#CANLI | İBB Davasında Aylardır Beklenen Savunma Başladı - Taksim Meydanı
TGRT Haber TV · 2026-10-14
💡 Hızlı Bilgi
1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü koordinesinde yürütülen kara para aklama ve rüşvet soruşturması kapsamında Halk TV'nin sahibi Cafer Mahiroğlu'nun şirketlerine ve çalışanlarına yönelik 17 kişilik yakalama kararı çıkarıldı; aralarında muhasebecisi ve akrabalarının da bulunduğu 11 kişi gözaltına alındı.
2. Silivri'de görülen İBB davasında bir numaralı sanık Ekrem İmamoğlu ilk kez kürsüye çıkarak üç fazdan oluştuğunu belirttiği kapsamlı savunmasının ilk bölümünü tamamladı.
3. İmamoğlu duruşmadaki ilk gününde dosyadaki 160'ı aşkın somut suçlamanın esasına girmeyerek salon mimarisi, siyasi yasaklar, ekonomi yönetimi, kur korumalı mevduat ve Kürt meselesi ekseninde politik bir söylev sundu.
4. Türkiye Belediyeler Birliği başkanlık seçimi öncesinde CHP ile Yeni Parti arasında uzlaşmazlık çıktığı, CHP'nin aday çıkarmama kararı almasıyla Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın'ın seçilme ihtimalinin kuvvetlendiği bildirildi.
5. İstanbul genelinde yaşanan şiddetli sağanak ve su baskınları sebebiyle Fatih Balat'ta 14 yaşındaki bir çocuğun elektrik akımına kapılarak hayatını kaybettiği açıklandı; motosiklet trafiği durdurulurken okullar tatil edildi.
📊 Detaylı Açıklama
İstanbul'da hayatı durma noktasına getiren sağanak yağış ve sel baskınları devam ederken, adli ve siyasi gündemin iki ana maddesi masaya yatırıldı. Açılışta Fatih Balat'taki Çukur Bostan Parkı'nda su birikintisine basan 14 yaşındaki bir çocuğun kaçak elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetmesi gibi kentsel altyapı ihmalleri aktarılırken, programın ana eksenini Halk TV dosyasındaki mali operasyon ve Ekrem İmamoğlu'nun Silivri'deki savunması oluşturdu.
Halk TV'nin sahibi Cafer Mahiroğlu merkezli başlatılan adli soruşturmanın, basın özgürlüğü ya da kanalın ekran yüzleriyle ilgili olmadığı, Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen organize bir rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve suçtan kaynaklanan mal varlığını aklama operasyonu olduğu belirtildi. Haklarında gözaltı kararı verilen 17 isimden 11'inin yakalandığı, Cafer Mahiroğlu dahil dört ismin ise yurt dışında bulunduğu aktarıldı.
Gözaltına alınan isimler arasında şirketin tüm mali trafiğini yöneten muhasebeci Harika Akkaya ile Cafer Mahiroğlu'nun soyadı tashihi öncesindeki aile bağlarını taşıyan Hasan, İbrahim ve Mustafa Özdemir gibi birinci derece yakınları yer alıyor. Listedeki kişilerin gazetecilerden değil, perde arkasındaki ticari şirketlerin resmi yetkililerinden ve muhasebe sorumlularından oluştuğu vurgulandı.
MASAK raporlarına yansıyan mali büyüklüklerde, şüpheli şirketler ve şahıs hesapları üzerinden 30 milyar TL'yi aşkın bir işlem hacmi tespit edildiği, sadece şirketler arası nakit hareketlerinde 1 milyar TL'nin üzerinde şüpheli giriş-çıkış bulunduğu kaydedildi. Bunun yanı sıra yurt dışına 522 milyon İngiliz sterlini, 251 milyon dolar ve 485 milyon euro tutarında devasa döviz transferlerinin yapıldığı belgelerle ortaya kondu.
Soruşturmanın kilit halkalarından birini oluşturan eski CHP Silivri İlçe Başkanı Doruk Bulut'un ifadeleri detaylandırıldı. Mahiroğlu'nun şirketinden emekli olan Bulut'un, patronunun ve şirket muhasebecisinin talimatıyla şahsi banka hesaplarını kullanarak milyonlarca liralık kaynağı Bostek adlı paravan firmaya ve çalışan eşine aktardığı, paranın gerçek kaynağını ise bilmediğini beyan ettiği aktarıldı.
İBB ve ilçe belediyeleri eksenindeki bakım-onarım ihalelerinde adı geçen Yusuf ve Fatih Yadoğlu kardeşlerin Bostek ve YST Otomotiv firmaları üzerinden belediyelerden yüz milyonlarca liralık ihaleler aldığı bildirildi. Şüphelilerin beyanlarına göre İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İETT gibi kurumlardan ihale alabilmek adına Mahiroğlu'nun aracılık yaptığı ve 14 milyon TL'nin üzerinde rüşvet dağıtıldığı iddiaları fezlekede yer buldu.
İddianamelere yansıyan ayrıntılarda Cafer Mahiroğlu, firari danışman İbrahim Bülbüllü, tutuklu iş adamları Remzi Baka ve Aziz İhsan Aktaş ile siyasetçilerin katıldığı özel koordinasyon toplantıları yapıldığı açıklandı. Belediyelerden hakediş tahsilatı tıkandığında devreye girilerek borç-alacak ilişkilerinin İngiltere'de mukim Hakan Arıcan gibi şahıslara yapılan şirket devirleriyle gizlenmeye çalışıldığı kaydedildi.
