TCMB Faiz İndirecek mi? Seltem İyigün Tahminini Açıkladı
Nasıl Bir Ekonomi TV · 2026-10-13
💡 Hızlı Bilgi
1. TCMB faiz kararı: 22 Ekim PPK toplantısında 100 baz puanlık indirim bekleniyor, aceleci genişleme yok.
2. TCMB sonraki toplantı: İkinci toplantıda da 100 baz puanlık indirim potansiyeli mevcut; temkinli duruş korunacak.
3. Politika faizi yıl sonu hedefi: 2026/mevcut yıl sonu için %35 seviyesinde kapanış bekleniyor.
4. 2027 politika faizi projeksiyonu: Gelecek yıl için politika faizinin %28-%30 bandına gerilemesi öngörülüyor.
5. Yıl sonu enflasyon tahmini: Yıllık enflasyonun yılı %31,5 seviyesinde kapatması bekleniyor (son 2 ay yukarı yönlü risk barındırıyor).
📊 Detaylı Açıklama
Nobel Ekonomi Ödülü'nün makroekonomik istikrarın mikroekonomik temelleri üzerine odaklanan çalışmalara verilmesi, şirket kararları ile makro dengeler arasındaki bağı yeniden öne çıkardı. Şirketlerin nakit akışları, kurumsallıkları ve borçluluk oranlarının makroekonomik volatiliteyle doğrudan etkileşim halinde olduğu vurgulanıyor. Özellikle küresel dev teknoloji firmalarının ve yapay zeka yatırımlarının agresif borçlanma eğilimleri, tahvil ihraçları üzerinden küresel faizleri yukarı iterek makro dengeler üzerinde ek baskı oluşturuyor.
Yapay zeka ve teknoloji sektöründeki borçlanma dalgası yalnızca ABD tahvil piyasasıyla sınırlı kalmayıp Avrupa ve Japonya tahvil piyasalarına da sıçramış durumda. Kamu borçlanma kağıtlarıyla aynı yatırımcı havuzunu paylaşan teknoloji şirketlerinin yoğun tahvil arzı, küresel tahvil faizlerindeki artışın ana itici güçlerinden biri haline geldi. Bu yatırımların kısa vadede verimlilik artışıyla telafi edilip edilemeyeceğinin belirsizliği, küresel piyasalarda önemli bir risk unsuru olarak izleniyor.
TCMB'nin 22 Ekim toplantısına ilişkin beklenti, politika faizinde 100 baz puanlık bir indirime gidilmesi yönünde şekilleniyor. Piyasadaki likidite koşullarının sıkılaşması sonrası KOBİ kredilerindeki aylık büyüme sınırının gevşetilmesi gibi makro ihtiyati adımlar atılmıştı. Yurt içi talepteki yavaşlama, manşet enflasyonun %30'un altına gerilemesi (%29 seviyeleri) ve trend enflasyonundaki düşüş, Merkez Bankası'na sınırlı bir faiz indirimi alanı tanıyor.
Merkez Bankası'nın faiz indirimlerine kapı aralamasına rağmen çok hızlı ve agresif bir gevşeme döngüsüne girmesi beklenmiyor; temkinli duruşun sürdürülmesi gerekiyor. Enflasyonun alt kırılımlarında katılık devam ediyor. Enerji fiyatlarının ulaştırma grubunu yıllık %30-%40 bandında tutması ve hizmet sektöründeki fiyat ataleti, dezenflasyon sürecinin beklenenden daha kademeli ilerlemesine yol açıyor.
Gıda ve kira tarafında kısmi olumlu sinyaller dikkat çekiyor. Kiralarda 3 aylık mevsimsellikten arındırılmış artış hızının yıllık artış hızının altına inmesi, önümüzdeki süreçte yavaşlamanın süreceğine işaret ediyor. Gıda fiyatlarındaki olumlu seyir lokanta ve otel fiyat artış hızını dizginlese de enerji fiyatlarının gübre maliyetlerine yansıması ve tarımsal zincirdeki yapısal riskler kırılganlık yaratmaya devam ediyor.
