Enflasyon düştü, TCMB faiz indirir mi? | Alican Umut Yorumluyor | İnfo Yatırım
İnfo Yatırım · 2026-10-07
💡 Hızlı Bilgi
1. TCMB politika faizinde agresif gevşeme bekleme; 50-100 baz puanlık sınırlı indirimle yıl sonunda %35 seviyesini bekle.
2. TL mevduatta kalmaya devam et; enflasyonun %30 altına inmesi ve politika faizinin %37 olmasıyla 7 puanı aşan pozitif reel faiz cazibesini koruyor.
3. Krediyle konut alımına girme; aylık %2,89 faizle 10 yılda 1'e 4'e varan geri ödeme maliyeti bireysel yatırımcı için sürdürülemez.
4. Dövizde ani sıçrama veya devalüasyon bekleme; kurun OVP projeksiyonları doğrultusunda kontrollü patikada yükselişini sürdürmesini bekle.
5. Ons altında agresif ralli bekleme; küresel merkez bankalarının faiz baskısıyla 4.000-4.500 dolar bandındaki dalgalı hareketi izle.
📊 Detaylı Açıklama
Eylül ayı enflasyon verisinin %2'nin altında kalarak yıllık bazda 56-57 ay sonra %30 seviyesinin altına inmesi piyasa açısından önemli bir eşiğin aşılması anlamına geliyor. Enflasyonun %29,75 bandına çekilmesinde mevsimsel bolluğun etkisiyle negatif gelen gıda fiyatları ve EL Mobil uygulaması sayesinde görece sınırlı kalan ulaştırma kalemleri başrolü oynadı. Buna karşın eğitim, sağlık, lokanta-otel ve konut gibi hizmet sektörü kalemlerinde katılığın ve %40 üzerindeki fiyatlama ataletinin tam olarak kırılamadığı görülüyor.
Politika faizinin %37 seviyesinde bulunduğu ve enflasyonun %30'un altına indiği mevcut denklemde reel faiz makası 7 puanın üzerine çıkmış durumda. TCMB Başkanı Fatih Karahan'ın sıkı para politikası duruşunun süreceğini vurgulamasına rağmen, oluşan bu hareket alanı Merkez Bankası'na faiz indirim kapısını aralıyor. Alican Umut, 22 Ekim toplantısında 50 ya da 100 baz puanlık sembolik bir indirim yapılabileceğini, Kasım ayında toplantı olmaması sebebiyle Aralık ayında da benzer bir adımla politika faizinin yıl sonunda %35 seviyesine çekileceğini öngörüyor.
Yıl sonu enflasyon projeksiyonunda Ekim ayında %2 civarında bir gerçekleşme, baz etkisi ve kış dönemine geçişle Kasım ve Aralık aylarında ise %0,7-%0,8 bandında artışlar bekleniyor. Bu patikada yıllık enflasyon yılı %29,8 seviyelerinde kapatırken, politika faizi %35'e inse dahi yaklaşık 5 puanlık pozitif reel faiz marjı korunmuş olacak. TCMB'nin değerli TL politikasından taviz vermeden enflasyon üzerindeki pozitif faiz tamponunu muhafaza etmesi ana senaryo olarak öne çıkıyor.
Dünyada Fed ve Avrupa Merkez Bankası gibi majör aktörlerin faiz patikaları ve jeopolitik gerginlikler yakından izlenirken, Türkiye'nin faiz indirimi döngüsüne girmesinin yabancı sermaye ve carry trade üzerinde yaratacağı riskler değerlendiriliyor. ABD'de Kasım seçimleri sonrasında jeopolitik tansiyonun düşmesi ve petrol fiyatlarının 80 dolar bandına gerilemesi durumunda küresel enerji baskısının hafifleyeceği, TCMB'nin yapacağı 50-100 baz puanlık sınırlı indirimlerin sermaye kaçışına yol açmayacak kadar güvenli bir reel faiz marjı sunmaya devam edeceği ifade ediliyor.
Döviz kuru tarafında sert bir devalüasyon beklentisi kesin bir dille reddediliyor. Rezerv tartışmalarına rağmen kurun belirlenen ekonomik program ve OVP doğrultusunda tahmin edilebilir, kontrollü bir yükseliş patikasında tutulduğu vurgulanıyor. 2027 projeksiyonlarında dahi enflasyona paralel %25 civarında kontrollü kur artışının hedeflendiği ve 100-200 baz puanlık sınırlı faiz indirimlerinin kuru patlatacak bir etki doğurmayacağı belirtiliyor.
