ÜSKÜDAR BELEDİYESİNDE ATI ALAN NASIL BAŞKANLIK KOLTUĞUNA OTURDU? KULİSLERDE NELER YAŞANDI?
Cüneyt Özdemir · 2026-09-08
💡 Hızlı Bilgi
1. Üsküdar Belediye Meclisi'ndeki başkan vekilliği seçiminde muhalefet cephesinden fireler yaşandı ve Cumhur İttifakı adayı Dündar Ziya Gültekin oyunu 23'e çıkararak dördüncü tur öncesi çoğunluğu ele geçirdi.
2. Eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, verdiği mülakatta Ekrem İmamoğlu'nun siyasi bir tutuklu olmadığını ve herkesin yolsuzluk soruşturmalarında hesap vermesi gerektiğini savundu.
3. Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, beş yıl önceki bir konuşması gerekçe gösterilerek Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ifadeye şüpheli sıfatıyla çağrılan ilk eski başbakan oldu.
4. Almanya'da aşırı sağcı parti AfD, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana ilk kez bir eyalet parlamento seçiminde birinci çıkarak tarihi bir zafer kazandı.
5. İsrail gazetesi Haaretz, BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayed'in 7 Ekim saldırılarından bir buçuk hafta önce Netanyahu'yu Yahya Sinvar'ın operasyon hazırlığı konusunda doğrudan uyardığını iddia etti.
📊 Detaylı Açıklama
Üsküdar Belediyesi'nde belediye başkanının tutuklanmasının ardından başlayan başkan vekilliği süreci son yılların en çekişmeli yerel meclis yarışına sahne oldu. Daha önce CHP adayı Sibel Tan Çetinkaya'nın kazandığı seçim yargıya taşınmış, meclisteki dengeler tutuklamalar ve partiler arası bölünmelerle yeniden şekillenmişti. 46 üyeli mecliste dört üyenin tutuklu bulunması sebebiyle oylamaya 42 üye katıldı ve yarış Cumhur İttifakı adayı Dündar Ziya Gültekin ile CHP adayı Sibel Tan Çetinkaya arasında geçti.
5393 sayılı Belediyeler Kanunu uyarınca yapılan seçimde ilk iki turda üçte iki çoğunluk, üçüncü turda ise salt çoğunluk (yaklaşık 30 oy) arandı. İlk iki turda Cumhur İttifakı 22, CHP ve Yeni Parti bloku ise 20 oy aldı; bu tablo muhalefet cephesinden bir üyenin gizli oylamada taraf değiştirdiğini ortaya koydu. Üçüncü turda Cumhur İttifakı'nın oyu 23'e yükselirken, salt çoğunluk sağlanamadığı için süreç en çok oyu alanın başkan seçileceği dördüncü tura taşındı ve belediyenin Cumhur İttifakı'na geçme ihtimali kesinleşme noktasına geldi.
Gündeme damga vuran bir diğer gelişme, Kemal Kılıçdaroğlu'nun Euronews Türkçe'ye verdiği röportajdaki açıklamaları oldu. Kılıçdaroğlu'nun Ekrem İmamoğlu hakkında "siyasi tutuklu değil, herkes her ortamda hesap vermeye hazır olmalı" ifadelerini kullanması ve cumhurbaşkanlığı adaylığı ile yolsuzluk davalarının ayrı tutulması gerektiğini savunması, kendi tabanında ve muhalif kamuoyunda çok sert bir tepki ve hayal kırıklığı dalgası yarattı.
Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu ise beş yıl önce yaptığı bir konuşma sebebiyle adliyeye giderek şüpheli sıfatıyla ifade verdi. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bir eski başbakanın düşüncelerini açıkladığı için adliyeye çağrıldığını belirten Davutoğlu, yargıya saygısı gereği ifade verdiğini, söylediklerinin arkasında durduğunu ve Türkiye'nin yurt dışında olumsuz anılmaması için uluslararası basından gelen onlarca mülakat talebini geri çevirdiğini duyurdu.
Yargı ve magazin gündeminde de dikkat çeken gelişmeler yaşandı. Sosyal medyada çakar arabalar, koruma ordusu ve kilolarca altın takılan düğünüyle gündeme gelen "Vanlı Kara Haydar" hakkında 25 ayrı suç kaydı ve MASAK incelemesi gerekçesiyle gözaltı kararı verildi. Diğer yandan 40 yıl hapis istemiyle yargılanan Veis Ateş ilk duruşmada tahliye edilirken; sahte unvan kullanarak hırsızlık yaptığı gerekçesiyle 8 yıldır aranan bir şahsın kadın kimliğine bürünerek kız kardeşinin kimliğiyle saklandığı ve polis tarafından yakalandığı açıklandı.
Uluslararası siyasette Almanya'daki seçim sonuçları öne çıktı. Aşırı sağcı AfD (Almanya için Alternatif) partisinin Thüringen eyaletinde birinci parti olması Avrupa siyasetinde merkez sağın radikalleşmesi tartışmasını alevlendirdi. Partinin eş lideri Alice Weidel'ın eşcinsel karşıtı ve katı göçmen karşıtı bir parti programı yürütürken bizzat Sri Lanka kökenli bir kadın partnerle İsviçre'de yaşaması ve iki çocuk büyütmesi çelişkili bir profil olarak ele alındı. Elon Musk'ın sosyal medya platformu X üzerinden AfD'yi açıkça desteklemesi ve partiyi "merkezci" olarak nitelendirmesi, aşırı sağ fikirlerin meşrulaştırılması olarak değerlendirildi.
