İSTANBUL 40 YILIN FELAKETİNİ UCUZ MU ATLATTI? FON SORUŞTURMASI ÖRGÜT SORUŞTURMASINA MI DÖNÜŞTÜ?
Cüneyt Özdemir · 2026-10-15
💡 Hızlı Bilgi
1. İstanbul son 41 yılın en yoğun yağış felaketini yaşadı; kentsel ihmaller ve açıkta kalan kablolar nedeniyle Fatih'te 14 yaşında bir çocuk elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetti.
2. Borsa ve fon soruşturmasında eski Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu'nun mahkeme sevk yazısıyla dosya örgütlü suç kapsamına alındı; eski SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül hakkında Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından soruşturma izni verildi.
3. Ekrem İmamoğlu savcılık ifadesinde iktidarın "rakipsizleştirme, lidersizleştirme ve partisizleştirme" stratejisi yürüttüğünü belirterek fon skandalının 107 milyar doları aştığını ve siyasi ayağının ortaya çıkarılması gerektiğini savundu.
4. TMSF tarafından Halk TV'ye kayyum atanması ve T24'e erişim engeli getirilmesi tartışılırken kanal sahibi Cafer Mahiroğlu kendilerine yayın politikasını değiştirmeleri karşılığında para teklif edildiğini öne sürdü.
5. Türk iş insanı Turhan Mildon'un Trump'ın eski avukatı Alina Habba ile evliliği, Venezuela'daki milyar dolarlık çimento ve karides imtiyazları ile Beyaz Saray çevrelerinde yaşanan 5,6 milyon dolarlık kayıp bağış krizi Amerikan basınına yansıdı.
📊 Detaylı Açıklama
İstanbul genelinde neredeyse bir yılda düşmesi beklenen yağışın tek bir gecede kaydedilmesiyle büyük bir taşkın yaşandı. Karadeniz derelerini andıran su debileri caddeleri basarken Sarıyer, Ayazağa ve Göktürk gibi lüks sitelerin ve stüdyoların bulunduğu yeni yerleşim alanları sular altında kaldı. Murat Boz ve Demet Özdemir gibi ünlü isimler mahsur kaldıkları stüdyolardan kurtarılırken, geçmişten bu yana dere yatağı olduğu bilinen bölgelerde yapılaşma izinlerinin sürdürülmesi tartışıldı.
İstanbul Teknik Üniversitesi bünyesinde peyzaj mimarı Hülya Dinç tarafından hazırlanan doktora tezine atıf yapılarak kentteki 168 dereden yüzde 64'ünün doğal yapısını kaybettiği, yapılaşma koridorlarının geçmişte 100 metreden 10 metreye kadar daraltıldığı paylaşıldı. Bataklık ve manda otlağı olan arazilerin kontrolsüzce lüks konut projelerine açılmasının selleri afete dönüştürdüğü, Japonya'daki yer altı tünelleri ve taşkın rezervuarları benzeri bütüncül drenaj yatırımlarının Türkiye'de eksik kaldığı vurgulandı.
Faciada Fatih semtinde ayakkabıları ıslanmasın diye su birikintisinden kaçmaya çalışan 14 yaşındaki bir çocuk, açıkta kalan elektrik kablosundan suya sızan akım nedeniyle hayatını kaybetti. Geçmişte Ayamama Deresi'nde 31 kişinin öldüğü 2009 baskını ve İzmir'de sokaktaki elektrik kaçağı yüzünden iki kişinin yaşamını yitirdiği olaylar hatırlatılarak dağıtım şirketleri ile denetimden sorumlu kamu kurumlarının yargısal yaptırımlarla karşılaşmaması eleştirildi.
Borsa ve fon piyasalarını sarsan dev soruşturmada savcılık sevk yazıları davanın niteliğini değiştirdi. Eski Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu'nun mahkemeye sevkinde "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlamasının yer almasıyla, 15 Eylül'den bu yana dosyada adı geçen şüpheliler örgütlü suç çerçevesine alındı; bu adımla nitelikli dolandırıcılık cezalarının iki katına (6 yıldan 14 yıla) çıkabileceği ve her mağduriyet üzerinden ayrı ceza talep edilebileceği belirtildi.
Eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül hakkında uzun süredir bekletilen soruşturma izni Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından verildi. Görev süresi boyunca sürece müdahale etmekte yavaş kaldığı iddia edilen Gönül'ün savcılıkta vereceği ifadenin, dosyanın BDDK ve diğer kamu bürokrasisi ayaklarına sıçraması açısından kritik bir eşik oluşturduğu aktarıldı.
Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edilen fon düzenlemesinde, tasfiye edilen fonların dağıtımında MKK ve Takasbank kayıtlarının esas alınacağı, haksız kazanç iadelerinin enflasyon farkıyla hesaplanacağı hükme bağlandı. 1 milyon TL altındaki bakiyelerin tamamının, üzerindeki tutarların ise ilk etapta 1 milyon TL'lik ara ödemesinin güncel fon birim fiyatından yapılması planlanırken, satış emri verip parası bloke kalan (PBLK statüsündeki) mağdurların haklarının tasfiye fonlarıyla eşit tutulması soru işaretlerine yol açtı.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, 5,5 saat süren savcılık savunmasında iktidarın muhalefete karşı "rakipsizleştirme, lidersizleştirme ve partisizleştirme" şeklinde özetlediği üçlü bir tasfiye stratejisi güttüğünü öne sürdü. Fon skandalının Hazine ve yatırımcılara 107 milyar doları aşan bir maliyet yüklediğini söyleyen İmamoğlu, kendi savunma kitabının Kırmızı Kedi Yayınevi'nde terör savcısı kararıyla basımının engellendiğini ve asıl sorgulanması gerekenin fonların siyasi himayesi olduğunu belirtti.
Medyaya yönelik baskılarda Halk TV'ye TMSF kayyumu atanması ve internet sitesi T24'e idari erişim engeli getirilmesi geniş yankı uyandırdı. İngiltere'den açıklamalarda bulunan Halk TV imtiyaz sahibi Cafer Mahiroğlu, kanala el konulmadan önce hükümet cephesinden aracılar gönderilerek yayın çizgisinin değiştirilmesi karşılığında astronomik paralar teklif edildiğini, bu teklifleri reddettiğini açıkladı.
Yayın yasaklarının ve ana akım muhalif mecraların kapatılmasının kamuoyundaki tepkiyi bastırmadığı, aksine kontrolsüz fısıltı gazetesine, yurt dışı kaynaklı dezenformasyon kanallarına ve dijital VPN trafiğine hız kazandırdığı değerlendirildi. AK Parti tabanında asgari ücretli ve emeklilerin ekonomik krizle boğuştuğu bir ortamda lüks yaşam süren ve milyarlık fon gelirleriyle anılan ayrıcalıklı zümreye yönelik derin bir rahatsızlık oluştuğu, Pendik Teşkilatı'nda Ahmet Büyükgümüş'ün açıklamalarıyla da bu iç gerilimin su yüzüne çıktığı belirtildi.
Dış politika gündeminde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Asya'da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı için Azerbaycan'a yaptığı ziyaret ele alındı. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Mihriban Aliyeva ile verilen sıcak temas görüntülerinin iki ülke arasındaki olası diplomatik soğukluk söylentilerini boşa çıkardığı, okullardaki kıyafet düzenlemesine ilişkin tartışmaların ise İran eksenli etkilere karşı bir laiklik refleksi olarak şekillendiği kaydedildi.
Uluslararası basının gündemine oturan Miller Holding Yönetim Kurulu Başkanı Turhan Mildon'un hızlı yükselişi mercek altına alındı. Kongo'da diplomatik pasaport almasından Venezuela'da Maduro rejimiyle dev çimento ve karides işletmelerini devralmasına kadar uzanan süreç, Maduro sonrası yeni lider Delcy Rodriguez'in sözleşmeleri iptal etme girişimiyle tıkandı; ancak Mildon'un Trump'ın eski avukatı Alina Habba ile New York'ta evlenmesi ve eski temsilci Richard Grenell ile kurulan bağlar sayesinde imtiyazların korunduğu bildirildi.
Axios ve New York Times haberlerine göre Turhan Mildon tarafından Trump'a yakın Kennedy Center isimli kuruma Richard Grenell aracılığıyla aktarılmak istenen 5,6 milyon dolarlık bağışın ortadan kaybolması Beyaz Saray kulislerinde büyük bir krize dönüştü. Alina Habba'nın kaybolan milyon dolarlar nedeniyle Grenell'i bizzat Trump'a şikayet ettiği ve bu bağış hamlesinin Venezuela'daki ticari sözleşmeleri kurtarma planıyla doğrudan bağlantılı olduğu iddia edildi.
