ERDOĞAN'IN TERCİHİ, FONUNA KADAR GİDECEK! SIRADA KİM VAR?
Cüneyt Özdemir · 2026-09-30
💡 Hızlı Bilgi
1. Eski SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül borsa ve fon soruşturması kapsamında şüpheli sıfatıyla savcılığa ifade vermeye çağrıldı.
2. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "nefsine yenilenlerle vedalaşırız" çıkışının ardından oluşturulan Fon Koordinasyon Kurulu, fon krizindeki haksız kazançları geri alıp mağdurların ana paralarını ödemek için çalışma başlattı.
3. Fatma Betül Sayan Kaya ve eşinin fon çöküşünden hemen önce 2,2 milyar TL çektiği ve bu parayı geri yatırdığı iddiaları tartışılırken; Cihan Sütşurup, Melisa Sütşurup ve Balıkçı İsmet gibi isimlerin yüklü para çekişleri soruşturmaya girdi.
4. Fon skandalının yarattığı güven kaybıyla Borsa İstanbul'da BIST 100 dışı hisseler yüzde 34,8 düşerek pandemi döneminden bu yana en sert değer kaybını yaşadı.
5. ABD Başkanı Donald Trump teknoloji liderleriyle bir araya gelerek yapay zekaya "süper zeka" adını veren ve şirketlerin üçüncü taraflarca denetlenmesini öngören yeni bildirgeyi imzaladı.
📊 Detaylı Açıklama
Türkiye finans piyasalarını sarsan fon soruşturmasında eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül şüpheli sıfatıyla savcılığa ifadeye çağrıldı. Gönül'ün döneminde Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in uyarısına rağmen fonlardaki şüpheli hareketlere neden zamanında müdahale edilmediği sorgulanırken, yeni SPK yönetiminin mevzuat değişikliği yapmasıyla krizin su yüzüne çıktığı belirtiliyor.
Soruşturmanın odağındaki en sıcak başlıklardan biri, eski bakan ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ile eşinin durumudur. Çiftin fonlar batmadan hemen önce 163 milyon liralık yatırımı 2 milyar 170 milyon TL olarak sistemden çektiği, ardından gelen tepkiler üzerine bu parayı iade ettikleri iddia ediliyor; ancak kamuoyu henüz resmi bir dekont veya Hazine teyidi görmüş değil.
Hukuki boyutta SPK Kanunu'nun 106. maddesinde düzenlenen "içeriden öğrenenlerin ticareti" (insider trading) ve 107. maddedeki piyasa dolandırıcılığı hükümleri masaya yatırılıyor. İçeriden bilgiyle işlem yapanların 3 ila 5 yıl hapis ya da elde edilen menfaatin en az iki katı kadar adli para cezasıyla karşı karşıya kalabileceği, ancak Fatma Betül Sayan Kaya veya eşinin henüz doğrudan savcılık tarafından resmi ifadeye çağrılmadığı vurgulanıyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında teşkilat içindeki yozlaşmaya işaret ederek nefsinin esiri olanlar ve kibir tuzağına düşenlerle yolların ayrılacağını, bu kişilerden hesap sorulacağını duyurdu. Erdoğan'ın bu sert tutumu savcılara ve denetim organlarına verilmiş açık bir talimat olarak nitelendirilirken, sürecin nereye kadar uzanacağı merak konusu olmaya devam ediyor.
Skandal borsa geneline yayılarak 2020 pandemisinden bu yana görülen en derin güven krizine yol açtı. BIST 100 dışındaki şirket hisselerinde yüzde 34,8'e varan değer kayıpları yaşanırken, yeni halka arz edilen şirketlerin piyasa değerlerinin yarı yarıya eridiği ve yatırımcıların kaçışıyla borsa endeksinin sert biçimde baskılandığı kaydediliyor.
Sistemde sadece büyük siyasi figürlerin değil, yaklaşık 455 bin doğrudan yatırımcının etkilendiği ve bu durumun aileleriyle birlikte 2 ila 5 milyon kişilik bir kitleye dokunduğu belirtiliyor. Bankaların "kesinlikle kaybettirmeyen fon" vaadiyle yönlendirdiği 78 yaşındaki bir emekli kadının tüm birikimini kaybetmesi ve bir sitenin aidat fonlarının bu batıkta buharlaşması, mağduriyetin boyutunu gözler önüne seriyor.
Soruşturma kapsamında şarkıcı Mustafa Sandal'ın kayınpederi Cihan Sütşurup ile eşi Melisa Sütşurup hakkında yakalama kararı çıkarıldı ve Türkiye'deki mal varlıklarına tedbir konuldu. İkilinin fon çöküşünden hemen önceki 16-17 günlük periyotta 11 milyar TL çektiği tespit edilirken, borsa çevrelerinde "Balıkçı İsmet" olarak bilinen şahsın da 3 milyar 92 milyon TL ile sistemden çıktığı belirlendi.
