FATMA BETÜL’ÜN VURGUNU 2 Mİ YOKSA 20 MİLYAR MI?
Can ATAKLI · 2026-10-24
💡 Hızlı Bilgi
1. TBMM fon skandalına karşı apar topar yeni bir yasa çıkardı ve denetim konusunda Sermaye Piyasası Kuruluna süper yetkiler verdi.
2. Borsa İstanbul'da kayıp 6 trilyon lirayı (yaklaşık 120 milyar dolar) bulurken endeks 2022 yılı reel fiyatlarına geriledi.
3. Fatma Betül Sayan Kaya'nın fondan elde ettiği öne sürülen 2,2 milyar liralık kazancı iade ettiği ve asıl kazancın 20 milyar lirayı bulduğu iddia edildi.
4. Eski SPK Başkanı şüpheli sıfatıyla ifade verirken son SPK Başkanı meclis komisyonuna gitmeyip gece kararnamesiyle görevden alındı.
5. Skandalın muhalefetin de yer alacağı bağımsız bir meclis araştırma komisyonu tarafından soruşturulması talebi iktidar tarafından reddedildi.
📊 Detaylı Açıklama
Gazeteci Can Ataklı ile ekonomist Cüneyt Akman, Türkiye gündemine oturan ve 400 binden fazla yatırımcıyı doğrudan vuran fon skandalını ele alıyor. Meclisin hiçbir derin araştırma yapmadan yangından mal kaçırır gibi yeni bir yasa çıkardığını belirten iktidar, mağdurları koruma iddiasıyla popülist adımlar atıyor. Akman, yasanın bazı olumlu maddeler içerdiğini kabul ediyor; ancak fahiş kazançların geri alınması ve Yatırımcı Tazmin Merkezi gibi kritik konularda büyük belirsizlikler sürüyor.
Yeni düzenlemeyle birlikte Sermaye Piyasası Kuruluna (SPK) olağanüstü geniş yetkiler devredildi. Akman bu duruma sert tepki gösteriyor. Çünkü skandalın asıl sorumlularından biri, piyasayı zamanında denetlemeyen bizzat kurumun kendisidir. Eski kurum başkanının şüpheli sıfatıyla sadece ifadesi alındı. Son başkan ise meclis komisyonuna dahi gelmedi, ardından gece yarısı görevden alındı. Kendi kusuru bulunan bir kuruma tam yetki vermek, olayın üstünü örtme çabası olarak görülüyor.
Fon krizi sadece bu ürünleri alanları değil, tüm borsa yatırımcılarını vurdu. Borsa İstanbul'da bu süreçte yaklaşık 6 trilyon liralık (120 milyar dolar) bir servet eridi. Borsa endeksi 10.600 seviyelerine inse de 2022 yılı fiyatlarıyla kıyaslandığında reel olarak 2.600 puan seviyesine kadar geriledi. Merkez Bankasının faiz indirimine rağmen borsa düşmeye, döviz ise yükselmeye devam ediyor. Reel sektör şirketleri teminat tamamlama baskısı altına giriyor ve bankalar piyasadan kredileri geri çağırıyor.
Vurgunun büyüklüğünü gösteren en somut örneklerden biri olarak eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya'nın adı öne çıkıyor. Kamuoyunda Kaya ve eşinin 160 milyon liralık yatırımla 2,2 milyar lira kazandığı ve bu parayı iade ettiği konuşuluyor. Can Ataklı, bu parayı iade etmenin açıkça suçu kabul etmek anlamına geldiğini söylüyor. Ayrıca piyasada konuşulan yeni bir iddiaya göre gerçek kazanç 2,2 milyar lira değil; 20 milyon liralık ana paranın 20 milyar liraya kadar katlanmasıyla elde edilen devasa bir paylaşımdan oluşuyor.
