Doğu Akdeniz'de Tehlikeli Restleşme! - Canan Barlas İle Gündem - 18.10.2026 | A Haber
A Haber · 2026-10-18
💡 Hızlı Bilgi
1. Doğu Akdeniz'de Yunanistan, Güney Kıbrıs, Fransa ve İtalya ortak tatbikat başlattı; 22 ve 26 Ekim tarihlerinde Türkiye'nin Libya mutabakat sahası ve Navtex ilan ettiği bölgede kritik restleşme bekleniyor.
2. Borsa İstanbul'da 131 fon üzerinden kurulan manipülasyon ağı çöktü; 455 bin kişi mağdur olurken 350 şüpheli hakkında işlem yapıldı ve 86 kişi tutuklandı.
3. Sermaye piyasasındaki çöküş öncesinde 11-16 Eylül günlerinde 440 kişinin 400 milyar liralık hisse satıp sistemden çıktığı ve Devlet Denetleme Kurulunun 12 kurumu incelemeye aldığı açıklandı.
4. Fransa genelinde lise öğrencileri ve Sarı Yelekliler 1500 noktada kamu binalarını hedef alan şiddetli protestolar düzenledi; İtalya'da ise güneydeki kamyoncu grevi yüzünden market rafları boşaldı.
5. İBB odaklı yolsuzluk davasında Silivri'deki duruşmalarda Ekrem İmamoğlu'nun dört günde yirmi saat süren savunması tamamlandı; savcılık mütalaasının kasım ayında gelmesi bekleniyor.
📊 Detaylı Açıklama
Fransa'da banliyödeki bir lisede başlayan eylemler kısa sürede ülke geneline yayıldı. Muhabir Ömer Aydın'ın aktardığına göre, Sarı Yeleklilerin de katılımıyla 1500 farklı noktada gösteri düzenlendi. Göstericiler Lyon ve Marsilya gibi büyük kentlerde valiliklere ve belediye binalarına saldırdı. Hükümetin meclise getirmeye hazırlandığı 2027 bütçesindeki ağır tasarruf kesintileri ve hayat pahalılığı sokakları daha da ateşledi.
İtalya'da da Fransa'dakine benzer bir kriz dalgası patlak verdi. Gazeteci Dündar Keşaplı'nın bildirdiğine göre Milano, Torino ve Bologna'da öğrenciler artan okul vergileri ve yüksek kiralar yüzünden sokaklara döküldü. Dört kentteki çatışmalar ve lüks mağaza yağmaları sonucunda bir günde bir buçuk milyon avroluk maddi zarar ortaya çıktı. Başbakan Giorgia Meloni gösterilerin meşru olduğunu ancak kamu mallarının yakılıp yıkılmasına göz yummayacaklarını duyurdu.
İtalya'nın güneyinde ise kuzeydeki öğrenci hareketinden çok farklı bir lojistik kriz yaşanıyor. Akaryakıt fiyatlarının rekor kırması üzerine kontak kapatan tır ve kamyon şoförleri taşımacılığı durdurdu. Bu grev nedeniyle ülkenin güneyindeki marketlerde temel gıda rafları tamamen boşaldı. Şoförler seslerini duyurabilmek için yüzlerce araçla başkent Roma'daki Ulaştırma Bakanlığı binasına yürümeye hazırlanıyor.
Avrupa'daki bu toplumsal çalkantıların arkasında dış politika gerilimleri de yatıyor. Fransa ve İtalya'nın İsrail ile yeni silah ticaretini askıya alması ve Batı Şeria'daki yerleşimcilerin ürünlerine ambargo koyması dikkat çekti. Hatta Fransa, İsrailli bazı bakanlara ülkeye giriş yasağı getirdi. Programdaki analistler, Avrupa sokaklarını karıştıran provokasyonların bu siyasi tavır alışlarla ve ekonomik krizle doğrudan bağlantılı olduğunu savundu.
