İstanbul'da Sel Felaketi! Ayazağa'da Sel Faciası Neden Yaşandı? I Gece Ajansı | A Haber
A Haber · 2026-10-17
💡 Hızlı Bilgi
1. İstanbul'da metrekareye 278 kilograma kadar ulaşan son 83 yılın rekor sağanağı Sarıyer, Şile ve Ayazağa başta olmak üzere kenti ve Marmara bölgesini vurdu.
2. Sel sebebiyle dört kişi yaşamını yitirdi, üç kayıp için arama kurtarma çalışmaları karada ve denizde devam ediyor.
3. 1990'larda "pasif dere" sayılarak üzeri kapatılan ve üstüne yapılar ile spor sahaları inşa edilen Ayazağa Deresi taştı, bölgede 300 işletme ve çok sayıda konut sular altında kaldı.
4. Sakarya Akyazı, Karasu ve Sapanca ile Şile Kumbaba gibi Karadeniz hattındaki yerleşimlerde dere taşkınları evleri balçığa gömdü, camilerde mahsur kalanlar botlarla tahliye edildi.
5. Meteoroloji ve AFAD; İstanbul Anadolu yakası, Yalova, Bursa, Kocaeli ve Sakarya için cumartesi gününü de kapsayan turuncu kodlu yeni sel ve fırtına uyarısı yayınladı.
📊 Detaylı Açıklama
Program sunucusu Tahir İnan, megakent İstanbul'un son 83 yılın en yoğun yağışını aldığını belirterek yayını açıyor. Yağış miktarı kimi noktalarda metrekareye 278 kilogramı bulurken afet sadece İstanbul'u değil, tüm Marmara hattını derinden sarstı. İstanbul genelinde sel suları nedeniyle dört kişi hayatını kaybetti, sel sularına kapılan üç kişiyi arama çalışmaları ise AFAD ve jandarma ekiplerince sürdürülüyor. Liberya bayraklı ham petrol gemisinin Sarıyer Kilyos'ta karaya oturması ve Haliç'in sel çamuruyla tamamen kahverengiye dönmesi felaketin deniz trafiği ve çevre üzerindeki etkisini özetliyor.
Şile Kumbaba Mahallesi'nden canlı yayına bağlanan muhabir Müzeyyen Yılmaz, Pot Deresi'nin taşmasıyla su altında kalan bir siteden acı manzaraları aktarıyor. Sitenin 180 tonluk yüzme havuzu taşkınla birlikte kanalizasyon suyu ve balçıkla dolarak adeta çamur çukuruna dönüştü. Site sakini Uğur Bey, 2019 yılından bu yana bölgede altıncı kez sel yaşadıklarını anlatıyor. Kapılara vidalanan koruma bariyerlerine rağmen banyo giderlerinden taşan suların yarım saatte 70 santimetreye ulaştığını ve daire sakinlerinin dozerlerle yatakların üzerinden tahliye edildiğini belirtiyor.
Sakarya hattındaki yıkımı aktaran muhabir Burcu Özüdoğru, Akyazı ilçesinde Yağcılar Deresi'nin taşması neticesinde sokakların nehre döndüğünü bildiriyor. Yatsı namazı sonrası camide mahsur kalan cemaatin kayıklarla tahliye edildiği ilçede, sel çekilince geriye diz boyu çamur ve parçalanmış asfaltlar kaldı. Sakarya'nın Karasu ve Sapanca ilçelerinde de benzer dere taşkınları yaşandı, Sapanca'da iki katlı evler ve tatil bungalovları suya gömüldü. AFAD, Sakarya genelindeki vatandaşlara SMS ile turuncu kodlu yeni bir sel ve fırtına uyarısı iletti.
Felaketin merkez üssü haline gelen Sarıyer Ayazağa Dereboyu Caddesi'nden bildiren muhabir Merve İzci Özmen, giriş ve bodrum katlardaki eşyaların tamamen çöp kamyonlarıyla tahliye edildiğini gösteriyor. Evlerdeki su seviyesi tavandaki avizelere kadar ulaştı ve geride diz boyu yapışkan balçık kaldı. Bölgede elektrik çarpması riskine karşı mahallenin tüm şebeke elektriği kesildi. Evleri yıkılan ve oturulamaz hale gelen semt sakinleri geceyi komşularında geçirmek zorunda kaldı.
Merve İzci Özmen'in aktardığına göre İstanbul Valisi Davut Gül afet bölgesini ziyaret ederek hasar tespit çalışmalarını başlattı. Dere yataklarındaki kaçak binaların tahliyesi ve "Yarısı Bizden" kampanyası kapsamında kentsel dönüşüm süreçlerinin hızlandırılacağını duyurdu. Vali Gül, esnaf ve konut sahiplerinin mağduriyetlerinin pazartesi gününe kadar giderilmesi için acil destek ödemelerinin devreye gireceğini açıkladı.
