Cemal Demirtaş: Piyasalar için karar dönemlerine yaklaşıyoruz. [CNBC-e 2. Kısım]
Ata Yatırım · 2026-10-20
💡 Hızlı Bilgi
1. Hisse piyasasında aşırı sert hareketlerden kaçının, ne aldığınızı bilerek hareket edin.
2. Borsada son dönemde yaşanan şoklar ve likidite darlığı nedeniyle kaliteyi seçin, her hisseyi almayın.
3. Tüpraş gibi en çok beğenilen sağlam şirketlerde dahi sert dalgalanmalar olabiliyor, sabırlı kalın.
4. Elinde düşük hisse ağırlığı olanlar kademeli olarak yüzde 35 seviyesine kadar artırabilir.
5. Yatırımcılar hisse yükseliyor veya düşüyor diye refleksle işlem yapmaktan vazgeçmeli.
📊 Detaylı Açıklama
Konuşmacı Cemal Demirtaş, piyasaların şu anda son yılların en kritik ve hassas döneminden geçtiğini belirtiyor. Enflasyonun beli kırılmak üzereyken yaşanan fon skandalı ve piyasa sarsıntıları yatırımcıyı tedirgin etti. Yatırımcıların geçmişte olduğu gibi sadece hisse fiyatı hareketine bakarak alım satım yapma alışkanlığından tamamen vazgeçmesi gerekiyor. Aracı kurumlar ve fon yönetim şirketleriyle iletişimde alınan riskin çok iyi tahlil edilmesi şart.
Piyasada köpüklü ve balon olan, hiçbir temeli bulunmayan hisselerin bu süreçte zaten patladığını ve bunların hiç yatırım yapılmaması gereken varlıklar olduğunu vurguluyor. Sağlam ve en çok beğenilen şirket listelerinde yer alan Tüpraş gibi güçlü kurumlarda dahi likidite koşulları veya küresel gelişmeler nedeniyle sert hareketler görülebiliyor. Bu yüzden yatırımcıların günlük dükkan açıp kapatır gibi menkul kıymet alıp satmaması, sakin kalıp temele bakması gerekiyor.
Borsa genelindeki satış baskısının ne zaman biteceğine dair kesin bir takvim vermemekle birlikte, bilançoların gelmesiyle 22-23'ünden sonra hisse bazlı hareketlerin canlanmasını bekliyor. Merkez Bankası politikasının artık tartışılmıyor olmasını ve jeopolitik risklerin kontrol altında tutulmasını olumlu gelişmeler olarak sayıyor. Kaliteli şirketlerin normalde olmaması gereken seviyelerin bile yüzde 20 daha altında işlem gördüğünü, bunun da likidite darlığı ve zorunlu satışlardan kaynaklanan geçici bir durum olduğunu ifade ediyor.
Önümüzdeki dönem için portföy dağılımında her koşulda yüzde 35 oranında içeriği bilinen hisse senedi pozisyonu bulunması gerektiğini savunuyor. Kalan kısmın sabit faizli ve sabit kıymetli enstrümanlarla dengelenmesini öneriyor. Yüzde 20 gibi düşük hisse oranına sahip yatırımcıların bu oranı kademeli olarak yüzde 35 seviyesine çekebileceğini belirtiyor. Kötü günlerin aslında uzun vadeli yatırımcılar için birer fırsat penceresi açtığını, sabır testinin en zor aşamasında olunduğunu aktarıyor.
Yabancı yatırımcı ilgisinin sürdüğünü, Londra'daki görüşmelerde Türkiye'ye ve büyük şirketlere ilginin devam ettiğini söylüyor. Yabancıların da ekonomideki gidişatı ve atılan adımların şeffaflığını yakından incelediğini belirtiyor. SPK başkanı ve yetkililerin değişimi gibi süreçlerin ardından iletişimin son derece şeffaf yürütülmesinin, piyasa güveninin kalıcı olarak tesisi için hayati önem taşıdığını vurguluyor.
🎯 Finans Uzmanı Yorumu
Konuşmacının çizdiği tablo, Türk sermaye piyasalarının yapısal bir eşikten geçerken yaşadığı güven sarsıntısını ve buna eşlik eden değerleme anomalilerini net biçimde ortaya koyuyor. Fon krizleri ve zorunlu tasfiyeler piyasada geçici bir likidite çöküşü yaratsa da, bu durum rasyonel yatırımcılar için aşırı ıskontolu varlıklara erişim penceresi açıyor. Ancak bu pencere her şirket için geçerli değil; köpüğü alınmış, nakit akışı güçlü ve kurumsal yönetimi sağlam şirketler ile spekülatif kağıtlar arasındaki ayrım artık hayatta kalmanın tek koşulu.
Yatırımcı psikolojisi açısından en büyük tuzak, panik anında dip seviyelerden zararına çıkış yapmak veya tam tersi körü körüne alım dalgasına kapılmaktır. Yüzde 35 hisse ve kalanı sabit getirili enstrümanlardan oluşan dengeli portföy önerisi, mevcut yüksek faiz ortamında hem nakit akışı sağlarken hem de borsadaki uzun vadeli potansiyelden mahrum kalmamak için rasyonel bir orta yol sunuyor. Acemice yapılan alım satımlar yerine kademeli biriktirme stratejisi bu dönemde riskleri minimize eder.
Piyasaların kalıcı bir normalleşme sürecine girmesi sadece makroekonomik programın başarısına değil, aynı zamanda regülasyon kurumlarının şeffaflığına ve denetim kalitesine bağlıdır. Geçmişteki krizlerden ders çıkarılarak bu dönemin şeffaf bir şekilde raporlanması ve kurumsal kuralların işletilmesi, önümüzdeki on yılın sermaye piyasaları açısından kaderini belirleyecektir. Yatırımcıların bu süreçte kısa vadeli gürültülere odaklanmak yerine şirketin temel faaliyetlerine ve uzun vadeli ana trende odaklanması en sağlıklı yaklaşım olacaktır.
⚠️ Bu içerik yatırım tavsiyesi değildir.
Kanal: Ata Yatırım