DAHA BÜYÜĞÜ GELİYOR! HAZIRLIK VAR! NELER OLUYOR?
Abdullah Çiftçi · 2026-10-05
💡 Hızlı Bilgi
1. Brezilya’daki başkanlık seçiminde sol aday Lula da Silva ile aşırı sağcı Bolsonaro'nun oğlu Flavio Bolsonaro arasında başa baş bir yarış yaşanmış, 25 Ekim'de ikinci tura kalınmıştır.
2. İspanya Başbakanı Sanchez, konut krizine yönelik yasaların parlamentodan geçmemesi ve artan protestolar nedeniyle tiranlar, tekno-oligarklar ve soykırımcı rejimlerle mücadele ettiklerini belirterek erken seçim kararı almıştır.
3. Yemen hükümeti, Suudi Arabistan destekli 100 bin kişilik bir orduyla Yemen Şafa operasyonunu başlatarak Babül Mendep ve Aden Körfezi çevresinde kontrolü ele almak üzere çatışmalara girişmiştir.
4. İran, olası bir iç ayaklanma ve dış müdahaleye karşı devrim muhafızları gözetiminde sivil halka yoğun silah eğitimi vermekte ve sokağa çıkma krizine karşı hazırlık yapmaktadır.
5. Almanya Başbakanı Merz'in Kiev ziyareti sırasında Rusya Ukrayna'nın enerji ve telekomünikasyon altyapısını bombalamış, halkın %72'si savaşın bitmesini talep etmiştir.
📊 Detaylı Açıklama
Brezilya'da gerçekleştirilen ve küresel dengeleri yakından ilgilendiren devlet başkanlığı seçimi, sol kesimin adayı Lula da Silva ile aşırı sağcı eski lider Bolsonaro'nun oğlu Flavio Bolsonaro arasında kıyasıya bir rekabete sahne olmuştur. İlk turda Silva %45.1 oy alırken, Flavio Bolsonaro %47 oranına ulaşmış ve 25 Ekim'de ikinci tur oylaması yapılması kararlaştırılmıştır. ABD istihbaratının bölgedeki faaliyetleri ve artan evangelist nüfusun etkisiyle Bolsonaro'nun oğlunun seçimi kazanma ihtimali yüksek görülmektedir. Bu durum, Brezilya'nın BRICS içindeki konumunu ve Latin Amerika'daki güç dengelerini doğrudan etkileyecek bir dönüm noktasıdır.
İspanya'da yaşanan siyasi kriz, konut kiralarını ödeyemediği için evinden çıkarılan yaşlı bir vatandaşın protestoları tetiklemesiyle patlak vermiştir. Parlamentoda kiraların dondurulmasını öngören yasa tasarısının reddedilmesi üzerine Başbakan Sanchez erken seçim kararı almış ve görevinden ayrılırken tiranlar, tekno-oligarklar ve soykırımcı rejimlerle mücadele ettiklerini vurgulamıştır. Bu istifa, Avrupa genelinde artan sosyal huzursuzlukların, konut krizlerinin ve küresel sistem karşıtı politik eğilimlerin somut bir yansıması olarak kayda geçmiştir.
Ortadoğu cephesinde Yemen hükümeti, Suudi Arabistan destekli 100 bin kişilik ordusu ve 100 savaş uçağıyla Yemen Şafa operasyonunu başlatmıştır. Stratejik öneme sahip Babül Mendep Boğazı ve Aden Körfezi çevresinde Husilere karşı yürütülen bu operasyon, Kızıldeniz ve Basra Körfezi'nin geleceğini şekillendirecek kritik bir hamledir. Savaşın ilerleyen aşamasında Husilerin darbe alarak Libya modeline benzer bir siyasi uzlaşıya ve entegrasyona zorlanacağı öngörülmektedir; bu süreçte Türkiye'nin de bölgedeki diplomatik ve istihbari temaslarını artırması beklenmektedir.
İran içerisinde ise rejim, olası bir iç ayaklanma ve dış askeri müdahaleye karşı yoğun bir sivil savunma hazırlığı yürütmektedir. Halkın ve besç güçlerinin silah eğitimi alması, içeride yaşanabilecek muhtemel bir kargaşaya karşı devletin aldığı tedbirleri göstermektedir. ABD ve Trump yönetiminin İran rejimini, özellikle devrim muhafızları karargahlarını ve güvenlik noktalarını doğrudan hedef alarak halkın ayaklanmasının önünü açma stratejisi izlediği; İran'ın ise bu senaryoya karşı silahlı sivil yapılanmayla karşılık vermeye çalıştığı ifade edilmektedir.
Rusya-Ukrayna savaşında diplomatik ve askeri gerilim en üst seviyeye çıkmıştır. Almanya Başbakanı Merz'in Kiev'e yaptığı ziyaret esnasında Rusya'nın Ukrayna'nın enerji ve telekomünikasyon altyapısını bombalaması, savaşın sivil halk üzerindeki yıkıcı etkisini artırmıştır. Yapılan son anketlere göre Ukrayna halkının %72'sinin artık barış istediği belirtilirken; ABD'nin üçlü teknik görüşme teklifleri ve Hindistan'ın arabuluculuk girişimleri savaşın çıkmaz sokakta olduğunu göstermektedir.
Askeri lojistik ve strateji alanında ABD, İngiltere'deki Fairford Hava Üssü'nde bulunan bombardıman uçaklarını olası sabotaj riskleri ve modern İHA teknolojilerinin açık üslere getirdiği tehlikeler nedeniyle apar topar ana vatana geri çekmiştir. Bu hamle, günümüz savaş teknolojisinde açıkta devasa askeri varlık tutma devrinin kapandığını ve orduların yer altı tesislerine yöneldiğini kanıtlamaktadır. Öte yandan Çin'in, ABD ile yaptığı anlaşmalar doğrultusunda İran'a sağladığı uydu istihbaratını kestiği ve Pekin yönetiminin önceliği Körfez pazarına verdiği vurgulanmıştır.
