İsrail karışacak: Netanyahu'nun yerine kim gelecek?
GZT · 2026-11-02
💡 Hızlı Bilgi
1. İsrail'de 27 Ekim seçimlerinde katılım yüzde 77,7 ile 1999'dan bu yana en yüksek seviyeye çıktı.
2. Binyamin Netanyahu'nun partisi Likud 26-27 sandalye ile birinci çıktı; fakat sağ blok 53 sandalyede kalarak 61 kişilik meclis çoğunluğunu kaybetti.
3. Eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot'un yeni kurduğu Yaşar Partisi 21 sandalye kazanarak ana muhalefet liderliğine oturdu.
4. Arap partileri toplamda 19 sandalye kazanıp tarihi bir rekora imza atarak meclis aritmetiğini kilitledi.
5. Hükümet kurulamadığı için Netanyahu geçiş hükümetinin başında kalmaya devam ediyor ve bu durum İran'a yönelik yeni bir askeri harekat tartışmasıyla birleşiyor.
📊 Detaylı Açıklama
İsrail sandığa gitti ve ortaya tam anlamıyla kilitlenmiş bir meclis tablosu çıktı. Netanyahu'nun Likud'u yarışı önde bitirdi. Ancak aşırı sağcı ve dindar ortaklarıyla birlikte kurduğu blok 64 sandalyeden 53'e kadar geriledi. Karşı tarafta yer alan muhalefet bloku ise toplamda 48 sandalyede kaldı. Seçimin asıl büyük sürprizini 19 sandalye kazanan Arap partileri yaptı. İki ana blok da hükümet kurmak için şart olan 61 sandalyeye tek başına ulaşamıyor.
Masada beş farklı koalisyon ihtimali konuşuluyor. Birincisi Netanyahu'nun muhalefetten en az sekiz milletvekili transfer etmesi ki uzmanlar bunu çok zor görüyor. İkincisi Eisenkot'un Arap partilerinin dışarıdan desteğiyle bir azınlık hükümeti kurması. Üçüncüsü Trump'ın da bastırdığı, aşırı sağcı Ben-Gvir'in yer almadığı bir Likud-muhalefet birlik hükümeti. Dördüncüsü Likud'un Netanyahu'yu feda ettiği geniş tabanlı bir formül. Beşincisi ise ülkenin 90 gün içinde yeniden seçime gitmesi. Hiçbir lider geri adım atmadığı için süreç şimdilik uzun bir kördüğüme işaret ediyor.
Bu belirsizlik tam da Tahran'la iplerin gerildiği bir dönemde yaşanıyor. Washington'ın Körfez ülkelerine 3 Kasım ara seçimleri sonrasında İran'a yönelik kısa ve yoğun bir harekata hazır olun dediği basına sızdı. İsrail yasalarına göre geçiş hükümeti başbakanı savaş kararı alabiliyor. Askeri uzmanlar, Netanyahu'nun iç siyasetteki sıkışmışlığı aşmak ve rakiplerini olağanüstü hal gerekçesiyle birlik hükümetine zorlamak için İran kartını masaya sürebileceğini vurguluyor.
Lübnan ve Gazze cephelerinde de sahadaki sert düzen korunuyor. İsrail Gazze topraklarının yüzde 60'ından fazlasını elinde tutuyor. Refah'ın yeniden inşası ve insani adımlar hükümet pazarlıkları yüzünden bekletiliyor. Lübnan sınırında ise ordu oluşturduğu güvenlik bölgesini terk etmeye yanaşmıyor. Başbakanlık koltuğuna Eisenkot bile otursa güvenlik politikalarında büyük bir geri çekilme beklenmiyor. Çünkü Eisenkot geçmişte Dahiye Doktrini ile orantısız güç kullanımını bizzat kurumsallaştıran isim olarak biliniyor.
Batı Şeria'da ise 2026 yılında yerleşimci şiddeti 2 bini aşarak tepe noktasına ulaştı. Aşırı sağcı bakan Bezalel Smotrich açıkça ilhak çağrısı yapıyor ve yeni konut projelerini hızlandırıyor. Muhalefet partileri de iki devletli bir çözüme ya da bağımsız bir Filistin devletine yeşil ışık yakmıyor. Netanyahu kalırsa fiili işgal ve yerleşim baskısı tırmanacak; muhalefet gelirse resmi ilhak ertelense bile yerleşim blokları yerinde kalacak.
Seçim kampanyasında Türkiye karşıtı söylem de sıkça öne çıktı. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Savunma Anlaşması İsrail'de ciddi yankı buldu. Likud partisi seçim afişlerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı doğrudan hedef gösterdi. Muhalefetteki Bennett gibi figürler de Türkiye'yi yeni İran ilan ederek tehdit algısını büyütüyor. Yeni hükümet kim olursa olsun Doğu Akdeniz, Suriye ve Gazze başlıklarında Ankara ile Tel Aviv arasındaki tansiyon kolay kolay düşmeyecek.
🎯 Haber Analisti Yorumu
Sandıktan çıkan mesaj çok net: İsrail halkı Netanyahu'nun mevcut yönetimine güvenoyu vermedi ama ona alternatif güçlü bir iktidar da çıkaramadı. Sağ blok çoğunluğu kaybettiği halde muhalefet kendi içinde aşırı parçalı bir yapıda duruyor. Bu siyasi boşluk, geçiş döneminin başındaki Netanyahu'ya manevra alanı açıyor. Koltuğunu korumak isteyen bir lider için güvenlik krizleri her zaman en kullanışlı sığınaktır; İsrail iç siyaseti şu an tam da bu tuzağın eşiğinde duruyor.
Olası lider değişikliği İsrail'in temel devlet reflekslerini kökten dönüştürmeyecek. Netanyahu gider ve yerine Eisenkot gelirse üslup değişir, Beyaz Saray ile kavgalı diplomasi biter. Fakat sahadaki işgal mekanizması, Lübnan ve Suriye'deki tampon bölgeler ya da nükleer tehdit algısı aynı kalır. Zira muhalefet bloku da Filistin devletini reddediyor ve güvenlik şahinliğinde mevcut hükümetle yarışıyor. Bölge ülkeleri açısından fark, krizlerin masada mı yoksa doğrudan savaş meydanında mı yönetileceğiyle sınırlı kalacak.
Bu tablonun en kırılgan tarafı Ankara ve Tahran hatlarında oluşacak yeni gerilimlerdir. İsrail'de iktidara kim gelirse gelsin, Türkiye'nin Suriye'deki askeri ağırlığını ve İslam ülkeleriyle geliştirdiği savunma paktlarını doğrudan bir tehdit olarak görmeyi sürdürecek. Netanyahu'nun zayıflaması Türkiye karşıtı dili bir miktar sakinleştirebilir. Ancak Bennett ve Liberman gibi isimlerin koalisyonda yer alması halinde Ankara ile Akdeniz ve Şam üzerindeki sürtüşmeler daha kurumsal ve sert adımlara gebe kalacaktır.
Önümüzdeki günlerde izlenecek tek kritik eşik, Cumhurbaşkanı Herzog'un hükümet kurma görevini kime vereceği ve 3 Kasım sonrasındaki Washington-İran hattında atılacak ilk askeri adımdır. Yeni bir sandık kararı çıkarsa İsrail ordusu ile bölge başkentleri aylar sürecek tehlikeli bir belirsizliğe hapsolacak.
Kanal: GZT