İlk Söz - "Borsanın TL Faiziyle Rekabet Edemeyeceğini Düşünmüyorum" | 14 Eylül 2026
BloombergHT · 2026-09-14
💡 Hızlı Bilgi
1. Borsa İstanbul'da yeni alım için acele etmeyin; borsa mevcut makro tabloda yüksek TL mevduat getirisiyle rekabet edemiyor.
2. TL varlıklarda en rasyonel tercih kısa vadeli sabit getirili araçlar (para piyasası fonu ve mevduat); pozisyonu koruyun ve biriktirin.
3. Uzun vadeli tahvillerde faiz indirimi beklentisi olsa bile yüksek riskler nedeniyle pozisyon açmayın, beklemede kalın.
4. SPK'nın yeni piyasa düzenlemeleri nedeniyle spekülatif ve düşük halka açıklığa sahip hisselerden uzak durun; satış baskısı sürebilir.
5. Petrol fiyatları 103-107 dolar bandıyla zirve seviyelere yakın; yeni alım yapmak riskli, jeopolitik gelişmeleri bekleyin.
6. ABD 10 yıllık tahvil faizleri %5 sınırına dayandığı için tahvil piyasasında düşüş durulana kadar küresel borçlanma araçlarını almayın.
7. Fed'in Eylül ayında %86 ihtimalle faiz artırımı fiyatlanıyor; küresel hisse senedi piyasalarında temkinli kalın, bekleyin.
8. Dolar/TL kurunda kontrollü bant korunuyor; döviz cinsi varlıklarda agresif alım yapmayın, kısa vadeli carry trade avantajını izleyin.
9. Ons altın 4.330 dolar ve gram altın 6.770 TL seviyelerinde düzeltme sürecinde; alım için yönün netleşmesini bekleyin.
10. Bitcoin 77.547 dolar ve Ethereum 2.511 dolar seviyelerinde yönsüz bir seyir izliyor; kripto paralarda yeni pozisyon için bekleyin.
11. Yapay zeka ve yarı iletken hisselerinde güvenlik kaygıları ve regülasyon baskısı nedeniyle teknoloji hisselerini bu seviyelerden almayın.
📊 Detaylı Açıklama
Borsa İstanbul'un TL faizleri karşısındaki pozisyonunu değerlendiren finansal danışman Volkan Sarı, şirket kârlılıklarının gerilediği ve ekonomik büyümenin yavaşladığı bir konjonktürde hisse senedi piyasasının yüksek risksiz TL faiziyle rekabet edemeyeceğini vurguluyor. Türkiye'de büyüme temposunun yüzde 3,5 seviyelerine indiğine ve savunma sanayii gibi sınırlı birkaç sektör haricinde şirketlerin sadece ayakta kalmaya çalıştığına dikkat çekiliyor. Temettü iskonto modellerine dayalı temel değerlemelerin baskılandığı bir ortamda, borsanın genelinde kalıcı bir ralli beklemek yerine temkinli kalınması öneriliyor.
Sermaye Piyasası Kurulu'nun piyasada şeffaflığı ve güveni artırmak amacıyla devreye aldığı yeni düzenlemeler masaya yatırılıyor. Bu adımların BIST 30 gibi büyük, derin ve likit hisselerde kurumsal ilgiyi desteklemesi beklenirken; fiili dolaşım oranı düşük, spekülatif fiyat hareketlerine maruz kalmış ve fon yoğunlaşması bulunan hisselerdeki yapay balonların söneceği belirtiliyor. Bu balonların sönmesiyle teminatlarda para küçülmeleri yaşanabileceği ve piyasanın manipülasyondan arınma sürecinde belirli hisselerde sert satışların kaçınılmaz olduğu ifade ediliyor.
Yatırımcıların varlık dağılımı tarafında TL cinsi sabit getirili araçlara ağırlık vermesi gerektiği öne çıkıyor. Volkan Sarı, faiz indirimine inanılsa dahi sermaye kazancı arayışıyla uzun vadeli tahvillere geçmenin mevcut risk ortamında doğru olmadığını, risklerin yüksekliği nedeniyle en kısa vadeli TL enstrümanlarda (gecelik repo, TLRF, para piyasası fonları ve mevduat) kalınmasının en güvenli strateji olduğunu savunuyor. Son bir yılda TL'de duran bir yatırımcının kur ve faiz farkı hesaba katıldığında dolar bazında yüzde 22'nin üzerinde getiri sağladığına vurgu yapılıyor.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın faiz politikasına dair kurumların farklı beklentileri tartışılıyor. Fatih Keresteci, enerji kaynaklı arz yönlü maliyet artışlarının iç talepteki durgunluk sebebiyle nihai fiyatlara geçişkenliğinin sınırlı kaldığını belirterek 100 baz puanlık bir faiz indiriminin makul olacağını savunuyor. Diğer yandan Barclays, TCMB'nin son iki toplantıda 100'er baz puanlık indirimlerle politika faizini yıl sonunda yüzde 35'e çekeceğini öngörürken; Bank of America (BofA) Ekim ayında olası bir indirimin ardından 2027'nin ikinci çeyreğine kadar faizlerin sabit tutulacağını tahmin ediyor.