Cumhurbaşkanı talimatıyla Devlet Denetleme Kurulu (DDK) devreye sokuldu; ancak DDK Başkanı Salih Tanrıkulu'nun aynı zamanda Borsa İstanbul yönetiminde görev almış olması muhalefet kanadında çıkar çatışması tartışmalarını alevlendirdi. Tepkilerin ardından Tanrıkulu'nun Borsa İstanbul yönetim kurulu listesinden sessizce çıkarıldığı görüldü.
Fon skandalı hükümet içindeki isimleri de farklı yönlerden etkiledi; eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, ortağı olduğu şirketler üzerinden söz konusu fonlarda mağdur sıfatıyla para kaybettiğini açıklayarak 455 bin mağdur arasında yer aldığını duyurdu. Diğer yandan eski Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Erkan Kilimci ve eski Başbakanlık Başdanışmanı Abdülkadir Özkan gibi isimlerin fon zinciriyle bağlantılı olarak tutuklu bulunduğu hatırlatıldı.
Hükümet bünyesinde kurulan Fon Koordinasyon Kurulu, 1 Temmuz - 16 Eylül tarihleri arasında fonlardan olağan dışı karla çıkan isimlerden bu haksız kazançları geri alarak bir havuzda toplamayı hedefliyor. Bernard Madoff skandalındakine benzer bir model işletilerek toplanacak bu kaynaklarla küçük mağdurların ana paralarının iade edilmesi planlanıyor.
Dış politika ve güvenlik cephesinde, Tel Aviv'e giden bir yolcu uçağının kaçırılma ve düşürülme tehlikesi atlatarak Suudi Arabistan'a zorunlu iniş yaptığı haberi aktarıldı. Öte yandan Katar Başbakanı Al Sani, 7 Ekim saldırılarının hemen ertesinde tüm sivil rehinelerin serbest bırakılması için Hamas ile anlaştıklarını ancak Binyamin Netanyahu yönetiminin bu teklifi ciddiye dahi almayıp reddettiğini ifşa etti.
ABD'de Donald Trump, Sam Altman, Elon Musk ve Mark Zuckerberg gibi teknoloji devlerini Beyaz Saray'da toplayarak "süper zeka" kavramını tanıttı ve yapay zeka şirketlerinin bağımsız üçüncü taraflarca denetlenmesine dair bir bildirge imzaladı. Aynı süreçte Çin'in kuantum, beyin-bilgisayar arayüzleri ve füzyon teknolojilerini içeren 5 yıllık yeni stratejik planını açıkladığı, ABD'nin ise 23 yıl sonra Erbil'deki hava savunma sistemlerini tamamen kapatıp bölgeden çekilme sürecini tamamladığı bildirildi.
🎯 Haber Analisti Yorumu
Fon krizi Türkiye'de sadece basit bir finansal usulsüzlük vakası değil, devlet denetim mekanizmalarının ve siyasi etik sınırlarının sınandığı tarihi bir kırılma noktasıdır. Hükümet kanadının Bernard Madoff tarzı bir geri alma modeli kurgulayarak haksız kazançları toplama girişimi mağdur tabanını sakinleştirmek adına pragmatik bir adım olsa da, hukuki zemini netleştirilmemiş zoraki iadeler sistemik güven sorununu ortadan kaldırmaya yetmeyecektir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sergilediği kararlı duruş ve parti içi temizlik söylemi stratejik açıdan kritik bir eşik barındırıyor. Eğer yargı süreci sadece görevden el çektirilen alt-orta düzey bürokratlarla veya magazinel figürlerle sınırlı kalır, kabineye ve üst düzey parti yönetimine uzanan isimler korunursa, bu operasyon AK Parti açısından bir arınma değil derin bir inandırıcılık krizine dönüşecektir.
Piyasa dinamikleri açısından bakıldığında, borsadaki çöküş yalnızca fonların batmasından kaynaklanmıyor; kurumsal yönetim ve adil piyasa algısının çökmesinden besleniyor. SPK ve MASAK gibi kurumların uyarıları yıllarca görmezden gelip çöküşün eşiğinde harekete geçmesi, yerli ve yabancı büyük portföyler için Türkiye sermaye piyasalarını aşırı riskli konuma düşürmüş durumdadır.
Muhalefetin bu süreci sadece "açıklamazsanız açıklarız" minvalinde soyut tehditlerle yönetmesi, siyaseten yakalanan büyük bir denetim fırsatının heba edilmesine yol açıyor. Somut belgeler, hesap dökümleri ve kanıtlanabilir bağlantılar ortaya koyulmadığı sürece bu iddialar kamuoyunda bir süre sonra kanıksanacak ve dosyanın bürokratik labirentlerde soğutulmasına zemin hazırlayacaktır.
Finansal piyasalar açısından kısa vadede temkinli ve savunmacı pozisyonda kalmak en rasyonel yaklaşımdır. Manipülasyona açık yan tahtalardan ve denetim mekanizması flu olan getiri fonlarından uzak durulmalı; regülasyonlar netleşip Fon Koordinasyon Kurulu'nun yol haritası ve yasal düzenlemeleri şeffaf biçimde resmileşene kadar riskli varlıklarda "izle-gör" stratejisi uygulanmalıdır.
Kanal: Cüneyt Özdemir