt ikmali gerekçesiyle duraksaması, afet anında ağır iş makinesi tedarik zinciri ve lojistik yedekliliğinin ne kadar kritik olduğunu gösteren bir zaafiyet olarak kaydedilmelidir.
Bu gelişmeler özellikle dere yatakları ve çukur vadi tabanlarında yer alan sanayi tesisleri, lojistik depolar ve alt gelir gruplarının çalıştığı işletmeler üzerinde doğrudan ekonomik ve yaşamsal tehdit oluşturmaktadır. Önceden duyurulan meteorolojik uyarılara rağmen menfez ve ızgara temizliğinin yapılmaması, pazar atıklarının rögarları tıkaması yerel yönetimlerin koruyucu bakım süreçlerindeki ihmalini gözler önüne sermektedir. Olası can kayıplarının önüne geçilmiş olsa da, milyonlarca liralık ticari mal ve ekipman kaybı bu bölgelerde faaliyet gösteren işletmeleri derinden sarsacaktır.
Sonuç olarak, Cendere Vadisi gibi taşkın riski yüksek havzalarda köklü bir revizyona gidilmelidir. Yıkılan panel duvarlar örneğinde görüldüğü gibi, suyun akışını kesen yüzeysel bariyerler kaldırılmalı, dere yatağı drenaj kapasitesi acilen artırılmalıdır. Kısa vadede yerel yönetimler ve iş dünyası için aksiyon planı "uygula ve tahliye et" olmalıdır: Sanayi tesisleri sel erken uyarı altyapısı kurmalı, meteorolojik risk dönemlerinde vadi tabanındaki işletmeler vardiyaları iptal ederek personeli tahliye etmeli; yurttaşlar ise dere güzergahındaki ana arterleri kullanmaktan kesinlikle kaçınmalıdır.
Kanal: A Haber