Veciz AI — YouTube videolarının yapay zekâ özetleri

#CANLI | Sel Felaketlerinde Sorun Nerede? İklim Mi Değişti? - Pınar Işık Ardor İle Bu Akşam

TGRT Haber TV · 2026-10-16

▶ Videoyu YouTube'da izle

💡 Hızlı Bilgi

1. İstanbul ve Marmara Bölgesi'ni vuran şiddetli sağanak sele dönüştü; metrekareye 272 kilograma varan yağış düşmesi sonucu 3 kişi hayatını kaybetti, kayıp vatandaşları arama kurtarma çalışmaları başlatıldı.

2. Yağışların Sarıyer, Maslak, Ayazağa ve Kağıthane gibi eğimli ve dere yataklarının bulunduğu havzalarda yoğunlaşması nedeniyle araçlar sürüklendi, istinat duvarları yıkıldı ve ilk/orta dereceli okullar tatil edildi.

3. Canlı yayına bağlanan uzmanlar, afetin temelinde 85 yılın rekor yağışı ile Mega El Nino etkisinin yanı sıra dere yataklarının imara açılması, kontrolsüz betonlaşma ve su geçirmeyen şehirleşme politikalarının yattığını belirtti.

4. İBB ve İstanbul Planlama Ajansı'nın (İPA) kentin çoklu afet risklerini içeren 2050 Çevre Düzeni Planı'nı yıl sonunda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na sunacağı açıklandı.

5. Program sırasında son dakika gelişmesi olarak CHP İstanbul İl Başkanlığı görevine Merkez Yönetim Kurulu kararıyla Mehmet Ali Yüksel'in atandığı duyuruldu.


📊 Detaylı Açıklama

Program sunucusu Pınar Işık Ardor, İstanbul başta olmak üzere Kocaeli ve Sakarya gibi Marmara Bölgesi kentlerini etkisi altına alan rekor sağanak yağış ve sel felaketini ana gündem maddesi olarak ele aldı. Saatler içinde caddelerin göle döndüğü, araçların sürüklendiği ve evlerin su altında kaldığı aktarıldı. Felaketin ilk resmi bilançosuna göre Fatih'te su birikintisinde elektrik akımına kapılan 14 yaşındaki Mahmut, Ayazağa'da düşüp başını çarpan 34 yaşındaki bir vatandaş ve Kağıthane Deresi'nde cansız bedeni bulunan bir kişi olmak üzere 3 kişi hayatını kaybetti, kayıp 4-5 kişiyi arama çalışmaları sürüyor.

Muhabir Hanifi Bayar, selin en fazla tahribat yarattığı Sarıyer Ayazağa'dan canlı yayına bağlanarak Dereboyu Caddesi ve dere yatağının hemen çevresindeki manzarayı aktardı. Dere taşması sonucu cadde boyunca dükkanların balçıkla kaplandığı, esnafın kepenklerini temizlik için açtığı ve İSKİ vidanjörlerinin bodrum katlardaki suları tahliye etmeye çalıştığı bildirildi. İstanbul Valisi Davut Gül ve İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız'ın sabah saatlerinde bölgede incelemelerde bulunduğu, birçok aracın sürüklenerek hurdaya döndüğü ve altyapı çalışmalarının yetersiz kaldığı görüldü.

Prof. Dr. Doğan Yaşar, İstanbul'un Ekim, Kasım ve Aralık aylarının toplam normal yağışının 244 kilogram olduğunu, ancak mevcut sistemde sadece 1,5-2 gün içinde 272 kilogram yağmur düştüğünü vurguladı. Yaşanan bu durumun 85 yılın rekoru olduğunu belirten Yaşar, Mart ayından beri uyarısı yapılan Pasifik merkezli Mega El Nino doğa olayının etkili olduğunu, ısınan atmosferin daha fazla nem tutması sebebiyle benzer ekstrem yağışların 2026 yılı ve önümüzdeki 10-11 yıllık süreçte sıkça yaşanacağını açıkladı.

Prof. Dr. Doğan Yaşar, dünya genelinde iklim krizi söyleminin arkasına sığınılarak yönetsel hataların perdelendiğini savundu. Doğada rastgelelik olmadığını, kuraklık dönemlerinin ardından kaçınılmaz olarak bol yağışlı dönemlerin geldiğini ifade eden Yaşar; asıl sorunun iklim değil, suyu yönetememek ve dere yatakları ile dolgu alanlarına bilim insanlarının uyarılarını dikkate almadan imar izni verilmesi olduğunu aktardı. Örnek olarak İzmir Alsancak ve Kordon dolgu alanlarının yılda yaklaşık 2 santimetre çöktüğünü ve lodos dönemlerinde deniz suyunun drenaj kanallarından geri bastığını hatırlattı.