Avrupa genelinde Fransa ve Belçika başta olmak üzere derinleşen toplumsal ve ekonomik krizler sokak olaylarını tetiklemiştir. Fransa'da lise ve üniversite öğrencilerinin başlattığı, sol ve komünist grupların destek verdiği organize gösteriler Macron yönetimini zor duruma sokarken; Belçika'nın başkenti Brüksel'in uyuşturucu ve asayiş problemleriyle anılması Avrupa Birliği'nin idari merkezindeki çöküşün sembolü olarak değerlendirilmiştir. Vatandaşların yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda kültürel ve egemenlik hakları üzerinden AB politikalarına başkaldırdığına dikkat çekilmiştir.
Rusya'nın Sibirya bölgesindeki bir laboratuvarda meydana gelen ve bir teknisyenin ölümüyle sonuçlanan influenza vakası, tüm dünyada kısa süreliğine veba salgını paniği yaratmıştır. Rus yetkililer 189 kişinin karantinaya alındığını ve olayda herhangi bir salgın yayılımı olmadığını açıklamıştır. Tarihsel süreçte salgınların imparatorlukları, inanç sistemlerini ve feodal yapıları kökten değiştirdiği hatırlatılmış; ancak günümüz konjonktüründe küresel devletlerin geçmiş tecrübeler sayesinde tam kapanma gibi ekonomik çöküş getirecek yöntemlere artık sıcak bakmadığı ifade edilmiştir.
İsrail iç siyasetinde ve dış ilişkilerinde de sert tartışmalar yaşanmaktadır. Eski Dışişleri Bakanı Liberman, ABD'de hangi yönetim gelirse gelsin Filistin devletini tanımak zorunda kalacağını savunarak Oslo Anlaşması'ndan vazgeçilmesi gerektiğini belirtmiştir. İngiltere ile İsrail arasında Doğu Kudüs'teki konsolosluk krizi ve diplomatik sınır dışı tehditleri yaşanırken; İsrail'in Batı Şeria'daki yıkımları ve sivillere yönelik saldırıları uluslararası alanda çifte standart tartışmalarını alevlendirmeye devam etmektedir.
🎯 Tarih Uzmanı Yorumu
Abdullah Çiftçi'nin aktardığı küresel gelişmeler, uluslararası ilişkilerde klasik hegemonya mücadelesinin yerini çok kutuplu, ideolojik ve bölgesel vekalet savaşlarına bıraktığını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Videoda ele alınan Brezilya'daki sağ-sol eksenli seçim çekişmesi, İspanya'daki erken seçim kararı ve Avrupa genelindeki kitlesel sokak hareketleri, ulus devletlerin küreselci merkezlerin dayattığı politikalarla halkın yerel talepleri arasında sıkışıp kaldığını göstermektedir. Bu durum, Batı ittifakı içinde dahi ideolojik ayrışmaların derinleştiğinin ve her ülkenin kendi iç dinamiklerine göre yeniden konumlandığının en somut kanıtıdır.
Tarihsel perspektiften bakıldığında, salgınlar, iklim krizleri ve enerji hatları üzerindeki kontrol mücadelesi insanlık tarihinin her döneminde büyük kırılma noktaları yaratmıştır. Sibirya'daki laboratuvar olayından yola çıkarak değerlendirilen salgın dinamikleri, biyolojik risklerin ve gıda güvenliğinin gelecek yüzyılın en büyük jeopolitik kozları olacağını doğrulamaktadır. Geçmişte vebaların feodalizmi yıkması gibi, günümüzde de dijitalleşme, yapay zeka ve tedarik zinciri krizleri ulus devletlerin yönetim mekanizmalarını kökten değiştirmekte; devletler bu tehditlere karşı daha merkezî ve tedbirli refleksler geliştirmek zorunda kalmaktadır.
Bununla birlikte, ABD'nin İngiltere'deki üslerden uçaklarını çekmesi ve Körfez'deki askeri yığınak stratejisi, açık askeri üstünlük devrininasimetrik tehditler ve İHA/füze teknolojileri karşısında sona erdiğini göstermektedir. İran'ın sivil halkı silahlandırması ve Yemen'deki çatışma dinamikleri, olası bir dış müdahalenin sadece bölgesel bir rejim değişikliğiyle sınırlı kalmayacağını, tüm Ortadoğu'yu içine alacak bir kaos senaryosunu tetikleme riskini barındırdığını ortaya koymaktadır. Bu stratejik riskler, bölge ülkeleri için hem büyük bir tehdit hem de kendi güvenlik mimarilerini yerli imkanlarla kurma zorunluluğunu beraberinde getirmektedir.
Türkiye'nin iç politikada yürüttüğü fon ve yolsuzluk soruşturmaları ile yurt dışındaki suçluların iadesi süreci, ülkenin uluslararası alandaki yaptırım gücü ve hukuki egemenliği açısından kritik bir eşiktir. Küresel finans ve istihbarat savaşlarının hız kazandığı bir dönemde, Türkiye'nin kendi iç mekanizmalarını tahkim etmesi ve sınır ötesi gelişmelerde (Yemen, Orta Doğu, Karadeniz) aktif diplomatik rol oynaması hayati önem taşımaktadır. Yatırımcılar, karar alıcılar ve analistler için mevcut konjonktür; ani krizlere karşı hazırlıklı olmayı, ideolojik yönlendirmelerden ziyade somut ekonomik ve stratejik verilere odaklanmayı zorunlu kılmaktadır.
Kanal: Abdullah Çiftçi