Gazeteci Mehmet Faraç Ekrem İmamoğlu’na Ateş Püskürdü: Hikaye Anlatmasın Kimse Yemez
TGRT Haber TV · 2026-10-17
💡 Hızlı Bilgi
1. Ekrem İmamoğlu duruşmanın üçüncü gününde yaklaşık altı saat boyunca siyasi savunma yaptıktan sonra akşam saatlerinde hakkındaki somut suçlamalara yanıt verdi.
2. Tarabya'daki tartışmalı villaları ticari takas olarak niteleyen İmamoğlu, iki villa karşılığında Beylikdüzü'nde üç daire ve 500 bin dolar verdiklerini söyledi.
3. Gazeteci Mehmet Faraç, İBB kaynaklarının bazı medya organlarına ve gazetecilere aktarılarak basın üzerinde baskı ve kontrol kurulduğunu iddia etti.
4. Duruşmayı izleyen Hasan Basri Akdemir, salonda Dilek İmamoğlu ve Özgür Özel'in kendisine kahve gönderdiğini, ardından Aile Dayanışma Ağı üzerine konuştuklarını anlattı.
5. Savunmada MASAK raporları, Kiptaş üzerinden delege oyu satın alma iddiaları ve yurt dışı para transferleri reddedildi; itirafçı beyanlarının baskıyla alındığı öne sürüldü.
📊 Detaylı Açıklama
Gazeteci Mehmet Faraç, İBB yönetimi ile bazı medya kuruluşları arasındaki parasal ilişkilere sert tepki gösterdi. Faraç'a göre Ekrem İmamoğlu ve ekibi, belediyenin bütçesini kullanarak bazı televizyon ve gazeteleri kontrol altına aldı. Atatürkçü ve muhalif seslerin dahi bu yayınlardan dışlandığını savunan Faraç, Uğur Mumcu örneğini vererek gazeteciliğin para ilişkileriyle kirletildiğini söyledi. İddianamede onlarca itirafçı ve binlerce sayfalık dosya varken gerçeklerin anlatılmadığını belirten gazeteci, kamuoyunun hikayelerle oyalandığını vurguladı.
Duruşmayı salondan takip eden gazeteci Hasan Basri Akdemir, duruşmanın üçüncü gününde yaşanan ilginç anları aktardı. Basın tribününün en önünde tek başına oturduğu sırada Dilek İmamoğlu ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in kendisine bir fincan kahve ikram ettiğini söyledi. Bu ikramın arka planında, Akdemir'in YouTube yayınında gündeme getirdiği tutuklu yakını bir kadının Aile Dayanışma Ağı'na yönelik şikayetleri yer alıyordu. Duruşma arasında Dilek İmamoğlu ile görüşen Akdemir, bu dayanışma ağının sadece belediye personeli için kurulduğunu, şirket çalışanlarını kapsamadığı cevabını aldığını belirtti.
Ekrem İmamoğlu'nun savunmasında en çok beklenen başlık olan Sarıyer Tarabya'daki villalar meselesine akşam saat 18.00 sularında gelindi. İmamoğlu, bu villaların rüşvet veya usulsüz kazanç olmadığını, tamamen ticari bir devir ve takas işlemine dayandığını savundu. İki villa için Beylikdüzü'nden üç konut takas ettiklerini ve üzerine 15 milyon lira (o dönemin kuruyla yaklaşık 500 bin dolar) ödeme yaptıklarını ifade etti. Bütün bu işlemlerin banka dekontları, noter sözleşmeleri ve arabuluculuk tutanaklarıyla kayıt altında olduğunu dile getirdi.
Stüdyodaki gazeteciler Gürkan Hacır ve Hadi Dündar ise villa savunmasındaki çelişkilere dikkat çekti. Gayrimenkullerin devredildiği Güllüce Tarım isimli şirketin sermayesinin devir öncesi 46 milyon liraya çıkarıldığını, ancak şirketin 15 milyon liraya el değiştirdiğini hatırlattılar. Ayrıca ihaleleri alan müteahhit Ali Nuhoğlu ile belediye başkanı arasındaki ticari bağların hukuki açıdan ihaleye fesat suçu şüphesi doğurduğu belirtildi. Nuhoğlu'nun yanında çalışan 21 yaşındaki bir gencin üzerine kurulan şirket üzerinden milyarlık ihaleler verildiği iddiası da masaya yatırıldı.
İmamoğlu savunmasında etkin pişmanlıktan yararlanan sanıkların savcılık baskısıyla ifade verdiğini iddia etti. İtirafçıların aileleri ve çocukları üzerinden tehdit edildiğini öne süren İmamoğlu, bu nedenle savcılar hakkında suç duyurusunda bulunduklarını açıkladı. İfadelerin birbirinin kopyası olduğunu savunan İBB Başkanı, Murat Kapki ve Adem Soytekin örneklerini vererek beyanların şablon metinlerden ibaret olduğunu söyledi. Gazeteciler ise mahkeme huzuruna çıkan sanıkların bu ifadeleri açıkça reddetmediğinin altını çizdi.