Prof. Dr. Şerif Barış, Birleşmiş Milletler terminolojisinde "doğal afet" değil, "doğa kaynaklı afet" tanımının kullanıldığını belirterek, doğa olaylarını insanın yanlış mühendislik ve yerleşim kararlarıyla felakete dönüştürdüğünü vurguladı. Maslak ve Ayazağa hattında binaların içine kadar giren sel sularının ve yıkılan istinat duvarlarının, suyun doğal akış yolunun binalarla kesilmesinden kaynaklandığını belirtti. Şerif Barış, Japonya'nın Sendai ve Tokyo şehirlerindeki taşkın kanalları ve yeşil kuşak önlemlerini örnek göstererek, Türkiye'de dere yataklarının tehlike zonlarının dahi yapılaşmaya açıldığını eleştirdi.

Prof. Dr. Şerif Barış, AFAD'ın 2018 yılındaki resmi raporunda Türkiye'yi açıkça bir "afet ülkesi" olarak tanımladığına dikkat çekti. İstanbul Planlama Ajansı'nın (İPA) 2050 yılı vizyonu kapsamında hazırladığı ve yıl sonunda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na teslim edilecek 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı'nda sel, heyelan ve deprem gibi çoklu afet risk haritalarının çıkarıldığını, bugün sular altında kalan dere kenarlarının bu planda en yüksek riskli bölgeler olarak zaten işaretli olduğunu belirtti.

Taşyapı Yönetim Kurulu Başkanı Emrullah Turanlı'nın canlı yayına gönderdiği mesajda, dere yataklarının ivedilikle boşaltılması, mahalle bazlı ada dönüşümlerinin yapılması ve yeşil donatı alanlarının artırılması gerektiği yönündeki çağrısı okundu. Emrullah Turanlı, belediyelerin oy kaygısıyla kaçak veya riskli yapıları yıkmaktan çekindiğini öne sürerek üniversitelerin ve akademisyenlerin acil toplantıya çağrılmasını talep etti. Prof. Dr. Şerif Barış ise riskli alan ilan etme yetkisinin bakanlıkta olduğunu, dönüşümün sadece belediyeler veya müteahhitler eliyle değil, devletin dar gelirli vatandaşa sunacağı finansal destek modelleriyle ada bazında çözülebileceğini belirtti.

Programın siyaset gündemi bölümünde, CHP Genel Merkezi ve MYK kararı doğrultusunda Gürsel Tekin'in yerine CHP İstanbul İl Başkanlığı görevine Mehmet Ali Yüksel'in atandığına dair resmi açıklama aktarıldı.

İkinci bölümde Sarıyer Ayazağa Dereboyu Caddesi'nden bağlanan Şevval İskender, sel sularının çekilmesinin ardından geriye kalan ağır hasarı ekrana getirdi. Birbirinin üzerine binen araçlar, balçıkla kaplanan caddeler ve bodrum katlarını basan sular nedeniyle bölgede elektrik ve doğalgaz kesintilerinin yaşandığı bildirildi. Bölgedeki internet ve iletişim altyapısının da sel sonrasında hasar gördüğü gözlendi.

Meteoroloji Uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Toros, mevcut ekstrem yağış dalgasının geçiş yaptığını ancak Türkiye genelindeki alçak basınç sistemi, sıcaklık farkı ve atmosferdeki aşırı nem yükü sebebiyle özellikle cumartesi günü yeni bir yağış sisteminin Marmara'yı vurabileceği uyarısında bulundu. Karadeniz üzerinden gelen sistemin deniz yüzeyi sıcaklığıyla birleşerek boğaz çevresine yüklendiğini, Beykoz ve Sarıyer hattındaki topografik eğimlerin suyu büyük bir kinetik enerjiyle vadi tabanlarına yönlendirdiğini kaydetti.

Prof. Dr. Hüseyin Toros, Kağıthane ve Cendere vadilerindeki su taşkınının ucuz atlatıldığını ifade ederek, sel sularının getireceği büyük bir hafriyatın veya bir tırın köprü altını tıkaması halinde Kağıthane merkezinin tamamen sular altında kalabileceğini ve yüzlerce insanın hayatını kaybedebileceğini dile getirdi. Toros, İstanbul'da yıllık 1 milyar metreküpü aşan su tüketimine karşın, gökten düşen bu yoğun yağışın yer üstünde tutulamayıp tahliye kanallarının yetersizliği yüzünden sele dönüştüğünü; acilen yağmur suyu hasadı, yeraltı sarnıçları ve su geçirgen zemin uygulamalarına geçilmesi gerektiğini ifade etti.

Şehir Plancısı Ali Kemal Şahinsoy (Kentsev Başkan Yardımcısı), kentsel dönüşümün Türkiye'de yanlış anlaşıldığını, 150-200 metrekarelik parsellerde sadece binayı yenilemenin afet direncini artırmadığını belirtti. Bitişik nizam yapılaşmada bahçelerin dahi beton ve fayansla kaplandığını, toprağın suyu emme katsayısının sıfırlandığını vurguladı. Çözüm olarak parsel değil, en az 10 parselin birleştiği ada bazlı dönüşümle taban oturumunun %40'a indirilip %60'ının yeşil alan bırakılması ve geçirgen sünger şehir modellerinin zorunlu kılınması gerektiğini anlattı.