Ayazağa'da yaklaşık 300 dükkan ve işletmenin yerle bir olduğunu belirten haber bülteninde, esnafın ekonomik çaresizliği ekranlara yansıdı. Milyonlarca liralık zararla karşılaşan işletmelerin büyük çoğunluğunun sel teminatlı sigortası bulunmuyor. Hukukçular, sigortası olmayan esnafın hak talep edebilmesi için sulh hukuk mahkemelerine başvurup hasarlı eşyaları atmadan delil tespiti yaptırması gerektiğini hatırlatıyor.
Stüdyo konuğu kentsel dönüşüm uzmanı Nihat Şen, Ayazağa faciasının temel mühendislik nedenlerini harita üzerinde detaylandırıyor. 1990'lı yıllarda bölgedeki dere yatağına "pasif dere" denilerek suyun üzeri kapalı beton baks (kutu menfez) kanallarla örtüldü. Bu kapalı kanalların üzerine binalar, dükkanlar ve hatta çökme tehlikesi yaşayan bir basketbol sahası konduruldu. Doğanın pasif olmayacağını vurgulayan Şen, yukarı havzalardan gelen moloz ve ağaç dallarının bu dar menfezleri tıkamasıyla suyun basınç yaparak betonu patlattığını gösteriyor.
Nihat Şen ayrıca aşırı yağış hesaplamalarındaki kret kotu (bir su yapısında suyun ulaşabileceği en üst kenar seviyesi) standardının eskidiğine dikkat çekiyor. Eski projeler metrekareye 200-250 kilogram hesabı yaparken günümüzde 300 kilogram üzeri yağışlar olağan hale geldi. Şen, kapalı kanalların içine kamera ve sensörler sokularak sürekli izlenmesi, tıkalı mazgalların kepçelerle düzenli taranması ve yollarda beton yerine suyu toprağa geçiren sünger şehir malzemelerinin kullanılması gerektiğini savunuyor.
Gazeteci Ekrem Kızıltaş, İstanbul genelinde isminde "dere" kelimesi geçen 200'den fazla cadde ve sokak bulunduğunu hatırlatıyor. Suyun eninde sonunda eski yatağını geri aldığını söyleyen Kızıltaş, 1942 ve 2009 Ayamama Deresi felaketlerine atıfta bulunuyor. 2009'da Basın Ekspres yolunda servis aracında boğulan işçileri hatırlatan gazeteci, Kağıthane ve Ayazağa aksında dere yatakları üzerine kurulan plansız yapılaşmanın faturasının ağır olduğunu ifade ediyor.
Kızıltaş ve stüdyodaki diğer konuklar, yerel yönetimin afete hazırlık performansını sert bir dille eleştiriyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin milyarlarca liralık bütçesine rağmen 160 noktada su taşkınını bitirdik iddiasının gerçeği yansıtmadığı öne sürülüyor. İddialara göre 2019 öncesi hazırlanan TEM ile E5 arasındaki üçüncü tünel aksı gibi büyük altyapı projeleri rafa kaldırıldı; kaynaklar altyapı ve dere ıslahı yerine sosyal medya tanıtımlarına ve konser bütçelerine yönlendirildi.
Avukat Kadriye Güçlü Sakarya, afet yönetiminin kişisel inisiyatiflere veya ufak metrekare pazarlıklarına bırakılamayacak bir milli güvenlik meselesi olduğunu vurguluyor. 14 yaşındaki bir çocuğun sel suları içinde açık elektrik kablosundan akıma kapılarak can vermesinin hiçbir bahanesi olamayacağını belirtiyor. Sakarya, 1999 ve sonrasındaki yönetmeliklerin yalnızca afet yaşandıkça güncellenmesini eleştirerek, devlet ve belediyelerin ortak bir bilim kuruluyla radikal kentsel dönüşüm kararlarını zorunlu tutması gerektiğini aktarıyor.
Avukat Yusuf Türen ise 6306 sayılı kanundaki son değişikliklerin kentsel dönüşümde aranan oy birliği şartını yüzde 50 artı bire indirdiğini anımsatıyor. Belediyelerin kentsel dönüşümü sadece bir bina yıkıp yerine yenisini dikmek gibi sığ gördüğünü savunan Türen; altyapı, otopark, okul ve yeşil alanı kapsamayan parsel bazlı yenilemelerin şehri daha kırılgan hale getirdiğini söylüyor. Hatay Emek Mahallesi örneğini veren Türen, dönüşüme siyasi saiklerle engel olan yaklaşımların insan hayatına mal olduğunu dile getiriyor.