Döviz kuru tarafında makroihtiyati çerçevenin korunacağı ve kontrollü kur politikasından ani bir çıkışın mümkün olmadığı belirtiliyor. İş Portföy Başstratejisti İrem Talaslı, kredi limitleri ve mevduat kurallarında toptan bir gevşeme beklenmediğini, yıl sonu dolar/TL kuru tahminlerinin 51,80 olduğunu kaydediyor. Morgan Stanley ise yayımladığı analizde, Türk lirasındaki nominal faiz getirilerinin kurdaki değer kaybının çok üzerinde kalmaya devam edeceğini vurgulayarak 3 aylık dolar/TL kısa pozisyon (carry trade) önerisini koruduğunu aktarıyor.
Uluslararası petrol piyasasında jeopolitik gerilimlerin etkisiyle fiyatlar yeniden tırmanışa geçti. İran ile Körfez ülkeleri arasında Hürmüz Boğazı'nın açılmasına yönelik Umman'da yapılması planlanan toplantının ertelenmesi ve Suudi Arabistan'ın doğu-batı boru hattının dron saldırısı sonrası kapatılması, Brent petrolü 107,6 dolara, ABD ham petrolünü (WTI) ise 103 dolara taşıdı. Volkan Sarı, normal şartlarda bu fiyatların zirve seviyeler olması gerektiğini ancak stratejik rezervlerin tükenmesi ve Kızıldeniz ile Hürmüz'deki arz tıkanıklıkları nedeniyle yönü tahmin etmenin güç olduğunu belirterek yeni alımlara karşı uyarıyor.
Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) yayımladığı aylık petrol raporu arz ve talep dengesizliğinin boyutunu gözler önüne seriyor. Raporda, ABD-İran müzakerelerindeki tıkanıklık sebebiyle normalleşmenin ötelendiği, bu nedenle küresel petrol talebinin 2026'da günlük 2,5 milyon varil azalacağı, Körfez'de ise günlük 10 milyon varili aşan üretimin devre dışı kaldığı ifade ediliyor. Toplam küresel arzın bu yıl günlük 5,7 milyon varil azalarak 100,7 milyon varile düşeceği ve toparlanmanın ancak 2027 yılına sarkacağı öngörülüyor.
Amerika Birleşik Devletleri cephesinde cuma günü açıklanan enflasyon verisi piyasalarda faiz artırım baskısını artırdı. Tüketici fiyat endeksinin aylık yüzde 0,4, yıllık yüzde 3,4 seviyesinde gerçekleşmesi sonrasında, Fed'in Eylül toplantısında 25 baz puanlık faiz artırımına gitme ihtimali yüzde 86'ya kadar yükseldi. Donald Trump'ın dünyanın en düşük faiz oranlarının uygulanması gerektiği yönündeki çağrılarına rağmen tahvil piyasasında satışlar derinleşirken, piyasalar Fed'in faizleri yıl sonunda yüzde 4,12 seviyesine taşıyacağını fiyatlıyor.
Doç. Dr. Derya Hekim ise Fed'e yönelik piyasa fiyatlamalarına karşı farklı bir bakış açısı sunuyor. Enflasyonun ana kaynağının enerji maliyetleri, kira ve teknoloji şirketlerinin veri merkezi (data center) yatırımlarından beslendiğini belirten Hekim, bu kalemlerin faiz artışlarına karşı duyarsız olduğunu ifade ediyor. Powell'ın faiz artırması durumunda bile yapay zeka yatırımlarının durmayacağını savunan Hekim, piyasadaki yüzde 90'a varan faiz artırım beklentisinin aksine Fed'in faizleri sabit tutma ihtimalinin daha yüksek olduğunu değerlendiriyor.
ABD tahvil piyasasında yaşanan sert satış dalgası küresel borçlanma maliyetlerini yukarı çekiyor. ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin yüzde 4,97 ile kritik yüzde 5 sınırına dayanması ve 30 yıllıkların yüzde 5,36'ya yükselmesi riskli varlıkları baskılıyor. Hazine Bakanı Scott Bessent'ın devreye aldığı tahvil geri alım programının likidite talebini karşılayamadığı ve piyasada 'borcun paraya çevrilmesi' (monetizasyon) olarak yorumlanarak satışları durdurmaya yetmediği vurgulanıyor.
