Amiral Cihat Yaycı açıkladı: İngiltere’de kim, ne planlıyor?
GZT · 2026-09-29
💡 Hızlı Bilgi
1. Birleşik Krallık'ı oluşturan İskoçya, Kuzey İrlanda ve Galler'in başbakanları Cardiff'te bir araya gelerek ayrılma ve referandum hedeflerini görüştü.
2. ABD Başkanı Donald Trump'ın Kuzey İrlanda'nın İrlanda ile birleşmesi yönündeki çıkışı ve İngiltere Başbakanı'nın İskoçya için ikinci referandum kapısını aralaması ayrılıkçılık tartışmalarını hızlandırdı.
3. Birleşik Krallık içindeki ayrılıkçı bölgelerin liderlerinin tamamı İsrail'e karşı sert tutumları ve Filistin yanlısı politikalarıyla dikkat çekiyor.
4. İngiltere'nin Rusya ile olan köklü jeopolitik rekabeti, Ukrayna savaşı ve Boris Johnson'ın Kiev hamleleriyle en üst seviyede devam ederken, iki ülkenin geçmişte Fransa ile birlikte ortak ittifaklar kurmuş olması dikkat çekiyor.
📊 Detaylı Açıklama
Amiral Cihat Yaycı ile GZT ekranlarında gerçekleştirilen analizde, ilk olarak İngiltere'nin kendi içindeki yapısal ve etnik bölünme dinamikleri masaya yatırıldı. Birleşik Krallık; İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda'dan oluşuyor ve ülkenin yazılı bir anayasası ile net bir ayrılma prosedürü bulunmuyor. Bu durum, zaman zaman farklı bölgelerin bağımsızlık veya federasyondan kopuş tartışmalarını hukuki bir belirsizlik içinde gündeme taşıyor.
Bölgeler arasındaki en eski ve köklü krizlerden biri Kuzey İrlanda hattında yaşanıyor. 1998 yılında imzalanan "Hayırlı Cuma" anlaşmasıyla İrlanda Kurtuluş Ordusu (IRA) ve siyasi kanadı Sinn Féin silahlı eylemlerden vazgeçerek meşru siyasetin içerisine çekildi; ancak Kuzey İrlanda'nın İrlanda Cumhuriyeti ile birleşmesi hedefinden asla vazgeçilmedi. Bugün de Kuzey İrlanda yönetimi bu birleşme idealini koruyor.
İskoçya cephesinde ise daha önce yapılan bağımsızlık referandumunda halkın %55'i Birleşik Krallık'ta kalmayı tercih etmesine rağmen, Brexit süreciyle birlikte ekonomik ve siyasi ikilemler yeniden derinleşti. İngiltere Başbakanı'nın İskoçya'da ayrılıkçı eğilimlerin artması durumunda ikinci bir referandum yapılabileceğini belirtmesi, süreci tetikleyen unsurlar arasında yer aldı.
ABD Başkanı Donald Trump'ın geçtiğimiz günlerde İrlanda'da yaptığı basın toplantısında Kuzey İrlanda'nın İrlanda ile birleşmesi yönündeki "Vallahi birleşsinler, niye ayrılar ki" şeklindeki çıkışı uluslararası manşetlere taşındı. Bu açıklamadan sadece iki gün sonra, 14 Eylül'de Galler'in başkenti Cardiff'te İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda başbakanları bir araya gelerek kendi kaderlerini tayin haklarını ve ayrılma hedeflerini masaya yatırdı.
Olası bir ayrılma senaryosunda İngiltere'nin toprak bütünlüğü Türkiye'nin dörtte biri büyüklüğüne kadar küçülecek. Ayrıca İngiltere'nin stratejik nükleer denizaltı üslerinden ve caydırıcı nükleer gücünün bulunduğu önemli tesislerden biri İskoçya topraklarında yer alıyor; İskoçya'nın bağımsız olması durumunda bu askeri varlığın geleceği ve NATO üyeliği büyük bir jeopolitik soru işareti yaratıyor.
Toplantıyı gerçekleştiren üç bölgenin lideri ve partileri (İskoçya'da İskoç Milli Partisi, Galler'deki yönetim ve Kuzey İrlanda'daki Sinn Féin) İsrail'e karşı son derece sert tutumlarıyla biliniyor. Bu partilerin tamamı İsrail'e kapsamlı yaptırımlar uygulanmasını, silah kısıtlamalarını ve Filistin'e tam destek verilmesini savunuyor. Bu durum, ayrılıkçı hareketlerin dış politikalardaki tepkilerle de beslendiğini gösteriyor.
