Endekste Yükseliş Kalıcı Olur Mu? | Mert Yılmaz Yorumluyor | İnfo Yatırım
İnfo Yatırım · 2026-10-01
💡 Hızlı Bilgi
1. BIST 100 için "döndük gidiyoruz" demek çok erken; endekste 13.300 puan aşılmadan temkinli kal ve bekle.
2. Endekste 12.100 puan seviyesi kritik destek eşiğidir; bu seviyenin üzerinde kalındığı sürece panik satışından kaçın ancak yeni alım için acele etme.
3. Uzun vadeli bakan yatırımcılar BIST 30 hisselerinde kademeli biriktir yapabilir; fakat haber akışıyla yeni dip marjlarının oluşabileceğini unutma.
4. Kredili ve kaldıraçlı işlemlerden kesinlikle uzak dur; oynaklığın yüksek ve kademelerin sığ olduğu bu dönemde gün içi spekülatif pozisyon alma.
5. Para Piyasası Fonları tasfiyesinde hesap bazlı 1 milyon TL'ye kadar ara ödemeler yapılmaktadır; portföydeki kalan bakiye için süreci bekle.
6. Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) tarafında fon krizinden kaynaklanan bir sistemik risk bulunmuyor; acil nakit ihtiyacı yoksa panikle BES sözleşmelerini bozma.
7. Yakın İzleme Pazarı'na (Gözaltı Pazarı) alınan şirketler için beklemede kal; lisansı askıya alınan veya kota dönüşü belirsiz riskli hisselerden kaçın.
8. ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin %5,35 seviyesinde seyretmesi küresel piyasalarda riskli varlıklardan kaçışı tetikliyor; küresel rüzgara karşı dikkatli ol.
📊 Detaylı Açıklama
Piyasada yaşanan son türbülansın ardından Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), sorunlu portföy yönetim şirketlerine yönelik tasfiye ve ödeme takvimini netleştirmeye başladı. Düzenlemeye göre 7 portföy yönetim şirketi iki gruba ayrıldı; A1, Pardus ve Bull Portföy kendi tasfiyelerini kendileri yürütecekken, aralarında Hedef, Tera, Pusula ve Atlas'ın bulunduğu diğer 4 şirket için süreç kamu bankalarının portföy yönetim şirketleri (Ziraat Portföy ve İş Portföy) koordinasyonunda ilerliyor. Para Piyasası Fonları'nda mağduriyetleri hafifletmek adına hesap bazında (kişi değil fon hesabı bazında) 1 milyon TL'ye kadar ivedi ara ödeme yapılması kararlaştırıldı. 1 milyon TL üzerindeki tutarlar ise fon varlıklarının netleştirilmesi ve tasfiyenin tamamlanması sonrasında dağıtılacak.
Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi 12.000 sınırının altını test ettikten sonra yaklaşık %2,5 - 3'lük bir tepki yükselişi gösterse de Mert Yılmaz bunun kalıcı bir trend dönüşü olarak yorumlanması için henüz çok erken olduğunu belirtiyor. Endeksin düşüş trendinden koparak hızla gerilemesi nedeniyle yukarı yönlü her 200 puanda bir (özellikle 12.400 ve 12.650 seviyelerinde) ara dirençler oluşmuş durumda. Konuşmacı, piyasada teknik olarak içinin rahat edebilmesi ve kalıcı bir yükselişten bahsedebilmek için 13.300 puan seviyesinin üzerine çıkılması gerektiğini vurguluyor. 12.100 puanın altına inilmediği sürece kısa vadeli taban arayışı sürse de piyasada oynaklık had safhadadır.
