Fon Vurgunu Sistemik Riske Mi Dönüşüyor? & Bütçe 2027’de Ne Gösteriyor? | Murat Aysan & Ömer Gencal
Mesele Ekonomi · 2026-10-20
💡 Hızlı Bilgi
1. Tasfiye sürecindeki fonlardan ve bağlantılı özel sektör tahvillerinden kesinlikle uzak durun; alma pozisyonunu koruyun.
2. TL carry trade (yüksek faizli TL mevduata park etme) tarafında altın devir bitti; faiz indirimi beklentisiyle kârı realize edip temkinli bekle konumuna geçin.
3. Döviz sepetinde aylık yükseliş hızı yüzde 1,75 bandına çıktı; kurda kademeli artış beklentisiyle döviz açığı vermeyin.
4. Türkiye uzun vadeli tahvillerinde işlem hacmi çöktü; gösterge niteliğini yitiren 10 yıllık yerel tahvilleri portföye eklemeyin.
5. TCMB'den beklenen 100 baz puanlık faiz indirimi öncesinde BIST banka ve sanayi risklerini sınırlı tutun; piyasa yön bulana kadar bekle tarafında kalın.
📊 Detaylı Açıklama
Ömer Gencal, SPK düzenlemesinin üzerinden geçen 53 güne ve tasfiyenin ilanından sonraki 34 güne rağmen fon piyasasında belirsizliğin dağılmadığını vurguluyor. Tasfiyeye tabi fon sayısı azalsa da içerideki 700 milyar liralık risk halen masada duruyor. Özel sektör tahvillerine ve emeklilik fonlarına sıçrayan bu süreç, sisteme yayılma potansiyeli yüksek bir krize dönüştü. Hukuki altyapının şeffaf olmaması sebebiyle yatırımcılara bu fonlardan ve ilişkili özel sektör borçlanma araçlarından kesinlikle uzak durmaları tavsiye ediliyor.
Döviz cephesinde Türk lirasının değer kaybı ivme kazanıyor. Murat Aysan, aylık kur artışının yüzde 1,65 seviyesinden yüzde 1,75 bandına tırmandığına dikkat çekiyor. Yıl sonu için dolar kuru hedefi 51,37 seviyesinden 51,50 liraya revize ediliyor. Şirketler bütçelerinde kur artışını artık yüzde 20 ile 25 aralığında hesaplıyor. İhracatçıyı desteklemek adına devalüasyona göz yumulacağı iddiaları dövizdeki yukarı yönlü baskıyı canlı tutuyor.
Meclise sunulan yeni bütçe tasarısı piyasa gerçekleriyle ciddi bir çelişki barındırıyor. Bütçede gelecek yılın enflasyonu yüzde 21 olarak hedeflenirken, harcama ve gelir kalemleri yüzde 38 civarında artış gösteriyor. Bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 3,5 seviyesinde planlanıyor. Faiz harcamaları ise bütçenin yüzde 17'sine yakın bir büyüklüğe ulaşıyor. Konuşmacılar, şirketlerin hiçbirinde yüzde 21 enflasyon varsayımı görmediklerini, reel sektörün yüzde 25 ile 30 aralığında pozisyon aldığını söylüyor.
Yıl sonu enflasyonunda resmi hedef olan yüzde 28,4 seviyesine ulaşılması neredeyse imkansız görülüyor. Bu hedefin tutması için ekim ayında yüzde 1,92, kasımda yüzde 0,65 ve aralıkta yüzde 0,67 gibi çok düşük oranlar gelmesi gerekiyor. WebTÜFE gibi öncü göstergeler ise sadece ekim ayında yüzde 2,56 seviyesini işaret ediyor. Ömer Gencal, kendi modellemelerinde enflasyonun yılı yüzde 31 bandında kapatacağını öngörüyor; resmi hedefin sadece fiyat ayarlamalarının ötelenmesiyle tutturulabileceğini ekliyor.
Merkez Bankası'nın perşembe günkü Para Politikası Kurulu toplantısında 100 baz puan faiz indirimine gitmesi bekleniyor. Şirketler 2027 yıl sonu gecelik faizini en düşük yüzde 28, ortalama olarak ise yüzde 30 seviyesinde hesaplıyor. Murat Aysan ve Ömer Gencal, enflasyon katılığı ve bütçe gevşemesi sürerken faiz indirmenin finansal istikrarı tehlikeye atacağını belirtiyor. Özel sektörün 211 milyar dolarlık döviz açık pozisyonu ve kısa vadeli sıcak para yapısı risk primini kırılgan kılıyor.
