Fon Soruşturmasının Borsanın Yönü Üzerindeki Etkisi Azalmaya Devam Edecek!
CNBC-e · 2026-10-12
💡 Hızlı Bilgi
1. Borsa İstanbul'da fon soruşturması kaynaklı panik satışlarına kapılma; soruşturmanın endeks yönü üzerindeki baskısı azalıyor.
2. Küresel hisse senedi piyasalarında kötü haber akışına karşı direnç arttı; yıl sonu rallisi potansiyeli için pozisyonları koru.
3. Döviz cephesinde panikle alım yapma; sabit hızlı kur politikası algısı korunduğu için dövize geçiş sınırlı kalacaktır.
4. Petrolde yukarı yönlü agresif pozisyon alma; Meksika üretiminin toparlanması ve jeopolitik tansiyona rağmen haftaya %1,3 düşüşle başlanması gevşemeye işaret ediyor.
5. TCMB faiz kararları öncesinde tahvil ve hisse tarafında bekle; önümüzdeki iki toplantıda toplam 200 baz puanlık faiz indirimi temel senaryo olarak fiyatlanıyor.
📊 Detaylı Açıklama
Piyasa uzmanı Eral Karayazıcı, haftanın başlangıcında öne çıkan altı kritik jeopolitik ve makroekonomik başlığı değerlendirerek analize başlıyor. Bardağın dolu tarafında Rusya ve Ukrayna'nın enerji tesislerine saldırmayacağına yönelik Trump kaynaklı uzlaşı sinyalleri ile Meksika'da kasırga sonrası petrol üretiminin normale dönmesi yer alıyor. Buna karşın İran'ın ABD teklifini yetersiz bulması, Riyad Havalimanı'na yapılan saldırılar, ABD'nin Husilere yönelik olası askeri müdahalesi ve hafta sonu tankerlere yönelik saldırılar bardağın boş tarafındaki riskleri oluşturuyor. Normal şartlarda negatif bir açılış beklenirken küresel hisse endekslerinin ve vadeli kontratların ölçülü pozitif açılması, piyasaların kötü haberlere karşı ciddi bir dayanıklılık kazandığını gösteriyor.
Petrol piyasasında hafta sonundaki jeopolitik gerilimlere ve tanker saldırılarına rağmen yaklaşık %1,3'lük bir geri çekilme yaşanması, küresel risk iştahı açısından kritik bir gösterge olarak ele alınıyor. Konuşmacı, bu durumun ve küresel borsa endekslerindeki dirayetin arkasında ABD 30 yıllık tahvil ihalesine gelen güçlü talebin yattığını belirtiyor. İhaleye satış tutarının 2,5 katı teklif gelmesi, tahvil faizlerinde geri esnemeyi beraberinde getirdi ve bu gevşeme hisse senedi piyasalarını destekleyen ana katalizör oldu. Gün sonu kapanışlarının da bu direnci teyit etmesi durumunda, yılın son çeyreğinde olumlu fiyatlama olasılığının oldukça güçleneceği vurgulanıyor.
Yurt içi piyasalarda ise gündemi meşgul eden fon soruşturmasının Borsa İstanbul üzerindeki etkisinin giderek zayıflamaya devam edeceği öngörülüyor. Olay haber değeri taşımaya ve kamuoyunda tartışılmaya devam etse de endeksin ana yönü üzerinde belirleyici bir unsur olmaktan çıkıp arka plana düşecektir. Bu noktada asıl takip edilmesi gereken göstergenin yurt içi yerleşik yatırımcıların döviz talebi olduğu ifade ediliyor. Şu ana kadar döviz cephesine kayda değer bir yönelim gözlenmediği için Borsa İstanbul üzerinde ek bir kur baskısı ve buna bağlı derin bir satış dalgası beklenmiyor.
Türkiye'nin makroekonomik dengeleri açısından sabit hızlı kur politikasının sürdürüleceğine yönelik hem yerli hem de yabancı kurumsal fonların inancı yüksek seyrediyor. Seçim sürecine kadar bu politikada radikal bir değişim öngörülmüyor. Ekonomideki yavaşlamanın enflasyon üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturması, Merkez Bankası'nın politika alanını genişletiyor. Bu doğrultuda piyasanın temel senaryosu, önümüzdeki iki Para Politikası Kurulu toplantısında toplamda 200 baz puanlık bir faiz indirimine gidileceği yönünde şekillenmiş durumda.
Küresel tahvil faizlerindeki yükseliş ve merkez bankalarının para politikası etkileşimi üzerine yapılan değerlendirmede, uzun vadeli faizlerdeki hareketin arkasında bütçe açıkları, borç yükü ve kredibilite kaynaklı risk priminin bulunduğu belirtiliyor. Merkez bankalarının faiz artırımlarının kısa vadeli faizleri yukarı taşısa bile güven tesis ederek uzun vadeli faizleri aşağı çekebileceği tezi destekleniyor. Türkiye'nin 2021-2024 yılları arasındaki faiz patikasında da benzer dinamiklerin yaşandığı hatırlatılarak, enflasyonla kararlı mücadelenin uzun vadeli borçlanma maliyetlerini düşürmede kilit rol oynadığı ifade ediliyor.
🎯 Finans Uzmanı Yorumu
Eral Karayazıcı'nın çizdiği çerçeve, piyasaların jeopolitik şoklara ve yerel manipülatif başlıklara karşı bağışıklık kazandığı bir "dip oluşumu ve toparlanma" dönemine işaret ediyor. Özellikle Ortadoğu'daki sıcak çatışma riskine ve tanker saldırılarına rağmen petrol fiyatlarının gevşemesi ve borsa vadeli işlemlerinin yeşil açılması, kurumsal fonların satış yapmaktan ziyade düşüşleri karşılama eğiliminde olduğunu gösteriyor. Bu tablo, olumsuz haber akışının fiyatlara büyük ölçüde dahil edildiğini ve piyasanın bardağın dolu tarafını fiyatlamaya daha istekli olduğunu net biçimde ortaya koymaktadır.
Borsa İstanbul özelinde ise fon soruşturmasının yarattığı panik havasının endeks üzerinden çekilmekte olduğu tespiti oldukça rasyoneldir. Yatırımcıların dövize kaçış eğiliminin sınırlı kalması ve kur politikasının öngörülebilirliği, BIST tarafında derinleşen bir likidite krizini engelliyor. TCMB'nin önümüzdeki iki toplantıda 200 baz puanlık indirime gidebileceği beklentisi, faiz indirim döngüsüne hazırlanan hisse senedi piyasası için orta vadeli bir katalizör vazifesi görecektir. Dolayısıyla konuşmacının duruşu panik satışı yapmaktan kaçınan, mevcut pozisyonları koruyan ve yıl sonu toparlanmasını bekleyen temkinli-iyimser bir çizgidedir.
Yatırımcılar açısından mevcut konjonktür, manşet haberlerin yarattığı dalgalanmalarda agresif al-sat yapmaktan ziyade sabırlı olmayı gerektiriyor. ABD 30 yıllık tahvil faizlerindeki geri çekilme küresel risk iştahını beslese de jeopolitik risklerin aniden alevlenme potansiyeli göz ardı edilmemelidir. Portföylerde döviz pozisyonlarını aceleyle artırmak yerine, faiz indirim sürecinden olumlu etkilenecek BIST şirketlerinde ve küresel toparlanmayı yansıtan varlıklarda "bekle ve pozisyonu koru" stratejisi uygulanmalıdır.
⚠️ Bu içerik yatırım tavsiyesi değildir.
Kanal: CNBC-e