Fransa'da Yaşananlar Protesto Mu, Provokasyon Mu? | A Haber
A Haber · 2026-10-24
💡 Hızlı Bilgi
1. Fransa hükümeti Paris merkezindeki yürüyüşleri yasaklayıp eylemleri çevre yoluna ve Porte de Vincennes bölgesine sürdü.
2. Paris ve Marsilya'da otomobil galerileri ile dükkanlar yağmalandı; polis ara sokaklarda maskeli gruplara gazla müdahale etti.
3. Fransız polisi ile jandarmasına destek için ordunun sokak devriyelerine çıkması ve olağanüstü hal benzeri kısıtlamalar devreye girdi.
4. İtalya Başbakanı Meloni'nin beş yıl hapis ve ağır para cezası tehditlerine rağmen binlerce genç Roma ve Milano sokaklarına indi.
5. Roma polisi, Milano'daki büyük yakıp yıkma olaylarının tekrarlanmaması için izinsiz yürüyen öğrenci gruplarına dört saat boyunca doğrudan müdahale etmedi.
📊 Detaylı Açıklama
Fransa genelinde gün boyu etkili olan şiddetli yağışa rağmen eylemciler sokakları terk etmedi. Paris Emniyeti, şehrin kalbi sayılan sekizinci ve on altıncı bölgelerdeki lüks caddeleri tamamen gösterilere kapattı. Yalnızca sendikaların sorumluluk aldığı yürüyüşe izin çıktı. Bu rota da merkezin dışındaki Porte de Vincennes bölgesine kaydırıldı. Güvenlik güçleri yürüyüş güzergahı dışına taşan kalabalıklara göz yaşartıcı gaz sıkarak müdahalede bulundu.
Muhabir Ömer Aydın'ın sahadan aktardığı bilgilere göre, resmi yürüyüş bittikten sonra maskeli genç gruplar ara sokaklarda polisle çatışmaya devam etti. Meydan üç saat içinde boşaltıldı ancak küçük gruplar çevre yolundaki mağazalara ve otomobil galerilerine saldırdı. Paris merkezinde dükkanlar ahşap levhalarla kapatılırken, Marsilya'nın beşinci bölgesinde alışveriş merkezleri ve iş yerleri yağmalandı.
Paris sokaklarındaki güvenlik önlemleri olağanüstü hal (OHAL) seviyesine ulaştı. Sahada BRI (Araştırma ve Müdahale Birimi) gibi özel polis timleri ile jandarma erleri görev yaptı. İçişleri Bakanlığı kararıyla ordunun da polisin rutin görevlerini devralmak üzere sokağa ineceği duyuruldu. Muhabir Esra Taşkın, polisin eylem sonunda göstericilerle gazeteciler arasında ayrım gözetmeksizin cop kullandığını ve basının çalışma alanının daraldığını belirtti.
Lyon gibi taşra kentlerinde uygulanan kısmi sokağa çıkma yasaklarına halk uymadı. Göstericiler özellikle eylem hakkının kısıtlanmasına tepki göstererek yasaklı meydanlara çıktı. Fransız toplumu bu süreçte ikiye bölündü. İş yerleri tahrip edilen küçük esnaf olaylara öfkeliyken, göstericiler medyanın yalnızca yağmaları öne çıkarıp hayat pahalılığına dair taleplerini görmezden gelmesinden şikayet etti.
İtalya tarafında ise Başbakan Giorgia Meloni eylemler öncesinde sert yaptırımlar açıkladı. Yüzünü kapatan göstericilere beş yıla kadar hapis cezası verileceği duyuruldu. Reşit olmayan eylemcilerin verdikleri zararlar için ailelerine binlerce avro para cezası kesileceği bildirildi. Ancak bu sert ceza tehditleri İtalyan gençlerin Roma ve Milano'da meydanlara çıkmasını engelleyemedi.
Roma'daki Repubblica Meydanı ve Kolezyum çevresinde toplanan binlerce öğrenci hayat pahalılığı, fahiş kira artışları, akaryakıt zamları ve eğitim sistemindeki yetersizlikleri protesto etti. Göstericiler kortejlerde İtalya hükümetine tepki gösterirken bir yandan da Filistin bayrakları taşıdı. Eylemler Ulaştırma Bakanlığı ile Başbakanlık güzergahına doğru genişledi.
İtalyan emniyeti Roma'da alışılmışın dışında bir taktik izledi. Gazeteci Dündar Keşaplı, otuz iki yıllık meslek hayatında ilk kez polisin izinsiz bir gösteriye dört saat boyunca hiç müdahale etmeden izin verdiğini aktardı. Milano'da yaşanan yakıp yıkma olaylarının başkentte tekrarlanmasını önlemek isteyen polis, gençlerin şehirde dolaşmasına alan tanıdı; ancak İçişleri Bakanlığı'na çıkan Via Nazionale Caddesi barikatlarla tamamen kapatıldı.
🎯 Haber Analisti Yorumu
Avrupa'nın iki büyük ekonomisinde eşzamanlı patlak veren bu sokak dalgası, klasik bir sendikal tepkiden çok daha derin bir sistem krizine işaret ediyor. Hükümetler olayları basit bir kamu düzeni veya provokasyon parantezine almaya çalışıyor. Oysa sokaktaki taban doğrudan geçim derdi, barınma krizi ve satın alma gücünün erimesiyle hareket ediyor. Taleplerin ekonomik temelini görmezden gelip meseleyi yalnızca güvenlik tedbirleriyle bastırmaya çalışmak kısa vadede sokakları boşaltsa bile toplumsal öfkeyi büyütüyor.
Fransa ve İtalya yönetimlerinin benimsediği sert güvenlik stratejileri toplumdaki fay hatlarını daha da keskinleştiriyor. Fransa'da ordunun devreye sokulması ve olağanüstü hal refleksleri, devlet ile vatandaş arasındaki güveni zedeliyor. İtalya'da Meloni'nin aileleri cezalandırma tehdidi ise tabandaki öfkeyi dindirmek yerine gençleri daha da hırslandırıyor. Esnafın yağmalardan zarar görmesi toplumun bir kesimini polisin yanına iterken, geniş halk kitleleri ekonomik dar boğaz yüzünden göstericilerin taleplerine hak vermeyi sürdürüyor.
Sokak hareketlerinin kendi içindeki en büyük açmazı ve kırılganlığı, araya sızan kontrolsüz grupların uyguladığı kör şiddettir. Gösteriler hak arama zemininden çıkıp otomobil galerilerinin ve dükkanların yağmalanmasına dönüştüğünde kamuoyu desteğini hızla kaybediyor. İtalya polisinin Roma'da çatışmadan kaçınan yumuşak müdahale taktiği, Milano'daki yakıp yıkma sahnelerinin önünü keserek doğru bir kriz yönetimi sundu. Fransa'da ise sert polis müdahalesi ve aşırı gaz kullanımı eylemcilerle güvenlik güçleri arasındaki köşe kapmacayı daha tehlikeli bir çatışma sarmalına çeviriyor.
Önümüzdeki günlerde takip edilecek en kritik gelişme, Fransa hükümetinin sokağa çıkma yasaklarını genele yayıp yaymayacağı ve sendikaların bu baskılar karşısında geri adım atıp atmayacağı olacak. Eğer Paris yönetimi sosyal politikalarda somut bir iyileştirme adımı atmazsa, asker takviyeli polis barikatları sokakları uzun süre kontrol altında tutmaya yetmeyecektir.
Kanal: A Haber