Vadi İstanbul gibi lüks ve yeni projelerin dere tabanında yer almasını eleştiren Ali Kemal Şahinsoy, geçmişte fabrika alanı olan Cendere ve Kağıthane vadilerinin plan tadilatlarıyla konut, AVM ve ofis fonksiyonuna dönüştürüldüğünü hatırlattı. Şahinsoy, dere yataklarındaki binaların bodrum katlarına kesinlikle konut veya ofis iskanı verilmemesi, bu katların su basman seviyesi belirlenerek perde betonla depo olarak korunması ve imar haklarının bina üst katlarına transfer edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.


🎯 Haber Analisti Yorumu

İstanbul'da yaşanan son sel felaketi, Türkiye'nin mega kentlerindeki altyapı ve imar politikalarının iklim gerçekliği karşısında çöktüğünü net bir şekilde ortaya koymaktadır. 85 yılın yağış rekoru ve Mega El Nino etkisi gibi meteorolojik gerekçeler bir yere kadar hafifletici neden sayılabilse de, metrekareye düşen 272 kilogram suyun can kaybına ve yüz milyonlarca liralık maddi zarara dönüşmesi tamamen idari ve şehircilik ihmalidir. Doğanın su toplama ve deşarj havzası olan vadi tabanlarının "prestij projesi" adı altında yapılaşmaya açılması, afet riskini doğrudan davet etmiştir.

Programdaki uzmanların üzerinde uzlaştığı en kritik nokta, afet yönetiminin deprem odaklı kısırlıktan kurtarılıp çoklu afet planlamasına evrilmesi zorunluluğudur. 6306 sayılı Kentsel Dönüşüm Kanunu bugüne kadar neredeyse sadece bina bazlı deprem yenilemesi için kullanılmıştır. Parsel ölçeğinde yapılan bu yenilemeler kentin yeşil alanını artırmadığı gibi, taban alanını tamamen betonlaştırarak yüzey akış katsayısını tehlikeli seviyelere çıkarmaktadır. Eğer kentsel dönüşüm ada ve mahalle ölçeğinde %60 yeşil alan, sünger şehir zeminleri ve yağmur hasadı depoları şartıyla revize edilmezse, depremden kaçarken selde boğulma riski kronik hale gelecektir.

Sorumluluk zincirinde yerel yönetimler ile merkezi idare arasındaki yetki çatışması ve siyasi kutuplaşma, can güvenliğini tehdit eden en büyük engellerden biridir. Canlı yayında müteahhit kanadından gelen "belediyeler oy kaygısıyla kaçak yapıları yıkamıyor" tespiti ile uzmanların "bakanlık riskli alan ilan etmeli ve finansal destek sağlamalı" vurgusu, sistemdeki tıkanıklığı özetlemektedir. Dere yataklarının taşkın sınırları DSİ ve İSKİ haritalarında santim santim belliyken, buralardaki yapıların boşaltılamaması veya bodrum katlarına hala iskan verilmesi affedilemez bir yönetim zafiyetidir.

Önümüzdeki 10 yıllık periyotta küresel ısınma kaynaklı olarak Akdeniz ve Marmara havzasında kuraklık ile ani fırtına/aşırı yağış döngülerinin birbirini izleyeceği bilimsel bir gerçektir. Bu durum su fakiri olma yolundaki Türkiye için bir paradoksu beraberinde getirmektedir: Şehirler sel suları altında kalırken barajlar kuruyabilmektedir. Metropollerin gökten inen bu muazzam su kütlesini denize döküp kirletmek ya da caddelerde afete dönüştürmek yerine, yeraltı sarnıçları, kolektörler ve gri su arıtma tesisleriyle rezervlere aktaracak mühendislik yatırımlarına bütçe ayırması artık bir tercih değil, milli güvenlik meselesidir.

Kısa vadede vatandaşlar ve yerel idareler açısından atılması gereken en acil aksiyon, vadi tabanları ve dere yataklarında kalan tüm konutların bodrum kat iskanlarının iptal edilerek tahliye sürecinin başlatılmasıdır. Uzun vadede ise İPA'nın hazırladığı 2050 Çevre Düzeni Planı gibi bilimsel yol haritalarının merkezi hükümetçe tavizsiz onaylanması ve imar rantına kurban edilmemesi gerekmektedir. Kamuoyunun sosyal medya kaynaklı panik duyuruları yerine Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün radar ve erken uyarı sistemlerini anlık takip etmesi hayati önem taşımaktadır.

Kanal: TGRT Haber TV