Yerel tahvil piyasasında hacimler kritik derecede daralmış durumda. Merkez Bankası'nın doğrudan alım yaptığı kısa vadeli kağıtlarda faizler sınırlı gerilerken, 2034 vadeli 10 yıllık gösterge tahvilin bileşik faizi yüzde 36,38 seviyesine yükseldi. Murat Aysan, piyasada derinlik kalmadığı için faiz rakamlarının piyasa yönünü gösterme niteliğini kaybettiğini aktarıyor. Bu likidite kısıtı sebebiyle uzun vadeli TL tahvillerde yeni pozisyon alınması önerilmiyor.
Yurt dışı piyasalarda gözler 6 Kasım ABD başkanlık seçimlerine ve faiz kararlarına çevrildi. ABD 10 yıllık tahvil faizleri 5,06 seviyesine kadar indikten sonra yönünü yeniden yukarı çevirdi. Ömer Gencal, uzun vadeli ABD tahvil getirilerinin hızla yüzde 5,25 ile 5,30 bandına oturmasını bekliyor. Seçim sonuçları netleşmeden ve bütçe disiplinine dair tablo belirginleşmeden küresel borçlanma araçlarında alım yönlü adım atılmaması gerekiyor.
Yapay zeka yatırımlarındaki aşırı borçlanma döngüsü küresel piyasalarda yeni bir kredi riski doğruyor. Konuşmacılar CoreWeave hissesinde yaşanan yüzde 25'lik çöküşü ve yüzde 15'e fırlayan borçlanma faizini örnek gösteriyor. Yüksek getirili (high yield) yapay zeka şirket bonolarındaki spread farkları hızla açılıyor. Özel kredi (private debt) balonunun patlama ihtimaline karşı yatırımcılara bu gruptaki riskli varlıklardan tamamen uzak durmaları yönünde çağrı yapılıyor.
Avrupa kıtasında ise siyasi huzursuzluklar mali yapıyı sarsıyor. Fransa'nın 5 yıllık tahvil faizleri yüzde 5 seviyesine ulaşarak İtalya ve İspanya gibi ülkeleri geride bıraktı. Yüzde 1 büyüyen bir ekonominin yüzde 5 maliyetle borçlanması borç krizini tetikliyor. Bu durum Euro/Dolar paritesi üzerinde kalıcı bir baskı oluşturuyor ve Avrupa odaklı varlıklarda toparlanmayı engelliyor.
🎯 Finans Uzmanı Yorumu
Programda sunulan makro analiz, Türkiye'deki faiz indirimi beklentisinin mevcut enflasyon dinamikleriyle tamamen uyuşmadığını gösteriyor. Yıllıklandırılmış getirilere bakıldığında yabancı ve yerli sermaye için TL faiz getirisi son iki yılda tatmin edici bir prim sundu. Ancak bütçe açığının büyüdüğü, kamu harcamalarının yüzde 38 arttığı bir denklemde politika faizini hızla aşağı çekmek döviz kurunu tetikleyebilir. Konuşmacıların temkinli duruşu, makro veriler arasındaki uyumsuzluktan kaynaklanıyor ve son derece rasyonel temellere dayanıyor.
Fon piyasasında yaşanan tasfiye sürecinin özel sektör tahvillerine ve emeklilik fonlarına sıçraması, yerel finansal sistem için gizli bir mayın niteliğinde. 700 milyar liralık belirsiz portföyün likiditeye dönüştürülme çabası, zaten zayıf olan şirket tahvili piyasasını kilitledi. Hukuki süreçlerin uzaması ve şeffaf bilgi eksikliği kurumsal güveni eritiyor. Bu ortamda yatırımcının yapacağı en mantıklı hamle, fon dağılımlarını titizlikle incelemek ve riskli borçlanma araçlarına sahip fonlardan uzak durmaktır.
Küresel tarafta ABD 10 yıllık faizlerinin yeniden yüzde 5'in üzerine tırmanması, gelişmekte olan piyasalara sermaye akışını kısıtlayacak bir faktör. Buna yapay zeka şirketlerinin SPV yapıları üzerinden aldığı yüksek faizli özel kredilerin oluşturduğu temerrüt korkusu da ekleniyor. Batı dünyasında faiz yükü ve borç çevirme maliyeti tırmanırken, Türkiye gibi dış kaynağa muhtaç ekonomilerin iç dengelerini gevşetme lüksü bulunmuyor.
Genel pozisyonlama açısından portföylerde savunma moduna geçilmesi gereken bir dönemeçteyiz. Borsada kâr yazmış pozisyonların kademeli realize edilmesi, TL mevduatta vade yapısının çok uzatılmaması ve döviz riskini sınırlayacak bir denge kurulması öncelikli olmalı. 6 Kasım ABD seçimleri geride kalana ve Türkiye'de bütçe ile faiz indirim döngüsünün enflasyona faturası netleşene kadar agresif alım yapılmamalı; temkinli bekle pozisyonu korunmalıdır.
⚠️ Bu içerik yatırım tavsiyesi değildir.
Kanal: Mesele Ekonomi