Doğu Akdeniz hattında ise askeri tansiyon tırmanıyor. Gazeteci İlhan Tahsin'in aktardığı bilgilere göre Yunanistan, Güney Kıbrıs, Fransa ve İtalya 16 Ekim'de geniş çaplı bir tatbikat başlattı. Tatbikat alanının Kaşot (Çoban) Adası açıklarında Türkiye'nin Libya ile imzaladığı deniz yetki sınırları ve daha önce ilan ettiği Navtex bölgesiyle çakışması tehlikeli bir gerilim yarattı.
Krizin merkezinde deniz altından geçmesi planlanan elektrik iletim kablosu hattı bulunuyor. Yüzde 56 hissesini Fransız şirketinin aldığı proje için Fransız araştırma gemisi Abeille Marengo'nun 26 Ekim'de bölgeye geleceği bildirildi. Fransız şirket Yunan sahil güvenliğinden koruma talep etti. Türkiye ise kendi kıta sahanlığı ve egemenlik hakları çiğnenerek yapılacak hiçbir faaliyete izin vermeyeceğini Genelkurmay brifingiyle çok net açıkladı.
İsrail ile Yunanistan arasındaki savunma iş birliğinde de çatlaklar belirdi. İsrail, Yunanistan'ın talep ettiği hava savunma ve füze sistemlerinin yerli üretim payı için yüksek sipariş kotaları koydu. Ayrıca Leviathan ve Afrodit sahalarından çıkarılacak gazın Girit üzerinden Avrupa'ya taşınması projesinde İsrail'in geri adım attığı ve şimdilik ortaklıktan çekildiği Yunan basınına sızdı.
Türkiye iç gündeminde ise borsa ve fon dolandırıcılığı skandalı konuşuldu. 131 fon üzerinden yürütülen saadet zinciri yapısında yaklaşık 455 bin yatırımcının mağdur edildiği belirtildi. Sistemin başında bulunan portföy yöneticilerinin tabela şirketlerinin hisselerini yapay alımlarla bin katına kadar yükselttiği, ardından yüksek fiyattan tepeye çıkarılan bu kurgu hisseleri küçük yatırımcıya devrettiği anlatıldı.
Borsa İstanbul yönetiminin bu tezgaha karşı boş durmadığı belgelerle ortaya kondu. Yönetim, 2025 ve 2026 yılları boyunca Sermaye Piyasası Kuruluna 164 tedbir kararı, 28 uyarı e-postası ve 32 adet gizli ibareli bilgi notu gönderdi. Ancak eski SPK yönetiminin bu ağır manipülasyon raporlarına rağmen hiçbir somut adım atmadığı ve piyasayı denetimsiz bıraktığı ileri sürüldü.
Soruşturma dosyasındaki en çarpıcı veri ise büyük vurgunun zamanlaması oldu. 11 ile 16 Eylül günleri arasında 440 kişinin tam 400 milyar liralık hisse satışı yaparak piyasadan çıktığı tespit edildi. Bu organize kaçışın içeriden sızdırılan bilgiyle gerçekleştiğini belirten konuşmacılar, yapılanın açık bir suç örgütü faaliyeti olduğunu ve Türk borsasına trilyonlarca liralık genel değer kaybı yaşattığını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın talimatıyla Devlet Denetleme Kurulu başta SPK ve borsa olmak üzere 12 kurumu kapsayan devasa bir inceleme başlattı. Yargı kanadında ise 350 şüpheli hakkında işlem yapıldı ve 86 kişi cezaevine gönderildi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında kurulan komisyon, hazineye hiçbir ek yük getirmeden suçluların mal varlıklarına el koyarak mağduriyetleri gidermek için çalışıyor.