Piyasanın işlem dinamiklerinde hacim ve likidite daralması en önemli risk faktörlerinden biri olarak öne çıkıyor. Fon piyasasında ve belirli aracı kurumlarda yaşanan gelişmeler ile denetleyici otoritenin aldığı kısıtlayıcı kararlar, büyük oyuncuların işlem hacmini kısıtlamış durumdadır. Bu durum tahtalardaki kademelerin ve derinliğin incelmesine yol açmaktadır. Sığ kademelerde alıcı adedinin yetersiz olması, piyasayı gelebilecek kurumsal veya tasfiye kaynaklı satış dalgalarına karşı kırılgan hale getirmektedir.
Hisse senedi seçimi ve alım stratejisi konusunda konuşmacı, çarpanlar ve fiyatlar açısından özellikle BIST 30 hisselerinin çok ucuzladığını kabul etmekle birlikte, hemen para kazanma beklentisiyle agresif pozisyon açılmaması gerektiğinin altını çiziyor. Yatırımcı psikolojisinin 13.000 puanda almadığı hisseyi bugün %10-15 daha ucuzken belirsizlik nedeniyle alamadığını belirten Yılmaz, sadece uzun vadeli bakan yatırımcılar için kademeli biriktir stratejisinin uygun olabileceğini, ancak yeni olumsuz haber akışlarında aşağı yönlü sarkmaların devam edebileceği riskinin unutulmaması gerektiğini ifade ediyor.
Risk yönetimi bağlamında, piyasanın bozuk ve belirsiz olduğu dönemlerde kredili mal taşımaktan, kaldıraç kullanmaktan ve gün içi hızlı al-sat işlemlerinden kesinlikle kaçınılması tavsiye ediliyor. Geçmiş tecrübeler ve son günlerde yaşanan sert düşüşler, kaldıraçlı yakalanan yatırımcıların teminat tamamlama çağrılarıyla ana paralarını tamamen kaybetmelerine ve hatta bakiyelerinin eksiye düşmesine yol açabildiğini kanıtlamaktadır. Yatırımcının önceliği getiri peşinde koşmaktan ziyade sermayesini korumak olmalıdır.
Para piyasası fonlarının ardından asıl belirsizliğin hisse senedi fonları ve Özel Sektör Tahvili (ÖST) piyasasında devam ettiği vurgulanıyor. Tasfiyeye konu olan fonların içinde yer alan hisse senetlerinin niteliği, bu hisselerde pay repo mekanizmasının bulunup bulunmadığı ve kurumların likidite yaratmak adına kaliteli hisseleri bile piyasaya verip vermeyeceği henüz netleşmemiştir. Benzer şekilde, fon portföylerinde yer alan özel sektör tahvillerinin ihraççı şirketler tarafından vadesinde ödenip ödenemeyeceği veya ikincil piyasada likit edilmek istendiğinde alıcı bulunup bulunamayacağı piyasa üzerinde ek bir risk unsuru olarak durmaktadır.
Aracı kurum tarafında İnfo Yatırım özelinde 1,7 milyar TL'lik (kupon ödemesiyle birlikte) bono itfasının sorunsuz tamamlandığı, kurumsal likidite açısından sistemin rahatladığı paylaşıldı. Takasbank ve denetleyici kurulların getirdiği kontroller neticesinde yaşanan para transferi aksaklıkları büyük oranda çözülmüş; internet şube ve mobil uygulamalar üzerinden yatırımcıların sadece kendi adlarına olan banka hesaplarına TL EFT ve virman yapmalarına izin verilmiştir. Ancak SPK kuralları gereği üçüncü şahıslara para ve hisse transferi yasağı devam etmektedir.
Merkez Bankası'nın (TCMB) zorunlu karşılık düzenlemesinde attığı adımlar yayında ele alınan bir diğer gelişmedir. TCMB, KOBİ kredilerindeki aylık büyüme sınırını %4,5'ten %5'e yükselterek bankaların kredi kullandırma alanını bir miktar genişletmiş ve TL zorunlu karşılık tesis oranlarını düşürmüştür. Bu adım, fonlarda parası takılan ya da nakit akışı sıkışan şirketlere ve KOBİ'lere bir miktar likidite nefesi aldırmayı amaçlasa da genel borsa fiyatlamaları üzerinde doğrudan bir yükseliş etkisi yaratması beklenmemektedir.
