İlk Söz - "Ara Seçimlere Giderken Fed'in Faiz Artırmasını Beklemiyorum" | 15 Ekim 2026
BloombergHT · 2026-10-16
💡 Hızlı Bilgi
1. ABD Teknoloji ve Yarı İletken Hisseleri: Değerleme endişeleri ve fon çıkışlarıyla sert satış baskısı sürüyor; bu seviyelerden acele alım yapma, bekle.
2. ABD Hazine Tahvilleri: Riskten kaçan sermayenin güvenli limanı oldu, 10 yıllık faizler %5,10 seviyesine geriledi; portföy sigortası için biriktir/tut.
3. Fed Faiz Kararı: 28 Ekim'deki toplantıda ara seçim öncesi siyasi baskı nedeniyle faiz artışı beklenmiyor; olası sıkılaşma adımı için Aralık ayını bekle.
4. Borsa İstanbul (BIST 100 - 12.118): Fon tasfiye satışları ve bankacılık-ulaştırma öncülüğündeki baskı sürüyor; piyasa durulana kadar hissede acele etme, bekle.
5. Ons Altın (4.145 $): 3 günlük geri çekilmenin ardından jeopolitik ve tahvil faizi kaynaklı toparlanma çabasında; mevcut pozisyonu koru.
📊 Detaylı Açıklama
ABD tarafında açıklanan son tüketici enflasyonu verisi aylık %0,6 ve yıllık bazda %3,7 artış göstererek son 5 ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Özellikle dizel ve petrol maliyetlerinin beslediği enerji enflasyonunun yıllık %20'lere dayanması, dezenflasyon sürecinin sekteye uğradığı endişelerini artırıyor. Ancak Prof. Dr. Burak Arzova, 28 Ekim'deki FOMC toplantısında Fed'in faiz artırmasını beklemediğini net bir dille ifade ediyor. Bunun temel gerekçesi olarak 3 Kasım'da yapılacak ABD ara seçimleri gösteriliyor; Fed'in seçim arifesinde siyasi bir tartışmanın odağı olmaktan kaçınacağı ve olası bir faiz artırımını Aralık ayına öteleyeceği öngörülüyor.
Wall Street'te başlayan ve Asya'ya sıçrayan teknoloji hisseleri satış dalgası küresel piyasaları sarsıyor. Philadelphia Yarı İletken Endeksi'nden son 6 günde 1,6 trilyon dolarlık piyasa değeri silinmiş durumda. Yapay zeka yatırımlarına harcanan devasa sermayenin yakın vadede şirket bilançolarına beklenen finansal getiriyi sağlayıp sağlayamayacağı sorgulanıyor. Nasdaq vadeli işlemlerinde %1'i aşan geri çekilmeler devam ederken, değerlemelerin şişkinliği ve yüksek borçlanma faizleri teknoloji devleri üzerinde ciddi bir iskonto baskısı yaratıyor.
Asya piyasaları küresel satış dalgasının merkez üssü haline gelmiş durumda. Güney Kore KOSPI endeksinde üst üste yedinci işlem gününde de kayıplar sürerken, devre kesiciler devreye girdi ve yabancı yatırımcıların sadece Ekim ayındaki çıkışı 10 milyar doları aştı. Bellek devi SK Hynix zirve seviyesinden %57 gerilerken, Samsung kârını 9 kat artırmasına rağmen sert satışlardan kaçamadı. KOSPI endeksinin 12 aylık ileriye dönük F/K oranı 5'in altına inerek tarihi dip seviyelere gerilese de uzmanlar düşen bıçağın tutulmaması gerektiği ve satış baskısının henüz bitmediği uyarısında bulunuyor.
Hisse senedi piyasalarından kaçan devasa küresel likidite, kripto varlıklar yerine doğrudan ABD Hazine tahvillerine sığınıyor. Güvenli liman talebiyle birlikte ABD 10 yıllık tahvil getirileri %5,35 seviyelerinden sert bir düşüşle %5,09 - %5,10 bandına kadar geriledi. Para politikasına en duyarlı olan 2 yıllık tahvil faizleri ise 4,71% seviyesine çekildi. Bu durum, küresel yatırımcıların enflasyon riskine rağmen derin bir resesyon veya finansal kırılganlık senaryosunu fiyatlayarak risksiz sabit getirili araçlara sığındığını gösteriyor.
Emtia tarafında ise karışık bir görünüm hakim. Ons altın, üç günlük sert düşüşünün ardından gelen güvenli liman alımlarıyla yeniden 4.145 dolar seviyesine toparlanmış durumda. Gümüş de 55,98 dolar seviyesinde yatay-pozitif bir seyir izliyor. Petrol cephesinde ise jeopolitik risklerin bir miktar yatışması ve Rusya-ABD arasındaki dizel sevkiyatı haberleriyle Brent petrol 104,5 dolara, WTI ham petrol ise 94 dolara kadar gevşedi. Buna karşın Uluslararası Enerji Ajansı'nın dizel arzındaki darlığın uzun süre süreceği uyarısı, enerji maliyetlerinin orta vadede enflasyonu yukarı itmeye devam edeceğini işaret ediyor.
