İsrail'deki Seçim Sonuçları Neleri Değiştirecek? | A Haber
A Haber · 2026-10-27
💡 Hızlı Bilgi
1. İsrail seçimlerinde Netanyahu liderliğindeki iktidar bloku meclis çoğunluğunu kaybetti ve Netanyahu geçici başbakan konumuna düştü.
2. Arap partileri yüksek seçmen katılımıyla 17-18 sandalye kazanarak meclis aritmetiğinde kilit konuma yerleşti.
3. Muhalefet kanadında öne çıkan Gadi Eisenkot, seçim tablosunun netleşmesiyle birlikte hızla siyonist bir hükümet kuracağını açıkladı.
4. Donald Trump'ın seçim öncesi verdiği açık destek, Netanyahu'nun daha ağır bir hezimet yaşamasının önüne geçti.
5. Hükümetin yaklaşık 45 günlük yasal sürede kurulamaması halinde İsrail meclisi feshedilerek üç ay içinde yeniden erken seçime gidecek.
📊 Detaylı Açıklama
İsrail'de sandık çıkış anketleri ve ilk resmi veriler, Binyamin Netanyahu liderliğindeki sağ koalisyonun meclis çoğunluğunu yitirdiğini gösteriyor. Likud Partisi sandıktan birinci parti olarak çıksa da sandalye kaybı yaşadı. Bu tablo Netanyahu'yu hükümeti kuracak salt çoğunluk olan 61 vekilden mahrum bıraktı ve kendisini geçici başbakan statüsüne geriletti.
Seçimin en belirleyici sürprizini İsrail vatandaşı Araplar yaptı. Önceki seçimlerin aksine sandığa yoğun ilgi gösteren Arap seçmenler, temsilcilerine 17 ila 18 milletvekilliği kazandırdı. Kampanyalarını genel Filistin davasından ziyade maruz kaldıkları yerleşimci baskısı ve hak gaspları üzerine kuran Arap partileri, iktidar bloku ile muhalefet arasındaki farkın açılmasında başrolü oynadı.
İktidar kaybına rağmen muhalefetin zaferi İsrail'in temel güvenlik politikalarında bir eksen kayması yaratmıyor. Muhalefet liderlerinden eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot, sonuçların ardından vakit kaybetmeden siyonist bir hükümet kurma hazırlığına girişti. Analistler, 2006 Lübnan Savaşı'nda sivil altyapıyı yok etmeyi amaçlayan Dahiye Doktrini'nin mimarı olan Eisenkot'un, Gazze, Lübnan veya Suriye politikalarında Netanyahu'dan daha ılımlı olmayacağını vurguluyor.
Programdaki uzmanlar, Likud'un birinci parti çıkmasını toplumun genel eğilimiyle açıklıyor. İsrail toplumunun yıllar içinde belirgin biçimde sağa ve radikal çizgiye kaydığı, Oslo Barış Süreci'ni yürüten İşçi Partisi gibi sol hareketlerin neredeyse silindiği belirtiliyor. Akademisyen Norman Finkelstein'ın görüşlerine atıfta bulunan yorumcular, Netanyahu'nun kişisel bir sapma olmadığını, toplumun ortalama ahlakını ve güvenlik refleksini yansıttığını dile getiriyor.
İktidardaki aşırı sağcı ortaklar Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich'in oylarında hafif bir gerileme kaydedildi. İsrail ordusunun aşırı fikirleri yüzünden vaktiyle askere almadığı, ırkçılık ve terör sabıkası bulunan Ben-Gvir'in cezaevlerindeki Filistinlilere uyguladığı sistematik işkenceler ve Batı Şeria'daki yerleşimci şiddeti, ülkeyi Batı nezdinde dışlanan bir parya devlete (uluslararası alanda yalnızlaşmış ülke) dönüştürdü.
