Finans Merkezi - Finansal Krediler Eylül'de Kısmen Sıkılaşıyor | 2 Ekim 2026
BloombergHT · 2026-10-05
💡 Hızlı Bilgi
1. Bank of America uyarısı: Dolar endeksi zirve yapana ve tahvil getirileri 20 yılın zirvesinden kalıcı düşene dek küresel riskli varlıklardan uzak durun.
2. Borsa İstanbul'da seçici biriktir dönemi: Fon krizinin yarattığı aşırı satış dalgasının ardından finansal yapısı güçlü, temelleri sağlam şirketler yeniden model portföylere alınıyor.
3. ABD Tahvilleri ralli yaptı: 10 yıllık tahvil faizinin %5,18'e gerilemesiyle birlikte faiz artış beklentisi çöktü; tahvildeki kısa pozisyonlar sert şekilde sıkıştı.
4. Altın ve gümüşte yukarı yönlü eğilim: Fed'in faiz artırımını masadan kaldırmasıyla spot altın 4.220 dolar, gümüş ise %1,7 primle güç kazandı.
5. Petrol ve dizelde satış baskısı: AB ve ABD'nin stratejik rezervleri piyasaya sürme hazırlığıyla Brent petrol yeniden 100 doların altına sarkarak 99,57 dolara geriledi.
📊 Detaylı Açıklama
ABD'de açıklanan Eylül ayı tarım dışı istihdam verisi 90 binlik beklentinin çok altında kalarak 29 bin seviyesinde gerçekleşti. Önceki ay verisinin 162 binden 133 bine, Temmuz verisinin ise 10 bin istihdam kaybına işaret edecek şekilde aşağı yönlü revize edilmesi iş gücü piyasasındaki soğumayı netleştirdi. Yıllık ücret artışının %3 ile 2021'den bu yana en düşük seviyeye gerilemesi ve işsizliğin %4,2 düzeyinde kalması, Fed'in ek faiz artırımı ihtimalini swap piyasalarında %70'lerden %18 seviyelerine düşürdü. Bu gelişmeyle birlikte faiz artışının masadan kalkması küresel hisse senedi endekslerine ve tahvil piyasalarına doğrudan nefes aldırdı.
Tahvil piyasasında son dönemlerin en sert kısa pozisyon sıkışmalarından biri yaşandı. ABD 10 yıllık tahvil getirisi %5,33'ten %5,18'e çekilirken, 30 yıllık getiriler %5,68 zirvesinden %5,56'ya geriledi. CFTC verilerinde 10 yıllık tahvillerde 100 bin kontratı aşan net kısa pozisyonların tersine dönmesiyle tahvil getirileri gerilese de Bank of America analisti Michael Hartnett, dolarda tepe görülmeden ve getiriler 20 yılın zirvesinden kalıcı olarak uzaklaşmadan küresel riskli varlıklara giriş yapılmaması gerektiği uyarısında bulundu.
Emtia tarafında enerji piyasalarında sert gevşeme, değerli metallerde ise primli bir seyir kaydedildi. Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve ABD Başkanı Trump arasındaki görüşmeler sonrasında G7 ülkelerinin 50 milyon varil dizel ve 50 milyon varil ham petrolü stratejik rezervlerden salma kararı almasıyla Brent petrol 100 dolar psikolojik eşiğinin altına inerek 99,57 dolara çekildi. Diğer taraftan Fed baskısından kurtulan ons altın 4.220 dolar bandında %1 prim yaparken, gümüş %1,7 yükselişle güçlü görünümünü korudu; döviz tarafında ise dolar/TL 49,14 ve euro/TL 55,37 seviyelerinden işlem gördü.
Borsa İstanbul'da fon tasfiyeleri ve manipülasyon soruşturmaları kaynaklı yaşanan sert satışların ardından endeks 11.000 puan altını test ettikten sonra 12.329 puana tepki verdi. Kriz sürecinde halka açık 600'ü aşkın şirketin 340 tanesinin %20'den fazla, 75 şirketin ise %50'den fazla değer kaybettiği vurgulandı. Şirketlerin temel verilerinden bağımsız gelişen bu likidite baskısının hafiflemesiyle birlikte aracı kurumlar, finansal yapısı sağlam ve piyasa değeri aşırı hırpalanmış hisseleri yeniden model portföylere alarak uzun vadeli getiri potansiyelini öne çıkarmaya başladı.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, piyasadaki likidite sıkışıklığını hafifletmek için KOBİ kredi büyüme sınırını %4,5'ten %5'e yükseltti ve zorunlu karşılıklardaki bloke oranını düşürerek bankalara 14 günlük esneklik sağladı. Ancak yıllıklandırılmış KOBİ kredi büyümesinin %24 ile geçen yılın Temmuz ayından bu yana en düşük seviyelere inmesi ve tüketici kredilerindeki büyümenin %14'e gerilemesi, parasal sıkılığın iç talep üzerinde belirgin şekilde hissedildiğini gösteriyor. Fonlama faizinin %40'tan %37'ye inmesine rağmen yüksek faiz oranları nedeniyle şirketlerin sadece zaruri ihtiyaç halinde kredi kullanabildiği belirtiliyor.
