Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Babam oyuncu olmamı istemedi!" / Kerem Alışık
Fatih Altaylı · 2026-09-06
💡 Hızlı Bilgi
1. Kerem Alışık, babası Sadri Alışık'ın oyunculuk mesleğinin getireceği yıpranmalardan çekinerek bu yöndeki talepleri kesin bir dille reddetmesi nedeniyle, oyunculuğa ancak babasının vefatının ardından adım atabildiğini açıkladı.
2. Sanat hayatına başlamadan önce profesyonel futbol oynayan ve amatör milli takıma kadar yükselen Alışık, babasının kaybından sonra annesi Çolpan İlhan ve yönetmen Ünal Küpeli'nin bir ay süren ısrarları sonucunda 1996 yılında "Fırtınalar" dizisiyle setlere girdiğini belirtti.
3. Ailenin evinde bağdaş kurularak amatörce temelleri atılan Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Oyuncu Ödülleri ile Sadri Alışık Kültür Merkezi'nin, bugün İstanbul ve Ankara'da iki yıllık tam burslu konservatuvar eğitimi sunan kurumsal bir yapıya dönüştüğü ve operasyonunun oğlu Sadri Alışık tarafından yönetildiği aktarıldı.
4. Yaklaşık üç-dört yıldır dizi projelerine ara veren Alışık, "Sadık Karlıova" karakterini canlandırdığı "Haysiyet" dizisiyle ekranlara döneceğini duyurdu.
5. Dayısı Attilâ İlhan'ın rehberliğinde erken yaşta okuma ve yazma disiplini kazandığını belirten Alışık, yayımlanmış üç şiir kitabı bulunduğunu ve ilerleyen dönemde felsefi ve psikolojik yönü ağır basan bir kitap yazmayı planladığını ifade etti.
📊 Detaylı Açıklama
Türk sinema ve tiyatrosunun iki büyük ismi Sadri Alışık ve Çolpan İlhan'ın evladı, edebiyat dünyasının önde gelen şairlerinden Attilâ İlhan'ın yeğeni olan Kerem Alışık, çocukluk yıllarının adeta bir konservatuvar ortamında geçtiğini dile getirdi. Aile evinde Kadir İnanır, Türkan Şoray, Selim İleri ve Sevda Ferdağ gibi dönemin önde gelen sanatçılarının katıldığı pazar sohbetleri ritüeliyle büyüyen Alışık; edebiyatın, tiyatronun ve entelektüel tartışmaların tam merkezinde yetiştiğini anlattı.
Böylesine devasa figürlerin gölgesinde büyümenin getirdiği zorluklara değinen Alışık, ailesinin onu korumacı bir fanusta tutmak yerine "üşüye üşüye üşümemeyi öğrenmesi" için sokağa çıkardığını belirtti. Çocukken duvara tırmanmak istediğinde babasının "Benim yardım ettiğim duvardan tek başına inemezsin" diyerek kendi ayakları üzerinde durmasını öğütlediğini aktaran sanatçı, kariyeri boyunca karşılaştığı "babasının sayesinde bir yerlere geldi" yönündeki nepotizm algısını kırmak için iki kat daha fazla mücadele etmek zorunda kaldığını vurguladı.
Sanatçı bir aileden gelmesine rağmen gençlik yıllarında tercihini futboldan yana kullanan Alışık, Üsküdar Anadolu kulübünde profesyonel futbol oynadığını, kulüp yöneticiliğini ise Aziz Yıldırım'ın yürüttüğü o dönemde amatör milli takıma kadar seçildiğini ifade etti. Babası Sadri Alışık'ın oyunculuğu "ihtiras ve hırs mesleği" olarak tanımlayıp oğlunun bu sektörde yıpranmasını kesinlikle istemediğini, annesinin ise diplomat olmasını arzuladığını belirten Alışık, babasının otoriter tavrı karşısında oyunculuk arzusunu uzun yıllar içine gömdüğünü aktardı.
Hayatındaki en büyük dönüm noktasının ve aynı zamanda hüznünün, babasının 1995/1996 yıllarındaki kaybı olduğunu ifade eden Alışık, oyunculuğa babasının vefatının hemen ardından başladığını ve babasının kendisinin aktör olduğunu hiçbir zaman göremediğini söyledi. Annesi Çolpan İlhan'ın babasının yokluğunu oğluyla doldurma arzusu ve yönetmen Ünal Küpeli'nin sabırlı ısrarları sonucu Ebru Gündeş ile başrolü paylaştığı "Fırtınalar" dizisine dahil olduğunu belirten sanatçı, bu adımla kariyerinin tamamen şekillendiğini anlattı.
Dayısı Attilâ İlhan'ın hayatındaki ve edebi gelişimindeki rolüne ayrı bir parantez açan Kerem Alışık, 8-9 yaşlarındayken dayısının yönlendirmesiyle pencere önüne oturup sokaktan gelip geçenleri yazarak yazma alışkanlığı kazandığını ifade etti. Okuma disiplinini Sait Faik, Ömer Seyfettin ve Hüseyin Rahmi gibi yazarlarla edinen Alışık, notlar alarak okuma tekniğini de dayısından öğrendiğini, bugün itibarıyla üç adet yayımlanmış şiir kitabı bulunduğunu ve güçlü hafızasını bu birikime borçlu olduğunu kaydetti.