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump'ın son düzlükte Netanyahu'ya sunduğu açık destek sandıkta can simidi oldu. İsrail askeri ve siyasi aklı için ABD ile ilişkiler hayati bir varoluş unsuru sayılıyor. Trump'ın erken tavır alması, sağ seçmenin dağılmasını önleyerek Likud'un daha büyük bir çöküş yaşamasını engelledi.
Hükümet kurma takvimi oldukça zorlu bir kriz vadediyor. İtirazların ardından Cumhurbaşkanı Herzog en çok desteği alan isme 4 artı 2 hafta süre tanıyacak. Bu süreçte uzlaşma çıkmazsa meclisten başka bir vekile 4 haftalık şans verilecek. Toplamda 61 imzaya ulaşılamazsa meclis feshedilecek ve üç ay sonra yeniden seçime gidilecek; bu kilitlenme süresince koltuğu Netanyahu koruyacak.
Masadaki en tehlikeli senaryo ise Netanyahu'nun iktidarını korumak için bölgesel bir çatışmayı tetikleme ihtimali. Uzmanlar, Başbakan'ın orduyu İran'a yönelik geniş çaplı bir saldırıya zorlayabileceğini aktarıyor. İsrail kamuoyunda İran'a yönelik hava harekâtlarına verilen yüzde 80'lik destek, Netanyahu'ya güvenlik krizleri üzerinden iç siyaseti yeniden dizayn etme ve bayrak etrafında toplanma refleksiyle koltuğunu sağlama alma fırsatı tanıyor.
🎯 Haber Analisti Yorumu
Netanyahu'nun meclis çoğunluğunu kaybetmesi ilk bakışta büyük bir yenilgi gibi dursa da İsrail siyasetinin yapısal gerçekleri bunun tam tersini fısıldıyor. İsrail'de seçimleri kazanan veya kaybeden figürler değişse bile Filistin coğrafyasına uygulanan şiddetin dozu düşmüyor. Sandıktan çıkan aritmetik, sol veya merkez bir rahatlama değil; yalnızca aşırı sağ ile güvenlikçi sağ arasında bir nöbet değişimini işaret ediyor.
Eisenkot gibi eski bir askerin olası başbakanlığı, Batı başkentlerinde Netanyahu yorgunluğu yaşayan liderleri bir nebze rahatlatabilir. Tel Aviv ve Batı Kudüs'ün seküler elitleri, Ben-Gvir gibi radikal isimlerin yarattığı diplomatik tecrit ve meşruiyet kaybından kurtulmak istiyor. Fakat bu değişim sadece bir vitrin makyajından ibaret kalır; Dahiye Doktrini'nin yaratıcısı bir liderin Gazze'deki işgali sonlandırmasını ya da Lübnan'daki yıkımı durdurmasını beklemek siyasi bir saflıktır.
Önümüzdeki sürecin en büyük riski, Netanyahu'nun sıkıştığı köşeden çıkmak için bölgeyi ateşe atma ihtimalidir. İç siyasette manevra alanı daralan, hakkında yolsuzluk davaları bulunan ve geçici başbakan koltuğuna gerileyen Netanyahu için en elverişli sığınak her zaman güvenlik krizleri oldu. İran'la kontrollü veya kontrolsüz bir çatışma başlatmak, İsrail halkını yeniden güvenlik refleksiyle kenetleyebilir ve hükümet kurma krizini tamamen rafa kaldırabilir.
Bundan sonra yakından takip edilecek tek ve en kritik gelişme, hükümet kurma yetkisini alacak adayın koalisyon pazarlıklarında 61 barajını aşıp aşamayacağıdır. Şayet 45 günlük yasal süre içinde meclis içinden bir uzlaşma çıkmazsa, Netanyahu'nun ülkeyi geçici başbakan sıfatıyla yeni bir erken seçime ve bu süreçte bölgesel bir askeri maceraya sürükleyip sürüklemeyeceği Ortadoğu'nun kaderini belirleyecek.
Kanal: A Haber