Yapay zeka ve teknoloji sektöründe güvenlik kaygıları ve yavaşlama çağrıları piyasaları olumsuz etkiliyor. Anthropic CEO'su Dario Amodei ve OpenAI CEO'su Sam Altman'ın yapay zeka gelişim hızının güvenlik riskleri nedeniyle yavaşlatılması gerektiği yönündeki açıklamaları, regülasyon endişelerini artırdı. OpenAI'ın bu yıl halka arz edilmeyeceğinin netleşmesiyle SoftBank hisselerinde yüzde 13'e varan düşüş yaşanırken, çip üreticileri Samsung ve SK Hynix tarafında da sert satışlar görüldü.
Kripto para ve emtia piyasalarında ise yönsüz ve baskılı bir görünüm hakim. Bitcoin'in 77.547 dolar, Ethereum'un ise 2.511 dolar seviyelerinde kalarak geleneksel borsa endeksleriyle korelasyonunun koptuğu belirtiliyor. Emtia tarafında ise spot altın 4.330 dolar seviyesinde haftayı ekside tamamlarken, gram altın 6.770 TL ve gümüş 63,92 dolar seviyelerinde kâr satışlarının etkisiyle geri çekilerek yeni bir alım sinyali üretmekten uzak bir seyir sergiliyor.
🎯 Finans Uzmanı Yorumu
Konuşmacı Volkan Sarı'nın "Borsanın TL faiziyle rekabet edemeyeceği" yönündeki ana tezi, mevcut makroekonomik dinamiklerle son derece tutarlıdır. Ekonomik büyümenin yüzde 3,5 seviyelerine doğru ivme kaybettiği, şirket kârlılıklarının reel anlamda gerilediği ve finansman maliyetlerinin yüksek seyrettiği bir tabloda, hisse senetlerinin risksiz getiriyi geride bırakması matematiksel olarak oldukça güçtür. Dolayısıyla, endekste genel bir yükseliş beklentisiyle agresif hisse senedi pozisyonu almak yerine sermaye koruma odaklı kalmak rasyonel bir yaklaşımdır.
TL varlıklarda portföy tercihi yapılırken sunulan vade stratejisi kritik bir risk yönetimi içermektedir. Piyasadaki erken faiz indirimi beklentilerine kapılarak sermaye kazancı amacıyla uzun vadeli tahvillere hücum etmek, enflasyon dinamikleri kalıcı olarak kırılmadığı müddetçe ciddi anapara riskleri barındırır. Bu bağlamda, konuşmacının da belirttiği gibi, likiditesi yüksek gecelik repo, para piyasası fonları ve kısa vadeli mevduatta kalarak bileşik getiri avantajını değerlendirmek, getiri-risk dengesi açısından en doğru pozisyondur.
Küresel tahvil piyasasındaki hareketlilik, uluslararası risk iştahını doğrudan tehdit etmektedir. ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin yüzde 5 psikolojik eşiğini zorlaması ve Hazine'nin geri alım adımlarının piyasada beklenen rahatlamayı sağlayamaması, küresel hisse senedi piyasaları üzerinde ciddi bir iskonto baskısı yaratmaktadır. Fed'in faiz artırma ihtimalinin piyasada bu denli güçlü fiyatlanması, gelişmekte olan piyasalara yönelik risk primini yüksek tutmaya devam edecektir.
Emtia tarafında petrolün 100 doların üzerine yerleşmesi, küresel dezenflasyon sürecinin önündeki en büyük engeldir. Volkan Sarı'nın bu seviyeleri zirve olarak görmesi makul bir teknik ve iktisadi gerekçeye dayansa da Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz'deki fiili güvenlik tehditleri devam ettiği sürece jeopolitik risk primi fiyatların içinde kalmaya devam edecektir. Bu nedenle, ne petrolde düşüş yönlü agresif açığa satış ne de tepeden yeni alım yapılmalı; emtia tarafında piyasa dengelenene kadar kenarda beklenmelidir.
Nihai pozisyon değerlendirmesi yapıldığında, mevcut konjonktür hisse senetlerinde ya da uzun vadeli tahvillerde yeni risk alma dönemi değildir. SPK'nın manipülasyonu engellemeye yönelik adımları BIST'te spekülatif hisselerdeki köpüğü temizleyecek olsa da kısa vadede likidite daralması yaratabilir. Yatırımcılar için en uygun pozisyon; dövizde agresif yön arayışına girmeden, küresel hisse ve emtialardaki dalga boyu yatışana kadar kısa vadeli TL sabit getirili araçlarda kalıp "bekle ve biriktir" disiplinini sürdürmektir.
⚠️ Bu içerik yatırım tavsiyesi değildir.
Kanal: BloombergHT