Duruşmada MASAK raporlarına giren mal varlığı artışları da gündeme geldi. 2020 ile 2023 yılları arasında aile şirketinin edindiği 117 tapu hakkında konuşulurken, Bodrum'daki arsa alımı ve çalışanlara Kiptaş konutlarında sağlanan kolaylıklar açıklandı. İmamoğlu, Bodrum arsasının bedelinin bir kısmını elden ödediğini doğruladı ancak paranın babasının şahsi birikimi olduğunu belirtti. Kiptaş üzerinden yaklaşık 40 personele indirim ve taksit yapıldığını söyleyerek para aklama iddialarını reddetti; stüdyodakiler ise bu konutların kurultayda delegeleri etkilemek için kullanıldığı yönündeki suçlamayı hatırlattı.
Oğlu Selim İmamoğlu'nun Hırvatistan'daki bir şirkete yüzde 10 payla ortak olması da duruşmada savunuldu. Bu ortaklık için ödenen 388 bin euronun aile içi birikim ve harçlıklardan karşılandığı dile getirildi. Program yorumcuları, yüz binlerce euroluk bir tutarın harçlık olarak tanımlanmasını gerçekçi bulmadıklarını ifade etti. İddianamedeki maddi hatalara da değinen savunma tarafı, 810 liralık bir banka hareketinin savcılıkça 810 bin lira olarak dosyaya yazıldığını iddia etti.
Savunmanın ilk altı saatinde İmamoğlu'nun AK Parti dönemine ait dosyalara odaklandığı aktarıldı. Önceki yönetimin imar izinlerini, kamu zararı iddialarını ve Kanal İstanbul gibi projeleri eleştiren İmamoğlu, muhalefet liderlerine birlik çağrısı yaptı. İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'na salondan teşekkür etti; Dervişoğlu da ayağa kalkarak desteğini gösterdi. Kendi çocukluğunu, eğitimini ve aile geçmişini anlatan İmamoğlu, İstanbul'daki rant çarkına çomak soktuğu ve cumhurbaşkanlığına yürüdüğü için yargılandığını dile getirdi.
Programın sonunda gazeteci Akdemir, tutuklu sanıklardan Tuncay Yılmaz'ın eşi ve kayınbiraderi Yiğit Çam ile yaptığı kulis görüşmesini aktardı. Ağaç AŞ iştirakinden çıkan paranın Gürtçam firması üzerinden İmamoğlu İnşaat'a aktarıldığı iddiasına karşı ailenin yanıtını verdi. Aile üyeleri, söz konusu konutun kendi birikimleriyle alındığını, içinde halen kendilerinin oturduğunu ve ticari işlerden zarar ettiklerini ileri sürerek medyadaki haberlere sitem etti.
🎯 Haber Analisti Yorumu
Duruşmanın üçüncü gününde ortaya çıkan tablo, Ekrem İmamoğlu'nun hukuki bir savunmadan ziyade siyasi bir meydan okuma taktiği izlediğini gösteriyor. Yaklaşık altı saat boyunca AK Parti dönemini, mega projeleri ve kendi belediye icraatlarını anlatması, yargılandığı salonu bir seçim kürsüsüne çevirme çabasıdır. İmamoğlu, hakkındaki yolsuzluk ve ihaleye fesat suçlamalarını "iktidarın cumhurbaşkanlığı adayını engelleme operasyonu" zeminine çekerek tabanını konsolide etmeyi başarıyor.
Buna karşın somut dosyalara gelindiğinde savunmanın kırılgan alanları hemen göze çarpıyor. Tarabya'daki villaların devri, şirket satın almaları ve müteahhit Ali Nuhoğlu ile girilen ticari trafik teknik olarak izaha muhtaç noktalar barındırıyor. Bir belediye başkanının, kurumdan devasa ihaleler alan bir yükleniciyle karmaşık takas ve borç ilişkilerine girmesi, kamu etiği ve ceza hukuku açısından ciddi bir risk alanı oluşturuyor. Mahkeme heyetinin soyut siyasi söylemlerden çok bu para hareketlerine odaklanacağı açıktır.
Medya ve muhalefet cephesindeki dayanışma görüntüleri ise yeni bir siyasi cephenin kurulduğunu gösteriyor. Müsavat Dervişoğlu'nun salondaki açık desteği ve Özgür Özel'in duruşmayı sahiplenmesi, davanın muhalefet içi dengeleri yeniden kurduğunu kanıtlıyor. Ancak Mehmet Faraç'ın ısrarla vurguladığı "belediye bütçesiyle fonlanan basın" eleştirisi, CHP ve İmamoğlu ekibinin ahlaki üstünlük iddiasını zedeleyen en büyük pürüz olarak ortada duruyor.
Sonuç olarak bu dava, Türk siyasetinin önümüzdeki birkaç yılını doğrudan şekillendirecek güçte bir kırılma noktasıdır. Duruşmalardan çıkacak kararın sadece İmamoğlu'nun şahsi kariyerini değil, muhalefetin olası cumhurbaşkanı adayını ve yerel yönetimlerin meşruiyetini de etkileyeceği ortadadır. Bundan sonra takip edilecek tek kritik gelişme, savcılık makamının İmamoğlu'nun sunduğu banka ve protokol kayıtlarına karşı duruşmada nasıl bir delil hamlesi yapacağı olacaktır.
Kanal: TGRT Haber TV