Son olarak, Türkiye piyasasının kendi iç fon ve regülasyon gündemiyle meşgul olurken küresel piyasalardan tamamen koptuğu ifade ediliyor. ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin %5,35 seviyelerine tırmandığı bir konjonktürde, küresel ölçekte hisse senetleri gibi riskli varlıklardan risksiz faiz enstrümanlarına doğru bir sermaye kaçışı yaşanmaktadır. İçerideki sorunlar aşılsa dahi küresel rüzgarın gelişmekte olan piyasalar aleyhine estiği göz ardı edilmemelidir.
🎯 Finans Uzmanı Yorumu
Piyasada dip seviyelerden gelen %2,5 - 3 civarındaki yükseliş, bir trend dönüşünden ziyade sert satış dalgasının ardından gelen teknik ve psikolojik bir rahatlama tepkisidir. SPK'nın Para Piyasası Fonları'na yönelik 1 milyon TL tavanlı ara ödeme takvimini açıklaması ve aracı kurumların bono itfalarını gerçekleştirebilmesi en kötü likidite kilitlenmesi senaryosunu bertaraf etmiş olsa da, sistemik baskının tamamen ortadan kalktığını söylemek mümkün değildir. Fon krizinin hisse fonları ayağında nelerin tutulduğu ve bu varlıkların nasıl tasfiye edileceği konusundaki sis perdesi dağılmadığı sürece bu tip yükselişler satış fırsatı olarak kullanılma riski taşır.
Konuşmacının benimsediği piyasa duruşu "bekle-gör" ve "risk azalt" eksenindedir; hiçbir şekilde genel ve agresif bir "al" çağrısı bulunmamaktadır. Endeksin 12.100 destek seviyesinin üzerinde tutunması pozitif bir sinyal olsa da, yukarıda 13.300 seviyesi hacimli ve güçlü bir şekilde geçilmedikçe yeni maliyetlenmeler ciddi tuzak barındırabilir. Konuşmacının alım yönündeki tek istisnası, BIST 30 gibi temel rasyoları kuvvetli hisselerde portföy erimesini göze alabilen, zamana yayılmış ve sabırlı uzun vadeli yatırımcının "kademeli biriktir" stratejisidir.
Mevcut piyasa ortamındaki en büyük tehlike derinliğin kaybolması ve sığ kademelerdir. Büyük kurumsal yapıların işlem yeteneklerinin kısıtlandığı veya denetime tabi tutulduğu dönemlerde tahtalardaki likidite hızla çekilir. Alıcıların çekingen kaldığı böylesi bir yapıda, fon tasfiyelerinden veya teminat tamamlama baskısından gelebilecek küçük hacimli satışlar dahi hisse fiyatlarında orantısız sert geri çekilmelere yol açabilir. Bu nedenle kredili pozisyon taşımak, gün içi kaldıraç kullanmak yatırımcı sermayesi için telafisi imkansız riskler doğurmaktadır.
Özetle piyasa için stratejik duruş; kısa vadede "bekle ve izle", kaldıraçlı tarafta net "uzak dur", uzun vadeli defansif portföylerde ise yalnızca BIST 30 genelinde sınırlı "kademeli biriktir" şeklindedir. Küresel tarafta ABD 10 yıllık faizlerinin %5,35'e dayandığı ve riskten kaçışın hızlandığı bir denklemde, Türkiye'nin iç regülasyon ve tasfiye sürecini hasarsız atlatması zaman alacaktır. Dolayısıyla yatırımcıların 13.300 direnci aşılana kadar nakit dengesini yüksek tutması ve piyasada yön teyidi araması rasyonel olan yaklaşımdır.
⚠️ Bu içerik yatırım tavsiyesi değildir.
Kanal: İnfo Yatırım