İngiltere'nin dış politika denklemindeki diğer kritik aktör Rusya ile ilişkileri de programda ele alındı. İngiltere, Rusya'nın Ukrayna'yı işgalini en sert kınayan ve Ukrayna'yı en fazla tahrik edip destekleyen ülkelerin başında geliyor. Eski İngiltere Başbakanı Boris Johnson'ın Kiev ziyaretleri ve Rus SİHA'larının hedef aldığı trenli seyahatleri bu gerilimin sembolik örnekleri olarak öne çıkıyor.
Tarihsel perspektifte İngiltere, Rusya ve Fransa'nın 1821'de Yunanistan'ın kuruluşunda, 1. Dünya Savaşı'nda ve 2. Dünya Savaşı'nda aynı safta yer aldığı hatırlatılarak, bugünkü Rusya düşmanlığının Batı'nın Avrupa'daki varlığına bir gerekçe oluşturup oluşturmadığı sorusu yöneltildi. Ayrıca Rusya'nın enerji gelirleriyle ambargo deliklerini aşmaya devam ettiği ve iki ülkenin siber saldırılar ile vekalet savaşları üzerinden sürekli bir mücadele içinde olduğu vurgulandı.
🎯 Haber Analisti Yorumu
Amiral Cihat Yaycı'nın harita üzerinden yaptığı analiz, Birleşik Krallık'ın içindeki yapısal fay hatlarının dış jeopolitik gelişmelerle doğrudan tetiklendiğini net bir şekilde ortaya koyuyor. İngiltere gibi küresel ölçekte hegemonya iddia eden bir aktörün, kendi merkezinde İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda gibi unsurların ayrılıkçı refleksleriyle kuşatılması, imparatorluk bakiyesi ülkelerin ne denli kırılgan bir coğrafi yap patrónuna sahip olduğunu gösteriyor. Bu durum, Londra merkezli siyasetin küresel krizlerde elini zayıflatan en büyük iç tehdittir.
Cardiff'te gerçekleştirilen zirve ve arkasından gelen Donald Trump'ın çıkışı, ayrılıkçılığın sadece yerel dinamiklerle sınırlı kalmadığını, küresel aktörlerin güç mücadelesinde bir baskı unsuru olarak kullanıldığını kanıtlamaktadır. İskoçya'nın bağımsızlık kazanması halinde İngiltere'nin nükleer denizaltı üslerini kaybetme riski, ülkenin askeri caydırıcılığını doğrudan sıfırlayabilecek düzeyde stratejik bir kırılmadır. Bu senaryo gerçekleşirse, İngiltere'nin küresel askeri operasyon kabiliyeti kalıcı olarak zedelenecektir.
Bölgesel liderlerin İsrail karşıtı ve Filistin yanlısı sert tutumları, içerideki ayrılıkçı hareketlerin sadece ekonomik veya etnik değil, aynı zamanda küresel vicdan ve dış politika eksenli ittifaklar arayışında olduğunu göstermektedir. İngiltere'nin sömürge geçmişi ve Körfez ülkeleri üzerindeki dolaylı etkileri göz önüne alındığında, Londra yönetimi hem içteki ayrılıkçılıkla hem de dışarıdaki samimiyet testleriyle aynı anda baş etmek zorundadır; bu da İngiliz dış politikasını çıkmaza sokmaktadır.
Sonuç olarak, İngiltere'nin Rusya ile yürüttüğü vekalet savaşları ve Ukrayna üzerinden tırmandırdığı gerilim, bizzat kendi iç güvenliğini ve toprak bütünlüğünü riske atan bir bumerang etkisine dönüşmektedir. Londra'nın dışarıda "öcü" yaratarak kendi varlığına gerekçe üretme stratejisi, içerideki ayrılıkçı dinamiklerin önünü açmakta ve Birleşik Krallık'ın geleceğini ciddi bir belirsizliğe sürüklemektedir. Önümüzdeki süreçte İngiltere'nin hem iç politikadaki referandum dalgalarını hem de küresel cepheleşmeleri yakından izlemesi, yatırımcılar ve uluslararası aktörler için kritik bir takip alanı olmaya devam edecektir.
Kanal: GZT