Son haftalarda fon piyasasında yaşanan likidite sıkışıklığı ve fon çıkışlarının yönü incelendiğinde, boşa çıkan likiditenin dövizden ziyade doğrudan TL mevduata yöneldiği görülüyor. Mevduat faizlerinin sunduğu reel getiri marjı yerli yatırımcıyı cezbetmeye devam ederken, faiz hassasiyeti bulunan kesimlerin sınırlı altın talebi oluşturduğu; ancak ons altının 4.000-4.500 dolar geniş bandında küresel para politikası belirsizlikleriyle dalgalandığı hatırlatılıyor.
Faiz indirimlerinin konut sektörüne can suyu olacağı beklentisine temkinli yaklaşılıyor; politika faizinin %37'den %36'ya veya %35'e inmesinin konut kredisi talebini canlandırmayacağı belirtiliyor. Mevcut koşullarda en uygun aylık konut kredisi faizinin %2,89 seviyesinde olduğu, 120 ay vadede vergiler ve banka masraflarıyla geri ödemenin 1'e 4 katına (1 milyon TL çekildiğinde yaklaşık 4 milyon TL geri ödeme ve aylık 25 bin TL taksit) ulaştığı, 10 milyonluk standart bir ev için 250 bin TL aylık taksit ödemenin sürdürülemez olduğu ifade ediliyor. Bu nedenle inşaat hareketliliğinin ancak 2027'de başlaması öngörülen 500 bin sosyal konut ve kamu projeleriyle sınırlı kalacağı, faiz indirimlerinin ise öncelikle KMH ve tüketici kredilerini rahatlatacağı savunuluyor.
🎯 Finans Uzmanı Yorumu
Alican Umut'un ortaya koyduğu temel çerçeve, piyasada konuşulan "faiz indirimleri başlıyor, her şey uçacak" şeklindeki yüzeysel iyimserliği rasyonel bir temele oturtması bakımından oldukça değerlidir. Enflasyonun %30 altına inmesi Merkez Bankası'na teknik olarak 50-100 baz puanlık bir hareket alanı açsa da, bu adım asla 2021-2022 dönemindeki kontrolsüz ve negatif reel faiz üreten genişlemeci döngüyle karıştırılmamalıdır. Karahan yönetiminin sürdürdüğü değerli TL stratejisi, enflasyonun en az 5-7 puan üzerinde bir politika faizi tavanını şart koşmaktadır; dolayısıyla gevşeme son derece kademeli ve kısıtlı kalacaktır.
Konuşmacının reel varlıklar ve kredi piyasasına yönelik "bu seviyelerden konut kredisine girilmez" uyarısı finansal matematiğin gerektirdiği mutlak bir gerçektir. Aylık %2,89 seviyesindeki bir kredi faizinin bileşik maliyeti, gayrimenkulün sağlayacağı sermaye kazancını tamamen yutmaktadır. Hanehalkı bütçelerinin böylesi devasa taksit yüklerini kaldıramayacağı bir konjonktürde, faiz indirim haberleriyle konut piyasasında bir ralli veya talep patlaması beklemek hayalcilik olur. Yatırımcının kredi kaldıracıyla gayrimenkul edinme hevesini ertelemesi ve nakitte kalması en doğru yaklaşımdır.
TL mevduatın ve TL cinsi sabit getirili enstrümanların sunduğu getiri, risk-kazanç dengesi açısından hâlâ en güçlü sığınak olmaya devam etmektedir. Fon piyasalarındaki çözülmenin dahi dövize kaçmak yerine mevduata park etmesi, yerli yatırımcının reel faiz makasını benimsediğini göstermektedir. Dolar/TL'de ani bir şok devalüasyon ihtimalinin zayıf olması, kur koruması ihtiyacını törpülemekte ve kontrollü kur artışının mevduat faizinin gerisinde kalacağı projeksiyonunu güçlendirmektedir. Altın tarafında ise küresel faiz belirsizlikleri nedeniyle temkinli kalınması gerekmektedir.
Özetle piyasa stratejisi; "faizler inecek" coşkusuyla aceleci alım yapmamak, krediyle kaldıraçlı varlık alımından kesinlikle uzak durmak ve yüksek reel faiz ortamında TL mevduat/para piyasası getirisinden yararlanmayı sürdürmektir. TCMB'nin 22 Ekim ve Aralık hamleleri piyasayı likiditeye boğacak bir bayram havası değil, yalnızca aşırı sıkılaşmış makasın ince ayarı niteliğindedir; bu sebeple portföylerde savunmacı ve nakit ağırlıklı yapı korunmalıdır.
⚠️ Bu içerik yatırım tavsiyesi değildir.
Kanal: İnfo Yatırım