Piyasada yaklaşık 200 kişilik organize bir çekirdek grubun bu vurgunu yürüttüğü savunuluyor. Portföy yönetim kurallarına göre bir fonun en fazla yüzde 2 ila 3 civarında yönetim ücreti alabileceğini belirten Akman, milyarlarca liralık kazançların açıktan paylaşıldığını ve yurt dışı ayaklarıyla kara paraya dönüştürüldüğünü anlatıyor. Şüpheli borsa ölümlerine ve tahvil ödemelerini yapamayan şirketlere değinilerek, olayın organize suç boyutuna ulaştığı vurgulanıyor.
İktidar, olayın siyasi boyutunu gizlemek adına muhalefetin sunduğu meclis araştırma önergelerini geri çeviriyor. Akman, Amerikan Kongresi tarzı, muhalefetin de içinde yer aldığı açık bir soruşturma komisyonu kurulması gerektiğini söylüyor. Bu yapılmadığı sürece iktidarın kendi yandaşlarını koruduğu algısı yerleşecek. Yabancı yatırımcılar Türkiye piyasasına güven duymayacak ve ülkeye girmesi gereken sermaye kapıları kapanacaktır.
Yurt içindeki fon krizi, küresel piyasalardaki sarsıntıyla birleşerek çifte risk yaratıyor. Yurt dışında yapay zeka balonu çatırdarken Meta ve Anthropic gibi devlerin bilançoları piyasaları geriyor. Küresel sermaye gelişmekte olan ülkelerden kaçıp Amerikan tahvillerine sığınıyor. Akman, 19. yüzyıl iktisatçısı Walter Bagehot'un kuralını hatırlatıyor: Devlet likidite sağlayarak piyasayı derhal fonlamalı, sistemi kurtarmalı; ardından bu operasyonu yapan sorumlulardan cezalandırıcı faizlerle hesabı sormalıdır.
🎯 Siyaset Analisti Yorumu
Programda tartışılan fon krizinin temel siyasi boyutu, hükümetin denetleyici kurumları şeffaflaştırmak yerine kendi kontrolünde tutma refleksidir. Mecliste alelacele geçirilen yasa, mağduriyetleri çözmekten çok krizin iktidar elitlerine sıçramasını önlemeyi hedefliyor. Kendi kusurları sebebiyle zan altında bulunan SPK bürokrasisine yargısal ve denetimsel tam yetki verilmesi, siyasi iktidarın kurumları bağımsızlaştırmak yerine birer kalkan olarak kullandığını gösteriyor.
Muhalefetin meclis araştırma komisyonu kurma talebinin reddedilmesi, kriz yönetiminde şeffaflıktan kaçınıldığının en somut kanıtıdır. İktidar partisi, eski bir bakanın adının geçtiği bu boyuttaki bir skandalı kamuoyuna açık şekilde tartışmaktan çekiniyor. Ancak olayı örtbas etme çabası, sadece iç siyasette değil uluslararası piyasalarda da derin bir güvensizlik yaratıyor. Temiz eller operasyonu yapamayan bir yönetim görüntüsü, doğrudan yabancı yatırımların Türkiye'den hızla uzaklaşmasına zemin hazırlıyor.
Ekonomik çöküşün reel sektöre ve milyonlarca küçük yatırımcıya yayılması, AK Parti'nin taban siyasetinde geri dönülmez gedikler açma riski taşıyor. Yıllarca tasarruflarını borsaya ve TL varlıklara yönlendirmesi istenen yurttaşlar, sistemsel bir manipülasyon karşısında korumasız bırakıldı. Enflasyon ortamında eriyen küçük birikimlerin bu skandalla yok olması, orta ve dar gelirli kesimlerin iktidarın ekonomi söylemine duyduğu son inanç kırıntılarını da tüketiyor.
Önümüzdeki günlerde takip edilecek en kritik gelişme, meclisten geçen yasanın ardından SPK ve yargının siyasiler ile aracı kurum sahiplerine uzanıp uzanamayacağıdır. Soruşturma birkaç fon yöneticisiyle sınırlı kalıp siyasi ayaklara dokunulmazsa, sistemik çürüme daha da derinleşecek; borsa ve tahvil piyasasındaki temerrütler reel sektör iflaslarını tetikleyecektir.
Kanal: Can ATAKLI