🎯 Haber Analisti Yorumu
İstanbul'daki sel manzaraları, Türkiye'de yerel ve merkezi yönetimlerin kronikleşmiş altyapı eksikliğini ve kentsel rant odaklı planlama anlayışını bir kez daha açıkça gözler önüne sermiştir. Dere yataklarının lüks yerleşim alanlarına dönüştürülmesi ve taşkın havzalarının ranta kurban edilmesi sadece fiziki çevreyi bozmakla kalmamakta, sokaktaki açık kabloların denetimsizliğiyle 14 yaşındaki çocukların can verdiği bir kamusal güvenlik krizine dönüşmektedir. Altyapı yatırımları afet öncesi önleyici adımlar yerine sürekli felaket sonrası yara sarma anlayışıyla yönetildikçe benzer trajedilerin engellenmesi mümkün değildir.
Fon ve borsa soruşturmasının dolandırıcılık zemininden çıkarılıp "örgütlü suç" kapsamına sokulması, siyasi ve hukuki açıdan dosyanın çapının artık bastırılamaz bir boyuta ulaştığını göstermektedir. Maliye Bakanlığı'nın eski SPK Başkanı için soruşturma izni vermesi, bürokrasideki belirli figürlerin gözden çıkarılmaya başlandığına işaret etse de tabandaki asıl beklenti olan siyasi himaye zincirine dokunulup dokunulmayacağı halen belirsizdir. Dosya tabana yayıldıkça sadece aracı kurumlar değil, bu fon mekanizmalarına göz yuman üst düzey kamu denetçileri de ağır hukuki risklerle karşılaşacaktır.
İktidar kanadında yükselen fon tepkileri, AK Parti'nin kuruluş kodlarındaki "3Y (yolsuzluk, yoksulluk, yasaklar)" söylemi ile bugünkü tablosu arasındaki uçurumu derinleştirmektedir. Emeklinin ve dar gelirlinin yüksek enflasyon altında ezildiği bir dönemde yüz milyonlarca liralık vurgunların ve jet sosyete yaşam tarzlarının görünür hale gelmesi, parti teşkilatları ve geleneksel muhafazakar tabanda ciddi bir vicdani kopuş yaratmaktadır. Parti yönetiminin bu krizi sadece birkaç bürokratı feda ederek aşmaya çalışması, tabandaki adalet duygusunun onarılması için yeterli olmayacaktır.
Halk TV'ye kayyum atanması ve T24 gibi bağımsız haber mecralarına yönelik erişim engelleri, geleneksel denetim mekanizmalarını işlemez hale getirmektedir. Muhalif ya da eleştirel yayın organlarını idari tasarruflarla susturmak, kamuoyundaki sorgulamaları yok etmemekte; aksine kitleleri kontrol dışı dijital kanallara, yurt dışı menşeli manipülatif hesaplara ve VPN ağlarına itmektedir. Bu durum hem devletin bilgi güvenliği kontrolünü zayıflatmakta hem de yargı süreçlerine duyulan toplumsal meşruiyeti derinden zedelemektedir.
Turhan Mildon hadisesi, uluslararası siyaset ile sermaye ilişkilerinin ne kadar kişiselleşebileceğini ve lobi faaliyetlerinin evlilik bağlarıyla nasıl kamufle edildiğini gösteren çarpıcı bir vaka incelemesidir. Venezuela'dan Kongo'ya uzanan kamu imtiyazlarının Washington'daki yeni elitlerle kurulan ilişkiler ve kaybolan 5,6 milyon dolarlık bağış krizleriyle anılması, Türkiye merkezli sermaye aktörlerinin küresel ölçekteki operasyonel risklerini ve kırılganlıklarını net bir şekilde açığa çıkarmaktadır.
Mevcut tablo karşısında izlenmesi gereken strateji "bekle ve doğrula" yaklaşımıdır; borsa ve fon mağdurlarının Plan Bütçe Komisyonu'ndan geçecek yasa metnindeki PBLK ve takas detaylarını hukuki danışmanlık eşliğinde dikkatle takip etmesi şarttır. Siyasi ve medyatik tasfiyelerin hızlandığı bu konjonktürde yatırımcıların ve kamuoyunun spekülatif anlatılar yerine resmi belgeleri, şirket bilançolarını ve bağımsız teyitli verileri temel alarak pozisyon alması en rasyonel hareket tarzı olacaktır.
Kanal: Cüneyt Özdemir