Babasının vefatının ardından annesiyle birlikte kurdukları Sadri Alışık Tiyatrosu ve Kültür Merkezi'nin (SÇKM) gelişim sürecini aktaran Alışık, ilk Sadri Alışık Ödülleri'nin ev salonunda, annesiyle birlikte telefon rehberinden Ekrem Bora ve Selim İleri gibi isimleri arayarak 200 kişilik amatör bir salonda başladığını anlattı. Aradan geçen çeyrek asrı aşkın sürede AKM ve Zorlu gibi merkezlerde düzenlenen, 13 kişilik tiyatro ve 9 kişilik sinema jürisiyle kurumsallaşan bir organizasyona dönüştüklerini; hem İstanbul hem Ankara'da yüzlerce gence iki yıllık tam burslu oyunculuk eğitimi sağladıklarını ve bu operasyonun başında artık oğlu Sadri Alışık'ın yer aldığını paylaştı.
Uzun süredir setlerden uzak kalmasının ardından Eda Tokgöz'ün yönettiği ve Doğukan Güngör, Reha Özcan gibi isimlerin yer aldığı "Haysiyet" dizisiyle ekranlara döneceğini bildiren Alışık, Sivas Karlıova'dan İstanbul'a uzanan, ailesinin şeref ve haysiyetini korumaya çalışan "Sadık Karlıova" karakterine hayat verdiğini belirtti. Sektörde yüzlerce emekçinin geçim kapısı olan dizilerin reyting çarkında ezilmemesini temenni ettiğini ve işini yürekle yaptıktan sonra teveccühü seyirciye bıraktığını dile getirdi.
Toplumda kendisi hakkında oluşan "çapkın ve kaygısız ünlü çocuğu" algısının gerçeği yansıtmadığını belirten Alışık, içe dönük, gösterişten uzak, manevi değerlerine ve cumhuriyet ilkelerine sıkı sıkıya bağlı bir yaşam sürdüğünü ifade etti. Dostluk kavramının popüler çevrelerdeki yüzeyselliğinden uzak durduğunu, sabah yürüyüşleri ve zikirle gününü şekillendirdiğini belirten Alışık, ilerleyen dönemde oyunculuğu biraz daha yavaşlattığında felsefi ve psikolojik derinliği olan bir kitap kaleme almayı hedeflediğini sözlerine ekledi.
🎯 Haber Analisti Yorumu
Kerem Alışık'ın kamuoyuna yansıyan portresi ile bu mülakatta sergilediği entelektüel derinlik arasındaki bariz tezat, Türk medyasının popüler figürleri dar kalıplara hapsetme eğilimini bir kez daha gözler önüne seriyor. Magazin kültürünün "şöhretli ailenin oğlu" etiketiyle sınırlandırdığı Alışık'ın; Attilâ İlhan'ın edebi disiplini, Sadri Alışık'ın halkçı samimiyeti ve Çolpan İlhan'ın kurumsal vizyonuyla yoğrulmuş felsefi altyapısı, onu sektördeki pek çok çağdaşından ayıran özgün bir yerde konumlandırıyor. Sanatçının edebiyata, tasavvufa ve batı felsefesine hâkimiyeti, oyunculuğunu sadece bir meslek değil, varoluşsal bir aktarım alanı olarak gördüğünü kanıtlıyor.
Alışık ailesinin Türk kültür-sanat hayatına kazandırdığı en somut kurumsal başarı, Sadri Alışık Kültür Merkezi ve Ödülleri'nin ikinci ve üçüncü nesle aktarılabilmiş olmasıdır. Türkiye'de kültür ve sanat kurumlarının kurucularının vefatıyla dağıldığı veya nitelik kaybettiği bilinirken, Çolpan İlhan ve ardından Kerem Alışık'ın liderliğinde büyüyen, şimdi ise torun Sadri Alışık'ın yönetimine geçen bu ekosistem, sürdürülebilir bir vakıf kültürünün nadir örneklerindendir. Özellikle genç yeteneklere iki yıl boyunca sağlanan tam burslu konservatuvar eğitimi, ailenin sanata duyduğu borcu toplumsal bir faydaya dönüştürdüğünü somutlaştırmaktadır.
Televizyon sektörünün mevcut acımasız dinamikleri göz önüne alındığında, Alışık'ın "Haysiyet" dizisiyle dönüş tercihi belirli riskler ve meydan okumalar barındırıyor. Hızlı tüketilen, derinlikten yoksun ve reyting odaklı dizi pazarında; karakter odaklı, haysiyet ve şahsiyet temalarını merkezine alan bir dramanın uzun vadeli kalıcılığı, seyircinin mevcut tüketim alışkanlıklarıyla ne kadar örtüşeceği sorusunu beraberinde getiriyor. Ancak Alışık'ın "bazen durmak kazanmaktır" felsefesiyle üç-dört yıl seçici davranıp bu projeyi kabul etmiş olması, projenin senaryo kalitesi açısından belirli bir çıtayı aştığına işaret ediyor.
Sonuç olarak Kerem Alışık, geçmişin devasa kültürel mirasını taşırken kendi gölgesini yaratmayı başarabilmiş, olgunluk döneminde ise tevazuyu entelektüel bir zırh olarak kullanan bir sanatçı profili çiziyor. Popüler figürlerin gürültülü ve yüzeysel olduğu bir dönemde, Alışık'ın içe dönük yaşam tarzı, dürüstlüğü bir enerji kaynağı olarak görmesi ve edebiyatı hayatının merkezine koyması dikkat çekicidir. Sanatseverler ve sektör izleyicileri açısından, onun sadece ekrandaki oyunculuk performansını değil, ileride yayımlamayı düşündüğü felsefi kitabı ve kurumsal sanat yöneticiliğindeki adımlarını da yakından izlemek değer taşımaktadır.
Kanal: Fatih Altaylı