Faiz ve enflasyon patikasına yönelik projeksiyonlarda, TCMB'nin mevcut yılı %35 politika faizi ile tamamlaması bekleniyor. Yıl sonu enflasyon tahmini ise son aylardaki olası yukarı yönlü kıpırdanmalar hesaba katılarak %31,5 seviyesinde bulunuyor. 2027 yılı için politika faizinin %28-%30 aralığına inmesi, enflasyonun ise baz senaryoda %24 seviyesine gerilemesi öngörülüyor; ancak petrol ve jeopolitik gerginlikler yukarı yönlü riskleri canlı tutuyor.
İç talepteki belirgin yavaşlama konut satış fiyatları ve ikinci el otomotiv piyasasında gerileme olarak kendisini gösteriyor. Bu durum dayanıklı tüketim malları ve temel mal grubundaki enflasyonu %17-%18 seviyelerine kadar çekmiş vaziyette. Buna karşın küresel piyasalarda ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin seyri (%5 mi %6 mı sorusu), Hürmüz ve Babülmendep boğazlarındaki tedarik zinciri jeopolitiği ve Fed faiz politikası en kritik üç izleme başlığı olarak öne çıkıyor.
Sanayi üretimi ve imalat sanayindeki daralma, yüksek finansman maliyetleri ve krediye erişim kısıtlarının bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Yurt içi ciro ve siparişlerdeki düşüş kapasite kullanım oranlarını aşağı çekerek atıl kapasite yaratmış durumda. Ancak bu daralma konjonktürel ve geçici görülüyor; dezenflasyon sürecinin oturması ve kredi koşullarının gevşemesiyle birlikte sanayiciler yeni sermaye yatırımına ihtiyaç duymadan mevcut atıl kapasiteyi hızla devreye sokabilecek potansiyele sahip.
🎯 Finans Uzmanı Yorumu
Konuşmacının para politikasına dair analizi son derece rasyonel ve gerçekçi temellere oturuyor. TCMB'nin 100 baz puanlık adımlarla faiz indirim döngüsüne başlama ihtimali masada olsa da, piyasanın bunu kontrolsüz bir parasal gevşeme veya erken bir ralli sinyali olarak okumaması gerekir. Manşet enflasyonun baz etkisiyle %30 sınırına inmesi faiz indirimi için teknik bir alan yaratsa bile, hizmet enflasyonundaki katılık ve enerji maliyetleri temkinli olunmasını zorunlu kılıyor.
Yatırımcı ve şirket pozisyonları açısından konuşmacı belirgin bir biçimde "temkinli bekle" duruşunu savunuyor. Faizlerin yılı %35 seviyesinde kapatacağı ve gelecek yıl ancak %28-%30 bandına inebileceği bir vadede, ucuz finansmana dayalı büyüme stratejileri geçerliliğini yitirmiştir. Borçlanma maliyetlerinin küresel ölçekte (özellikle ABD 10 yıllıklarının %5 civarında seyretmesiyle) yüksek kalması, agresif kaldıraçtan kaçınılması ve nakit akışının korunması gerektiğini teyit ediyor.
İmalat sanayinde görülen üretim kaybı ve talep daralması hisse senedi piyasasındaki şirket kârlılıkları üzerinde baskının bir süre daha devam edeceğini gösteriyor. Ancak mevcut atıl kapasite, döngü tersine döndüğünde şirketlerin ek sermaye harcaması (capex) yapmadan hızla kâr üretebilme marjı sunması açısından orta vadeli bir fırsat potansiyeli barındırıyor. Konut ve ikinci el otomotiv gibi tüketim varlıklarında ise talebin zayıflaması fiyatlama gücünü kırdığından, bu alanlarda aceleci alımlar yerine dezenflasyonun tabana yayılmasını beklemek daha sağlıklı bir yaklaşımdır.
Özetle piyasa aktörleri için genel duruş "bekle ve seçici kal" eksenindedir. TCMB'den gelebilecek 100 baz puanlık indirimler piyasada coşkulu bir alım dalgasından ziyade, likidite koşullarını normalize etme çabası olarak görülmelidir. Enerji fiyatları ve küresel tedarik zinciri riskleri sönümlenmeden kalıcı bir dezenflasyon patikasına girilemeyeceği göz önünde bulundurulmalı; yüksek faiz ortamının bir süre daha süreceği kabul edilerek dengeli ve nakit akışı güçlü varlıklarda kalınmalıdır.
⚠️ Bu içerik yatırım tavsiyesi değildir.
Kanal: Nasıl Bir Ekonomi TV