Silivri Cezaevi duruşma salonunda görülen İBB davasında ise Ekrem İmamoğlu aylar sonra ilk kez savunma kürsüsüne çıktı. 828 yıldan 2352 yıla kadar hapis istemiyle yargılanan İmamoğlu, savunmasını üç ana faza böldüğünü belirterek ilk gün duruşma salonunun mimarisini, kameraların çekim açılarını eleştirdi ve tutukluluk koşullarını anlattı.
İmamoğlu savunmasının devamında Ekim ayının özelliklerinden Fatih Sultan Mehmet'e, Cumhuriyetin ilkelerinden İstiklal Savaşı'nda savaşan dedesine kadar geniş bir tarihsel ve felsefi anlatım yaptı. Duruşma salonunda bulunan CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve partililere selam göndererek davanın tamamen cumhurbaşkanlığı adaylığını engellemeye yönelik siyasi bir kumpas olduğunu öne sürdü.
Dava dosyasında yer alan 160'ı aşkın eylem ve milyonlarca liralık somut yolsuzluk iddialarına değinmeyen İmamoğlu, gündemdeki kur korumalı mevduat, faiz oranları, enflasyon ve borsa dalgalanmaları üzerinden hükümetin ekonomi politikalarını hedef aldı. Hakkındaki iddialara yalnızca "Böyle bir fon veya sistem yok, tek bir kuruş bile bulamadılar" şeklinde genel bir inkarla yanıt verdi.
Siyasi değerlendirmelerinde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni, faşizm ve totalitarizm kavramlarını eleştiren İmamoğlu, Osman Kavala, Can Atalay ve Tayfun Kahraman dosyaları üzerinden yargı sistemine yüklendi. Konuşmasının bir bölümünde Kemal Kılıçdaroğlu'nu isim vermeden 21 Mayıs sürecinin işbirlikçisi olmakla ve iktidar yargısını kullanarak partiye çökmekle suçladı.
Duruşmada ayrıca tanık iş insanı Ali Nuhoğlu'nun Sarıyer Reşitpaşa'daki lüks villaların İSKİ alacaklarına mahsuben düşük bedelle İmamoğlu'nun paravan şirketine devredilmesine ilişkin anlatımları hatırlatıldı. İmamoğlu'nun somut villa devirlerini "ticari kar-zarar" olarak niteleyip doğrudan teknik savunma yapmaktan kaçındığı bilgisi paylaşıldı.
🎯 Haber Analisti Yorumu
Halk TV ekseninde Cafer Mahiroğlu'na uzanan mali operasyon ile Silivri'deki İBB duruşması birlikte okunduğunda, muhalefet cephesinin uzun süredir inşa ettiği medya ve yerel yönetim finansman modelinin hukuki ve operasyonel bir çöküş evresine girdiği açıkça görülmektedir. Şüpheli finansal işlemler, MASAK raporlarıyla kayıt altına alınan milyarlarca liralık şüpheli döviz transferleri ve itirafçı beyanları; meselenin salt bir "basın özgürlüğü kısıtlaması" argümanıyla geçiştirilemeyecek kadar somut bir organize mali çıkar ağına dayandığını gösteriyor.
Ekrem İmamoğlu'nun Silivri'deki ilk savunma performansı, ceza hukuku bağlamında suç isnatlarını çürütmeyi değil, siyasal kitle tabanını konsolide etmeyi amaçlayan klasik bir popülist retoriktir. Masadaki yüzlerce klasörlük ihale fesadı, hakediş rüşvetleri ve Sarıyer'deki gayrimenkul usulsüzlükleri gibi somut adli vakalara girmeyip Fatih Sultan Mehmet, KKM, faşizm ve salon mimarisi tartışması açmak; hukuki savunma zemininden ziyade olası bir mahkumiyet kararını "siyasi mağduriyet" anlatısına tahvil etme stratejisidir.
Medya ayağında ise gazetecilik kimliğinin, belediyeler üzerinden kurulan şirketlere, taşeron ihalelerine ve şahsi servet transferlerine perde yapılması en büyük mesleki deformasyondur. Cafer Mahiroğlu'nun İngiltere'de yaşayarak Türk yargısından kaçması ve Türkiye'deki basın çalışanlarının emeğini kendi ticari soruşturmalarına kalkan yapması, kamuoyu nezdindeki meşruiyet zeminini bütünüyle aşındırmaktadır.
Cumhuriyet Halk Partisi içindeki güç dengeleri açısından bu iki dosya tam bir kırılma noktasıdır. İmamoğlu'nun duruşma salonundan Kılıçdaroğlu'nu açıkça "darbe işbirlikçisi" ilan etmesi, parti içi uzlaşma ihtimallerini tamamen tüketmiştir. Aynı zamanda Türkiye Belediyeler Birliği sürecinde Yeni Parti ile yaşanan aday belirleme krizi, muhalefetin kurumsal birlikteliğinin yerel iktidar rantları ve kişisel ajandalar yüzünden nasıl parçalandığını gözler önüne sermektedir.
Yargılama sürecinin ilerleyen aşamalarında dinlenecek 70'i aşkın itirafçının beyanları ve MASAK'ın şirketler arası çapraz para transferi raporları karşısında siyasi söylevlerin hukuki geçerliliği kalmayacaktır. Gözaltı dalgasının belediye bürokrasisindeki üst düzey isimlere genişlemesi kuvvetle muhtemeldir; bu tablodan çıkacak en net analiz, rüşvet ve ihaleye fesat iddialarına somut mali kayıtlarla yanıt veremeyen aktörlerin orta vadede siyaset sahnesindeki manevra alanlarını tamamen kaybedeceğidir.
Kanal: TGRT Haber TV