Yatırım fonu piyasasında yaşanan çalkantıda, soruşturmaya konu olan 7 portföy yönetim şirketinden yaklaşık 200 milyar TL, sektörün genelinden ise çoğu para piyasası fonlarından olmak üzere 700 milyar TL'ye yakın çıkış gerçekleşti. Fon Koordinasyon Kurulu'nun devreye girmesiyle mağduriyetleri önlemek adına 1 milyon TL'ye kadar net yatırım tutarı için ara ödeme takvimi oluşturuluyor. Gedik Yatırım CEO'su Onur Topaç, fonların tasfiye sürecinde likit kıymetlerin blok satışlar ve devlet tahvili geri alımlarıyla hızla nakde çevrilmesi, likit olmayan varlıklarda ise taban-tavan marjının %10'dan %20'ye esnetilerek sürecin hızlandırılması gerektiğini savundu.
Sermaye piyasalarının geleceği açısından mevzuat ve ceza mekanizmalarının bankacılık standartlarına getirilmesi gerektiği ifade edildi. Mevcut kurumsal manipülasyonların tekrarlanmaması için Sermaye Piyasası Kanunu'nda çok daha caydırıcı yaptırımların düzenlenmesi gerektiği belirtildi. Ayrıca 10 milyon TL'ye çıkarılan nitelikli yatırımcı tanımının geriye dönük varlık beyanlarıyla sıkı şekilde denetlenmesi, piyasada işlem yapan masum yatırımcılar ile menfaat sağlayan grupların net şekilde ayrıştırılması gerektiğinin altı çizildi.
Halka arz ve borçlanma araçları piyasasında ise belirgin bir durgunluk yaşanıyor. Para piyasası fonlarındaki çıkışlar nedeniyle Özel Sektör Tahvilleri (ÖST) ve sukuk tarafında alıcı iştahı zayıfladı; bu durum şirketlerin borçlanma maliyetlerini artırırken temerrüt risklerini gündemde tutuyor. Halka arz piyasasında ise kamunun ajandasında yer alan ikincil Halkbank arzı ile Emlak Katılım birincil arzı gerçekleşmeden yeni özel sektör şirketlerinin halka açılmasının kısa vadede mümkün görünmediği aktarıldı.
🎯 Finans Uzmanı Yorumu
Piyasalarda yaşanan gelişmeler, küresel ölçekte faiz artış döngüsünün sonuna gelindiğini teyit ederken yerel tarafta sert bir kurumsal arınma sürecine işaret ediyor. ABD tarım dışı istihdam verisinin 29 bin seviyesine çakılması ve ücret artışlarının hız kesmesi, Fed'in sıkılaşma patikasını fiilen kapattığını kanıtlıyor. Ancak BofA'nın da dikkat çektiği üzere, tahvillerdeki anlık ralliye rağmen dolar endeksi ve küresel getiri eğrisi tepe yapmadan küresel hisse senetlerinde agresif bir alım dalgası başlatmak erken ve riskli bir hamle olacaktır.
Borsa İstanbul tarafında ise piyasa katılımcılarının genel bir endeks alımı yerine kesinlikle seçici ve savunmacı bir biriktirme stratejisi izlemesi gerekiyor. Son bir ayda 700 milyar TL'yi bulan fon çıkışı ve fon tasfiyeleri, likidite krizinin temeli sağlam şirketleri de haksız yere cezalandırmasına yol açtı. Bu taban oluşumu, endeks ağırlığı yüksek, borçluluğu düşük ve nakit akışı kuvvetli sanayi ve ulaştırma hisselerinde uzun vadeli pozisyon biriktirmek için önemli bir fırsat penceresi sunuyor; fakat spekülatif yan tahtalardan ve sığ hisselerden kesinlikle uzak durulmalıdır.
Sabit getirili menkul kıymetler ve fon piyasasında ise açık bir bekle-gör süreci hakim. Özel Sektör Tahvili (ÖST) tarafında fonların alım iştahının kesilmesi, kurumsal ihraççılar için refinansman riskini ve temerrüt ihtimallerini artırmış durumda. Tasfiye fonlarında 1 milyon TL'lik ara ödeme planı küçük yatırımcı için taban oluştursa da, portföy yönetim şirketlerindeki güven erozyonu ve mevzuatsal belirsizlikler çözülene kadar ÖST ve karma fonlara yeni sermaye girişi yapılması rasyonel değildir.
Özetle mevcut konjonktürde izlenmesi gereken pozisyon; Borsa İstanbul'da güçlü bilançoya sahip şirketlerde kademeli "biriktir", enerji ve petrol kontratlarında "bekle/sat", ÖST ve ikinci sınıf borçlanma araçlarında "uzak dur/alma", yeni halka arzlarda ise kamu arzları tamamlanana kadar "bekle" yönünde olmalıdır. Sermaye Piyasası Kanunu'ndaki yasal düzenlemeler ve fon tasfiye takvimi şeffaflaşmadan yerel piyasada topyekûn bir boğa piyasası beklemek yanıltıcı olacaktır.
⚠️ Bu içerik yatırım tavsiyesi değildir.
Kanal: BloombergHT