Yurt içi piyasalarda ise fon tasfiyeleri ve SPK soruşturmaları gündemi belirliyor. Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edilen kanun teklifiyle fon mağdurlarına yapılacak ödemelerin çerçevesi çizilirken, 1 milyon TL'nin üzerindeki bakiyelerin tasfiye sürecine bırakılacağı öne çıkıyor. Prof. Dr. Burak Arzova, bu krizin dünya finans tarihine geçebilecek büyüklükte bir denetim zafiyeti barındırdığını, ancak piyasaya yapılan regülasyon müdahalelerinin doğru olduğunu ve sürecin şeffaf bir temizlikle sonuçlanması halinde uzun vadede yapısal bir kazanıma dönüşebileceğini vurguluyor.
Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, fon tasfiyelerinden kaynaklanan zorunlu satışlar ve küresel risk iştahsızlığıyla %1'in üzerinde gerileyerek 12.118 puandan kapandı. Özellikle ulaştırma sektöründe %2'ye, bankacılıkta ise %1,35'e varan kayıplar dikkat çekiyor. Doğrudan yabancı yatırımcının henüz Türkiye'ye gelmek için güçlü bir iştah taşımadığı, mevcut yabancı girişlerinin sadece ödenen yüksek reel faizden (carry trade) kaynaklandığı ifade ediliyor. Bu ortamda BIST tarafında taban oluşumu tamamlanmadan yeni pozisyon açılması riskli görülüyor.
TCMB'nin önümüzdeki hafta yapacağı faiz toplantısı için zorlu bir denklem masada duruyor. Son gelen aylık enflasyonun görece olumlu seyri yaklaşık 7 puanlık bir reel faiz kalkanı oluşturarak teknik olarak 100 baz puanlık bir faiz indirimi alanı açmış olsa da, fon krizinin bankacılık likiditesi ve kur makası üzerindeki belirsizlikleri Merkez Bankası'nın elini bağlıyor. Arzova, TCMB'nin fon krizini ve kur politikalarını kamuoyu ile daha şeffaf ve güçlü iletişim kanallarıyla paylaşması gerektiğini, pas geçme ya da sembolik indirim kararının her iki yönde de piyasa tarafından tartışılacağını belirtiyor.
🎯 Finans Uzmanı Yorumu
Yayında ortaya konan ana makro tezi son derece yerinde ve gerçekçi buluyorum. ABD'de manşet enflasyonun yeniden tırmanışa geçmesi piyasada panik havası yaratsa da, 3 Kasım ara seçimleri öncesinde Fed'in 28 Ekim toplantısında faiz artırması siyasi bağımsızlık tartışmalarını alevlendirecektir. Fed, Trump yönetiminin Senato ve Temsilciler Meclisi'ndeki dengeleri kaybetme eşiğinde olduğu bu derece kritik bir politik virajda piyasaya doğrudan faizle müdahale etmek yerine beklemeyi seçecektir. Bu nedenle piyasaların Ekim ayında bir faiz şokundan ziyade, belirsizlik primini ve Aralık toplantısına yönelik sıkılaşma riskini fiyatladığını kabul etmek gerekir.
Teknoloji ve yapay zeka hisselerindeki tasfiye dalgası, klasik bir "beklentiyi satın al, gerçekleşeni sat" realizasyonunun ötesinde yapısal bir çarpan düzeltmesine işaret ediyor. SK Hynix'in %50'den fazla değer kaybetmesi veya KOSPI F/K oranının 5'in altına sarkması ilk bakışta değer yatırımı fırsatı gibi görünse de, trilyonlarca dolarlık sermaye harcamalarının (capex) bilançolarda nakit akışına dönüşme süresi uzadıkça bu hisselerdeki düşen bıçak tutulmamalıdır. Yayıncıların da ısrarla işaret ettiği gibi, teknoloji tarafında "bekle ve gör" modunda kalmak, dip seviyelerin netleşmesini izlemek en rasyonel yaklaşımdır.
Sermaye akımlarının rotasyonu incelendiğinde en çarpıcı detay, güvenli liman arayışının kripto varlıklara değil doğrudan ABD Hazine tahvillerine yönelmiş olmasıdır. ABD 10 yıllık faizlerinin hızla %5,10 seviyesine inmesi, piyasa aktörlerinin riskli varlıklardan kaçarken likit ve garantili faize park etmeyi tercih ettiğini açıkça kanıtlıyor. Bu piyasa konjonktürü; yüksek volatiliteye dayanamayan, kaldıraçlı işlem yapan veya yüksek çarpanlı büyüme hisselerinde ağırlık taşıyan bireysel yatırımcılar için son derece tehlikelidir; portföylerde savunmacı varlıkların ağırlığı artırılmalıdır.
Özetle piyasa pozisyonu açısından; Borsa İstanbul ve küresel teknoloji hisselerinde aceleci alımlardan kesinlikle kaçınılmalı, alım için piyasanın fon tasfiyelerini ve seçim belirsizliğini sindirmesi beklenmelidir. TCMB tarafında ise yüksek faizin sağladığı getiri avantajı yerel yatırımcıyı mevduatta tutmaya devam ettiği sürece döviz kurlarında ani bir patlama riski sınırlı kalsa da, yabancı girişinin kalıcı olmaması nedeniyle BIST 100'deki toparlanmanın zaman alacağı açıktır. Mevcut tabloda nakit ve kısa vadeli sabit getirili TL enstrümanlarda kalıp gelişmeleri izlemek en doğru stratejidir.
⚠️ Bu içerik yatırım tavsiyesi değildir.
Kanal: BloombergHT