Programın son bölümünde İBB davasının Silivri'deki duruşmaları masaya yatırıldı. Ekrem İmamoğlu'nun dört gün boyunca yaptığı 20 saatlik savunma tartışıldı. Tanıklardan Ali Nuhoğlu'nun rüşvet iddiaları ve Adem Soytekin'in cezaevinden gönderdiği pusulalar hatırlatıldı. Programdaki hukukçular, sanığın delillere hukuki cevap vermek yerine duruşmada İstiklal Marşı okuyarak siyasi şov yaptığını savundu; savcılık mütalaasının ardından yıl sonuna doğru kararın çıkabileceği ifade edildi.
🎯 Haber Analisti Yorumu
Doğu Akdeniz'deki askeri hareketlilik sadece Yunanistan ile Türkiye arasında bir sınır sürtüşmesi değildir. Fransa ve İtalya'nın bölgeye savaş gemileri göndermesi, Avrupa Birliği'nin kendi enerji güvenliği arayışını askeri bir kalkanla dayatma çabasıdır. Ancak Ankara'nın deniz yetki alanları ve Navtex ilanları konusundaki tavizsiz duruşu, 22 ve 26 Ekim tarihlerini sahada sıcak temas veya kaza riskinin zirveye çıkacağı çok tehlikeli bir eşiğe dönüştürüyor.
Sermaye piyasalarında patlayan 131 fonluk kriz, Türkiye'nin finansal istikrarına yönelik çok ciddi bir yapısal denetim açığını kanıtladı. Borsa İstanbul'un onlarca resmi yazısına rağmen SPK'nın aylarca sessiz kalması, kurumlar arası eşgüdümün ne kadar zedelendiğini gösteriyor. 440 kişinin aynı hafta içinde 400 milyar lirayı çekip çıkması, meselenin sıradan bir piyasa riski değil, organize bir içeriden bilgi ticareti olduğunu belgeliyor.
Bu finans krizinin siyasi faturası iktidar kanadına kesilmek istenirken, hükümetin Devlet Denetleme Kurulunu ve yargıyı hızla sahaya sürmesi doğru bir refleks oldu. Ancak geçmiş dönemde görev yapan ekonomi bürokratlarının ve SPK yöneticilerinin hukuki sorumluluğu net bir şekilde ortaya konmazsa, temiz eller operasyonu kamuoyu nezdinde yarım kalmış sayılacaktır. Piyasaların güvenini yeniden kazanmanın tek yolu, ucu kime dokunursa dokunsun hesap sormaktan geçiyor.
Avrupa'da sokakların bu denli kolay alev alması, kıtanın derin bir refah kaybı ve yönetim krizi yaşadığını açıkça ortaya koyuyor. Fransa'da okul çatılarından bütçe kesintilerine uzanan öfke ile İtalya'da market raflarını boşaltan kamyoncu grevi aynı ekonomik daralmanın ürünüdür. Avrupa başkentleri dış politikada İsrail baskısı ile halkın sokaktaki geçim isyanı arasında sıkışmış durumdadır; bu durum kıtadaki aşırı sağ ve radikal hareketleri daha da besleyecektir.
Silivri'deki duruşmalar ve yaklaşan yargı kararı ise iç siyasetteki kutuplaşmayı yeni bir boyuta taşıyacaktır. İmamoğlu'nun savunmasında somut suçlamalardan ziyade siyasi söylemlere ve sembollere sarılması, hukuki zeminden çok taban konsolidasyonuna oynadığını gösteriyor. Kasım ayında beklenen savcılık mütalaası ve yıl sonuna doğru çıkabilecek olası bir mahkumiyet kararı, yerel dengeler kadar genel seçim hesaplarını da baştan aşağı değiştirecektir.
Önümüzdeki günlerde dikkatle izlenmesi gereken tek gelişme, 26 Ekim'de Fransız araştırma gemisinin Türkiye'nin hak iddia ettiği deniz alanına girip girmeyeceği ve Türk Deniz Kuvvetlerinin sahada bu hamleye vereceği fiziki karşılıktır.
Kanal: A Haber