Nihat Şen programın kapanışında acil eylem planı olarak şu adımları sıralıyor: Taşkın koruma alanları derhal kesin imar yasağına alınmalı ve dere yatağına sıfır yapılmış binaların bodrum katlarının iskanları iptal edilmeli. Dere havzalarının başlangıç noktalarına taşkın kapanları ve yağmur suyu depolama göletleri kurulmalı. T kesişimli menfez baks sistemleri güncel yağış debisine göre genişletilerek megakent genelinde sünger şehir konseptine geçilmeli.
🎯 Haber Analisti Yorumu
İstanbul ve Marmara havzasını vuran bu son felaket, kentin onlarca yıldır biriktirdiği mühendislik ve imar ayıplarını su yüzüne çıkardı. Yayında uzmanların altını çizdiği temel gerçek çok net: Doğal olayları afete, afeti ise cinayete dönüştüren şey aşırı yağmur değil, dere yataklarının üstüne beton döküp onları yok sayan basiretsiz kentleşme politikasıdır. "Pasif dere" gibi bilimsellikten uzak bir kılıfla vadilerin üzerini kapatıp üzerine binalar, yollar ve spor sahaları inşa etmek; tabiatın binlerce yılda açtığı tahliye koridorlarına barikat kurmaktan farksızdır.
Marmara bölgesindeki bu kırılganlık doğrudan alt ve orta gelir grubundaki kent sakinleri ile küçük esnafı vuruyor. Ayazağa'da bodrum katlarda oturan dar gelirli aileler tüm birikimlerini saatler içinde çöpe atarken, 300 dükkanın sigortasız şekilde batması yerel ekonomide telafisi güç bir tahribat yaratıyor. Üstelik bu tablo yalnızca Sarıyer ile sınırlı kalmıyor; Şile'de sitelerin kanalizasyonla taşması ve Sakarya'da cemaatin camiden kayıkla kurtarılması, plansız büyümenin tüm Marmara çevresini saran sistemsel bir risk haline geldiğini kanıtlıyor.
Programdaki tartışmalarda hem iktidar hem de muhalefet cephesinin sorumluluk payı açıkça görülüyor. Bir yanda dere yataklarını onlarca yıl boyunca ranta ve gecekonduya açan, 1990'lardan bu yana gerekli radikal ıslahı yapmayan merkezi ve yerel geçmiş yönetimler var. Diğer yanda ise 7 yıldır megakentin devasa bütçesini yöneten, "160 noktada su baskınını bitirdik" iddiasında bulunup kaynakları altyapı yerine algı ve halkla ilişkiler faaliyetlerine harcayan mevcut büyükşehir idaresi duruyor. Yerel yönetimler ile merkezi idare arasındaki siyasi çekişme, kentsel dönüşüm ve altyapı yatırımlarını kilitledikçe faturayı vatandaş canıyla ödüyor.
Önerilen "sünger şehir" modelleri, kameralı menfez kontrolleri ve su kapanları teknik açıdan son derece doğru adımlar; fakat 20 milyonluk plansız bir metropolde bu projelerin uygulanabilirlik sınırları oldukça dar. Kentin neredeyse tamamı asfalt ve betonla kaplanmışken, dere aksları çok katlı binalarla boğulmuşken sadece mazgal temizleyerek bu debideki suları tahliye etmek teknik bir yanılsamadan ibarettir. Gerçek çözüm; dere yataklarındaki binaların tavizsiz biçimde tahliyesinden, kamulaştırılarak yeşil koridorlara dönüştürülmesinden ve İstanbul'un sanayi ile nüfus yükünün acilen Anadolu'ya desantralize edilmesinden (dağıtılmasından) geçiyor.
Önümüzdeki süreçte kamuoyunun takip etmesi gereken tek kritik gelişme; İstanbul Valiliği ve Çevre Şehircilik Bakanlığı'nın Ayazağa ve benzeri dere yataklarında vadettiği yıkım ve tahliye kararlarını gerçekten uygulayıp uygulamayacağıdır. Şayet birkaç hafta sonra sular çekilip gündem soğuduğunda o dere üzerindeki riskli yapılar yıkılmaz, esnaf ve bölge halkı kendi kaderine terk edilirse; yaklaşan ilk sonbahar fırtınasında aynı sokaklardan yine kayıkla insan tahliye edilen haberleri izlemeye devam ederiz.
Kanal: A Haber