Yapay zeka ve emek piyasası üzerine Elon Musk ve Sam Altman gibi isimlerin vizyonları da tartışıldı. Musk'ın "10 yıl sonra insanlar saatlerini satarak çalışmak zorunda kalmayacak" söyleminin arka planında, ofis çalışanlarından çevirmenlere ve yazılımcılara kadar geniş kitlelerin işsiz kalacağı gerçeği vurgulandı. Teknoloji baronlarının bu dönüşümü bir özgürleşme gibi sunduğu, ancak insanların geçimlerini nasıl sağlayacağına ve sistemin hangi gelir modeliyle ayakta kalacağına dair somut bir cevap veremedikleri ifade edildi.
İsrail basınının saygın gazetelerinden Haaretz'in yayımladığı bir kulis haberi Ortadoğu gündemini sarstı. İddiaya göre Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Muhammed bin Zayed, 7 Ekim Hamas saldırılarından bir buçuk hafta önce Binyamin Netanyahu'yu telefonla arayarak Yahya Sinvar'ın büyük bir askeri operasyon hazırlığında olduğunu bildirdi. Netanyahu'nun bu istihbarata rağmen gerekli güvenlik önlemlerini almadığı iddialarının, İsrail iç siyasetinde anketlerde zaten geride olan Başbakan'ın siyasi ve hukuki geleceğini doğrudan bitirebileceği kaydedildi.
Son olarak Türkiye'nin ekonomik görünümü ve Orta Vadeli Program değerlendirildi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in enflasyonun hedeflenen hızda düşmemesini Kur Korumalı Mevduat (KKM), deprem ve bölgesel savaş riskleriyle açıklaması eleştirilerek, KKM faturasının bizzat iktidarın geçmişteki "faiz sebep, enflasyon sonuç" deneyinin bir sonucu olduğu hatırlatıldı. Ayrıca köprü ve otoyolların olası satışının bir seçim ekonomisi finansmanı hazırlığı olabileceği kuşkusu dile getirildi.
🎯 Haber Analisti Yorumu
Üsküdar Belediye Meclisi'nde yaşanan sandalye trafiği ve delege kaymaları, Türk yerel siyasetinde kurumsal aidiyetin ve seçmen iradesine sadakatin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Sandıkta seçmenin verdiği yetkinin, meclis üyeleri üzerindeki yargısal ve siyasi baskılar ya da gizli pazarlıklar yoluyla masa başında el değiştirmesi, demokratik meşruiyeti derinden zedelemektedir. Muhalefet blokunun kendi iç bütünlüğünü koruyamayarak fireler vermesi ise yerel yönetimlerde kazanılan seçimlerin kurumsal güce tahvil edilemediğini gösteren yapısal bir zafiyettir.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun Ekrem İmamoğlu hakkındaki hukuki süreci doğrudan meşrulaştıran ve iktidar blokunun söylemleriyle örtüşen açıklamaları, muhalefet içi çatlağın onarılamaz bir boyuta ulaştığını ortaya koymaktadır. Kendi partisinin en güçlü cumhurbaşkanı potansiyelini "yolsuzluktan hesap vermeli" parantezine alan bir eski genel başkan profili, tabanda çok derin bir moralsizlik ve güven bunalımı yaratmaktadır. Bu durum iktidarın yargı eliyle muhalefeti dizayn etme çabalarına muhalefetin içeriden sunduğu en büyük lojistik destektir.
Almanya'da AfD'nin tarihi yükselişi ve teknoloji elitlerinin bu sürece verdiği açık destek, küresel ölçekte radikal sağın merkeze yerleştiği tehlikeli bir döneme işaret ediyor. Elon Musk gibi figürlerin yapay zeka ile insan emeğini ikame etme planlarıyla göçmen karşıtı dalganın aynı potada erimesi rastlantı değildir. Üretim ilişkilerinden koparılacak milyonlarca insanın yaratacağı sosyal patlama riskinin, sınır güvenliği ve ırkçı kimlik politikalarıyla bastırılmak istendiği yeni bir otoriter dijital feodalizm inşa edilmektedir.
Ekonomi yönetiminin enflasyon gerekçesi olarak KKM'yi göstermesi ise geçmiş hataların sorumluluğunu üstlenmekten kaçınan tipik bir siyasal hafıza silme girişimidir. KKM bir doğa olayı ya da dış dayatma değil, bizzat mevcut iktidarın ekonomi teorisinin yarattığı maliyetli bir kamburdur. Sonuç olarak, yerel yönetimlerin masa başı operasyonlarla el değiştirdiği, muhalefetin kendi içinde tasfiye savaşları verdiği ve makroekonomik yükün yine vatandaşa fatura edildiği bu tabloda; seçmenin ve piyasa aktörlerinin siyasi vaatlere karşı tamamen savunmacı ve ihtiyatlı bir pozisyonda kalması rasyonel tek seçenek olarak öne çıkmaktadır.
Kanal: Cüneyt Özdemir